SolPaylaşım  
Ana Sayfa  |  Yönetim Paneli  |  Üyeler  |  Giriş  |  Kayıt
 
OTURUYORSAN KALK; AYAKTAYSAN YÜRÜ; YÜRÜYORSAN KOŞ!
Yurt ve dünya sorunlarına soldan bakan dostlar HOŞGELDİNİZ .Foruma etkin katılım yapabilmeniz için KAYIT olmalısınız.
Yeni Başlık  Cevap Yaz
AİHM'in Demirtaş kararı ve bu yorucu, bıktırıcı iklim...           (gösterim sayısı: 166)
Yazan Konu içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 8.623
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

30 kere teşekkür etti.
36 kere teşekkür edildi.
Konu Yazan: melnur
Konu Tarihi: 24.12.2020- 03:54


Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 2016 yılından beri içeride olan Demirtaş hakkında ''"derhal serbest bırakılması için Türk hükümetinin gerekli tüm tedbirleri alması gerektiği”   kararını verdi. Olması gereken Demirtaş başta olmak üzere benzer durumdaki tüm tutuklu ve hükümlülerin bu karara bağlı olarak serbest bırakılmasıdır. Normali bu. Ama beklendiği gibi bizim Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan o herkese ve her şeye posta koyan tavrıyla ''bizi bağlamaz'' deyip çıkıverdi işin içinden. Demirtaş, Kavala ve benzer durumda belki yüzlerce insan boş yere yatıp duruyorlar, özgürlüklerinden, sevdiklerinden yoksun bir şekilde...

İnsan bu yönetim, bu rejim altında yaşamaktan yoruluyor. İşlerine gelmeyen her karara karşı çıkmak, uymamak, gereğini yapmamak konusunda keyfi bir yönetimi rutin hale getirmek gerçekten insanı bıktırıyor. Her şey bir yana, yasalar, şunlar bunlar...-ya bir insan bu kadar vicdan dışı bir tavrı nasıl gösterebilir? Bir insanın haksız bir şekilde özgürlüğünden   yoksun bırakacak bir tavrı nasıl gösterebilir? Demirtaş'ın ve benzer durumda olanların bırakılması MHP ile aralarında bir problem yaratacağı için ( başka bir açıklaması yok bu tavrın) bırakmama eğilimi içine girmek, bu yönde açıklamalar yapmak, ve olmayan hukukumuzu bile bu yönde baskılamak bu kadar basit olabilir mi? Yani adına Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi denilen bu ucube sistemin sadece tek bir kişinin keyfiyeti anlamına geldiği hala ve neden anlaşılmaz? Ve neden hala olan biten onca şeyden sonra bile bu keyfi yönetimin toplumsal ve siyasal alandaki desteği sürer gider?

Hepimiz sorumluyuz bu süreçten; bu anlayış, bu keyfiyet eninde sonunda bu ülkenin başından gönderilecektir. Çünkü koca bir ülke böyle bir zihniyeti daha fazla taşıyamaz; mümkün değil. Üzücü olan bu sürecin hala tam olarak anlaşılamaması ve gereğinin yapılması yolunda adımlar atılmaması ve siyasi pozisyon alınmamasıdır. İyi kötü bu konuda bir mücadele hattı örmek yolunda adımlar atanlara da sürekli muhalefet edilmesi... Muhalefete muhalefet edenler, bu yönde bir siyasi tavrı keskin muhalefetmiş gibi parlatıp toplumun ilerici ve demokrat kesimlerine sunanların   bu süreci değiştirmek yolunda en ufak bir önerileri var mı?

Sadece Erdoğan'ın tavrı değil ki toplumu bu kadar yoran; bir de umut bağlananlar, umut olması gerektiğine inandıklarımızın da bu süreçteki söylem ve eylemleri de aynı yorucu ve bıktırıcı duygu ve düşüncelere yol açmıyor mu?



Teşekkür edenler:   Proleter_Devrimci [06.01.2021- 23:36],

Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 8.623
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

36 kere teşekkür edildi.
30 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 25.12.2020- 05:02


AİHM'in kararı karşısında Erdoğan ''asla bırakmam'' türünden bir şeyler söylüyor. Yetmiyor, Demirtaş için ''terörist'' diyor. Sadece Erdoğan da değil, küçük ortaktan da bezer sesler yükseliyor. Sonra, atanmış İçişleri   Bakanı Süleyman Soylu boş durur mu; o da terörist diyerek o da koroya katılıyor ve Demirtaş'a öfkesini kusuyor. Peki AİHM'in bu kararından sonra   Demirtaş'ın tahliye edilmeme durumu olabilir mi? Hayır, bence elleri mahkum Demirtaş serbest kalacaktır. Kendileri ne söylerse söylesin tıpkı Rahip Bronson kararında olduğu gibi Demirtaş serbest kalacaktır. Tahliye kararının uygulanmaması durumunda eskiden olduğu gibi para cezası ile kurtulmak pek mümkün değil. AİHM insan hakları konusunda daha ciddi önlemler aldı para cezası dışında çok daha önemli yaptırımlar uygulama hakkı var. Örnekse kuruluşuna katıldığımız Avrupa Konseyi'nden ihraç edilmeyle karşılaşmak mümkün.

İktidar bunu göze alamaz. İçeride ekonomi dip yaptı. Acil paraya ihtiyaçları var. Yurtdışından bir sermaye akışı sağlanamadığında ülke ekonomisini çevirebilmek çok zor. Sadece Katar sermayesi ile bu iş olmaz. Böyle olduğu için de habire faiz yükseltiyorlar. Dün iki puan da yükseldi ve faiz yüzde 17 oldu. Dünyada en yüksek faiz ödemesinde onuncu sıraya yükseldik Faize karşı olduğunu söyleyen siyasi iktidarın elinde kala kala sadece yüksek faiz kaldı. Böyle olması bile kurtarmıyor. Sermaye çevreleri o kadar güvensizlik içinde ki, bu koşullara bile itibar etmiyorlar ve beklenen sermaye akışı bir türlü sağlanamıyor.


AİHM'in tahliye kararına uyulmadığında Avrupa Konseyi'nden dışlanma ve hatta Batı'dan kopma gerçeğiyle karşı karşıya kalınacaktır. Bu durumda güvensizlik daha da artacak ve sermaye akışının çnü hepten kesilecektir. İşte bu yüzden Avrupa'yla doğrudan karşı karşıya gelmeyi göze alamayacaklar ve Demirtaş'ın tahliyesi gündeme gelecektir.

Aslında bunun da yolu var. Daha önce örneklerini gördüğümüz gibi siyaseten bırakılmaması yönünde söylemlerde bulunanlar el altından mahkemelerin bu AİHM kararının gereğini yapmaları yönünde bir tavır takınılacaktır.

''Biz bırakmadık, bağımsız mahkemeler bıraktı.''






Bu ileti en son melnur tarafından 25.12.2020- 05:02 tarihinde, toplamda 1 kez değiştirilmiştir.
Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 8.623
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

36 kere teşekkür edildi.
30 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 27.12.2020- 09:48


AİHM kararı sonrası Selahattin Demirtaş'ın tutukluluğuna yapılan itiraz reddedildi.

Resim Ekleme
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) verdiği "derhal tahliye" kararının ardından avukatları Selahattin Demirtaş hakkında tahliye talebinde bulunmuştu.

Başvuruyu değerlendiren Ankara 7. Sulh Ceza Hakimliği, Demirtaş'ın "hukuki durumunda bir değişiklik bulunmadığı"nı gerekçe göstererek tahliye talebini reddetti ve Demirtaş'ın tutukluluğunun devamına hükmetti.

Mahkeme kararında, "Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca mezkur kararın Türkçe tercümesinin dosyaya gönderilmesi için Adalet Bakanlığına müzekkere yazılmış olup henüz cevabın gelmediği anlaşılmıştır. Şüpheli müdafileri tarafından ekte sunulan kararın tercüme metninin bulunmadığı, bu haliyle AİHM'nin kararının hangi başvuruya istinaden hangi suçlara yönelik, hangi kapsamda olduğu bilinemediğinden söz konusu kararın hukuken denetime elverişli olmadığı anlaşılmıştır" ifadesine yer verildi.

https://sol.org.tr/haber/demirtasin-tahliye-talebi-reddedildi-22450



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 8.623
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

36 kere teşekkür edildi.
30 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 29.12.2020- 10:23


Önümüzdeki yıl, Türkiye’nin durumu ve AİHM kararı - Metin Çulhaoğlu

Okuduğunuz yazı, 2020 yılının bu portaldaki son yazısı oluyor.  

Böyle yazılar çoğu kez bitmekte olan yılın genel bir bilançosunu verir.   Herkesin lanetle anmakta yarıştığı 2020 yılını bir kenara bırakıp önümüzdeki 2021 yılında bizi nelerin beklediğine bakmaya çalışalım. Burada, Türkiye’de siyasetin olası seyrini her yönüyle ele alamayacağımıza, Covid-19 ve aşısı konusunda da bir şey söyleyemeyeceğimize göre belirli bir başlığa odaklanmak en iyisi olacak:

Türkiye, ABD yaptırımları, AB’nin giderek açtığı mesafe, Selahattin Demirtaş özelindeki AİHM kararının “bağlayıcı” sayılmaması gibi konularda gerçekten güç, köşeye sıkışmış durumda mıdır?

Önümüzdeki 2021 yılı bu konularda ne gibi gelişmelere gebedir?

***

Türkiye’de, özellikle iç siyaset söz konusu olduğunda beklenmeyen, “sürpriz” denebilecek gelişmeler yaşanabilir.   Bunu kabul ediyoruz; ancak gündemimizde az önceki başlıklar yer alıyorsa görüşümüzü hemen belirtelim: 2021 yılında Türkiye’de ABD yaptırımları, AB’nin tutumu ya da AİHM kararına uyulmaması sonucunda “dönüş”, “kırılma”, “çark etme” vb. anlamında ciddi bir gelişme yaşanmayacaktır.

Bunların önemsiz başlıklar olduğunu söyleyecek değiliz kuşkusuz; ancak, solcular dahil pek çok çevre tarafından sanılanın aksine, bunların rejimi “köşeye sıkıştırıcı”, “çaresiz bırakıcı” ve “havlu attırıcı” sonuçlar vereceğini düşünmek için bir neden göremiyoruz.   Bu arada, örneğin AİHM kararı söz konusu olduğunda “artık mecburlar, uyacaklar, başka çareleri yok” gibi değerlendirmelerin neye dayanarak, hangi güvenle yapıldığını anlamakta güçlük çektiğimizi de ekleyelim.

Kanımızca burada sorun, Türkiye’yi gözden çıkarmanın batı (ABD ve AB) açısından taşıdığı risklerin azımsanmasından kaynaklanıyor. Sanki S-400, Doğu Akdeniz’deki gerilim ve AİHM kararına uyulmaması gibi sorunlar karşısında batı bu kadarının da fazla olduğu sonucuna varıp rejimin ve Erdoğan’ın üstünü çizecek, ipini çekecektir…

Oysa Türkiye, rejimi ne olursa olsun, salt jeopolitik-askeri yönden değil küresel finans düzeninin işleyişi açısından da önemli bir yerde durmaktadır. Bu bağlamda Türkiye’nin batıya çok ama çok, batının ise Türkiye’ye pek az muhtaç olduğu düşüncesinin gerçekte bir karşılığı olduğunu sanmıyoruz.

Erdoğan da böyle olmadığını bildiği için aklına estiğinde efelenebilmektedir. Bu efelenmelerin tamamen kof ve temelsiz olduğunu söylemek de mümkün görünmemektedir.

Yanlış anlaşılmasın: Türkiye’nin batıya rest çekip başka yerlere yönelme, “Avrasya” tercihinde bulunma gibi bir niyeti yoktur. Yalnızca, günümüz dünyasında, özellikle batıyla ilişkilerinde henüz pek dar sayılmayacak manevra alanları olduğunu bilmektedir ve oyununu da buna göre oynamaktadır.    

Özetle, 2021 yılı da bu manevralarla geçeceğe benzemektedir.

***

Söylediklerimizi biraz daha somutlama açısından rejimin AİHM’nin Demirtaş kararı karşısında ne yapabileceğine bakalım.

Bizce rejimin Demirtaş hakkındaki AİHM kararına uyup uymayacağında belirleyici etmen, kesinlikle Türkiye’nin Avrupa Konseyi üyesi olarak konumu, Anayasa’nın 90. Maddesi gereği uluslararası yargı kararlarının iç hukuka üstünlüğü, vb. olmayacaktır. Belirleyici etmen, rejimin iç siyaset hesapları olacaktır. Daha açık bir deyişle rejim Demirtaş’ı bırakırsa, bunun nedeni Demirtaş’ın içerde kalmasının iç siyaset hesapları açısından ek bir getirisi olmayacağı kanısına varılması olacaktır. Demirtaş içerde tutuluyorsa, bilinmelidir ki bu “rehinelikte” iç siyaset açısından hala bir yarar görülmektedir.

Açmaya çalışacağız.

***

Bugünkü rejim ve Erdoğan gibi bir siyasetçi açısından HDP’nin, diğer iller ayrı, 14 ilden 42 milletvekili çıkarmış olması büyük bir sorun, hatta bir “kabus” olsa gerekir. Sahneye nelerin konulacağını, ne gibi düzenlemelere başvurulacağını şu an bilemeyiz; ama bu kabustan kurtulmak için bir şeyler yapılacağı kesindir.

Eğer yapılacak işlerden biri, HDP kapatılsın kapatılmasın, sahneye Kürt oylarını bölmeye yönelik yeni siyasal aktörler çıkarılması ise, özgürce siyaset yapan bir Demirtaş’ın böyle bir projeyi akamete uğratacak birinci kişi olacağı da kesindir.   Sonuç herhalde açıktır: Bu tür bir proje rejimin gündemindeyse, Demirtaş içerde tutulacaktır.

Tahliye edilirse, aynı amaca yönelik başka “projelerin” ağırlık kazandığı sonucuna varmak gerekecektir.

Hepsi tartışılabilir; yeter ki olası bir Demirtaş tahliyesi AB’ye, hukuk üstünlüğüne, Anayasa’nın 90. Maddesinin işletilmesine bağlanmasın.

Herkes “İşte böyle, bunların gereği olarak”, vb. dese bile…

https://ilerihaber.org/yazar/onumuzdeki-yil-turkiyenin-durumu-ve-aihm-karari-121227.html



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 8.623
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

36 kere teşekkür edildi.
30 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 03.01.2021- 04:34


Çulhaoğlu'nun yazısında önemli bir ''detay'' var.   ''... HDP kapatılsın kapatılmasın, sahneye Kürt oylarını bölmeye yönelik yeni siyasal aktörler çıkarılması ise, özgürce siyaset yapan bir Demirtaş’ın böyle bir projeyi akamete uğratacak birinci kişi olacağı da kesindir.   Sonuç herhalde açıktır: Bu tür bir proje rejimin gündemindeyse, Demirtaş içerde tutulacaktır.'' Önemli. Çulhaoğlu yazısında değinmemiş ama iktidarın yabancı sermayeye acil bir şekilde ihtiyaç duyması AİHM'le ve dolayısıyla Avrupa'yla ilişkilerden kopmayı göze alamamasına yol açmayacak mıdır? Uyması durumunda ise Çulhaoğlu'nun altını çizdiği konu gündeme gelecektir ki, bu konu MHP ile sürdürülen ittifakın da zayıf karnını oluşturuyor. Aşağı tükürsen sakal yukarı tükürsen bıyık durumu...

AKP seçimlere kadar HDP ve Demirtaş üzerinden oyun kuracak, bu belli olmuştur. Çulhaoğlu'na katılıyorum özgürlüğüne kavuşmuş bir Demirtaş HDP üzerinden oynanacak oyunlara büyük ölçüde engel olabilme potansiyeline sahiptir. Bu durum AİHM kararı konusunda yeni bir kart açmasını da gerektirecektir ki, Demirtaş hakkında en kestirmeden bir tutukluluk gerektirecek dava açılması gündeme getirilebilir ve hızla sonuçlandırılabilir. Sanırım şimdi de böyle bir uygulamaya girişilecektir.

MHP'nin ''HDP kapatılma'' ısrarı da AKP'yi tatmin etmez. HDP kapatılmayacak ama belki kapatılmaktan beter bir hale getirilecektir. Bu yönde çalışmalar yapıldığı da basına yansıyor. Sanırım ilk önce nasıl yapacaklarsa artık, hazine yardımından mahrum bırakacaklardır. Demirtaş başta olmak üzere hemen hemen tüm belediye başkanları ve parti yöneticileri içerde tutuluyorken, hazine yardımından mahrumiyet ve bunların yanında alınacak başkaca sert tedbirlerle Kürt hareketi üzerinden iktidarda kalma siyaseti yürürlüğe konmuştur.

Farkında mıyız bilmiyorum ama, bu iktidar orada olduğu sürece çekilen acılar bir yana olan bu ülkeye, bu ülke insanlarına oluyor.



Yeni Başlık  Cevap Yaz



Forum Ana Sayfası

 


 Bu konuyu 1 kişi görüntülüyor:  1 Misafir, 0 Üye
 Bu konuyu görüntüleyen üye yok.
Konuyu Sosyal Ortamda Paylas
Benzer konular
Başlık Yazan Cevap Gösterim Son ileti
Konu Klasör Küresel ısınma sebebi ile dünya iklim krizinde proleter 0 2506 05.12.2013- 17:55
Konu Klasör HDP Parti Meclisi'nin 23 Haziran kararı melnur 11 2016 22.06.2019- 07:31
Konu Klasör Ayasofya kararından sonra sırada ne var? melnur 6 437 28.07.2020- 01:40
Konu Klasör TKP'den açıklama: Erdoğan kararını verdi, sıra halkta melnur 11 2811 20.06.2019- 06:51
Konu Klasör Tezkere mi dediniz? O konu çoktan karara bağlandı... özgür 0 2689 03.10.2013- 15:08
Etiketler   AİHMin,   Demirtaş,   kararı,   yorucu,   bıktırıcı,   iklim.
SOL PAYLAŞIM
Yasal Uyarı
Sitemiz Bir Paylasim Forum sitesidir Bu nedenle yazı, resim ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenebilmektedir. Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir. Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazı ve materyalleri 48 Saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır.
Bildirimlerinizi info@solpaylasim.com adresine yollayabilirsiniz.
Forum Mobil RSS