SolPaylaşım  
Ana Sayfa  |  Yönetim Paneli  |  Üyeler  |  Giriş  |  Kayıt
 
OTURUYORSAN KALK; AYAKTAYSAN YÜRÜ; YÜRÜYORSAN KOŞ!
Yurt ve dünya sorunlarına soldan bakan dostlar HOŞGELDİNİZ .Foruma etkin katılım yapabilmeniz için KAYIT olmalısınız.
Yeni Başlık  Cevap Yaz
Sosyalist Aday ya da Sosyalistlerin Adayı...           (gösterim sayısı: 95)
Yazan Konu içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 8.917
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

33 kere teşekkür etti.
43 kere teşekkür edildi.
Konu Yazan: melnur
Konu Tarihi: 04.06.2021- 00:00


Sosyalist Aday ya da Sosyalistlerin Adayı

2023 yılında gerçekleştirilecek Cumhurbaşkanlığı seçiminde, sosyalist solun ortak bir aday çıkarması yönündeki çok önemsediğim öneriyi vakit geçirmeden tartışmaya açmamız ve sonuçlandırmamız gerekiyor

RİFAT KORUR

Ender Helvacıoğlu dostumuz, en geç 2023 yılında gerçekleştirilecek Cumhurbaşkanlığı seçiminde, sosyalist solun ortak bir aday çıkarması önerisinde bulunduğu bir Facebook paylaşımı yapmıştı. Çok önemsediğim bu öneriyi vakit geçirmeden tartışmaya açmamız ve sonuçlandırmamız gerektiğini düşünüyorum.

Sosyalistlerin adayı ile sosyalist aday arasında fark var elbette ama şimdilik onu da tartışmayacağım ve eş anlamlıymış gibi kullanacağım.

KİME SOSYALİST DİYECEĞİZ?

Valla şimdilik beyanı esas alacağız. İçinde bulunduğumuz şartlar armudun sapı üzümün çöpü incelemeye değil, tam tersine kalınlamaya zorluyor bizi. Detaylar üzerinde hır çıkarma lüksümüz yok bence.

Ama nitelikli dolandırıcı olduğu ayan beyan görünen parti ve şahsiyetlerin beyanlarını da kabul edemeyeceğiz kimse kusurumuza bakmasın.

SOSYALİSTLER NEREDE DEĞİLLER?

Türkiye Cumhuriyeti Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının siyasi partiler sayfasında 106 parti var görünüyor. Ama 58-59 ve 90 numaralı siyasi parti haneleri boş. Yani 106 değil 103 parti var.

Bu 103 partiden 22 tanesinin,   ismiyle amblemiyle olmadı tüzük programıyla kendisini sosyalist veya komünist olarak gördüğü anlaşılıyor. Yazının sonuna bu 22 partiyi listeledim.  

Hariç tutmama bozulup bozulmayacaklarını bilemem ama bu yazının patronu ben olduğum için Perinçek’in Vatan Partisini, Ufuk Uras’ın Yeşiller ve Sol Gelecek Partisini ve Demirtaş’ın HDP sini o 22 parti içine koymadım. Dergi çevresi olarak da “Birikim” dergisi çevresini hariç tutacağım. Onlara nitelikli dolandırıcılık kıstasını uygulayacağım.

Geriye kalan diğer 22 parti de birazdan göstermeye çalışacağım gibi pek matah değiller ama bu üçünü sosyalist etiketli partiler arasında saymak kavramsal açıdan ayıp geldi bana. Benim elim gitmedi. Başkasının içine siniyorsa kendi listesine koysun kardeşim.

Elbette doğal olarak, CHP, DSP ve artık 7 üyesi kalmış merhum Mümtaz Soysal’ın Bağımsız Cumhuriyet Partisi de yok.

Şimdi:

22 sosyalist partiden 2 tanesinin genel başkanları bile partiye üye görünmüyor. 1 Nisan 2021 itibariyle bunların üye sayısı sıfır (rakamla 0). 35 üyeli Komünist Parti (KP) isminde bir parti ise Kemal Okuyanların TKP’sinin yedek partisiymiş.

ESP,EHP, EMEP gibi Alevi Kürt tabanına hitap eden, HDP listelerinden seçime giren ama sosyalistlik iddiası biraz daha vurgulu olan partiler var. Eski Kurtuluşçuların SDP’si adını Birleşik Devrimci Parti diye değiştirmişti. Onlar da HDK bileşenlerinden. Zaten 105 üyeleri var. Ayrıca TKP’den ayrıldıktan sonra kurdukları partinin adını TİP olarak değiştiren kalın bıyıklı yoldaş Erkan Baş’ın grubu da seçimlerde HDP ile birlikte davranıyor. TİP Ahmet Şık katıldıktan sonra mecliste 3 milletvekili ile temsil ediliyor. Eski adı ÖDP yeni adı Sol Parti olan parti HDK bileşenlerinden olmadı ama dönem dönem Ufuk Uras, Ertuğrul Kürkçü gibi adamları ya Kürt partisi listelerinden ya da gene Hadep’in bağımsız adayları arasından gösterip milletvekili seçtirdiler.

2 sosyalist partinin üye sayısı sıfır demiştik ya. 10 sosyalist partimizin de 100’den az üyesi var. Troçkist “4. Enternasyonal’in Türkiye seksiyonu” olan Sungur Savran hoca’nın DİP’i mesela 37 üyeye sahip. Genel başkan yardımcısı Fetöcü çıkan Tony Cliff’çi ve Troçkist ve de “yetmez ama evetçi” DSİP ise 81 üyeli. 6 sosyalist parti ise 100 ile 1000 arası üyeye sahip.

Sizin anlayacağınız üye sayısı 1000’in üzerinde sadece 4 parti var görünüyor. Onlardan biri de kuvvetle muhtemel gene HDP ile birlikte davranacak olan Erkan Baş’ın TİP’i. Milletvekilliği tatlı gelmiştir de HDP gene onları aday gösterir mi, bilemem orasını.

Her neyse. İşte bu sosyalist partilerin hepsinin birden 1 Nisan 2021 tarihindeki toplam üye sayısı 19.198 görünüyor.

Bazı partilerin elemanlarını kovuşturmalardan korumak için resmi üye yapmadığını, ayrıca işleri gereği üye olamayan ama fiilen bu partilere gönül vermiş sayabileceğimiz kişiler olduğunu ve bunun da bir bu kadar olduğunu varsayalım. 40 bin rakamına ulaşırız.

Ayrıca Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında görünmeyen partileşmemiş veya partileşmeye çalışan ama bir tür örgüt disiplinine sahip sosyalist gruplar da var.

Bunlardan bir tanesi mesela son dört beş ay içinde teşekkül eden MDD grubu. MDD grubunda Vatan Partisinin höt zörtle yönetilmesine ve Perinçek’in tasallutuna (inşallah sadece buna değil de sağcılaşmasına da isyan etmişlerdir) artık dayanamayarak son beş altı ay içinde VP’den istifa etmiş yaklaşık 800-1000 civarı dostumuz var. Bu dostlarımız VP’den kalma alışkanlıkla ve açık söyleyeyim MDD’ciliğin bizzat kendisinden dolayı sosyalist sıfatını hemen hemen hiç kullanmıyorlar ve Perinçek’in icadı olan, ortak çıkarlara sahip ve bir gemiye bindirilebilecek bir milletin var olduğu düşüncesine kimi nüanslarla olsa da sahipler.

Tek bir gemiye doldurulabilecek bir millet yok hâlbuki. Atlantik’te dolaşıp duran başka şeyler doldurulmuş gemiler varmış ama…

Ama olsun. Sosyalistlerin ortak adayı tartışmamızın ilgi alanına onları da dâhil edebiliriz eğer kendilerinin itirazı yoksa.   “Ne sosyalistliği birader” derlerse de canları sağ olsun.

MDD grubundaki arkadaşların zaman içinde hem düşünme hem de söylem açısından şimdilik çok benzedikleri VP’den farklılaşacaklarını tahmin ediyorum. Bu varsayım gerçekleşmezse, Türkiye’nin aklı başında insanlarının ve hatta bizzat bu grubun içindeki dostlarımızın sinirlerinin, rektifiye edilmiş de olsa, ikinci bir Vatan Partisine tahammül edebileceğini sanmıyorum. Zurna artık zırt edecektir.  

Bu türden sosyalist çevreler için de belli bir toplam nicelik tahmininde bulunalım ve toplam 10 bin kadar insan olduğunu varsayalım.

Böyle bir durumda sosyalist etiketli parti ve çevrelerdeki üye sayısı 50 bin civarı olacaktır.  

Ama ben gerçekte bu sayının 20 bini anca bulacağını düşünüyorum. Bunu girdiğim çalıştığım siyasi yapılarda şahit olduğum kayıtlı üye ile gerçek üye oranına dayanarak söyleyebiliyorum.

Üstelik bu 20 bin kişinin en az yarısının bağlı oldukları partiler, HDK’nın bileşeni veya HDP ile ilişkili olduğu için, bu 10 bin civarı kişinin parti disiplinine uygun davranacağını ve bir ortak sosyalist aday gösterme önermesinin ve çabasının onları hiç ilgilendirmeyeceğini kabul etmemiz gerekiyor. Onlar kendilerini sosyalist olarak etiketleseler bile onları sosyalist aday çıkarma içtimaından düşmemiz gerekecek.

Sonuç olarak:

Türkiye’de uçuk ihtimalle 50 bin, akıllı uslu ihtimalle 10 bin sosyalist mi var sadece? Eğer öyleyse hiç kendimizi yormayalım. Bırakalım dağınık kalsın.

Son seçimde 194.678 adet sandık vardı. Bu kadar sandıklı bir seçime 10 bin kişi ile girmeye kalkmak trajikomik bile değil düpedüz komik olur.

Ama Türkiye’nin modernleşme davası ve batı tarzı eğitimi neredeyse 120-130 yıldır sosyalist yetiştiriyor.   Bu insanlar daha 1965 yılında %3 oy alabilen bir sosyalist parti oluşturabilmişlerdi. Bu kadar az sayıda sosyalist olamaz.

O halde sosyalistler sosyalist partilerde değiller. Bu anlı şanlı, koca koca isimli sosyalist partilerden hiç biri bırakın emekçi sınıfları örgütlemeyi ve onlara önderlik etmeyi, hali hazır sosyalistleri bile ikna edememiş demek ki.

İYİ DE SOSYALİSTLER NEREDELER?

Sosyalistler her yerdeler.

Karşı devrimin saldırısı karşısında parça pencik olmanın yarattığı tehlikelerle boğuşuyorlar. Hayata tutunmaya çalışıyorlar.

Fabrikalarda, mühendis veya işçi olarak varlar. Bürolarda avukat, mühendis mimar olarak; hastanelerde doktor, hemşire, sağlık işçisi olarak; devlet dairelerinde memur olarak; belediyelerde işçi ve memur olarak, özel ve resmi okullarda öğretmen ve öğrenci olarak pek çoklar. Az sayıda ama çiftçi ve köylü sosyalist de var.

Gene az sayıda olmakla birlikte büyük şehirlerin esnafı ve kıyı kasabalarının turizm esnafı arasında da varlar.

Son dönem genç işsiz üniversite mezunları arasında rekor kırıyorlar.

Kendisine sorulduğunda “evet ben kendimi sosyalist olarak niteliyorum” diye cevap verecek akademisyen, sanatçı, bilim adamı, doktor, mühendis mimar sayısında dünya birincisiyiz muhtemelen.

Bu kişiler biraz ehlikeyif olsalar da öyle kenarda oturup durmuyorlar. Sendika ve odalarda örgütlü çoğu. Çevre derneklerinde çalışıyorlar. Hatta bizzat örgütlüyorlar. Ormanlara, su havzalarına parklara, kediye köpeğe kuşlara dağlara sahip çıkıyorlar. Kimileri mahalli kültür derneklerinde, kimileri de Alevi derneklerinde emek harcıyorlar.

En esaslı yekûn CHP’de bloke olmuş durumda.   Çoğu “AKP iktidarına karşı muhalefetin bütünleşmesi gerekir” diyerek orada olmayı veya oy vermeyi tercih ediyor. Ayrıca bireysel eğitimine ve yeteneklerine güvenen; daha fazlasını hak ettiğini düşünen, bir yerlere gelme hırsına sahip ve bu nedenle CHP’nin ne mene bir yapı olduğunu kabak gibi bildiği halde siyasi desteğe ihtiyaç duyduğu için CHP içinde yükselmeye çalışan önder nitelikli genç sosyalistler var.

Hayat devam ediyor çünkü. Hayat devrimcilerin keyfini, herhangi bir öncü partinin neredeyse ilahî bir mucize göstermesini bekleyecek değil herhalde.

HDP içinde de var sosyalistler. Bizzat emek harcayan kişiler olarak varlar veya seçmen olarak HDP hinterlandılar. Yok diyeni Allah çarpar. Ben şahsen pek çok sosyalist tanıyorum orada duran ve eminim hepinizin çevresinde de varlar. Bizden onlar. Bizim gibiler, bize benziyorlar. Bazılarına hayatımı geleceğimi çoluğumu çocuğumu gözümü kırpmadan emanet ederim.

Vatan Partisi içinde hâlâ kaldıysa yakında anlarız. Ama en düşük olasılık orada sosyalist adam kalmış olması bence.

Hâsılı:

15-75 yaş arasında olup da kendisine sosyalist diyecek insan sayısı bir milyonu geçmiyorsa ben bir daha hiç konuşmayacağım.

Üstelik bu insanların hemen hepsi, hayatlarının şu veya bu döneminde herhangi bir örgütlülük içinde bulundular. İllallah demiş olsalar da tecrübeleri var.

Bu illallah tecrübesi sosyalist aday projesi açısından avantaj da olabilir dezavantaj da. Emin değilim doğrusu.

Ama bu milyonluk sosyalist kütleden daha önemlisi Y kuşağının sonu ile Z kuşağının başına denk gelen bizim çocuklarımız. Marksist dile aşina olan biz gibilere bu türden kategorileştirmeler sıcak gelmiyor biliyorum. Ama gene de meramımı anlatmak için tercih edeceğim.

Bunları biz yetiştirdik. Ebeveyn – ergen çatışması var aramızda. Acayip gıcığız onlara. Şımarık buluyoruz. Gözümüze hiç sevimli gelmiyorlar. Hele bir baltaya sap olacağa hiç benzemiyorlar.   Oysa bu çocukları, homofobiden, başka milletlere düşmanlık besleyecekleri mesnetsiz şartlanmalardan ve dinsel sistemlerden neredeyse yalıtılmış olarak ve hemen hiç eziyet etmeden büyüttük biz. Bizden çok daha iyi beslendiler. Çok daha kaliteli sağlık hizmeti aldılar. Melezleyerek ürettik onları. O yüzden daha yakışıklı ve daha güzeller. Zekâları ise bize göre çok daha parlak.

İnternete denk geldiler. Bu çocuklar bence tarihin şu ana kadar gördüğü en kozmopolit, en enternasyonalist, kişilik yapıları açısından da sosyalistlerin ütopyalarına en uygun kuşağı oluşturuyorlar.

İşin hoş tarafı, tamamı değil elbette ama bize benzemeyen mütedeyyin ailelerin çocukları da etkilendi bu yönelimden. AKP’nin dindar ve kindar nesil proje gemisi şimdilik karaya oturdu.

NE YAPABİLİRİZ?

Çağrı ve tartışma kısmı için öneriler:
Çağrımızı yukarıda gösterdiğim üzere sosyalist partilerin ve grupların önderliklerine değil, doğrudan sosyalist kamuoyuna yapmalıyız ve bu insanlara, seçimlerin 1. Turunda, CHP’nin gene meymenetsiz bir aday gösterip ardından yapacağına adım gibi emin olduğum “tıpış tıpış” edepsizliğine katlanmak zorunda olmadıklarını gösterebilmeliyiz.

Cumhurbaşkanlığı seçiminde baraj sorunu olmadığını hatırlatacak esaslı ve güçlü bir çağrı yapmalıyız. (Sosyal medya herkese birden ışık hızıyla ulaşma imkânı sunuyor bize.)

2.Bu çağrıyı mümkün kılabilirsek içinde sosyalistlerin de olduğu toplumun en az % 35-40’lık modernist kesiminin tanıdığı bildiği ve değer verdiği kimi kişileri ikna edip onlara yaptırmalıyız.

3. Sosyal medya üzerinden yoğun bir kampanya sürdürerek dikkat çekmeliyiz.

4. Bu projeyi desteklemesi, desteklemese de haber değeri açısından önemsemesi muhtemel medya kişileri ile irtibat kurmalıyız. Meseleden görsel medyada ve yazılı medyada bahsedilmesini sağlayabilmeliyiz.

5. Kervan yolda düzülür. Bu önerinin anlamlı bir destek alması ve pandeminin izin vermesi durumunda kimsenin provoke etmesine izin vermeyeceğimiz toplantılar tertip edecek bir iletişim ve irtibat merkezi oluşturabiliriz. Ama o daha önceki milli merkez deneyiminde olduğu gibi, ya da eski Kuruçeşme toplantılarında olduğu gibi toplanıp durma hatasına düşmemeliyiz. Her toplantı birilerine hır çıkarma fırsatı sunuyor. Sosyalistlerin arasındaki “her b.ku ben bilirim”ci egosantrik adam ve kadın sayısının Türkiye ortalamasının çok üstünde olduğunu unutmamalıyız.

Adayın kim olacağının belirlenmesine yönelik öneriler:

1. Öncelikle bu aşamaya anlamlı ve dişe dokunur bir destek oluşturulabilirse geçmeliyiz. Bir aday gösterip yüz bin imzayı bulamamak rezalet olur. Durup dururken hiç lüzum yokken milletin şevkini kırarız.

2. Ender Helvacıoğlu bir nevi prototip olarak Korkut Boratav hocamızı önermişti. Ama ben bu öneriye katılamıyorum. Bizim çocuklarımızı da etkileyecek peşinden sürükleyecek değerli bir kişi bulmalıyız. Bu kişinin sosyalist literatüre hâkim olması, kül yutmaması, sosyalizmin bizim aşina olduğumuz kitabi dilini konuşması önemli değil. Hatta mümkünse konuşmasın.

3. Sol Kemalistlerin benimseyebileceği bir kişi olmalı bence. Ekmelettin vakasında, gerçekten protesto amacıyla sandığa gitmeyen bilinçli boykotçu kesimi en az % 5 olarak hesaplamıştım.

CHP gene saçma sapan bir aday gösterirse, hem sosyalistlerin hem de “ulan bu kadar da olmaz” diyecek Kemalistlerin alternatif olarak düşünebilecekleri bir isim olmalı.

Aynı zamanda geçmiş seçimlerde HDP’ye oy vermiş sosyalistlerin ilk tur için düşünebilecekleri bir isim de olmalı. Bu ikisini kaynaştırmak kolay olmayabilir elbette. Ama bu kaynaşmayı zaten eninde sonunda bir şekilde ülke ölçeğinde gerçekleştirme zorunluluğumuz var bizim. Yoksa bu millet bu şekilde 21. Yüzyılın sonunu biraz zor görür.

4. Bu kişi toplumun sevdiği bir sanatçı veya bir bilim insanı veya akademisyen ve mümkünse 35-55 yaş aralığında olsun. Kadın olmasının bir avantaj olup olmayacağını tartışmalıyız. Ben adayın kadın olmasının daha iyi olacağını düşünüyorum.

5. Adayın, haklarında yukarıda genel bilgi verdiğim ve yazının sonunda listesini sunduğum sosyalist Liliput partilerinden herhangi birine aidiyetinin olması hoş olmaz diye düşünüyorum.

6. Ben de prototip olarak bir isim önereyim. Yaşasaydı ve biraz daha genç olsaydı Tarık Akan

Adayın programı ve hedefleri neler olmalı:

Bu başlık altındaki görüşlerimi ayrı bir yazıyla sunmak isterim.

Olursa neler olur?

Aslında neler olabileceği hakkında tahminde bulunmak bu aşamada anlamsız görünüyor. Önce bu aday çıkarma fikrinin ne kadar destek bulacağına bakmamız lazım. Ama işin en zor kısmı olan bu kısmın geçildiğini varsayarsak ve aday gösterecek imzayı bulabilirsek:

1. O adayın kampanyası için çalışırken, teee 1966’dan beri ayrı düştüğümüz insanları tanıma tanışma ve birlikte iş yapma fırsatı buluruz. Hayatı biz gibiler için çekilmez kılan karşı devrimin saldırılarına karşı birlikte direnebileceğimiz yetenekli bir kadroya sahip olduğumuzu görürüz.

2. Kampanya boyunca yeni ve becerikli örgütçüler yeni ve genç önderler ortaya çıkar.

3. Ender Helvacıoğlu’nun dediği gibi, eğer % 2 ve üstünde bir oy alınabilirse bu oy oranı sonrası için güçlü bir partileşmenin alt yapısını oluşturabilir. Heveslenir ve heyecanlanır insanlar. Gençler bir umut görürler. Ayrıca 2. tur için söz hakkı doğacaktır ve adayımızın ve kadrosunun bu Cumhurbaşkanlığı ucube sisteminin değiştirilmesinde etkin bir rolü olacağı gösterebilecektir.

4. Sağlam ve sarsıcı bir aday bulabilirsek ve bu adayın kampanyasına çok erken bir zamanda başlayabilirsek düşük bir ihtimal de olsa, bu, CHP’nin kendi göstereceği adaya özen göstermesini ve abuk sabuk işlere kalkışmamasını da sağlayabilir. 12 Mart öncesinde TİP’in, 12 Mart sonrasında da güçlü sokak solunun varlığı CHP’nin sola kayışında etkili olmuştu. Şimdi yok. O yüzden CHP’liler köpeksiz köyde değneksiz dolaşıyorlar.

Bu yazıyı sesli düşünme gibi ele alabilirsiniz.

EK: SOSYALİST PARTİLER VE ÜYE SAYILARI

Birleşik Devrimci Parti 105
Devrim Hareketi 0
Devrimci İşçi Partisi 37
Devrimci Sosyalist İşçi Partisi 81
Emek Partisi 5.319
Emekçi Hareket Partisi 246
Ezilenlerin Sosyalist Partisi 395
Halkın Kurtuluş Partisi 351
İşçi Demokrasisi Partisi 0
İşçinin Kendi Partisi 92
Komünist Parti 35
Özgürlük ve Sosyalizm Partisi 95
Sol Parti 5.067
Sosyalist Emekçiler Partisi 17
Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi 473
Toplumcu Kurtuluş Partisi 89
Toplumsal Özgürlük Partisi 33
Türkiye İşçi Köylü Partisi 40
Türkiye İşçi Partisi 2.195
Türkiye Komünist Hareketi 895
Türkiye Komünist Partisi 3.564
Türkiye Sosyalist İşçi Partisi 69


https://eskimiyen.com/sosyalist-aday-ya-da-sosyalistlerin-adayi/



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 8.917
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

43 kere teşekkür edildi.
33 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 07.06.2021- 08:16


Ender Helvacıoğlu sosyalistlerin ilk seçimde ne yapmaları gerektiği konusunda bir yazı yayımlamıştı facebook'ta. Sonra ikini yazıyı yazdı ve bu yazıda Rifat KORUR arkadaşımızın bu yazısına değindi. Rifat Korur da yaptığı yorumda seçimde ne yapılmasına ilişkin görüşlerini aktarırken kayda değer bilgiler veriyordu. İlk seçimde sosyalistlerin ne yapması gerektiğine ilişkin görüşlerimizi pek çok başlık altında ele alıyoruz zaten; en sonuncu yorumu bu sayfada bulabilmek de mümkün. https://www.solpaylasim.com/k8325-sol-ve-demokratik-guclerden-aciklama-.html

Rifat Korur arkadaşın yazısında verdiği bilgiler önemli. Örnekse sosyalist partilerimizin durumu. Kimileri tamamiyle bir tabela partisi.   Kimisinin üye sayısı sıfır. Kimisinin genel başkanları bile partiye üye değil. On tanesinin üye sayısı ise 100'ün altında. Troçkistlerin durumu ise hepten vahim. Birinin 37, diğerinin 81 üyesi var. Üye sayısı 1000'in üzerinde dört parti EMEP, TKP, TİP ve SOLparti. Tamamının toplam üye sayısı ise 20bini geçmiyor. 19.187. ''Bazı partilerin elemanlarını kovuşturmalardan korumak için resmi üye yapmadığını, ayrıca işleri gereği üye olamayan ama fiilen bu partilere gönül vermiş sayabileceğimiz kişiler olduğunu ve bunun da bir bu kadar olduğunu varsayalım. 40 bin rakamına ulaşırız.''

Yazar bununla yetinmiyor, yaptığı çözümlemeyle ülkede 1milyondan fazla sosyalist olduğu çıkarımında bulunuyor. Gerekçelerini başlık yazısında okuyabilirsiniz. Katılıyorum, bence de kendini sosyalist-komünist olarak niteleyenlerin sayısı milyonun üzerindedir. Sadece solcu olarak tanımlayanlarla belki de bu sayı çok daha yüksektir. Peki o zaman sorun ne; bu arkadalar-dostlar neden kendilerini ifade edecekleri bir sol-sosyalist-komünist partiyi değil de, büyük çoğunluğuyla CHP'yi ve bir ölçüde HDP'yi tercih ediyorlar?

Önemli ve yanıtlanması gereken bir soru?

Ayrıca hem Ender Helvacıoğlu ve hem de Rifat Korur ilk seçimde yüzde 2'nin üzerinde oy alınırsa ''... bu oy oranı sonrası için güçlü bir partileşmenin alt yapısını oluşturabilir'' kanaatindeler. Bence burası tartışmalı. Şunu da ekleyeyim, sosyalistler, hepsi birden uygun bir adayda anlaşsa bile   olası bir ikinci turda AKP karşıtlığında yerini alacakları güçlü bir ses olarak dile getirmezlerse yüzde 2'ler ve 1'lerin hayal olacağını ve yine bindelikli oylarla yetinmek zorunda kalınacağını söyleyebilirim. Ama şu önemli. Diyelim ki, yüzde 2 oy alındı. Bu durum gerçekten ''partileşme konusunda bir sinerjiye'' neden olabilir mi?

Pek sanmıyorum. Yüzde 2'nin yakalanması zor.
Yakalansa bile partileşme konusunda bir sinerjinin ortaya çıkması da...

Daha sonraki yorumlarda bu konuyu ele almanın yararı olacaktır, diye düşünüyorum.








Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 8.917
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

43 kere teşekkür edildi.
33 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: Dün, 19:48


İlk seçimde bir veya daha fazla sosyalist aday olacak. Eğer tek   aday ve ayrıca seçim stratejisinde   anlaşılamazsa bile seçimde en az bir sosyalist adayın olması kesin gibi. Önemli olan bu seçimde sosyalistlerin kaç oy alacağı ise, daha önceki seçimlerde kaç oy alınmışsa ondan çok da fazla bir oy toplamaları hiç kolay değil. Çünkü bu seçimin özel bir durumu var. Çünkü bu seçimde iktidarın, saray rejiminin, siyaset diliyle dinci faşizmin iktidardan gönderme umudu toplumda yer etmiş bulunuyor. Bu koşullarda millet ittifakı yerine herhangi bir sol adayın desteklenmesinin saray rejimi karşısındaki toplumsal muhalefetin güç kaybına uğratılması algısı var ve bu algının da yanlış bir algı olduğunu söyleyebilmek hiç kolay değil.

İlk seçimde sosyalist partilerin önemli bir kısmının saray rejiminin karşısında yer alacağını düşünüyorum. Büyük bir olasılıkla da böyle olacak. Seçim ikinci tura kaldığında solun saray rejimi karşısında tavır alacağı konusu üzerinde bir mutabakat sağlanmazsa başta TİP ve SOLparti olmak üzere sosyalistlerin önemli bir kesimi böyle bir birliktelik içine girmeyeceklerdir. Farklı bir strateji kurmak isteyenlerin ise toplamda 100bini geçmeleri ''başarı'' sayılabilir.

Yok eğer, gerçekten bir sosyalist aday üzerinde anlaşılırsa ve sol seçime tek bir adayla girerse ne olur? Bence değişen pek bir şey olmayacaktır. Altını çiziyorum, bu seçimde kitleyi saray rejimi karşıtlığından söküp alıp sosyalist saflara katmak mümkün değil. Böyle bir siyasetin toplumda karşılığı olmaz ve toplum böyle bir siyasete kesinlikle omuz vermez. Bu yüzden saray rejimi karşıtlığından soyutlanmış bir sosyalist aday çalışmasından umulan sonuç çıkmayacaktır.

Bu yüzden bu konunun ülke koşullarına uygun bir zemine oturtularak tartışılmasında yarar var.



Yeni Başlık  Cevap Yaz



Forum Ana Sayfası

 


 Bu konuyu 1 kişi görüntülüyor:  1 Misafir, 0 Üye
 Bu konuyu görüntüleyen üye yok.
Konuyu Sosyal Ortamda Paylas
Benzer konular
Başlık Yazan Cevap Gösterim Son ileti
Konu Klasör Demirtaş: Sosyalist Partilerden Aday Gösterebiliriz yura 5 2393 25.02.2015- 15:35
Konu Klasör Sosyalistlerin HDP’de Ne İşi Var? ayhan 3 2972 06.12.2014- 14:01
Konu Klasör Sosyalistlerin seçimlerle ve ittifaklarla imtihanı solcu 1 2903 26.02.2015- 12:40
Konu Klasör ‘Sosyalistlerin birliği’ takıntısı- Ender HELVACIOĞLU denizcan 10 6460 10.02.2016- 13:34
Konu Klasör Neo-Libaralizmin sosyalistlerin içine giriş mikrobu. owert 1 3302 18.04.2016- 21:00
Etiketler   Sosyalist,   Aday,   Sosyalistlerin,   Adayı.
SOL PAYLAŞIM
Yasal Uyarı
Sitemiz Bir Paylasim Forum sitesidir Bu nedenle yazı, resim ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenebilmektedir. Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir. Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazı ve materyalleri 48 Saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır.
Bildirimlerinizi info@solpaylasim.com adresine yollayabilirsiniz.
Forum Mobil RSS