SolPaylaşım  
Ana Sayfa  |  Yönetim Paneli  |  Üyeler  |  Giriş  |  Kayıt
 
OTURUYORSAN KALK; AYAKTAYSAN YÜRÜ; YÜRÜYORSAN KOŞ!
Yurt ve dünya sorunlarına soldan bakan dostlar HOŞGELDİNİZ .Foruma etkin katılım yapabilmeniz için KAYIT olmalısınız.
Yeni Başlık  Cevap Yaz
Saray rejimini sandıkta yenilgiye uğratmak...           (gösterim sayısı: 287)
Yazan Konu içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 9.727
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

34 kere teşekkür etti.
45 kere teşekkür edildi.
Konu Yazan: melnur
Konu Tarihi: 12.01.2022- 03:44


Başlık atarken bile üç beş kez yazıp çiziyoruz. Malum ülkede demokrasinin kırıntısı kalmamış. (Yoksa bu cümleyi de mi değiştirsem?) Kimi yazıları face'e asıyorum uyarılar geliyor; ''sonunda başına bir şey gelecek'' diyorlar. AKP öncesini mumla arar hale geldik. Şimdi de İBB'de bir ''soruşturma'' yürütülüyor ya, üç beş müfettiş, İmamoğlu'nun başkanlık koltuğuna oturduğu günden bu yana belediyenin tüm dosya ve evraklarını incelemeye almışlar. Aslında İçişleri Bakanı Soylu'nun 550 dediği teröristin 5'ini gassal denilen ölü yıkayıcılığı kadrosunda bumuşlar. Adamların işi belediyede ölü yıkayıcılığı.Biri de AKP üyesiymiş. İmamlarmış, bir diğeri aldığı aylığın bir kısmını HDP'ye vermiş, öyle iddia ediyorlar. Buralardan İmamoğlu ve Kılıçdaroğlu'na ilişkin bir şey çıkar mı? Çıkmazsa ne gam! Karar verilmişse zaten İmamoğlu da görevden alınır, Kılıçdaroğlu ve Mansur Yavaş da... Her şey yapılabilir. Dedim ya, demokrasinin en ufak kırıntısı kalmadı. Ve dolayısıyla buralardan İmamoğlu ve Kılıçdaroğlu'na yönelecek bir siyasi tavır, sana bana mı ulaşmayacak?

Şaşırıyorum, gerçekten anlam veremiyorum, bir insan bütünüyle bir akıl yitimine uğramamışsa veya gizli açık saray rejiminin ajanlığına soyunmamışsa dinci faşizmi sandıkta yenilgiye uğratacak bir siyasi tavır göstermez mi? Ya da böyle bir tavrı, reddeden, görmezden gelen, önemsemeyen, çeşitli gerekçeler yaratarak yanlış bulduğunu söyleyen bir (siyasi) tavrı nasıl niteler, nasıl nitelemeli? Örnekse ''bir günlük ittifak'' anlamında saray rejiminin adayı olması muhtemel AKP Genel Başkanı Erdoğan'ın karşısına bir tek adayla çıkıldığında o adayı Erdoğan karşısında ''desteklemek'' ve seçim günü sandığa giderek gereğini yapmak bir burjuva ittifakın karşısında başka bir burjuva ittifakı desteklemek anlamına mı gelir?

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan'ı hala sıradan bir burjuva lider olarak niteleyen kalmış mıdır, bilmiyorum. Eğer böyle düşünen biri varsa ya saftır, olabildiince saftır, ya da gizli bir ajandası vardır. ( Ego tatmini için sanalda birtakım sabukluk içinde olan ve ''biz komünistiz, enternasyonal devrimci komünistleriz, öyle burjuvazinin gölgesinde siyaset yapmayız, ezberiyle dolaşanların ciddiye alınır bir yanları olmadığı gerçeğinin altını çizerek, bu tür örnekleri devre dışı sayıyorum.)

Soru 1, AKP'nin sandıkta yenilgiye uğratılmasını savunuyor musun, savunmuyor musun?
Soru 2, sosyalistlerin kendi başlarına böyle bir gücü yoksa, bu konuda saray rejiminin karşısındaki adaya sandıkta oy vermelerinin burjuva partilerden yana olmak anlamına gelmediği, konunun bu kadar basite ve sıradanlığa indirgememek gerektiğini üye ve sempatizanlara duyurmak/anlatmak gerekmiyor mu?
Soru 3, sosyalistler, içinde bulunduğumuz verili koşullarda hem (sosyalist) sınıf siyasetini yürütmeyi, hem sandıkta AKP-MHP ittifakının karşısında yer almayı gerçekleştiremiyorlar mı; çok mu zor geliyor?

Sosyalistler saray rejimini sandıkta yenilgiye uğratacak bir tavrı tutarlı bir şekilde bugünden ve açık ve somut bir şekilde ortaya koymalıdırlar. Sorun sadece sandık günü sandıkta gereğini yapmak da değil, bugünden buna yönelik bir siyasal tavır geliştirilmediğinde üye ve sempatizan kitlede meclis muhalefetini saray rejimiyle eşitleyen bir siyasi ezber ortaya çıkıyor ki, bu tavır, dışarıdan bakıldığında gerçekten itici görünüyor ve bir solcudan beklenmeyecek   bir gerçeküstü tavır gibi geliyor. Bu siyasetle sempatizan kazanılacağı, başka (sol) partiler gibi meclis muhalefetine yanaşmayarak bağımsızlığın korunacağı ve farklı olunduğunun etrafa gösterileceği ve sonuçta toplumal alanda etkimizin artacağı koşulların ortaya çıkabileceği...-bir yanlışlık var, bu tavırda.

Seçim sürecine girdik; insanlar giderek daha politize oluyorlar. Şimdiden kurmaya çalıştığımız stratejinin nesnel olanla örtüşmesi gerekiyor. Şimdiden ''seçim günü gerekeni yaparım'' demekle yetinerek bugünden yapılması ve yapılmaması gerekenleri seçim gününe kadar halının altına süpürmek anlamında bir söz ve eylemi strateji olarak benimsemek sanki sonradan düzeltilemeyecek bir hatalar zincirine yol açacak gibi geliyor bana. Sosyalistler bu konuda bir hataya düşmemeli; gerçekten çok büyük bir hata olur. Saray rejimi hafife alınmamalıdır. Bu konuda duygusallığa yer olmamalıdır. Üyelerimiz ve sempatizanlarımızla daha şimdiden ve çok da geç kalmadan saray rejimi karşısında doğru bir siyasal hat örebilmeli ve bu doğrultuda yol alabilmeliyiz. Dinci faşizm karşısındaki tavır hem ona, hem buna, hem nalına ve hem de mıhına vurarak sağlanmıyor, sağlanamaz. Gerçekçilikten çok uzak bir tavır bu.



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 9.727
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

45 kere teşekkür edildi.
34 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 13.01.2022- 06:43


Yine upuzun bir yazı ve yine tek bir tuşla silindiği için doğrudan konuya girerek yazmaya çalışacağım. Şöyle; AKP-MHP ittifakını pratikte görmezlikten gelen her söz ve eylemi ya cahilliğin dibi ya da gizli AKP'cilik olarak nitelemiştim. Bence ikisinin de ciddiye alınmaması gerek ama, sanalda, ( önceleri sözde sol, sosyalist ve dahi enternasyonal forumlarda) şimdilerde özellikle face'te bu tür örneklere sıkça rastlamak oldukça can sıkıcı geliyor bana. Böyle bir anlayıştan, böyle bir tavırdan sola, sosyalizme nasıl bir fayda gelebilir, kestiremiyorum. Faşizme karşı mücadelenin somut hali nasıl gerçekleştirilebilir?

2002 yılından bu yana bu topraklarda farklı bir rejim kurulduğunda anlaşabiliyorsak ve bu farklı rejimin de (her şey bir yana) solun üzerine yerleştiği zemini ortadan kaldıran bir yanı varsa, özellikle sosyalist solun bu konuda adına saray rejimi denilen kurumlaşmanın önünü almak ve siyasi iktidardan uzaklaştırmak için açık ve net bir tavır alması gerektiği sonucuna varıyorsak, bu gereksiz gevezeliklerin rahatsız edici ve sol açısından hiçbir anlam ve değeri olmadığını anlayamıyor muyuz? Zor mu, bu kadar basit bir sorgulamayı yapabilmek?

Bence zor değil, zor olmamalı ama böyle bir tavır yakın geçmişte söz sol, sosyalist ve dahi enternasyonal forumlara yansıdıysa ve bugün de özellikle face'e yansıyorsa başka bir şey var bunda. Öyle değil mi? ''Burjuva partilerinin gçlgesinde siyaset yapılır mıymış'' da, ''komünistler farklı davranır, farklı çözümlemelerde bulunurmuş''da... Eeee, faşizm, gericilik, toplumsal alanın giderek sola kapanıyor olması, cemaat ve tarikatların artık hemen hemen her alanda yerleşikliklik kazanması ve egemenlik kurması...

Bir solcunun bu soruları, içinden geçtiğimiz bu nesnelliği görmezlikten gelmesini anlayabilmek gerçekten kolay değil. ''Cehaletin dibi'' diyorum da, arkasından ''kendini solda gören biri için bu kadar cahillik de olmaz'' düzeltmesi geliyor. Bu sefer de, belki tamamı için değil de bir bölümü için ''gizli AKP'cilik'' olamaz mı diye geçiriyorum içimden. Yabancısı da değiliz; liberallerin AKP ile el ele, kol kola bu ülkeyi bu hale getirdikleri süreçte yine benzer bir tavrı sözde sol, sosyalist ve dahi enternasyonalist forumlarda görürdük. Keskin ''komünist, devrimci ve enternasyonalist tavır'' o zaman da bu gerici ittifak karşıtlığına yönelmişti, ulusalcı, sosyal şoven, ve hatta neo-faşist yakıştırmaları havada uçuşurdu. Şimdi de farklı değil. Yine dolaylı yoldan bir AKP korumacılığı seziyorum bu tavırda. 1923'le kurulan cumhuriyetin bütün ilerici birikimlerine karşı çıkan ve solculuğu da böyle bir şey sanan, bilmiyorum, belki özellikle böyle davranan, siyasal ve dinci gericiliği sol saflarda dolaylı olarak savunan bir kesim... Ciddye alalım mı, almayalım mı, o da ayrı bir konu.

Saray rejiminin yıkılması, dinci faşizmin ilk seçimde sandığa gömülmesi gerekiyor. O ilk seçimde hem parlamento seçimleri yapılacak ve hem de ''tek adam'ı seçeceğiz. Çözüm de çok basit aslında,tek adam seçiminde ''tek adam''ı seçtirmemek için   yapılması gerekeni bugünden ortaya koyacaız ve başta üye ve sempatizan kesimlere bunu anlatacağız, parlamentonun yenileceği seçimde de sosyalistler olarak sosyalizmin güncelliğinde ısrar edeceğiz. Anlayamadığım şey bizler ( sosyalistler, sosyalist partiler) bu ikisini birbirine değdirmeden savunmayı beceremiyor muyuz? Sosyalist olduğumuz bu iklimde, bu verili koşullarda muhalefete muhalefet etmekten mi geçiyor?



Yeni Başlık  Cevap Yaz



Forum Ana Sayfası

 


 Bu konuyu 1 kişi görüntülüyor:  1 Misafir, 0 Üye
 Bu konuyu görüntüleyen üye yok.
Konuyu Sosyal Ortamda Paylas
Benzer konular
Başlık Yazan Cevap Gösterim Son ileti
Konu Klasör Sandık ve sokak melnur 1 344 28.11.2021- 09:55
Konu Klasör AKP İstanbul'da sandığa gömüldü. melnur 2 1466 29.06.2019- 20:59
Konu Klasör Erdoğan-AKP darbesi yenilgiye uğratılabilir solcu 13 6180 18.12.2015- 10:31
Konu Klasör TKP Sosyalizim 1989 yilinda yenilgiye ugradi diyor sorgulayan 19 20907 07.03.2021- 00:02
Konu Klasör Saray tuzak kuruyor yura 1 3560 24.08.2015- 23:47
Etiketler   Saray,   rejimini,   sandıkta,   yenilgiye,   uğratmak.
SOL PAYLAŞIM
Yasal Uyarı
Sitemiz Bir Paylasim Forum sitesidir Bu nedenle yazı, resim ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenebilmektedir. Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir. Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazı ve materyalleri 48 Saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır.
Bildirimlerinizi info@solpaylasim.com adresine yollayabilirsiniz.
Forum Mobil RSS