SolPaylaşım  
Ana Sayfa  |  Yönetim Paneli  |  Üyeler  |  Giriş  |  Kayıt
 
OTURUYORSAN KALK; AYAKTAYSAN YÜRÜ; YÜRÜYORSAN KOŞ!
Yurt ve dünya sorunlarına soldan bakan dostlar HOŞGELDİNİZ .Foruma etkin katılım yapabilmeniz için KAYIT olmalısınız.
Yeni Başlık  Cevap Yaz
“İlk turda Erdoğan’a karşı çatı adayı destekleriz”           (gösterim sayısı: 526)
Yazan Konu içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 10.018
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

35 kere teşekkür etti.
45 kere teşekkür edildi.
Konu Yazan: melnur
Konu Tarihi: 03.04.2022- 02:45


“İlk turda Erdoğan’a karşı çatı adayı destekleriz”

Resim Ekleme
Bilgehan Uçak

TİP İstanbul Milletvekili Ahmet Şık’la Türkiye gündemini konuştuk. Şık, seçim sisteminin iktidarı koruma amaçlı hazırlandığını ifade ederek; bu düzenin değişmesi için “seçimlere muhalefet bloğu olarak en geniş katılımla gitmemiz gerekiyor” dedi ve ekledi: “Çatı adayı olmanın özelliklerini taşıyacak bir kişide uzlaşmamız gerekir. İlk turda Erdoğan’a karşı bu adayı destekleriz.”

Millet İttifakı’nın gündeme getirdiği Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem (GPS) önerisine nasıl bakıyorsunuz?

Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’in, Türkiye’nin içinde bulunduğu ucube sisteme nazaran doğru yönde atılan bir adım olduğunu düşünüyorum. Ancak bunu salt bir form tartışmasıyla çözemeyiz. Yani sadece sistemin adını koymak ve sınırlarını kurmak yeterli değil. GPS de kendi başına neler yapılacağına veya yapacağımıza dair bir şey söyleyemez. Dolayısıyla, altılı masada sistemin sınırları ortaya konsa da Türkiye’nin emekçilerinden, gençliğinden, azınlıklarından, tüm bileşenleriyle toplumsal cinsiyet eşitliğinden ve İstanbul Sözleşmesi’nden bahsedilmemesiyle birçok elzem konunun aslında ucunu açık bırakıyor. Bu bakımdan GPS tartışmalarının somutlaştırılmasını olumlu görüyoruz.

Ama eksik buluyorsunuz…

Bu tartışmaların eksikliklerini de işaret etmeyi ve Türkiye’nin demokratikleşmesi ve toplumda eşitliğin sağlanması için katkı sunmayı önemli bir görev olarak görüyoruz. Türkiye İşçi Partisi (TİP) olarak, Saray rejiminden, bu ucube sistemden kurtulmayı kesinlikle önceliyoruz, ancak yerine gelecek sistemin de Türkiye toplumunu kapsaması, toplumun derinlerine işlemiş sorunları dikkate alması ve halkı siyasette özneleştirebilmesi hayli önemli.

Güçlendirilmiş Parlamenter Sistemi doğru yönde atılan bir adım olduğunu düşünüyorum. Ancak yeterli değil.

Sonuç olarak biz şu aşamada GPS tartışmaları bakımından iki meseleye odaklanıyoruz. İlki, tüm karar mekanizmasını tek kişi şahsına sıkıştırmış bir sistemi tarihin çöplüğüne yollamalıyız. Bir kişinin Yüksek Seçim Kurulu (YSK) üyesinden üniversite rektörüne, vali-kaymakamdan emniyet müdürüne dek atama yapmasına, KHK’lerle ülkenin her yanına müdahale etmesine izin veren, olanak sağlayan bu sistemi kabul etmiyoruz; etmeyeceğiz. GPS tartışmaları en başta bunları konu edinmelidir. Demokratik, kurumsal güçlerin dengesini ve çapraz denetleme mekanizmalarını gözeten, evrensel hukuk normlarının egemen olduğu gerçekten tarafsız gerçekten bağımsız bir yargıyı işler kılan, basın özgürlüğü çıtasını üst seviyede tutan yasal değişikliklerin gerçekleştirildiği, temsil gücü yüksek, vatandaşların siyasi haklarını kırpmayan, tam aksine güçlendiren bir sistemi kurmamız şart. Diğer yandan GPS’nin toplumun geride bırakılmış, ezilmiş, tarihsel olarak temsil haklarına göz dikilmiş kesimlerinin siyasi haklarını garanti altına alacak bir tonda tartışılması gerekir.

EKSİKLİKLERİ SÖYLEMEK BİZİM GÖREVİMİZ

Bunları ben yapıcı eleştiri olarak okuyorum, ne dersiniz?


Bizim, sistemin ilan edilmiş haliyle tarafımızı belirleyerek eksikliklerine işaret ederek ortaya koyduğumuz yapıcı eleştirilerimiz de bu yöndedir. Az önce eksiklik olarak andığım buydu: Emekçilerin, gençliğin, kadınların, azınlıkların, LGBTİ+’ların da temsiliyetinin bu sistemle nasıl güçleneceğinin formüllerinin dillendirilmesi, bunların somutlaştırılması gerekiyor. Hep birlikte oluşturmamız gereken yeni toplumsal sözleşmenin anlamlı olabilmesinin tek koşulu bu. Dolayısıyla Millet İttifakı’nın GPS önerisi hem bu ucube sistemden kurtulabilmek bakımından önemli bir adım hem de yeni bir toplumsal sözleşmenin parçası haline gelebilmesi açısından eksik bırakılma lüksü olunmayacak kadar hayati.

Altı partinin bir araya gelmesini nasıl değerlendiriyorsunuz? Halkların Demokratik Partisi (HDP) ve Türkiye İşçi Partisi’nin de (TİP) o masada olması gerekiyor muydu sizce?

Bu konuda Erkan Baş’ın söylediği “Türkiye o masaya sığmaz” sözünü doğru buluyorum. Bu röportaj aracılığıyla da tekrar etmek istiyorum. Farklı “renkten” pek çok siyasi partinin bir araya gelmiş olmasını olumlu bulabiliriz. Ama Adalet ve Kalkınma Partisi’ne (AKP), Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ve kanlı, karanlık ve kirli sicile sahip geçmişteki kimi kullanışlı odakların ortaklığındaki Saray Rejimi iktidarını yıkmanın yolunu bulmak için bütüncül bir Türkiye resmi kurabilme becerisine ihtiyacımız var.

Kimsenin dışarıda kalmadığı senaryoda seçimlere gittiğimizde Saray rejimini yeneceğimiz kesindir. Dolayısıyla, bu altılı partinin kurduğu masada yeterince veya hiç temsil edilmeyen gençler, kadınlar, emekçiler, LGBTİ+’lar, çevreciler, onlarca farklı toplumsal odak ve grup söz konusu. Yine de Türkiye’de muhalefet odaklarının, muhalefet partilerinin bir araya gelmesini değerli buluyoruz. Saray rejimine, AKP’ye ve MHP’ye ve görünen ve görünmeyen işbirlikçilerine karşı güç birliği yapılan her çatı kendi içinde önemlidir.

PARLAMENTO DIŞINDAKİ PARTİLER DE O MASADA OLMALIYDI

Sizce TİP ve HDP neden o masada değil?


TİP’in veya HDP’nin de o masada olmaması meselesine gelecek olursak, sadece bu iki partinin değil parlamento dışındaki parti ve grupların da bulunmadığını anımsatarak söze başlamak gerek. Biz o tabloda tek tek partilerin yer almasından çok bütünlüklü bir toplumsal temsiliyetin ve iradenin kendisine yer bulamamasını temel sorun olarak görüyoruz. Bu bakımdan ‘biz neden bu masada değiliz’ diye eleştiri yapmadık, yapmayı da düşünmedik. Şerhimiz, “Tamam bu masa toplandı, muhalefet bir araya geldi” diyerek, birçok kesimi göz ardı eden ve belki daha ötesi, yok sayan aceleci tutum üzerinedir. Yoksa, Millet İttifakı’nın kendi müştereklerinde hareket etmesi, ittifak sınırlarını büyütmesi elbette iyi bir şey.

Kanımca, mevcut haliyle TİP’in ve ittifak için görüştüğü hareketlerin şu haliyle o masada olmasının henüz bir faydası yok. Olsa da herkes için eğreti durur. Ancak…

Kanımca, mevcut haliyle TİP’in ve ittifak için görüştüğü hareketlerin şu haliyle o masada olmasının henüz bir faydası yok. Olsa da herkes için eğreti durur. Ancak, dediğimiz gibi, Türkiye o masaya sığmadığı gibi, o masanın çehresinin de genişletilmesi bizim için değil, Türkiye için gerekiyor. İhtiyacımız olan “Yeni Türkiye” eskisinin restore edilmiş bir kopyası olmamalı. Mevcut karanlık dönemin inşası ve hegemonya kurmasında eski Türkiye’nin katkısını da düşünerek aslolanın salt bir iktidar değişimini öngörmeyen dönüşümü de sağlayacak bir sistem olması gerektiğini savunuyoruz. Mevcudu ve eskinin, varolanı başımıza bela eden kötücüllüklerini siyasetin çöplüğüne atıp demokrasi ve hukuk normlarının egemen olduğu, barışın hüküm sürdüğü eşit yurttaşlık temelinde bir Cumhuriyeti inşa etmek gerek.

ADAY İSMİ TARTIŞMAK ANLAMSIZ

Cumhurbaşkanı adayında bulunması gereken nitelikler nedir? Son dönemde adı sıkça telaffuz edildiği için soruyorum: Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylığına siz nasıl yaklaşıyorsunuz? Adaylık gerçekleşirse, TİP destekleyecek mi?


Türkiye’nin önündeki bu seçim nasıl bir ülkede yaşayacağımızın belirleyicisi olacak; ya özgür bir memlekette özgür yurttaşlar olarak yaşayacağız ya da kurulan suç düzenini devam ettiren siyasi parti kılığına girmiş mafyanın kontrolünde bir açık hava hapishanesinde yaşayacağız. Dolayısıyla diğer başlıklar söz konusu olduğunda tutturmaya çalıştığımız ilkeli çizgiyi, Cumhurbaşkanlığı adaylığında isim tartışmaları söz konusu olduğunda da sürdürüyoruz. Her koşulda ülkenin çıkarları, tek tek partilerin, şahısların üzerindedir.

Muhalefet bloğunun adayı son yirmi yılda yapılan soygunun, kötülüklerin hesabını sormaya gönüllü, ve cesaretli birisi olmalıdır.

Kısacası muhalefet bloğunun adayının Türkiye’de demokrasinin yeniden işler hale gelmesinde aracı olması gerekir. Altı oyulan, işlevsizleştirilmiş ve tek adam rejimini koruma memurlukları haline gelmiş kurumların bağımsızlığını sağlayacak biri olmalıdır. Yani bağımsız kamu kurumlarının ve güçler ayrılığının teminatı olmalı; bu sınırlara daima saygı gösterecek biri olmalıdır. Son yirmi yılda yapılan hırsızlığın, soygunun, kötülüklerin hesabını sormaya gönüllü, ve sorabilecek kadar da cesaretli birisi olmalı. AKP’nin beslediği ve büyüttüğü şeffaflık ve denetim mekanizmalarından uzak; tarikatlara, cemaatlere mesafe koyacak birisi olmalı. Türkiye’nin temel taşları olan evrensel hukuk normlarının egemen olduğu sosyal, laik ve tüm yurttaşların eşit olduğu bir cumhuriyeti kağıt üstünde bırakmayacak ve bu özellikleri canlandırılmasını sağlayacak biri olmalı.

Yani isim değil ilkeler, özellikler önemli…

Evet. Bu bakımdan biz Cumhurbaşkanı adayının ismini değil özelliklerini ve iktidar değişiminin yanı sıra Türkiye’nin dönüşümünü de sağlaması gereken bir sistemin temsilcisi olarak seçilmiş olmasını konuşmayı doğru buluyoruz. Yani mevzu bahis edilmesi gereken Cumhurbaşkanlığı seçiminde muhalefetin ortak adayının ismi değil, o ismin nasıl bir sistemi temsil edeceği olmalı.

Toplum olma duygusu hiç bu kadar zedelenmemiştir. Bu açıdan adayın yeni bir toplum sözleşmesinin zeminini kurması; bilhassa gençlerin, emekçilerin, kadınların ve azınlıkların haklarını teminat altına alması gerekir.

İlk sorunuza verdiğim yanıtta sistemin genel çerçevesini kabaca tarif ettim zaten. Ona ek olarak, Türkiye’nin herkesçe bilinen temel sorunlarını da sıralamak mümkün: Kürt meselesinin kimsenin onurunu zedelemeyecek bir barışı öngören siyasal bir çözümle halli, sivil ve eşitlikçi bir anayasa ihtiyacı, ceza yasalarının çağdaş ve evrensel hukuk normlarına uygun hale getirilmesi, yargı üzerindeki siyasi tahakkümün sona erdirilerek bağımsızlık ve tarafsızlığının sağlanması, çeşitli inanç gruplarının ve dahi inançsızların devlet nezdinde ve bürokraside eşitlenmesi, herkese eşit fırsat yaratacak bir eğitim modeli ve müfredatın yenilenmesi, doğa katliamlarına, imar talanlarına son verecek ve engelleyecek yasal düzenlemelerin yapılması, toplumsal cinsiyet eşitliği sorununun giderilmesi, emek sömürüsünü sona erdirecek yasal düzenleme ve yaptırımların hayata geçirilmesi, seçim barajı ve eşit temsili sağlayacak bir seçim sistemi…

Yani bir hayli sorun barındıran ve bu sorunların varlığından beslenerek siyasi varlığını sürdüren kirli politikacılar ve partilerle dolu bir ülke Türkiye.

YENİ BİR TOPLUM SÖZLEŞMESİ ŞART

Hal bu iken, ihtiyacımız olan, bir toplum sözleşmesi. Önümüzdeki seçimlerde İktidar değişikliğini sağlayacağı iddiasındaki Millet İttifakı bileşenlerinin, eğer pozitif anlamda Türkiye’nin dönüşümüne de niyetlilerse kabaca saydığımız sorunları nasıl, kimlerle, ne yöntemle ve ne kadar sürede çözeceğini taahhüt eden bir toplum sözleşmesini önümüze koyması gerek. Bu toplum sözleşmesini belirtilen sürede gerçekleştirdikten sonra da seçimlere gidileceğinin garantisi verilmeli. Yani, kişisel ve grupsal çıkarlardan azade, birbirini çapraz biçimde kontrol ve denetleme mekanizmasını da kurmuş ve denge gözeten, yurttaş menfaatini önceleyen gerçek bir demokrasi ittifakı kurulması elzem. Kısacası Cumhurbaşkanlığı seçiminde bir isimden önce bir toplumsal sözleşmede ittifak edilmesi gerekiyor. Bu gerçekleştiğinde ortak adayın kim olacağı sorusu da önemini yitirir ve Recep Tayyip Erdoğan’ın karşısına kimi koyarsanız ezici bir üstünlükle seçimi kazanır.

İkinci tura taşımaya hacet yok. İlk turda Erdoğan’a karşı bu adayı destekleriz. Destekleyeceğiz.

Bakın, toplum olma duygusu hiçbir iktidar zamanında bu kadar zedelenmemiştir. Bu açıdan muhalefet bloğunun aday göstereceği cumhurbaşkanı adayının yeni bir toplum sözleşmesinin zeminini kurması gerekir. Bunu yaparken de bilhassa gençlerin, emekçilerin, kadınların, azınlıkların haklarını teminat altına alması gerekir. “İkinci Ekmeleddin vakası” diye adlandırdığımız bir durumla karşılaşmak istemiyorsak, önce tarif etmeye çalıştığımız sistemi kurmalı sonra da hakikaten çatı aday olmanın özelliklerini taşıyacak bir kişide uzlaşmamız gerekir. Bunu da öyle ikinci tura taşımaya hacet yok. İlk turda Erdoğan’a karşı bu adayı destekleriz. Destekleyeceğiz.

SEÇİM KANUNUNUN AMACI İKTİDARI SÜRDÜRMEK

Cumhur İttifakı’nın seçim kanunu teklifine TİP nasıl yaklaşıyor?


Çeşitli aldatmacalar ve sözcük oyunlarıyla, mevcut suç düzenini yönetenlerin ve bu düzenden rant sağlayanların iktidarlarına devam etme arzusunu gösteren bir teklif bu. Her ne kadar “düşürdük” deseler de seçim barajının yüzde 7’ye yükseltildiği, yurttaş iradesinin temsil edilmesini engelleyeceği ve seçim kurullarında yapılmak istenen değişikliklerle bir takım hileli mekanizmaların kurulmasının önünün açılmak istendiği ve aslında ittifakların fiili olarak ortadan kaldırıldığı tespitini yapmak en doğrusudur.

Giderek derinleşen bir finansal kriz buna bağlı olarak daha da derinleşen bir yoksulluk ve yoksunluk var. Hem krizin hem de yoksulluk ve yoksunlaşmanın kaynağı olan yolsuzluk, yağma ve talan düzeni artarak sürmekte. Kürt meselesinden, toplumsal cinsiyet eşitliğine, derelerin kurutulup ağaçların kesilmesine, imar talanlarına, geçiş ve yolcu garantili yol köprü ve havalimanları projeleri yoluyla gerçekleştirdikleri sürdürülebilir soygun düzenine kadar her şey yerli yerinde iken sunulan yasa teklifinin ülkenin, halkın ihtiyaçlarıyla ilgisi olduğunu söylemek mümkün değil. Cumhur İttifakı “Oyumuz azalıyor ama koltukları korumak için mevcut imkanlarımızı kullanıp yasaları işimize yarayacak biçimde düzenleyelim” demiş. Buna göre bir teklif hazırlamış. Geçmişe baktığımızda görüyoruz, kaybettiğini gören pek çok iktidar benzer denemeler yapmış ancak başarılı olamamış, bu da başarılı olamayacak. Biz toplumsal muhalefetin enerjisine ve kararlılığına güveniyoruz, her durumda yenilecekler.

ERKEN SEÇİM BEKLEMİYORUM

Erken ya da baskın seçim kapıda mı yoksa bir sene sonra uygulanacağı için seçim 2023 Haziran’ında yapılacak anlamına mı geliyor?


Kişisel olarak erken seçim olacağını düşünmüyorum. Aynı zamanda Saray rejiminin kuralları umursamayacağını da sanmıyorum. Kendi koltuklarını, güçlerini kaybetmemek adına çeşitli yasal boşluklardan faydalanıp, yeni sistemi bir baskın seçimde kullanmaya çalışabilirler. Bu beni şaşırtmaz açıkçası. Biz ne kadar Türkiye’de düzgün, adil, eşit bir yaşam kurma derdindeysek, onlar da kendi ceplerini doldurma, çaldıklarının hesabının sorulmaması, haksızca elde ettikleri koltuklarını koruma derdindeler. Erdoğan’ın elindeki güce olabildiğince tutunup, seçimleri zamanında yapacağını düşünüyorum.

Kişisel olarak erken seçim olacağını düşünmüyorum. Ama yasal boşluklardan faydalanıp, yeni sistemi bir baskın seçimde kullanmaya çalışabilirler. Bu beni şaşırtmaz açıkçası.

Ancak bir fırsat görürse, çeşitli hamlelerle üstünlüğü yeniden ele geçirebileceğini hissederse de baskın seçime başvurabilir. Bu noktada çeşitli yasal tartışmalar var, bir baskın seçimde de yeni seçim yasasını kullanabileceklerine dair. Tek bildiğim, kaybetmemek için her şeyi göze aldıkları. Her türlü kötülüğü yapabilecekleri.

Baraj tamamen kaldırılmalı mı? Yoksa belli bir düzeyde tutulmalı mı?

Belli seçim sistemlerinde, mesela Türkiye’de nispi temsil de buna dahil, bir barajın olması gerekiyor, ancak bunu hangi raddede tutulacağı önemli olan. Örneğin, baraj Hollanda’da %0.67, Danimarka’da %2. Yeni seçim kanunu bunu %7 olarak öngörüyor, ben onu da hayli yüksek buluyorum. Türkiye’de yer alan siyasi odakların, seçimlere girme, toplumu temsil etme hakkı adil bir şekilde verilmeli. Barajı bu kadar yüksek tuttuğunuzda yeni, genç hareketlerin önünü kesiyorsunuz ve bu da siyaseti yaşlandırıyor, köhneleştiriyor. Türkiye’nin demokratik açıdan adım atabilmesi için, toplumsal gerçekliği meclise yansıtabilecek bir orana çekilmesi, partilere yapılan hazine yardımının da barajla beraber indirilmesi gerekiyor.

Bir baraj gerekiyor, ancak hangi raddede tutulacağı önemli. Örneğin Hollanda’da %0.67, Danimarka’da %2. Ben %7’yi hayli yüksek buluyorum. Barajı bu kadar yüksek tuttuğunuzda yeni, genç hareketlerin önünü kesiyorsunuz.

ALTILI MASA ÖNEMLİ AMA EKSİK

Üçüncü bir ittifak kurulacak mı? Bu ittifakın Millet İttifakı’yla ortak adayı desteklemesi durumunda etkisi 6’lı masada yer almaktan büyük olabilir mi?


Az önce Türkiye bu altı partiden oluşan fotoğrafa sığmaz derken alternatif bir temsilin de gerekliliğinden bahsetmeye çalışıyordum aslında. 6’lı masada eksik olan, toplumun azımsanmayacak bir kesiminin temsiliyeti aslında. ​​Kürtler, aleviler, sol/sosyalist güçler, gençler, öğrenciler, emekçiler, kadınlar, LGBTI+lar, çevreci mücadele, demokratlar, ilericiler, bu resimde kendine yer bulamıyor. Millet-Cumhur ittifakı ikili denklemi dışında kalan ama bir araya geldiğinde azınlık da olmayan bir toplumsal gruptan bahsediyorum. 6’lı masanın zaten bu toplumsal kesimleri temsil edemeyecek oluşu, Üçüncü İttifak’ın kurulma gerekliğini güçlendiriyor zaten. Malumunuz, 7 siyasi parti ve hareket Üçüncü İttifak görüşmelerini sürdürüyor. Hiçbir yurttaş temsilden hakkından mahrum bırakılmasın diye Üçüncü İttifakı ya o haliyle ya bu haliyle kuracağız; kurmak zorundayız. Türkiye’nin Üçüncü İttifak’a, yeni bir soluğa, siyasette yeni bir odağa ihtiyacı var, bu güçlü alternatifi yaratmanın sorumluluğu da bizim üzerimizde. Ben bunu çok önemli buluyorum.

Yedi siyasi parti ve hareket Üçüncü İttifak görüşmelerini sürdürüyor. Hiçbir yurttaş temsilden hakkından mahrum bırakılmasın diye Üçüncü İttifakı ya o haliyle ya bu haliyle kuracağız; kurmak zorundayız.

Sorunun diğer kısmına gelecek olursak, AKP’ye onun kurduğu Saray rejimine karşı mutlak bir zafer için muhalefet bloğunun toplumun herhangi bir kesimini dışarıda bırakma lüksü yoktur. Üçüncü ittifakın muhalefet bloğuna sunacağı en büyük katkı buradan olacaktır. Çünkü Üçüncü İttifak’ın mobilize ve motive edeceği kitle cumhurbaşkanlığı seçimlerinde kazanın kim olacağını belirleyecektir.

İLK TURDA EN GENİŞ KATILıM ÖNEMLİ

Katıldığınız bir yayında Üçüncü İttifak’ın adı ile ilgili bir soruya verdiğiniz yanıt sosyal medyada tartışma konusu oldu. Solcu olmamaktan tutun da sol demeye korktuğunuza kadar birçok eleştiri yapıldı. Bu eleştirilere ne diyeceksiniz?


Benim Nevşin Mengü’nün programında dile getirdiğim ifade bağlamının dışında değerlendirildiği için bahsettiğiniz tepkilerle karşılaştı aslında. Erdoğan’ı ilk turda yenip Saray rejimini tarihin çöplüğüne yollamamız için seçimlere muhalefet bloğu olarak en geni şkatılımla gitmemiz gerekiyor. Az önce 6’lı masanın eksiklerinden bahsettim. Türkiye’nin o masaya sığmayacağını da öncesinde vurguladık, bu röportaj vesilesiyle de bir daha dile getirdim.

Üçüncü İttifak’ın isminin ne olacağı, kimleri temsil edeceği konusunda da aslında aynı yaklaşımı gösteriyordum. Kanımca ittifak bileşenleri olarak, Üçüncü İttifak’ın temsil sınırların ıve gücünü elimizden geldiğince geniş kılmak gerek. Kadınların, emekçilerin, demokratların, ilericilerin, etnik azınlıkların, resmî ideolojinin dışında kalan dini inançların, gençlerin, LGBTİ+’ların temsil edilebileceği bir ittifaka açıkça ihtiyacımız olduğunu görüyoruz. Bu bakımdan ittifak ismi gibi daha hiçbir şey ortada yokken sınırlayıcı bir tartışmaya enerji harcamamak gerektiğini vurgulamaya çalışıyordum. Bir isim bulma aşamasına gelindiğinde de kimseyi ikincil konuma düşürmeyen, ama sol karakterinden de taviz vermeyen, düzen siyasete karşı tavrını belli eden bir isim bulmaya odaklanmamız gerektiğini düşünüyorum.

Az önce 6’lı masanın eksiklerinden bahsettim. Türkiye’nin o masaya sığmayacağını da öncesinde vurguladık, bu röportaj vesilesiyle de bir daha dile getirdim.

İttifak ve bileşenleri elbette sol/sosyalist çizgide olacak, hatta seçimlerden sonra bu hareketlerin bir sol/sosyalist blok olarak varlık göstermesi çok önemli. Türkiye İşçi Partisi de bu hareketlerin önemli bir parçası. Ama Üçüncü İttifak’ın içinde farklı kesimler ve odaklar da yer almalı. Düşüncem, bunu bir etiketin ötesinde görmek ve Türkiye’nin cidden ihtiyaç duyduğu sol politikaları ve duruşu ittifak olarak ittifak içinde belki de bir sol blok üretebilmemiz.

Bu açıdan ittifakın isminin ne olacağı ittifak bileşenleriyle ortak karar sonucunda belirlenecek ve kanımca bu ikincil de bir mesele. Asıl vurgu daha çok, ittifakın temsil edeceği kesimlerin iyice belirlenmesi ve ittifakın hedeflerinin somut olarak siyasi söylemlere ve çözümlere dökülmesi. Adının ne olduğundan ziyade, nasıl bir duruş sergilediği, Türkiye’de neleri değiştirmek istediği, neye alternatif olduğunu yaptığımız siyasetle göstermeliyiz. O açıdan kastım, konunun bir kimliğe sıkıştırılmamasıydı. Ancak kendimi de eksik ifade ettim sanırım. Yine belirtmem gerek, Üçüncü İttifak, bu ülkedeki kurulan düzeni değiştirebilecek veya onu restore etme çabalarına karşı durabilecek çok güçlü bir odak olarak ortaya çıkabilir, bu potansiyele sahip. Bunun en önemli ayaklarından biri de elbette yıllardır Saray Rejimine karşı gözü kapalı mücadele eden sol ve sosyalist hareketlerdir.

https://www.politikyol.com/ilk-turda-erdogana-karsi-cati-adayi-destekleriz/



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 10.018
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

45 kere teşekkür edildi.
35 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 07.07.2022- 06:16



Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın egemenliğine son vermenin yolu altılı masanın birlikteliğine bağlıdır. Daha da daraltırsak CHP ve İYİP'in ortaklaşa çalışması ve işbirliği olmadan saray rejiminin egemenliğinden kurtulabilmenin başkaca br yolu bulunmuyor. Ve ısrarla ve biraz da anlamsız bir biçimde HDP'nn bu masada bulunmamasının bir eksiklik olduğu görüşü de bana göre doğru değil.   AKP MHP ortaklığını sandıkta yenilgiye uğratabilmesinin yolu İYİP'in ''küstürülmemesi'' CHP ile birlikteliğinin sürdürülmesine bağlı olduğu gerçeğinde yatmaktadır. İYİP ve dolayısıyla AKP'den kopmuş diğer sağ partiler olmadan Erdoğan'ı sandıkta yenilgiye uğratmak mümkün değildir CHP HDP ve diğer sol-sosyalist partiler bir araya geldiklerinde toplumsal alandaki güçlerinin toplamı sandıktan önde çıkmaya yetmiyor. Basit manıkla bie İYİP'e ihtiyaç var ve İYİP'in oturduğu masada da HDP'ye yer olamaz. Mümkün değil. Eşyanın doğasına aykırı bir şey bu. Peki bu ne anlama geliyor; HDP'nin ötelenmesi, dışlanmas ve umursanmaması mı?

HDP yapabildiği oranda TİP başta olmak üzere bir sol ittifak kurmalıdır. CHP HDP'siz bir destekle Erdoğan'ın yenilgiye uğratılmasının mümkün olmadığının bilincindedir. HDP'nin masa etrafında olmaması onunla bir ilişki kurulmayacağı ve bu ilişkinin seçim sonrasında da sürdürülmeyeceği anlamına gelmez ki. Bu ülkeye gerçek anlamıyla bir barış gelecekse ve bu barış Demirtaş'ın terminolojisiyle Türkiyelileşme gerçeğini de içerecekse ki böyle olduğuna da inanıyorum, HDP bu ülkenin bir gerçeğidir ve demokrasinin bu topraklara yerleşebilmesini en öneml öznesidir. Sanırım bu gerçeklik CHP ve Kılıçdaroğlu tarafından da benimsenmiş olmalıdır.

Özetle HDP'yle CHP arasında bir ilişkinin hem seçim öncesinde kurulmuş olduğuna ve hem de seçim sonrasında sürdürüleceğine inanıyorum. Eminim bu iki parti arasındaki görüşmelerde bu konu detaylandırılıyordur. Bu yüzden HDP'nin altılı masaya dahil olmaması gerekiyor. İYİP orada olduğu sürece, İYİP değişmediği sürece ve İYİP'e de sandık sonuçları açısından ihtiyaç duyulduğu sürece ''HDP masada neden yok?'' sorularının bir anlamı yok. Gereği de yok.

Bence her şey hiç olmadığı kadar uyarında gidiyor.



Yeni Başlık  Cevap Yaz



Forum Ana Sayfası

 


 Bu konuyu 1 kişi görüntülüyor:  1 Misafir, 0 Üye
 Bu konuyu görüntüleyen üye yok.
Konuyu Sosyal Ortamda Paylas
Benzer konular
Başlık Yazan Cevap Gösterim Son ileti
Konu Klasör Seçim ilk turda biter melnur 1 290 01.07.2022- 06:55
Konu Klasör Sosyalist Aday ya da Sosyalistlerin Adayı... melnur 7 1177 13.08.2021- 07:41
Konu Klasör Erkan Baş: Erdoğan’a tarihin en büyük yenilgisini yaşatabiliriz... melnur 1 233 29.09.2022- 09:05
Konu Klasör 'Erdoğan’ın kaybetmesi için hem taktiksel hem de stratejik olarak her şeyi yapacağız'... melnur 0 452 25.12.2021- 10:18
Konu Klasör Umutsuzluğa karşı mükemmel bir ilacımız var... melnur 0 1351 17.12.2019- 06:13
Etiketler   “İlk,   turda,   Erdoğan’a,   karşı,   çatı,   adayı,   destekleriz”
SOL PAYLAŞIM
Yasal Uyarı
Sitemiz Bir Paylasim Forum sitesidir Bu nedenle yazı, resim ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenebilmektedir. Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir. Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazı ve materyalleri 48 Saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır.
Bildirimlerinizi info@solpaylasim.com adresine yollayabilirsiniz.
Forum Mobil RSS