SolPaylaşım  
Ana Sayfa  |  Yönetim Paneli  |  Üyeler  |  Giriş  |  Kayıt
 
OTURUYORSAN KALK; AYAKTAYSAN YÜRÜ; YÜRÜYORSAN KOŞ!
Yurt ve dünya sorunlarına soldan bakan dostlar HOŞGELDİNİZ .Foruma etkin katılım yapabilmeniz için KAYIT olmalısınız.
Yeni Başlık  Cevap Yaz
İmamoğlu'nun Doğu Karadeniz gezisi...           (gösterim sayısı: 169)
Yazan Konu içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 9.681
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

34 kere teşekkür etti.
45 kere teşekkür edildi.
Konu Yazan: melnur
Konu Tarihi: 04.05.2022- 09:01


''Bayram değil seyran değil, İmamoğlu neden Doğu Karadeniz gezisine çıktı?'' diye de sorulamaz ki, Karadeniz İmamoğlu'nun memleketi. Trabzon'da doğmuş, bu coğrafyada büyümüş, kimliğini bulmuş. Peki İmamoğlu'nun bu bayram günlerinde Rize, Artvin ve Trabzon'a gitmesi, buralarda miting benzeri toplantılar yapmas sadece sıradan bir bayram gezisi olarak ntelenebilir mi? Sanmıyorum, böyle değil Dünkü ''başarılı'' mitingleri amaçsız bayram gezileri olarak nitelemek bence gereksiz bir saflık olur. İmamoğlu'nun bir amacı var; İmamoğlu ''İBB Başkanı olarak 6'lı masanın neferiyim'' demesi ''aday değil'' yorumlarına neden de olsa, dün izlediğim yayınlarda genellikle aday olabileceği, Cumhurbaşkanlığı seçiminde aday olmayı istediği şeklinde yorumlar hakimdi.

Ama bence İmamoğlu'nun bu bayram çıkışında bir kendini gösterme, öne çıkarma ve sadece bir belediye başkanı olmadığı ve aynı zamanda daha ulusal görevler için de hazır olduğu hatırlatması var. İmamoğlu yerelde sıkışabilecek bir siyasetçi değil. Yeteneklerinin bilincinde ve ve o yeteneklerinin kendini başka görevlere de taşıyabileceğinin farkında. Sadece kişisel bir durum da değil, toplumsal alanda da bu çabasının büyük bir karşılığı var.   Bu yüzden İmamoğlu orada, İBB'de kamayacaktır. Bu iki günlük ve bugün de Trabzon'la sürecek gezinin amacı bu ve perde gerisinde böyle bir amaç var.

Bu amaç, Kılıçdaroğlu'nun bu gezisi, bu çıkışı iddia yorumlandığı şekliyle potansiyel bir Cumhurbaşkanı adayı olduğu ve İmamoğlu'nun ''Başkan'' olmayı istediği, bu göreve talip olduğu anlamına gelir mi? Bence altılı masanın etrafındakiler İmamoğlu'nun aday göstermekten yana bir tavır alırlarsa elbette kaçınamaz; Kılıçdaroğlu'nun kendisin desteklemesi durumunda bu görevi kabul edecektir ama bu gezinin kendini gösterme, öne çıkarma hedefi sadece bu başkanlık seçimleriyle ilgili değil. Bana öyle geliyor. Kılıçdarolu'nun aday olmasına da bağlı olarak CHP Genel Başkanlığını daha çok istiyor gibi geliyor bana. Bunu hedefliyor. Böyle genç, ve yetenekli bir siyasetçinin parlamenter sisteme geçmiş-geçecek   bir ülkede etkin bir pozisyon haline gelmeyecek olan bir konumda ( Cumhurbaşkanlığında) bulunmak isteyebileceğini düşünmek hiç mantıklı değil. İçinden geçtiğimiz karanlık tünelde ülkenin dizginlerini eline alacak ve icraatlarıyla buna yön verebilecek bir siyasi konum İmamoğlu'nun tercihi olacaktır, diye düşünüyorum.

CHP Genel Başkanlığı bu yüzden idealidir.
''Kılıçdaroğlu adayımdır'' çıkışının bir yerinde bu idealin izleri vardır.
Cumhurbaşkanlığına aday olacak bir Kılıçdaroğlu partide İmamoğlu'nun önünü açacaktır.

Bence İmamoğlu'nun bu bayram gezisinde kendini bu kadar öne çıkarmasının altında bu hatırlatma ihtiyacı ve bu amaç vardır.

Ve hatta, böyle bir gezinin oluşmasında belki de Kılıçdaroğlu'nun da parmağı vardır.
Beylikdüzü'nden istanbul'a ve oradan da CHP Başkanlığına...
Olamaz mı?



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 9.681
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

45 kere teşekkür edildi.
34 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 08.05.2022- 03:36


İmamoğlu farklı bir insan. 2019'daki İstanbul Belediye Seçimlerinde ''tanıyınca beni seveceksiniz'' sözünü garipsemiştim. Arkasından Cumhurbaşkanı için ''o da beni sevecek'' demişti yanılmıyorsam. Bu kadar da kendine güveniyor. Doğu Karadeniz gezisine Ertuğrul Özkök Ve Nagehan Alçı'yı çağırması bence de yanlıştı ama bu olayın fazla büyütülecek bir yanı olduğunu da sanmıyorum. Her yiğidin ayrı bir yoğurt yiyişi var. İmamoğlu böyle biri. İsmail Saymaz o görüntü için ''bir basın toplantısu'' açıklamasında bulunmuştu. 40'a yakın gazeteciymişler ve VİP durumu da yokmuş. İmamoğlu kendine muhalif, AKP'ye baştan beri destek olanlara karşı da fazlaca iyi niyetli. Sonra ''vız gelir tırıs gider'' sözü çok daha sorunlu bir söz. ''Akıllı olun'' sözü de öyle. Kendine aşırı güvenden kaynaklanan bir büyüklenme, bir kibir belirtisi. Sonradan özür dilese de bence sorunlu bir tavırdı. Ama aynı şekilde bu görüntü ve tavır üzerinde tepinmek de o kadar yanlış. ''İşte biz bunun için desteklememiştik'' tavrı ise söyleyenlerin aklına hiç yakışmıyor. Hele bir de ''İslamcı zengin'' lafı var ki...

Hep aynı şeyleri yazıp duruyorum. Yapılacak seçimin hem Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemi ve hem de meclis için olması büyük bir şans. Sosyalistler birincisinde AKP'nin muhtemel adayı Erdoğan karşısındaki muhalefet adayını destekler, diğerinde sosyalist bir programı ortaya koyabilirler, böyle bir olanak var. Ve böyle bir olanak olmasına rağmen cumhurbaşkanlığı seçiminde Erdoğan'la birlikte muhalefetin adayına karşısına bir başka aday çıkarma ısrar ve inadını bir türlü anlayamıyorum. Anlamamaktan öte kabul edemiyorum. Bu ısrar ve inadı olabildiğince doğru ve gerekli gösterebilmek için muhalefeti neredeyse Erdoğan'la ve siyasi ve ideolojik dünyasıyla eşitleme çabasını da çok rahatsız edici bulduğumu söylemek istiyorum.

Aklıma şöyle bir soru da gelmiyor değil; bu siyasetin doğru olup olmadığını nasıl anlayacağız? Büyük olasılıkla TİP, EMEP, SOLparti ve diğer pek çok örgüt ve dergi çevresi Cumhurbaşkamlığı Hükümet Sisteminde Erdoğan'ın karşısındaki adaya ''bir günlük destek'' verecekler. Ayrı bir aday çıkarma kararının doğruluğunu nasıl test edeceğiz? İleri sürülen gerekçelerin hiçbiri halka ulaşmayacak, değmeyecek, ikna edici olmayacak; sol,sosyalist seçmene hitap edildiği çok açık. Peki bu siyasi tavrın sol, sosyalist seçmen üzerinde bile hiçbir etkisi olmazsa ne olacak?

Aydemir Güler'i dinledim dün akşam Tele1'de. Nevzat Evrim Önal da oradaydı. Güzel konuşuyorlar, muhtemelen söyledikleri de doğrudur. Ama bütün o güzel ve gerçeğin karşılığı olan sözler, Cumhurbaşkanlığı seçimindeki siyasi tavrın doğruluğu anlamına gelir mi? Ben doğru olmadığını ve saray rejimi karşısında amasız ve fakatsız bir karşı duruş içinde olmamız gerektiğini düşünüyorum. Bu seçimde muhalefet cephesinden kopartılacak her oy'un hem ülkeye ve hem de   sosyalizme bir yarar getirmeyeceğini ve sonuçta Erdoğan'ın değirmenine su taşımaktan öte bir işe yaramayacağına inanıyorum; bilmiyorum belki de yanılıyorumdur...

Belki de bu siyasetle sosyalist siyaset sandıkta bir patlama yapar, sosyalizmin önü açılır ve parti de çok ihtiyaç duyduğumuz çekim merkezi özelliğini bir anda kazanıverir.

Kim bilir?




Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 9.681
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

45 kere teşekkür edildi.
34 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 11.05.2022- 09:19


İmamoğlu'nun Doğu Karadeniz gezisiyle ortaya çıkan manzara tepki çekmişti. O tepkinin orta yerinde de Nagehan Alçı buunuyordu. İmamoğlu'nun ''kendini sevdirme'' huyu ve kendisine muhalif olanlara gösterdiği gereksiz bir ilgi ve hoşgörü bu kez tutmadı ve bir hayli tepki topladı. Çünkü Nagehan alçı da tıpkı AKP gibi sıradan denilebilecek bir muhalif değildi. Önce cemaat AKP ortaklığına ve sonra AKP'ye kayıtsız koşulsuz desteğiyle bir gazeteci olarak tanımlanamazdı. Sonra o CHE için sarfettiği sözler; tam bir nefret söylemiydi. Akif Beki de bir dönem Erdoğan'ın yanındaydı, Ertuğrul Özkök zaten bilinen Ertuğrul Özkök'dü. Söylenen o fotoğrafın bir basın toplantısı olduğuydu; VİP falan değildi Ama işte o fotonun bir yerinde Nagehan Alçı'nın olması tepkiyi de büyütmüştü.

O tepkiler doğru bir şekilde değerlendirilebilirdi; ''yanlış yaptık, kamuoyunun tepkilerini hesaplamalıydık'' açıklamaları yapılarak tepkinin daha da büyümesinin önüne geçilebilirdi. Olmadı, yapılamadı, önce Murat Ongun'dan ve sonra İmamoğlu'ndan gelen açıklamalar alevlerin daha da harlanmasına ve nir büyük yangına dönüşmesine yol açtı. Evet, o '' vız gelir tırıs gider'' sözü ve arkasından parmak sallayacak bir biçimde ''akıllı olun'' kibri gerçekten şaşırtıcıydı. Tepkiler daha da büyüdü. Hani neredeyse, ''ellerim kırılsaydı da...'' şeklinde yakınmalar ortaya çıktı. İmamoğlu'nun artık desteklemeyeceklerini söyleyenler çıktı. Fatih Yaşlı da ''fırsat bu fırsat'' bugünkü yazısının başlığını ''Küçük '' koydu. Yazıyı sonuna kadar okumadım, okuyamadım. Zaten ilk de değildi, SOLportal'da benzerlerini 2019 İBB seçimlerinden bu yana okuyoruz.

İmamoğlu farklı bir kişilik, kitleyle iletişim konusunda çok başarılı. Ama ilk kez böylesi önemli bir yanlışlığın içine yuvarlandı. İlk kez diyorum, çünkü sözünü ettiğim yanlışlık bir kriz anında o krizin nasıl sönümlendirleceği konusundaki yetersizlik değil, İmamoğlu'nun bir kişisel özelliğinin de açığa çıkmasıydı. Evet, ilk kez oluyor. Fatih Yaşlı'nın benzetmesi çok da yanlış sayılmaz. Sanırım kitlenin her karşısına çıkıştaki başarılı görüntünün verdiği aşırı güven İmamoğlu'ndaki bir ''çekirdeği'' ortaya çıkardı. Düşündürücü. Bir belediye başkanı olmanın ötesine adım atmak isteyen bir siyasetçi için daha şimdiden ortaya çıkan bu özellik gerçekten rahatsız edici. Eminim ortaya çıkan bu görüntüden İmamoğlu ve ekibi de rahatsızlık duymuştur.

Tepkilerin bir haklılığı var elbette. Ama bu haklılık hiçbir şekilde Türkiye'nin önündeki en önemli sorunun İmamoğlu veya düzen muhalefeti olduğu anlamına gelmemeli. Özellikle Cumhurbaşkanlığı seçiminde ''ona da oy vermiyoruz, ondan farklı olmayan buna da'' tavrına bürünmemeli. Saray rejimini yönetimden uzaklaştırmadan bu ülkede iyi, olumlu, sola alan açıcı ve vesaire vesaire hiçbir adım atılamaz. Sosyalistler dahil hepimizin önceliği bu gerçekliğin içselleşmesinde yatıyor. Zaten AKP-Erdoğan rejimi gidecek, iktidara gelecek olan muhalefet de yetersiz olacak, bugünün kaotik yapısı daha dabüyük bir karmaşa halini alacak, o momentte bir sosyalist özneye 'biz demiştik'' diyecek bir sosyalist özneye ihtiyaç olacak; buna hazırlık yapıyoruz'' siyasal tavrı bana çok gereksiz, çok da anlamlı ve gerçekçi gelmeyen, fazlaca hayalpereset bir macera gibi geliyor. Bu seçim de kaybedilirse ve hele de bu seçim bu tavır yüzünden kaybedilirse (İBB seçimlerinde bu yanlıştan kılpayı kurtulabildik) yazık olur. Sola da, bu ülkeye de, bu ülke insanlarına da...



Yeni Başlık  Cevap Yaz



Forum Ana Sayfası

 


 Bu konuyu 1 kişi görüntülüyor:  1 Misafir, 0 Üye
 Bu konuyu görüntüleyen üye yok.
Konuyu Sosyal Ortamda Paylas
Benzer konular
Başlık Yazan Cevap Gösterim Son ileti
Konu Klasör Sn.İBO'CU ve olası Çin gezisi üzerine... melnur 18 13947 18.07.2016- 21:08
Konu Klasör Doğu Perincek'in yanlışı... melnur 0 1485 13.07.2019- 11:16
Konu Klasör Doğu Perinçek'le AKP aynı gemideymiş... melnur 7 1414 20.10.2021- 00:09
Konu Klasör Karadeniz Kararmayacak - Alper Taş dayanışma 0 1727 20.07.2015- 14:13
Konu Klasör Bir devrimci: Harun Karadeniz che21 2 6812 16.08.2015- 22:50
Etiketler   İmamoğlunun,   Doğu,   Karadeniz,   gezisi.
SOL PAYLAŞIM
Yasal Uyarı
Sitemiz Bir Paylasim Forum sitesidir Bu nedenle yazı, resim ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenebilmektedir. Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir. Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazı ve materyalleri 48 Saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır.
Bildirimlerinizi info@solpaylasim.com adresine yollayabilirsiniz.
Forum Mobil RSS