SolPaylaşım  
Ana Sayfa  |  Yönetim Paneli  |  Üyeler  |  Giriş  |  Kayıt
 
OTURUYORSAN KALK; AYAKTAYSAN YÜRÜ; YÜRÜYORSAN KOŞ!
Yurt ve dünya sorunlarına soldan bakan dostlar HOŞGELDİNİZ .Foruma etkin katılım yapabilmeniz için KAYIT olmalısınız.
Yeni Başlık  Cevap Yaz
Atatürkçülük ve sosyal demokrasi           (gösterim sayısı: 74)
Yazan Konu içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 9.802
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

34 kere teşekkür etti.
45 kere teşekkür edildi.
Konu Yazan: melnur
Konu Tarihi: 05.08.2022- 05:08


Atatürkçülük ve sosyal demokrasi - 1 - Emre Kongar

Dün TÜİK’in bastırılmış yıllık enflasyon oranı açıklandı, yüzde 79.60.

ENAG’ın gerçeği yansıtan yıllık enflasyon oranı ise yüzde 176.04.


Halkın cebindeki paranın bütün hızıyla buharlaştırılması devam ediyor.

Bu gidişe, CHP’nin liderliğinde kurulmuş olan “Millet İttifakı”nın, daha geniş bir “Demokratik Muhalefet” stratejisi içinde son vereceği umudu var.

Ben bu yazıda CHP içinde kendilerine Atatürkçü ya da Kemalist diyenler ile Sosyal Demokratlar arasında bir hizip kavgası başlatılması çabasının anlamsızlığına ve yanlışlığına işaret etmek istiyorum.

***

Türkiye’de sadece Komünist, Sosyalist ideoloji değil, Sosyal Demokrat ideoloji ve Atatürkçü/Kemalist ideoloji de kendi içinde pek çok gruba bölünmüştür.

***

Komünist, Sosyalist gruplar, kendi aralarındaki bölünmelere göre, farklı partiler içinde ve değişik dergiler çevrelerinde örgütlenmişler, bir yandan birbirleriyle, bir yandan da ülkedeki sömürü düzeni ile mücadele etmeye başlamışlardır.

Elbette bu bölünme, Komünist, Sosyalist hareketin ve ideolojinin siyasal gücünü çok azaltır ama, hem tarihsel ve güncel, hem de evrensel ve ulusal örneklere bakıldığında, kaçınılmaz olduğu görülür.

Marksist düşünce çerçevesinde örgütlenen bu grupların içinde ne yazık ki AKP iktidarına destek verenlerin de bulunması, “Devrimcilik” etiketi altında, “Karşı Devrimcilik” yapan aymazların da olduğunun kanıtıdır.

***

Aynı biçimdeki bölünmeler Sosyal Demokrat ideoloji içinde de görülür.

Kimi Sosyal Demokratlar bu hareketi daha çok Komünist, Sosyalist düşüncenin mirasçısı sayar...

Kimileri ise kendilerini özenle Komünist, Sosyalist eylem ve ideolojiden soyutlamak ister.

Ne yazık ki bu ideoloji içinde de bugünkü baskı rejimine destek vermiş olan aymazlar vardır.

***

En çok bölünme ve kavga, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu olduğu için Atatürk’e dayalı olan Atatürkçülük/Kemalizm içinde görülür.


Çünkü bu ideoloji ülkedeki tarihe ve siyasal uygulamalara da ışık tutar.

Buradaki sorun, Atatürkçülük/Kemalizm, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu ideolojisi sayıldığı için, ülkeyi yönetenlerin veya yönetmeye talip olanların hepsi kendilerini bir ölçüde, bir bakıma (dinci partilerin liderleri dahil) “Atatürkçü” olduğunu iddia etmiştir.

Bir başka ideolojik/siyasal/uygulama sorunu CHP’nin Atatürkçü/Kemalist ideolojinin mirasçısı olmasından kaynaklanır.

Bu niteliğiyle parti, başta kendilerini Kemalist/Atatürkçü sayanlar olmak kaydıyla, herkesin sadece ilgi odağı değil, aynı zamanda eleştiri hedefidir de.

***

Benim gözlemlerime göre, partinin bugünkü yönetimi hem içinden hem dışından yeterince Atatürkçü/Kemalist OLMAMAKLA ve üstelik Sosyal Demokrat OLMAKLA eleştirilmektedir.

Hiç kuşkusuz, CHP’nin bugünkü yönetimini yeterince Atatürkçü/Kemalist olmamakla eleştirenlerin de, Sosyal Demokrat olmakla eleştirenlerin de kendilerince haklı olarak örnek verdikleri kanıtlar, olaylar, eylemler, söylemler vardır.

Amacım, (şimdilik) bu eleştiriler açısından CHP’yi irdelemek, aklamak ya da suçlamak değil.

Ben bu yazı dizisinde, bu eleştirilerin haklı ya da haksız oldukları üzerinde değil, Atatürkçülük/Kemalizm ile Sosyal Demokrasi arasındaki ilişkiler üzerinde duracağım.

Çünkü bu eleştirilerin temel mantığı Atatürkçülük/Kemalizm ile Sosyal Demokrasi’nin karşıt olduğu gibi, çok tartışmalı olan bir kabul üzerine kurulu.

Yarınki yazımda Atatürkçülük/Kemalizm ile, Sosyal Demokrasi arasındaki ilişkileri “Karşıtlık mı Uyum mu?” başlığı altında irdelemeye çalışacağım.






Bu ileti en son melnur tarafından 05.08.2022- 05:08 tarihinde, toplamda 1 kez değiştirilmiştir.
Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 9.802
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

45 kere teşekkür edildi.
34 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 06.08.2022- 02:39


Atatürkçülük ve sosyal demokrasi-2...- Emre Kongar

Dünkü girişten sonra, Atatürkçülük ile Sosyal Demokrasi arasındaki ilişkilere bakacağım ama Kemalizm ile Atatürkçülük terimlerini aynı anlamda kullandığım için önce bu terimlere bakalım:

Kendilerine “Kemalist” diyenler, daha çok Atatürkçülük adı altında Atatürk’e ihanet edenlere tepki göstermek için bu terminolojiyi tercih etmişlerdir.

Ben Atatürkçülüğü saptıranların başında 1980 Askeri Darbesini yapanların geldiğini, “Atatürkçülük” adı altında Kürt kimliğini reddetmeleri ve Anayasaya zorunlu din dersi koymaları gibi yanlışlarından dolayı da Atatürkçülük ideolojisini kötüye kullandıklarını ve yozlaştırdıklarını düşünüyorum.

O dönemde Kenan Evren ve arkadaşlarının sözde “Atatürkçülük” adına yaptıkları yanlışlardan dolayı, sevgili Ali Sirmen onlara “Kemalist değil, Kenanist” diyordu.

Ama askerler arasında Atatürkçülüğü saptıran yanlışların altına imza atanlar sadece Kenan Evren ve arkadaşları değildi:

12 Mart’ta, “Türkiye’de sosyal uyanış ekonomik gelişmeyi aşmıştır” diyerek 1961 Anayasası’na karşı 12 Mart Darbesini yapan Memduh Tağmaç ve arkadaşları da Atatürkçülük ideolojisini saptıran gruptadır.

Elbette, Atatürk’ün İstiklal Savaşı’nı Batılı Emperyalistlere karşı yaptığını görmek istemeyen ve siyasal hedef olarak Batı’da gelişmiş olan Demokratik bir Cumhuriyet modelini benimsemiş olmasından dolayı, onun ideolojisinin Antiemperyalist niteliğini reddeden politikacılar da hangi görüşten olurlarsa olsunlar, “Atatürkçülüğü” saptıranlar arasındadır.

(Ben kendimi Evren ve arkadaşlarının bu sözde Atatürkçülüğünden ayırmak için o dönemde “Ben bunlar gibi Atatürkçü değilim, Atatürk’ü ve onun dönemini inceleyen bir Atatürkoloğum” demiştim de başka bir terminoloji kavgasına daha sebep olmuştum.)

***
Günümüzde Kemalizm ya da Atatürkçülük, Antiemperyalist, Eşitlikçi, Özgürlükçü, Çağdaş, Demokratik, Laik ve Sosyal Hukuk Devleti’ni hedefleyen ve bu hedefe varmak için çağdaş bilimin ve aklın yöntemlerini kullanmayı savunan bir ideoloji, bir hareket, bir siyasettir.

Günümüzde bu ideoloji, hiç kuşkusuz yukardaki hedefe varmak için, her türlü sömürüye karşı olmaya, yurtseverliğe, sosyal adalete, fırsat eşitliğine, çevreciliğe, temel insan ve hayvan haklarına dayalı olmak zorundadır.

1920’ler 30’lar Türkiyesi’nde, yani sadece toprak ağaları, tarikatlar ve köylülerle bir avuç asker ve sivil aydından oluşan toplumda ise Atatürkçülük ya da Kemalizm, hem “Devrim Yasaları” denilen Atatürk Reformları hem de bunları ideolojik bir çerçevede toplayan Altı Ok’tur.

Elbette Atatürkçülük, çağdaşlaşma yolunda evrimleştikçe, geliştikçe, hem önüne yeni hedefler koyacak hem de kullandığı yöntemler çağının gereklerine göre yenilenecek, gelişecektir.

Nitekim nasıl bugünkü Türkiye ve Dünya, 1920’ler 30’lar Türkiyesi ve Dünyası değilse, her ikisi de hem gelişmiş hem de değişmişse, Kemalizm ya da Atatürkçülük de 1920’ler 30’lar dönemindeki çağdaşlık hedefini ve yöntemlerini de yukarda tanımladığım ana hedef doğrultusunda değiştirmiş ve geliştirmiştir.

***

Bütün devrimci ideolojiler ve hareketler gibi Atatürkçülük ya da Kemalizm de çok farklı gruplar tarafından benimsenmiş, farklı yorumlanmış ve karşıtları tarafından da sürekli olarak saldırılara uğramıştır.

Hiç kuşkusuz Atatürkçülüğün/Kemalizmin en şiddetli karşıtları, emperyalistler, dinciler ve Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsız ve üniter yapısına karşı olanlardır.

Oysa Türkiye Cumhuriyeti’nin 2023 seçimleri öncesinde geldiği tarihsel gelişme ve değişme kavşağında, BUGÜNKÜ ATATÜRKÇÜLÜĞE karşı olmak, bütün etnik/milliyetçi ve dinsel/mezhepçi kimlikleri de kucaklayan, Antiemperyalist, Eşitlikçi, Özgürlükçü, Çağdaş, Demokratik, Laik ve Sosyal Hukuk Devleti’ni hedefleyen bir siyasete karşı olmak gibi bir garipliği belirler.

***
Şimdi sıra Sosyal Demokrasi’ye bakmaya geldi.



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 9.802
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

45 kere teşekkür edildi.
34 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 10.08.2022- 23:44


Atatürkçülük ve sosyal demokrasi-3 - Emre Kongar

Evet, Osman Kavala ile Selahattin Demirtaş, Aysel Tuğluk hâlâ hapisteler...

Evet, Çevik Bir hariç, 28 Şubat’ta olmayan darbeye ilişkin bir suçlamayla mahkûm edilenler hâlâ içerideler...

Evet, hâlâ hastalar, engelliler, 80-90 yaşındaki insanlar, hamile, lohusa kadınlar, bebekler, çocuklar hapse atılıyor veya hapisteler...

Evet, toplumsal değerlerimiz yok edildi...

Evet, gençlerin eğitim olanakları, gelecekleri çalındı...

Evet, devlet iflas ettirildi, işsizlik, hayat pahalılığı, aldı başını gidiyor, insanlar geçinemiyor...

Evet, devlet çökertildi ne adalet kaldı, ne liyakat, ne maliye ve Hazine, ne de ulusal ve evrensel eğitim...

Ve ben Atatürkçülük ile Sosyal Demokrasi arasındaki ilişkileri yazıyorum.

Çünkü bütün bu sorunların çözülmesi siyasal iktidarın değişmesine bağlı...

Çünkü bütün bu sorunlar ancak “Demokratik, Laik ve Sosyal bir Hukuk Devleti” rejimi içinde çözülebilir...

Çünkü despotlar, otoriterlikten totaliterlikten yararlanarak ceplerini dolduranlar, ülkeyi yağmalayanlar, tezgâhları bozulmasın diye Demokratik Rejimin kurulmasını ve işletilmesini istemiyorlar...

Çünkü Demokrasi hedefinde birleşmeleri gereken çeşitli siyasal akımlar ve ideolojiler, emperyalistlerle işbirliği yapan despotların, demokrasiyi sadece kendileri için isteyen dinci, ırkçı egemenlerin kışkırtmalarıyla, birbirlerine saldırıyorlar.

Böylece adaleti, refahı yeniden sağlayacak olan Demokrasi hedefinde birleşmeleri gerekenler, ortak hedeflerini değil, ayrışma noktalarını vurgulayarak Demokratik Rejimi yeniden kurmaya yönelik eylemin ilk adımı olan iktidar değişikliğine yönelik girişimi zayıflatıyorlar.

***
Cuma günkü ikinci yazımda, Kemalizm ile Atatürkçülük terimlerini aynı anlamda kullandığımı belirtmiş ve günümüz için bir Atatürkçülük/Kemalizm tanımı yapmıştım:

“Günümüzde Kemalizm ya da Atatürkçülük, Anti Emperyalist, Eşitlikçi, Özgürlükçü, Çağdaş, Demokratik, Laik ve Sosyal Hukuk Devleti’ni hedefleyen ve bu hedefe varmak için çağdaş bilimin ve aklın yöntemlerini kullanmayı savunan bir ideoloji, bir hareket, bir siyasettir.

Günümüzde bu ideoloji, hiç kuşkusuz yukardaki hedefe varmak için, her türlü sömürüye karşı olmaya, yurtseverliğe, sosyal adalete, fırsat eşitliğine, çevreciliğe, temel insan ve hayvan haklarına dayalı olmak zorundadır.”

Daha sonra da şöyle devam etmiştim:

“Türkiye Cumhuriyeti’nin 2023 seçimleri öncesinde geldiği tarihsel gelişme ve değişme kavşağında, BUGÜNKÜ ATATÜRKÇÜLÜĞE karşı olmak, bütün etnik/milliyetçi ve dinsel/mezhepçi kimlikleri de kucaklayan, Anti Emperyalist, Eşitlikçi, Özgürlükçü, Çağdaş, Demokratik, Laik ve Sosyal Hukuk Devleti’ni hedefleyen bir siyasete karşı olmak gibi bir garipliği belirler.”

Şimdi sıra Sosyal Demokrasi’ye bakmaya geldi.

***

Aynen Kemalizm/Atatürkçülük gibi, Sosyal Demokrasi/Demokratik Sosyalizm de aynı anlamda olan ama, siyasal liderler ya da partiler arasındaki farkları vurgulamak için kullanılan iki ayrı terimdir.

Dolayısıyla ben Sosyal Demokrasi dediğimde, Demokratik Sosyalizmi de kastediyorum.

(Elbette kendilerini Kemalist olarak ayırt etmek isteyenler, ya da Demokratik Sosyalist olarak farklı olduklarını öne sürenler, varlıklarını ve iddialarını sürdüreceklerdir. Ben sadece bu yazı dizisi açısından kullandığım terimleri ve kavramları tanımlıyorum.)

Sosyal Demokrasi evrensel olarak iki kaynaktan doğmuştur ve bu iki kaynaktan beslenir:

Birinci kaynak, Komünizm/Sosyalizm kaynağıdır.

İkinci kaynak, Fabianizm ve Sendikalizm kaynağıdır.


Kimileri Sosyal Demokrasi’yi, Kapitalizmin/Liberalizmin, Komünizme/Sosyalizme karşı kurduğu tuzak olarak görür; kimileri de Komünizmin/Sosyalizmin hedeflerine barışçı, demokratik yollarla varmayı hedefleyen evrimci bir ideoloji olarak kabul eder.

https://www.cumhuriyet.com.tr/yazarlar/emre-kongar/ataturkculuk-ve-sosyal-demokrasi-3-1966471



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 9.802
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

45 kere teşekkür edildi.
34 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 11.08.2022- 00:00


Atatürkçülük ve sosyal demokrasi - 4 - Emre Kongar

Pazar günkü üçüncü yazımı bitirirken şöyle demiştim:

“Sosyal Demokrasi evrensel olarak iki kaynaktan doğmuştur ve bu iki kaynaktan beslenir:

Birinci kaynak, Komünizm/Sosyalizm kaynağıdır.

İkinci kaynak, Fabianizm ve Sendikalizm kaynağıdır.

Kimileri Sosyal Demokrasi’yi, Kapitalizmin/Liberalizmin Komünizme/Sosyalizme karşı tuzağı olarak görür; kimileri de Komünizmin/Sosyalizmin hedeflerine barışçı, demokratik yollarla varmayı hedefleyen evrimci bir ideoloji olarak kabul eder.”


***
Sevgili Örsan Kunter Öymen 11 Temmuz 2022 Pazartesi gününden başlayarak Sosyal Demokrasi üzerine dört yazı yazdı.

“Sosyal Demokrasi” başlıklı ilk yazısında, benim Sosyal Demokrasi’nin Marksizmden, Komünizmden beslendiğini belirttiğim süreci anlatıyor, sonra ikinci Fabiancı kaynağın etkilerini de vurgulayarak şöyle diyordu:

Atatürk’ün, 1920’li ve 1930’lu yıllarda halkçılık ve devletçilik ilkeleriyle ve karma ekonomik model uygulamasıyla, Batı Avrupa’da 1960’larda ve 1970’lerde gelişen sosyal demokrasiyi öncelediği söylenebilir.

CHP’nin ‘altı ok’ olarak da bilinen ilkelerini, 1970’lerden itibaren demokratik solculuk ve sosyal demokrasi ile tamamlaması, yapay bir eklemleme değil, tarihsel süreçle gelişen organik bir bütünleşmedir.”

***

18 Temmuz’da “Sosyal Demokrasi, Kapitalizm ve Emperyalizm” başlıklı ikinci yazısında yine Sosyal Demokrasi ile Atatürkçülük arasındaki benzerliklere dikkat çekiyor ve Atatürkçülük üzerinden Sosyal Demokrasi’nin eleştirilmesindeki yanlışa vurgu yapıyordu.

25 Temmuz’daki “Sosyal Demokrasi ve Komünizm” başlıklı üçüncü yazısında Sosyal Demokrat rejimler ile Komünist rejimler arasında emekçi sınıfları karşılaştırıyor ve Sosyal Demokrasi’ye ihanet edenler üzerinden CHP’yi eleştirmenin yanlışlığını vurguluyordu.

1 Ağustos’taki “Antiemperyalist Sosyal Demokratlar” başlıklı dördüncü ve son yazısında da Sosyal Demokratların Antiemperyalist niteliğini açıklıyor ve yazısının son bölümünü şöyle bağlıyordu:

“Türkiye’nin bağımsızlık mücadelesine öncülük eden ve Mustafa Kemal Atatürk tarafından kurulan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP); Hindistan’ın bağımsızlık mücadelesine öncülük eden Mahatma Gandhi’nin bir dönem liderliğini yaptığı Hindistan Ulusal Kongresi (INC); İsrail işgaline karşı mücadele veren Filistin’deki el Fetih Partisi; Güney Afrika’da ırkçı rejimi yıkan Afrika Ulusal Kongresi (ANC), Sosyalist Enternasyonal üyesi olan partilerdir.

Sosyal demokrasi Avrupa ile sınırlı bir hareket olmadığı gibi, ulusal kurtuluş mücadelelerine öncülük eden birçok parti tarafından da benimsenmiş bir akımdır.

1976 yılında Sosyalist Enternasyonal’e üye olan CHP, 1920’lerde, 1930’larda ve 1940’larda gerçekleştirdiği devrimlerle emperyalizme karşı mücadele vermiştir;


1970’lerde, afyon ekimi, Kıbrıs’a müdahale ve silah ambargosu konusunda ABD’ye meydan okumuştur;

1980 yılında ABD destekli darbeciler tarafından kapatılmıştır;

2000’lerde, Irak’ın ABD tarafından işgali sürecinde, 60 bini aşkın ABD askerinin Türkiye’de konuşlanmasını öngören “1 Mart tezkeresi”nin TBMM’den geçmesini engellemiştir.

Sosyal demokratları ve CHP’yi kategorik ve tümel olarak emperyalizme hizmet etmekle suçlamak, olgularla da vicdanla da, dürüstlük ilkesiyle de bağdaşmaz.”

***

Atatürkçülük ile Sosyal Demokrasi arasındaki ilişkileri görmek isteyenler, sevgili dostum Örsan Öymen’in oğlu, değerli yazar Örsan Kunter Öymen’in bu dört yazısını mutlaka okumalılar.

Böylece Atatürkçülük ile Sosyal Demokrasi arasındaki doğrudan ilişkilere değineceğim beşinci yazıya gelmiş bulunuyoruz.

https://www.cumhuriyet.com.tr/yazarlar/emre-kongar/ataturkculuk-ve-sosyal-demokrasi-4-1967230



Yeni Başlık  Cevap Yaz



Forum Ana Sayfası

 


 Bu konuyu 1 kişi görüntülüyor:  1 Misafir, 0 Üye
 Bu konuyu görüntüleyen üye yok.
Konuyu Sosyal Ortamda Paylas
Benzer konular
Başlık Yazan Cevap Gösterim Son ileti
Konu Klasör Sosyal demokrasi mi devrimci demokrasi mi? melnur 1 40 Bugün, 00:35
Konu Klasör Sosyal demokrasi nereye? umut 1 4257 25.08.2014- 19:06
Konu Klasör 1914’te Sosyal Demokrasi proleter 0 2753 01.06.2014- 15:10
Konu Klasör Sosyal Demokrasi ve sosyalizm... melnur 3 1717 18.07.2022- 09:12
Konu Klasör Sosyal Demokrasi ve Sosyalizm... melnur 15 3946 05.08.2021- 05:23
Etiketler   Atatürkçülük,   sosyal,   demokrasi
SOL PAYLAŞIM
Yasal Uyarı
Sitemiz Bir Paylasim Forum sitesidir Bu nedenle yazı, resim ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenebilmektedir. Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir. Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazı ve materyalleri 48 Saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır.
Bildirimlerinizi info@solpaylasim.com adresine yollayabilirsiniz.
Forum Mobil RSS