SolPaylaşım  
Ana Sayfa  |  Yönetim Paneli  |  Üyeler  |  Giriş  |  Kayıt
 
OTURUYORSAN KALK; AYAKTAYSAN YÜRÜ; YÜRÜYORSAN KOŞ!
Yurt ve dünya sorunlarına soldan bakan dostlar HOŞGELDİNİZ .Foruma etkin katılım yapabilmeniz için KAYIT olmalısınız.
Yeni Başlık  Cevap Yaz
 Toplam 2 Sayfa:   Sayfa:   «ilk   <   1   [2] 
Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 10.121
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

49 kere teşekkür edildi.
35 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 10.01.2023- 04:20


Sn. proleter-devrimci yazıya giriş cümlen bu: ''Sayın melnur, SGB'nin bildirisinde demokrasiye vurgu yapılmamasını eleştirmiş ve böyle bir yaklaşımın halkta karşılık bulmayacağını belirtmiş. Ben bu görüşe katılmıyorum. Toplumda ne dün, ne de bugün demokrasi konusunda bir hassasiyet bulunmadığını düşünüyorum.'' Ve doğru değil. Burada yazdıklarım, altını sürekli çizmeye çalıştığım şey soyut bir demokrasi güzellemesi yapmak değil. Hiç olmadı. Sözünü ettiğim şey, faşizme karşı demokrasi vurgusudur ki, kisi arasında çok fark var. Hatta benzeşen hiçbir yanı yok.

Sürekli olarak, bir solcunun, sosyalistin ve bilumum demokrat olduğunu iddia edenlerin tamamının bugün içinde bulunduğumuz karanlık süreçte -adını koyalım- tek adam rejimi, saray rejimi, dinci faşizm vb.olarak tanımladığımız süreçte karşıt bir pozisyon alması ve bu karanlık süreçten bir an önce çıkış için sorumluluk almaları gerektiğini söylüyorum. Demokrasi değil bunun adı; faşizme karşı demokrasi. Demokrasi güzellemesi yapmıyorum, demokrasinin   bu tür süreçlerde ve üstelik solun kendi başına sosyalist bir iktidar, sosyalist bir dönüşüm yapabilme olanağının hiç bulunmadığı koşullarda sınıf mücadelesinin merkezine demokrasi mücadelesinin çekilmesi gerektiğini söylüyorum. Benim icadım da değil bu. Toplumsal tarihin söylediği bu.

Ve dolayısıyla, bu emek harcadığın uzunca yazının giriş bölümü böyle bir hatayla başladığında diğer bölümler de o   hatalı girişi doğrulamaya yönelik olduğundan konuyla-sorunla çok da ilgili bir yorum niteliği kazanmıyor. Yani, konuyla bir ilgisi olmuyor.

***

Her şey bir yana kendimize saray rejimine karşı çıkmanın ve başarmanın somut yolu nedir diye soralım. Beğensek de beğenmesek de bunun yanıtı altılı masanın adayını ilk turda desteklemekten geçmektedir. Kimse düzen muhalefetinin siyasi programlarına biat edilmeli demiyor, kimse sınıf mücadelesi terkedilsin demiyor, kimse vesaire vesaire demiyor; altı çizilen şey cumhurbaşkanlığı seçiminde bir günlük ittifak önerisidir. Saray rejiminin karşıtlığının birinci turda somut bir pozisyona dönüşmesidir. Bunu yaparken isteyen istediği kadar ne kadar görkemli bir solcu ve sosyalist olduğunu söylem ve eyleme dökebilir. Ama muhalefete kategorik olarak muhalefet edebilmek bu seçimde tercih edilmemeli. Bu durum özellikle üye ve sempatizan kesimlerde farklı algıya yol açmakta. ''komünistler şöyle yapar, böyle davranır, düzen partilerine yanaşmazlar'' gibi söylemler ve hatta ''Lenin oku'' gibi üsttenci seslenişler bu gereksiz yaratılan iklim nedeniyle ortaya çıkmakta.

Aslında bu faşizm koşullarında sanki böyle bir sorunumuz yokmuş gibi davranmak sadece saray rejiminin değirmenine su taşımak anlamına da gelmiyor, çok daha ötesi o siyasal partinin üye ve sempatizanlarını belki bu çerçevede parti etrafında konsolide edebiliyor ama toplumsal alanda var olan etkisizliğimizi ve işlevsizliğimizi daha da arttırıyor Bence bu sorunun yarattığı daha büyük sıkıntı-sorun da bu noktada ortada çıkıyor.

***

Son söz; partilerimiz üye ve sempatizan kitlesiyle küçük bir kast görünümündeler. Bu yapılarıyla bu görüntüyü aşabilecek siyasetler üretmeleri de neredeyse olanaksız oluyor. Geçenlerde bir yazıda sosyalist partilerimizin toplumsallaşma konusunda yaşadıkları sıkıntının siyaset üretememelerinden kaynaklandığı üzerinde duruluyordu. Doğrudur; partilerimizin siyaset üretmekte sıkıntıları var, üretileni de zaten üye ve sempatizanları aracılığıyla kitleye taşımaları pek mümkün olmuyor.   Bence bu kastlaşmış yapının da kırlması gerekiyor. Sosyalist bireyi parti içinde yaratabilmenin daha özgür ve demokratik yolları da bulunmalıdır. Parti disiplini bu bütünlük içinde sağlanmaya çalışılmalıdır.







Bu ileti en son melnur tarafından 10.01.2023- 04:22 tarihinde, toplamda 1 kez değiştirilmiştir.
Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
Proleter_Devrimci
[ Proleter_Devrimci ]

Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 19.01.2019
İleti Sayısı: 126
Konum: Gizli
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

25 kere teşekkür edildi.
44 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: Proleter_Devrimci
Cevap Tarihi: 16.01.2023- 23:16


Sayın melnur, SGB bileşenlerinden olan TKP'nin genel sekreterinin ısrarla   mevcut siyasi iktidarın ömrünü uzatacak bir siyasi tavır almayacağız dediğini unutuyorsunuz sanırım. Halbuki bu beyanı bizzat kendiniz forumda paylaşmıştınız. Durum bu iken ısrarla 6'lı masa muhalefetine eklemlenmeyen söz konusu hareketi iktidar yanlılığı ile suçlamanız pekte doğru bir yaklaşım değil. Söylenmek istenilen düzen muhalefetinin, belirli koşullarda ve şartlarda desteklenebileceği ama Türk toplumunun kurtuluşunun bu muhalefet ile sağlanamayacağı şerhi ile birlikte! Yani kayıtsız-şartsız bir destek değil bu... Söylenmek istenilen bu...

Demokrasi konusuna gelirsek, bu konu Lenin'in 20. yüzyılın başlarında parlamenter demokrasiye ilişkin eleştirileriyle değerlendirilemeyecek kadar kapsamlı bir konu... Zira bugün ne biz 1920'li yıllardayız ne de Lenin hayatta... Hayatın akışı ve mevcut koşullar, o dönemden çok farklı... Bu konu, sadece önümüzdeki seçimlerle yorumlayabileceğimiz bir konu değil. Çok daha kapsamlı ve üzerinde özellikle durulması gereken bir konu... Sosyalist Sol'un demokrasi konusunda fazlaca yüzeysel ve dogmatik bir tutum takındığı konusunda hem fikirim.. Fakat bugün toplumsal mana da demokrasinin, halkta bir karşılığı bulunmamaktadır. Avrupa'da bile insanlar demokratik kurumlara olan tepkilerini, bu sistemi eleştiren aşırı sağ fraksiyonlara oy vererek göstermekte... Türkiye'de de durum pek farklı değil... Bu sebeple bir önceki mesajımda belirttiğim gibi, demokrasi söylemlerinin iddia ettiğiniz gibi toplumda dikkate değer bir karşılığı bulunmamakta... Sosyalist Sol'un bugün üzerinden siyaset üretmesi gereken çizgi demokrasi değil, ekonomi ve anti-emperyalizm olmalıdır.







Bu ileti en son Proleter_Devrimci tarafından 16.01.2023- 23:18 tarihinde, toplamda 1 kez değiştirilmiştir.
Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 10.121
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

49 kere teşekkür edildi.
35 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 17.01.2023- 00:53


Sayın melnur, SGB bileşenlerinden olan TKP'nin genel sekreterinin ısrarla   mevcut siyasi iktidarın ömrünü uzatacak bir siyasi tavır almayacağız dediğini unutuyorsunuz sanırım. Halbuki bu beyanı bizzat kendiniz forumda paylaşmıştınız. Durum bu iken ısrarla 6'lı masa muhalefetine eklemlenmeyen söz konusu hareketi iktidar yanlılığı ile suçlamanız pekte doğru bir yaklaşım değil. Söylenmek istenilen düzen muhalefetinin, belirli koşullarda ve şartlarda desteklenebileceği ama Türk toplumunun kurtuluşunun bu muhalefet ile sağlanamayacağı şerhi ile birlikte! Yani kayıtsız-şartsız bir destek değil bu... Söylenmek istenilen bu...

Söz konusu başlığı tekrar okursan durumun hiç de öyle olmadığını göreceksin. İBB seçimlerinde takınılan tavır halen devam ediyor. Yani, cumhurbaşkanlığı referandumunda ve birinci turda aday çıkartıldığında mevcut iktidarın ömrünü uzatma yönünde bir pozisyon alacaksın demektir. Bunun başka bir anlamı yok. Anlaşılmadığını söylediğim konu bu.

Demokrasi konusuna gelirsek, bu konu Lenin'in 20. yüzyılın başlarında parlamenter demokrasiye ilişkin eleştirileriyle değerlendirilemeyecek kadar kapsamlı bir konu... Zira bugün ne biz 1920'li yıllardayız ne de Lenin hayatta... Hayatın akışı ve mevcut koşullar, o dönemden çok farklı... Bu konu, sadece önümüzdeki seçimlerle yorumlayabileceğimiz bir konu değil. Çok daha kapsamlı ve üzerinde özellikle durulması gereken bir konu... Sosyalist Sol'un demokrasi konusunda fazlaca yüzeysel ve dogmatik bir tutum takındığı konusunda hem fikirim.. Fakat bugün toplumsal mana da demokrasinin, halkta bir karşılığı bulunmamaktadır. Avrupa'da bile insanlar demokratik kurumlara olan tepkilerini, bu sistemi eleştiren aşırı sağ fraksiyonlara oy vererek göstermekte... Türkiye'de de durum pek farklı değil... Bu sebeple bir önceki mesajımda belirttiğim gibi, demokrasi söylemlerinin iddia ettiğiniz gibi toplumda dikkate değer bir karşılığı bulunmamakta... Sosyalist Sol'un bugün üzerinden siyaset üretmesi gereken çizgi demokrasi değil, ekonomi ve anti-emperyalizm olmalıdır.

Demokrasi konusuna yaklaşımın da doğru değil. Çünkü nesnel olandanın dışında bir doğru tavır arayışında olursan doğruyu bulamazsın. Ekim öncesi koşullarında menşeviklerin demokrasi merkezli tutumlarına demokrasi karşıtıymış gibi bir pozisyon takınır lenin. Doğru tavır odur, o koşullarda. Çünkü sosyalist devrimi gerçekleştirebilmenin koşullarının var olduğunu düşünür. Demokrasinin sınıfsallığını öne çıkarmasının nedeni budur.   Ama bu pozisyon sosyalistlerin demokrasiyi her koşulda göz ardı edebilecekleri bir olgu-kavram olarak görecekleri anlamına gelmez. Bu konuda Demokrasi ve Lenin başlığımız var, istersen bir kez daha okuyabilirsin.

Halkların, kitlelerin demokrasiyi tercih etmedikleri sözü ise doğru değildir. Demokrasiyi tercih etmeyen kitleler sosyalizmi mi yeğliyor, yani, bunu mu söylemeye çalışıyorsun? Souun, daha doğrusu sorunun, hadi bu yorumdaki sorunun diyelim, demokrasiyi faşizm karşıtlığında ele almaman. Kaç defa faşizmin iktidardan indirilmesinin gereklliğini yazıp durdum. Demokrasi kavramını da bu karşıtlık üzerinden kurmaya çalıştım. Yani bu iktidarın karşısında olan kitlelerin tercihlerinin demokrasi olduğu anlamında yorumda bulundum. Demokrasiyi saray rejimi karşıtlığındaki pozisyon olarak yorumladım. Amaç bu tür yazılarda demokrasinin otoriter, totaliter ve doğrudan faşizm gibi yönetim tarzlarına göre tercih edilmesinin ve savunulmasının bir sınınıf siyaseti gerekliliği olduğu yönüne vurgu yapmaktı. Söz konusu kavramı kullanırken içinden geçtiğimiz   nesnellikten soyutlarsak hiçbir şekilde doğru sonuçlara varamayız.




Yeni Başlık  Cevap Yaz
 Toplam 2 Sayfa:   Sayfa:   «ilk   <   1   [2] 



Forum Ana Sayfası

 


 Bu konuyu 1 kişi görüntülüyor:  1 Misafir, 0 Üye
 Bu konuyu görüntüleyen üye yok.
Konuyu Sosyal Ortamda Paylas
Benzer konular
Başlık Yazan Cevap Gösterim Son ileti
Konu Klasör Sosyalistlerin ve yoksulların güç birliği... melnur 0 209 29.08.2022- 08:36
Konu Klasör Sovyetler Birliği: Rusların değil, sınıfın tarihi ... melnur 0 321 01.01.2022- 09:04
Konu Klasör 100 yıl önce bugün: Lenin’in önderliğinde Sovyetler Birliği kuruldu... melnur 0 63 31.12.2022- 01:59
Konu Klasör SGB'ne eleştiriler: ''Güç Birliği” ne ve nasıl?'' melnur 0 190 27.08.2022- 07:23
Konu Klasör Sol ve demokratik güçlerden açıklama... melnur 9 2324 12.07.2021- 09:19
Etiketler   Sosyalist,   Güç,   Birliği,   yola,   çıkıyor
SOL PAYLAŞIM
Yasal Uyarı
Sitemiz Bir Paylasim Forum sitesidir Bu nedenle yazı, resim ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenebilmektedir. Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir. Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazı ve materyalleri 48 Saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır.
Bildirimlerinizi info@solpaylasim.com adresine yollayabilirsiniz.
Forum Mobil RSS