SolPaylaşım  
Ana Sayfa  |  Yönetim Paneli  |  Üyeler  |  Giriş  |  Kayıt
 
OTURUYORSAN KALK; AYAKTAYSAN YÜRÜ; YÜRÜYORSAN KOŞ!
Yurt ve dünya sorunlarına soldan bakan dostlar HOŞGELDİNİZ .Foruma etkin katılım yapabilmeniz için KAYIT olmalısınız.
Yeni Başlık  Cevap Yaz
Seçim sonrasında olanaklar sıkıntılar...           (gösterim sayısı: 389)
Yazan Konu içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 11.042
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

36 kere teşekkür etti.
50 kere teşekkür edildi.
Konu Yazan: melnur
Konu Tarihi: 03.06.2023- 08:18


Seçim sonrasında olanaklar sıkıntılar

Emekçi kitlelerin bağımsız ve birleşik gücü nasıl yaratılabilir sorusunun yanıtını yalnızca TİP değil, bu amacın doğruluğunu pratikte sınamış olan tüm sosyalist parti ve hareketler yapıcı bir tartışmayla vermelidir dersek çizmeyi aşmış olur muyuz?

Güray Öz  
 
Seçimlerden sonra siyasetin sağı da solu da bir muhasebeye oturmak, karı zararı hesaplamak zorunda. Öncelikle, iktidar partisi ve müttefiklerinin devlet olanaklarından yararlanarak, öteki açık kapalı marifetlerle kazandığı zafere rağmen işi kolay değil. Geçen 20 yılda bir devlet partisine dönüşmüş olan İktidar artık çok parçalıdır; güç toplamak ve muhalefeti bölmek için adı sola çıkmış DSP ile, Saadet Partisi’ne karşı Yeniden Refah Partisi ve HDP’yi bölmek umuduyla Hüda PAR’la ittifak kurmak zorunda kaldı. Şimdi bu parçalarla güç paylaşımı zorunlu görünüyor.

İkincisi iktidar partisi varlığını hızla gerçekleştirmek zorunda olduğu bir kadro ile yenilemek gereksinimi duyuyor. İktidarın görünmeyen aktörleri bu yeni kadroları bulmak “yeni devletin” normları eğitiminden geçirmek, hızla eskilerin yerine ikame etmek durumundalar. İktidarın seçimler nedeniyle sarsılmış ideolojik birliğini de yeniden kurması gerekiyor. Devlete hakim yönetimler küçük ayrıntılarda da olsa farklı ideolojik çizgilere uzun süre tahammül edemezler.

***

Muhalefet kanadı da en soldan sağa kadar hızlı bir parçalanma süreci yaşayacak ve hemen sonrasında yeniden dağıtılacak kartlarla yeni oyunda kimlerin kurucu olup olmayacağı ortaya çıkacak. Ana muhalefetin kendine gelmesi ideolojik politik tutumunu netleştirmesi o kadar kolay değil; epeyce uzun bir süredir parti içinde kapalı kapılar arkasında tutulabilmiş farklı ideolojik eğilimleri olan grupların çatışması kaçınılmaz. CHP’de güçlü liberal eğilim, halkta etkin olduğu varsayılan sağı kazanmanın yolunu o kesimlerle, siyasal temsilcileri ile uyumlu davranmakta gördü; stratejisini buna göre kurdu. Ancak bu politik strateji, strateji olarak kalmadı ideolojik etkilenmeyle sonuçlandı. Bunun pratik sonucu iktidar karşıtı çok parçalı muhalefetin 6’lı masada birleşmesi, iktidarın değiştirilebileceği umudunu güçlendirdiyse de seçimlerde beklenen sonuç alınamadı. Bir araya gelen AKP’den ve MHP’den kopmuş parçalar seçim sonrasında “Millet İttifakı”nı kendi dar amaçları için kullanmayı başardılar. Kendi güçleriyle değil ama CHP üzerinden parlamentoya girdiler. Şimdi CHP’de ve bir iç sarsıntı geçirmiş olan MHP’den kopma İYİ Parti’de seçim sonuçları üzerinde başlayacak ama sonra derinleşecek bir kavga kaçınılmaz.

İktidar ve muhalefet ile ilgili “kehanetlere” son vermeden önce CHP içinde etkin ulusalcı kanadın, sosyalistlere “Kürt hareketi ile ittifak kurmaktan vazgeçin hep birlikte bir güç oluşturalım, başarı yüzde yüz!” çağrısında bulunduğunu, kimi yazarların bunu dile getirdiğini, etkili olmaları pek mümkün görünmese de kaydetmekte yarar var.

***

HDP-YSP’nin de bir iç hesaplaşmadan ya da eleştiri öz-eleşiri zorunluluğundan kaçınamayacağı görülüyor. Bunun yalnızca kaçınılmaz değil, bu hareketin geleceği açısından gerekli ve zorunlu olduğunu da hareketin önde gelen aktörleri söylüyorlar zaten. Özellikle HDP’nin Edirne’de tutuklu, etkisi giderek artan lideri Demirtaş’ın açıklamaları bu tür bir muhasebenin hızlanacağını gösteriyor. HDP - Yeşil Sol Parti, kimi sol partilerle Emek ve Özgürlük İttifakı içinde birlikte hareket etti. Bu ittifakın güçlenen bileşeni Türkiye İşçi Partisi -TİP ile seçimlere katılım yöntemleri konusunda kimi ayrılıklar, yer yer sert tartışmalar yaşandı. Bundan sonrasının nasıl gelişeceği konusunda tahminde bulunmak zor; bu yazının amacını da kapsamını da aşıyor. Konu göründüğünden daha karmaşıktır; TİP ve diğer sol partilerin, hareketlerin işçi ve emekçilerin birleşik gücü olarak radikal bir muhalefeti örgütleyebilecek hareketin kurucu gücü olabilmeleri ile de yakından ilgili. Bunun için HDP-Yeşil Sol Parti’nin iç muhasebesinin ve solun şimdilik farklı görünen siyasetlerinin sonuçlarına bakmak gerekecek. Görünen gerçek, Sol’un Kürt siyasal hareketini dışlayarak adım atmasının ideolojik olarak yanlış, pratik olarak mantıklı, gerçekçi olmayacağıdır. Kuşkusuz bu HDP için de böyledir.

***

Solda verimli bir tartışmanın gerekliliği hep söylenmiş ama güncel pratik zorunluluklar nedeniyle ve biraz da konunun ayrıştırıcı olabileceği korkusu ve tedirginliği ile uzak durulmuştur. Şimdi ise tartışma artık yalnızca bir gereklilik değil aynı zamanda zorunluluktur. Can Soyer’in, tartışmaya kapı açan yazısındaki (İleri Haber, Seçimler ve Ötesi, 1.6.2023) tanımıyla sosyalist hareketin “sorun çözme iradesini, geleneğinden ya da karizmatik liderlerden değil, siyasal başarısının ve elde ettiği mevzilerin meşruiyetinden üretebilecek” durumda olduğu saptaması önemlidir. Gerçekten de “böylesi bir meşruiyet, hem içeriye hem dışarıya, hem ayrışmaya hem kapsamaya, hem yenilenmeye hem tahkimata doğru açılan çok yönlü bir yeni kurucu pratiğin alanını açmıştır.” Öyleyse bu “kurucu pratik sömürü ve baskı altında yaşayan geniş emekçi kitlelerinin bağımsız ve birleşik gücünü” yaratmayı hedeflemelidir.

Kolay olduğunu hiç kimse söyleyemez. Daha seçim sürecinde bir ara dönemden, olanaklar barındıran bir süreçten geçtiğimizi yazmıştım, bu süreç hala ve olanakları daha da artmış bir şekilde devam ediyor. Ama egemen güçler statükoyu kurduklarında, kendi meşruiyetlerini kabul ettirdiklerinde zayıflayacak ve yeniden bu tür bir olanağı yaratmak zorlaşacaktır.

Emekçi kitlelerin bağımsız ve birleşik gücü nasıl yaratılabilir sorusunun yanıtını yalnızca TİP değil, bu amacın doğruluğunu pratikte sınamış olan tüm sosyalist parti ve hareketler yapıcı bir tartışmayla vermelidir dersek çizmeyi aşmış olur muyuz?

https://ilerihaber.org/yazar/secim-sonrasinda-olanaklar-sikintilar-155254



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 11.042
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

50 kere teşekkür edildi.
36 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 03.06.2023- 08:21


Seçimler ve ötesi: Sarih bir umut için

2023 seçimlerini geride bırakıyoruz. Bu sürecin değerlendirilmesini, çözümlemesini yapmaya, hem eleştirel hem de özeleştirel boyutlarıyla bilince çıkarmaya ve şimdi karşı karşıya olduğumuz tabloyu daha berrak bir gözle görmeye ihtiyacımız büyük. En azından bir süre bu uğurda harcanacak çabanın asla boşa gitmeyeceğinden emin olmak lazım.

Can Soyer  
 
Türkiye, beklediği seçim sürecini kapattı. Beklediği, çünkü iktidardan ana muhalefete, oradan radikal muhalefete kadar hemen her özne, 2023 seçimlerinin hem önemini kavradı hem de onun manyetik çekim alanına dahil oldu.

Sonuçlar üzücü, belki de endişe verici görünüyor. Ne yandan baktığınıza bağlı olarak, 21 yıllık bir iktidarı onca yıpranmaya rağmen yenememiş olduğumuzu da devletin ve toplumun tüm kaynaklarını neredeyse tek başına kullanan bir zulüm makinesinin hala toplumun yarısını teslim alamıyor olmasının umut verdiğini de söyleyebiliriz. Kuşkusuz, ikisi de doğru, gerçekliğin farklı yanlarını aydınlatan ve ayarında tutularak birlikte düşünülmesi gereken saptamalar, hisler.

Bu tablodan sonuçlar çıkarmak ve bu sonuçlardan hareketle yeni mücadele döneminin koordinatlarını ve önceliklerini belirlemek başta siyasal partiler olmak üzere bu seçim sürecinde devinmiş tüm öznelerin görevi elbette. Yine de telaş içinde, nefes nefese koşturarak, önünü ardını düşünmeden yapılacak değerlendirmelere fazlaca bel bağlanmaması gerekir. Çünkü seçimin matematiksel değil ama sosyolojik sonuçları belki de tüm bir yazı kolektif tartışma ve üretme çabasına yoğunlaşarak geçirmek gerektiğini gösteriyor.

Haliyle, bu yazıda dile getireceğim görüşleri kesinlik iddiasıyla değil, ilk sonuçların ilk değerlendirmeleri olarak sunduğumun bilinmesini isterim. Kısa kısa, isteyen bölük pörçük de diyebilir, hipotetik değiniler biçiminde…

***

-2023 seçimleri, Türkiye’de 52-48 dengesinin bir statüko halini aldığını gösterdi. Bu bilinmiyor değildi, ama statükonun kırılabileceği, iktidar blokundan ana muhalefet blokuna geçiş sağlanabilirse dengenin değişim lehine dönebileceği düşünülüyordu. Tamamen asılsız, hayal ürünü demek zor; ancak seçime öngelen 5 yıllık süreçte birçok kere uyarılara konu olduğu üzere bu dengenin iktidar blokunun söylemini üstlenip revize ederek sağlanamayacağı görüldü. “Sağcılık yapmak” diye özetlenen arayışın hiçbir getirisi olmadığını değil, tam da yapması beklenen şeyi, yani iktidar blokunu çözmeyi getirmediğini söyleyebiliriz.

-2023 seçimlerinden sonra Türkiye siyasetinin yerleşeceği güzergah hakkında, sadece seçim sonuçlarına dayanarak kestirimlerde bulunmak yanlış sonuçlara götürebilir. Ayrıca, bu seçimi de kazanmış bir iktidar blokunun ne tür yeni girişimlerle topluma saldıracağı da yeterli bir çözümleme zemini sunmayabilir. Yani Türkiye’nin gireceği güzergah, salt iktidarın aktüel politikalarını aşan, Türkiye kapitalizminin önündeki seçeneklerin de değerlendirilmesini gerektiren yanlar taşıyor ve belki de tayin edici dinamikler burada biçimleniyor. Bu yönlere doğru genişletilen çözümlemelerin ne tür işaretler vereceğini göreceğiz, ancak şunu söylemeyi şimdiden bekleyebiliriz: 2023 seçimlerinin Erdoğan, Bahçeli, Kılıçdaroğlu gibi liderlerin yarıştığı son genel seçim olması muhtemel. Bizzat kendileri birer statüko abidesine dönüşmüş bu liderlerden beklenecek olan şeyin bir tür “geçiş senaryosu” hazırlamaları olması da hiç şaşırtıcı olmaz. Bir cephede Bayraktar, bir cephede İmamoğlu, bir cephede de Oğan üzerine kurulan yeni bir matrisin önümüzdeki süreçte hazırlanmasını ve bir dahaki yarışın bu senaryolar arasında gerçekleşmesini bekleyebiliriz.

-Her ne kadar hipotetik de olsa bu ihtimalin bir nebze anlamı varsa, yine Türkiye’nin önümüzdeki dönemde yerleşeceği güzergaha dair bize söylediği şey siyasetin neoliberal ortodoksi ile otoriterleşme zeminine daha da sağlam kazıklarla inşa edilmesi olabilir. Bu, zaten 2023 seçimlerinin ana muhalefet tarafından kazanılamamasının da gerekçeleri arasında yer alan bir tercih olmanın ötesinde, toplumsal alanda gözlenen temsil sorununun giderek şiddetlenmesini de beraberinde getirecek bir ihtimal. Yine nereden baktığınıza bağlı olarak, neoliberal otoriterlik yönünde ilerleyerek temsil sorununu derinleştirme, iktidar pratiğinde sömürünün, örgütsüzleşmenin, baskının, ayrımcılığın ve şiddetin yerini koruyacağını da gösterir, radikal bir halkçı muhalefet çizgisinin kendisine toplumsal bir karşılık bulma imkanlarının süreceğini, hatta yükseleceğini de.

-2023 seçimleriyle birlikte bir dönemin kapandığını da söylemek zorundayız. Bu dönem başta İstanbul ve Ankara büyükşehir belediyelerinin iktidardan koparılmasıyla başlayan ve muhalefetin iktidarı almak için başlattığı yürüyüşün zafere ulaşacağı beklentisinin koşulladığı bir dönemdi. Bu koşullama, birçok açıdan haklı gerekçelere dayanan bu koşullama, elbette bazı “yan etkiler” de yarattı. Bu yan etkilerin en başında, Türkiye’yi ve onun radikal muhalefetini “süreklileşmiş seçim atmosferine” sokması geliyor. Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin mimarisi ve seçimlerin yüzde 50 + 1 oya ulaşmayı zorunlu tutması da son derece güçlü bir vakum etkisi yaratarak radikal muhalefeti seçim atmosferinin içinde tuttu. Bunları bir eleştiri ya da özeleştiri olarak değil, içinden geçtiğimiz son sürecin kaçınılmaz, bazı açılardan da haklılık taşıyan bir özelliği olarak dile getiriyorum. Kuşkusuz, Türkiye en yakını 10 ay sonra gerçekleşecek yerel ve genel seçim konjonktürlerine yine girecek ve radikal muhalefet bu süreçlerde de etkinliğini gösterecek, göstermeli. Ancak iki seçim arasındaki sürenin, bu yeni dönemde, aynı zamanda emekçilerin bağımsız gücünün yaratılmasına yönelik siyasal/toplumsal/örgütsel faaliyetle de doldurulması için şimdi imkan ve vakit bulacak olmamızı bir şans olarak değerlendirmek gerekir.

-Türkiye’nin radikal muhalefeti açısından söylenebilecek onlarca sözden bir diğeri siyaset üretimi ve pratiğinin, adlı adınca siyasal mücadelenin hem varlığıyla hem de yokluğuyla nasıl sonuçlar getirdiğinin görülmesidir. 2023 seçimlerinin en önemli olaylarından biri olan TİP, kendi ailesi arasında dolaysız biçimde siyaset üretmeye verdiği önceliğin karşılığını almış oldu. Bu başarı kusursuz da değil yeterli de elbette; üstelik bazı veçheleriyle çözüm bekleyen sorunlar da yarattı, doğal olarak. Önemli olan her siyasal yürüyüşte ve ağırlık kaydırmasında ortaya çıkması kaçınılmaz olan sorunların olması değil, belki de sosyalist hareketimizde çok uzun yıllardır ilk kez sorun çözme iradesini geleneğinden ya da karizmatik liderlerinden değil siyasal başarısının ve elde ettiği mevzilerin meşruiyetinden üretebilecek olması. Böylesi bir meşruiyet, hem içeriye hem dışarıya, hem ayrışmaya hem kapsamaya, hem yenilenmeye hem tahkimata doğru açılan çok yönlü bir yeni kurucu pratiğin alanını açmıştır.

-TİP açısından konuşmaya devam edersek, 2023 seçimleri 5 yıl önce ilk adımını atan bir partinin, kendi stratejisini ısrarla ve inatla takip ederek siyaset sahnesine çıkmış olduğunun da kanıtıdır. Bundan sonrası, o sahnede dikilmeyip oyun kurucu bir rol üstlenmek için hangi adımların atılması gerektiğini saptayıp hayata geçirmek olacak. Bu oyun kuruculuk misyonu özellikle seçim dönemlerinde kimi taktiksel tercihler ve veçheler yaratabilir, ancak esası Türkiye’de temsil sorunu bulunan ve sömürü, baskı, şiddet disiplini ile yaşayan geniş ve farklı suretlerdeki emekçilerin bağımsız gücünü yaratmaya yönelik olmak durumunda. Diğer bir deyişle, TİP’in, bir tür “çıkış stratejisi” ile eriştiği başarının bir anlamı olacaksa, bu önümüzdeki süreçte emekçilerin bağımsız ve birleşik gücünü yaratmak yönündeki adımlarının getirilerinde görülecek.

-2023 seçimleri açısından söylenebilecek son değil de bu yazı için son söz ise, Türkiye toplumunun ideolojik gerilimlerini ve devinimini tahlil etmekte ana muhalefetin de radikal muhalefetin de eksik, hadi eksik demeyelim de gevşek davrandığını görmek oldu. Bu sözle kast ettiğim, sadece iktidar blokunun ümmetçi/milliyetçi/ayıştırıcı/düşmanlaştırıcı hamlelerinin çok yaygın bir karşılık bulması değil; esas olarak solun değerlerinin toplumsallaştırılmasında kat edilemeyen mesafe. Bu seçimler için böyle bir şansın olmadığını düşünsem de önümüzdeki sürece tevil ederek söylersem, radikal muhalefetin kendi değerlerini eskiyi değil yeniyi temsil eder bir içerik ve tarzla toplumsallaştırmasının, buna yaslanan bir siyasal mücadele programının etkinliğiyle bir tür “hegemonya” inşa etmesinin hem gerekliliğini hem de bu inşa edilemediği takdirde iktidar blokunun çözülmesine bir katkı koyamadığını gördük. Sosyalistler arasında iktidar blokunun seçmenlerinden küçük ama önemsiz sayılamayacak bir oyu kendi hanesine yazdırabilmiş olması, bu görev açısından TİP’in hala en yakın ve en başarılı aday olduğunu da gösteriyor.

***

2023 seçimlerini geride bırakıyoruz. Bu sürecin değerlendirilmesini, çözümlemesini yapmaya, hem eleştirel hem de özeleştirel boyutlarıyla bilince çıkarmaya ve şimdi karşı karşıya olduğumuz tabloyu daha berrak bir gözle görmeye ihtiyacımız büyük. En azından bir süre bu uğurda harcanacak çabanın asla boşa gitmeyeceğinden emin olmak lazım.

Bununla birlikte, umuda, ayakta duran bir umuda ihtiyacımız olduğundan da emin olmamız gerekiyor. Sadece, bu umudu hamasetten değil, Terry Eagleton’un dediği gibi “sarih bir temelden” üretmemiz kaydıyla. Gerçek bir umut için sarih bir temelse, ülkenin emekçilerini bağımsız ve birleşik bir güç olarak örgütleyecek olan partinin sahneye çıkmış olmasıdır.

Bugünü, Gezi Direnişi’nin 10. yılını, bir de o direnişin içinde filizlenmiş bir partinin yarattığı umuda tutunarak kutlayacağız.

Seçimler ve ötesi: Sarih bir umut için (ilerihaber.org)



Yeni Başlık  Cevap Yaz



Forum Ana Sayfası

 


 Bu konuyu 1 kişi görüntülüyor:  1 Misafir, 0 Üye
 Bu konuyu görüntüleyen üye yok.
Konuyu Sosyal Ortamda Paylas
Benzer konular
Başlık Yazan Cevap Gösterim Son ileti
Konu Klasör Sosyalist harekette sorunlar, olanaklar...-Doğan Ergün melnur 4 380 25.08.2023- 08:48
Konu Klasör Seçim sonrası için notlar. melnur 5 553 04.08.2023- 00:00
Konu Klasör Seçim sonrası için düşünceler... melnur 0 801 04.06.2022- 03:52
Konu Klasör AKP sonrası için tahminler... melnur 2 1340 23.12.2021- 06:59
Konu Klasör Seçim sonrası yazıları... melnur 1 11 30.03.2024- 08:29
Etiketler   Seçim,   sonrasında,   olanaklar,   sıkıntılar.
SOL PAYLAŞIM
Yasal Uyarı
Sitemiz Bir Paylasim Forum sitesidir Bu nedenle yazı, resim ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenebilmektedir. Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir. Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazı ve materyalleri 48 Saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır.
Bildirimlerinizi info@solpaylasim.com adresine yollayabilirsiniz.
Forum Mobil RSS