Ana Sayfa  |  Yardım  |  Üyeler  |  Giriş  |  Kayıt
 
OTURUYORSAN KALK; AYAKTAYSAN YÜRÜ; YÜRÜYORSAN KOŞ!
Yurt ve dünya sorunlarına soldan bakan dostlar HOŞGELDİNİZ .Foruma etkin katılım yapabilmeniz için KAYIT olmalısınız.
Forum Ana Sayfası  »  Marksizm ve sosyalizm üzerine teorik açıklama ve tartışmalar
 »  Silahlı mücadele mi, barışçıl geçiş mi?

Yeni Başlık  Cevap Yaz
Toplam 2 Sayfa:   «ilk   <   1   [2] 
Cvp:
Yazan Cevap içeriği

boşluk

melnur
[Gelenek]
Forum Yöneticisi

Varsayılan Kullanıcı Resmi

Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 6.566
Şehir: İstanbul
Durum: Forumda Değil

E-Posta Gönder
Özel ileti Gönder

Cevap Tarihi: 26.11.2018- 09:09
Alıntı yaparak cevapla  


Biz yeniden başlanacaksa artık o tür bir sosyalizm olmasın diyoruz. Sense bunu sosyalizm karşıtlığı olarak çarpıtıyorsun.

Kaçak arkadaş; senden rica ediyorum, şu zırvalıkları bir yana bırak artık. Yıllardır yazıyazforuma gidip geldin, hiç değişmemişsin. Senin sorunun ne Hazar denizi, ne de KIzıl Kmer'ler. Sen eline geçirdiğin her şeyi sosyalizme, reel pratiğe fırlatıyor ve bununla da kalmıyor sosyalizmin temel tezlerini, temel yaklaşımını reddediyor ve sonra da sol-sosyalist olduğunu söylemiyor, öyle olduğu iması yaratarak liberal bir konumlanış içinde ve pek de bilmediğin konularda gevezelik yapmaya çalışıyorsun. Evet, senden rica ediyorum, şu zırvalıkları bırak, gerçekten insanları yoruyorsun. Senin gevezelik yapmaya zamanın olabilir, sen bu tür ipe sapa gelmez konuları konuşmanın sosyalizmi konuşmak olduğunu da sanabilirsin, ama böyle değil. Daha öncesinde de bu tür sözde eleştiriler(!) yapmaya çalışıyordun ve karşı çıkıyordum. Bunlar eleştiri falan değil. Belki birikimin bu kadara el veriyor, ve belki bu konularda da samimi değilsin, ama ne olursa olsun gerçekten rahatsızlık veriyorsun. Sana, yazdıklarına verilecek her yanıt, bu saçmalıkların, bu zırvalıkların günlerce sürmesi anlamına geliyor. Hem yazdıkların ipe sapa gelmez şeyler ve hem de nokta koymayı bilmiyorsun. Kaçak olarak nokta koysan bu sefer başka adlarla girip zırvaları sürdürme alışkanlığın da var.

Bak arkadaş; Hazar konusu, Aral konusu, sosyalizmin tezlerinin, kuramının, işlevinin yanlışlığı anlamına gelmez. Sosyalist kuruculuk konusunda belli bir sorumluluk üstlenmiş tüm yönetici kesimin hem bilimsel sosyalizmin ne olduğu konusuna ve hem de pratiğe nasıl yansıtılacağına ilişkin mutlaka bir doğru siyasal tavır göstereceği ul İÇERİDEN olm sosyalizm karşıtlığı için kullanıyorsun. Bu alışkanlık olmuş. Tıpkı gelip geçen brtt arkadaşın(!) Kızıl Kmer konusuna değindiği gibi, aynı yerde olman, yıllarca değişmemen gerçekten çekilecek gibi değil. Sosyalizm eleştirisi solcular için İÇERİDEN olmalı derken senin için zaten hiç geçerli olmadı ama, düzeyi bu kadar düşürerek sosyalizm düşmanlığı yapman ve burada zamanımızı alman gerçekten hoş değil.

Tavır buysa, bu olacaksa, bir karar ver KAÇAK veya başka isimle buraya giren arkadaşım; seninle tartışmak düzeyin düşmesinden başka bir işe yaramıyor ve hiç keyif vermiyorsun.

Bence bir daha düşün.
Ban'ı açarak bir iyi niyet gösterdim ama bence bunu sıistimal etme!
Böyle sürmeyeceğini çoktan öğrenmiş olmalıydın.





Cvp:
Yazan Cevap içeriği

boşluk

Kaçak
[Richard Kimble]

Kullanıcı Resmi

Kayıt Tarihi: 19.08.2013
İleti Sayısı: 817
Şehir: İzmir
Durum: üye uzaklaştırılmış

E-Posta Gönder
Özel ileti Gönder

Cevap Tarihi: 26.11.2018- 15:34
Alıntı yaparak cevapla  


 Alıntı Çizelgesi: Bolsevik yazmış

silahlı mücadelede benim merak ettiğim bir şey var. mesela bir kesim devrimci örgütler legalde parti çalışması yapıyor, illegalde silahlı mücadele. yada legale tamamen kapalı olup silahlı mücadele yapan örgütler var. yada eskisi kadar devrimci olmayıp belli bir milliyete dayalı silahlı mücadele eden örgütler var.

iktidarın kolaylıkla alınamayacağı biliyoruz. illa ki bir dirençle, çatışmayla karşılaşılacak. o yüzden silahlı mücadele önemli. peki bunun önemini sağlayan şeyler nedir? karşıda mali ve insan kaynakları yönünden zengin düzenli bir ordu var. son teknoloji silahlar kullanılıyor. askerin bile zırhlısı var. sıcak çatışmanın içindeyken ekrana gpsle takım arkadaşlarının nerede olduğunu gösteren hologramlar geliyor falan. diğer tarafta ise mali-insan-teknoloji kaynakları sınırlı fakat inançlı bir devrimci var. bu iki şeyi birbiriyle çarpıştırırsak kimin kazanacağı belli. peki nasıl olacak bu iş? silahlı mücadele tamam önemli ama önemi ne kadar büyük onu hayal edemiyorum.

yanlış anlaşılmasın. silahlı mücadeleyi küçümsemiyorum. sadece bu taşın devrimci krizde ne kadar hacim kaplayacağını hayal edemiyorum. bilgi eksikliğim de olabilir.

yani şöyle düşünüyorum. türkiyede köy kalmadı. var tabii ki ama büyük çoğunluk işçileşti yada işsiz. köyler boşaldı. mesela geçen bir şey okudum. kemalpaşa karakoluna saldırmışlar. bunu sitede şey diye duyurmuşlar. kemalpaşa karakolunun bombalaması yapıldı. yani...! afişleme yapıyor sanki... eminim vatandaş benim vergimle yapılan karakolu bombalıyorlar diye düşünmüştür.

köyde eylem yapmanın eskisi kadar esprisi kalmadı, şehirde yapılınca da vatandaşa bir şey ifade etmiyor. belki antipati bile topluyordur. o zaman silahlı mücadeleyi şimdi mi yapmak lazım, yönetim krizi başlayana yakın mı. sonra yapalım dersek bu sefer gelecekte silahlı mücadeleye girecek devrimcilerde tecrübe sorunu mu yaşanır?




Doğru düşünüyorsun Bolşevik. Devlet silah bakımından ve teknik açıdan daha güçlü ve avantajlıdır. Hele günümüzde bu fark çok daha fazla öne çıkmıştır. Artık devlete karşı silahla güçlü bir direniş ortaya koymak imkansız hâle gelmiştir.

Silahlı mücadele yolunda bir sürü iyi niyetli genç insan harcanıyor. Özellikle "cephe"nin bu yolda boş yere hayatarını tükettiği genç insanlar oldu. Devlete zarar vermek bir yana, aksine güçlendirdiler eylemleriyle.

Üstelik sermaye sınıfının egemenliğine değil, soyut devlet imgesine karşı çıkmış oluyorlar. Soyut devlet imgesinin somut askerine, polisine, vb... Oysa sosyalistlerin hedefi kapitalist sistemdir; o sistemin son tahlildeki örgütlenmiş gücü olan devletten çok daha önce.

İktidara yürüme konusunda anlamlı bir mesafe kat edemeyen küçük sol grupçukların silahlı eylemleri ancak ve ancak zor aygıtı olan devleti daha da büyütür ve güçlendirir. Çünki ona daha fazla silahlanma ve baskı yasaları için malzeme verir.



ben ayda bir kez bir mesaj yazayım. bu kadarcığına katlanırsınız herhalde. koca bir ayda sadece bir mesaj.
Cvp:
Yazan Cevap içeriği

boşluk

melnur
[Gelenek]
Forum Yöneticisi

Varsayılan Kullanıcı Resmi

Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 6.566
Şehir: İstanbul
Durum: Forumda Değil

E-Posta Gönder
Özel ileti Gönder

Cevap Tarihi: 27.11.2018- 20:28
Alıntı yaparak cevapla  


 Alıntı Çizelgesi: melnur yazmış

Evet, sosyalizmin gerektirdiği toplumsal dönüşümlerin gerçekleştirilebilmesinin yolu siyasal devrim perspektifine sahip olabilmek ve siyasal iktidarı elde edebilmenin yolunu-yöntemini bulabilmekten geçiyorsa kapitalist bir toplumda bu durumun karşılığı iktidarı-devleti çaresiz bırakmaktan geçmektedir. Sosyalizmi iktidara taşıyacak yol-yöntem bu çaresiz bırakma yönteminin başarıya ulaşmasıyla mümkündür! Uzlaşmaz sınıfların ortaya çıktığı ve düzene karşı iyi-kötü bir mücadele alışkanlığının oluştuğu toplumlarda başka bir yol-yöntemin de bulunmadığını düşünüyorum.

Burada birinci soru, bu ''çaresiz bırakma'' konusunun somut anlamda ne olduğu ve ne anlama geldiğidir. Bunu tamamlayacak ikinci soru ise bu sürecin öncü parti açısından nasıl kurulabileceğidir.





Leninist klasiktir; siyasal devrim yönetenlerin yönetemez, yönetilenlerin de eskisi gibi yönetilmek istememe iradesinin ortaya çıktığı kriz koşullarında tepe noktasına ulaşır.   Devrimci durum dediğimiz o sürecin çok da uzun süreli olmadığını varsaydığımızda hem öncü partinin ve kitlelerin ve hem de taktik ve stratejilerin siyasal iktidarın elde edilmesine kilitlenmesi gerekir. Çaresiz bırakma konusunu sadece sadece o devrimci durumla ilişkili görmemek gerek, çaresiz bırakma bir taktik ve strateji sorunudur aynı zamanda ve kitlelerin güvenini kazanmayı ve kendini öncü olarak benimsetmeyi amaçlamalıdır. Burada sorulması gereken sorunun bu sürecin nasıl olması gerektiğidir ki, legalite ve illegalite değerlendirmesi bana göre de tam bu noktada sorulmalıdır.

Kitleler içinde çalışma yapmak, örgütlenme çabası içinde olmak, sosyalizmi anlatmak, sınıfı ekonomik mücadele alanının dışına siyasete çağırmak-yöneltmek legal bir pozisyonda mı gerçekleşir, yoksa illegal mi? Silahlı propagandayla mı, yoksa yazı, söz ve 'barışçıl' eylemlerle mi?

Çok açık; yanıt legal alan ve söz, yazı ve barışçıl eylemlerle...

Yapılması gereken şey öncü partinin legal alanda mücadelesini önemsemek ve en başa da kitleleri siyasete çağırmak, örgütlemek ve güncelin gerektirdiği sokak eylemlerine yöneltmektir. Kitlelerin güvenini kazanabilmenin yolu silahlı mücadele değildir bu yüzden ve legal alana çıkmış bir komünist parti de sırf bu nedenle reformist sayılmamalıdır.





__________________

Bu ileti en son melnur tarafından 27.11.2018- 20:28 tarihinde, toplamda 1 kez değiştirilmiştir.

Cvp:
Yazan Cevap içeriği

boşluk

melnur
[Gelenek]
Forum Yöneticisi

Varsayılan Kullanıcı Resmi

Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 6.566
Şehir: İstanbul
Durum: Forumda Değil

E-Posta Gönder
Özel ileti Gönder

Cevap Tarihi: 28.11.2018- 17:30
Alıntı yaparak cevapla  


Toparlayalım; siyasal iktidarın elde edilebilmesi barışçıl yöntemlerle-parlamentoculukla gerçekleşir mi, sanmıyorum. Böyle bir örnek yok. Olan örneklerin -Rusya'da ayaklanma, Çin'de emperyalist işgale karşı savaş ve Küba'da silahlı mücadele- de kapitalizmin gelişip uzlaşmaz sınıfların ortaya çıktığı coğrafyalarda pek mümkün olmadığını bir kenara not etmek gerekiyor. Yöntemin çaresiz bırakma eylemselliğinde   yattığını düşünüyorum.. Düzen; kurumsal yapısıyla, iktidarı ve egemeniyle çare üretemez bir noktaya sürüklenmeli taşınmalı iktidarın terk edilmesiyle sonlanmalıdır. Hemen her kapitalist ülkenin belirli aralıklarla girdiği bunalımın, devrimci duruma ve o devrimci durumun da çaresiz bırakmaya dönüştürülmesi sadece o momentin bir eylemselliği değil, ve aynı zamanda uzun bir süreç içinde öncü parti ile sınıf ve emekçi halk arasında kurulması gereken ilişkinin niteliğiyle de doğrudan ilişkilidir. Legale çıkmanın önemi de burada yatmaktadır. Kitle ile öncü arasındaki güvene dayalı bir ilişkinin kurulabilme olanağı illegal değil, legal koşullarda yatmaktadır.

Bu yüzden, uzlaşmaz sınıfların ortaya çıktığı coğrafyalarda devrim öncü partinin legal alanda yerini alabilmesi, örgütlenebilmesi, kitleye güven verebilmesi, onu mobilize edebilecek bir yapıya ulaşması ve sonuçta devrimci duruma hazır hale gelebilmesiyle olanaklı hale gelecektir. Ve sonuçta meydanları dolduracak olan ve örgütlenebilmiş ve öncüsüyle birleşebilmiş bir halkın önünde durulamayacağını da tarih bize söylüyor.



__________________

Bu ileti en son melnur tarafından 28.11.2018- 17:31 tarihinde, toplamda 1 kez değiştirilmiştir.

Yeni Başlık  Cevap Yaz
Toplam 2 Sayfa:   «ilk   <   1   [2] 



Forum Ana Sayfası  »  Marksizm ve sosyalizm üzerine teorik açıklama ve tartışmalar
 »  Silahlı mücadele mi, barışçıl geçiş mi?

Forum Ana Sayfası

 Bu konuyu 1 kişi görüntülüyor:  1 Misafir, 0 Üye
 Bu konuyu görüntüleyen üye yok.

Benzer konular
Başlık Yazan Cevap Gösterim Son ileti
Konu Klasör Silahlı mücadele denizcan 21 5384 18.11.2015- 12:13
Konu Klasör Hitler Almanyasına Geçiş ve Mücadele dayanışma 3 1156 04.02.2016- 17:00
Konu Klasör Bingöl'de silahlı saldırı: solcu 2 1966 10.10.2014- 18:14
Konu Klasör Okmeydanı'nda silahlı çatışma toplumcu 2 2797 15.03.2014- 04:29
Konu Klasör Vatan Emniyet'e silahlı saldırı denizcan 1 1666 01.04.2015- 19:18

Etiketler   Silahlı,   mücadele,   barışçıl,   geçiş


Benzer konular
Başlık Yazan Cevap Gösterim Son ileti
Konu Klasör Silahlı mücadele denizcan 21 5384 18.11.2015- 12:13
Konu Klasör Hitler Almanyasına Geçiş ve Mücadele dayanışma 3 1156 04.02.2016- 17:00
Konu Klasör Bingöl'de silahlı saldırı: solcu 2 1966 10.10.2014- 18:14
Konu Klasör Okmeydanı'nda silahlı çatışma toplumcu 2 2797 15.03.2014- 04:29
Konu Klasör Vatan Emniyet'e silahlı saldırı denizcan 1 1666 01.04.2015- 19:18

Etiketler   Silahlı,   mücadele,   barışçıl,   geçiş


Forum Yazılımı:   php Kolay Forum (phpKF)  ©  2007 - 2014   phpKF Ekibi



Forum Mobil RSS