SolPaylaşım  
Ana Sayfa  |  Yönetim Paneli  |  Üyeler  |  Giriş  |  Kayıt
 
OTURUYORSAN KALK; AYAKTAYSAN YÜRÜ; YÜRÜYORSAN KOŞ!
Yurt ve dünya sorunlarına soldan bakan dostlar HOŞGELDİNİZ .Foruma etkin katılım yapabilmeniz için KAYIT olmalısınız.
Yeni Başlık  Cevap Yaz
Fransız Devriminin Nedenleri           (gösterim sayısı: 1.691)
Yazan Konu içeriği
Üye Profili boşluk
bedrettin
[ ..... ]

Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 30.08.2013
İleti Sayısı: 907
Konum: Trabzon
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder


Konu Yazan: bedrettin
Konu Tarihi: 23.08.2014- 00:14


Fransız Devriminin Nedenleri

Resim Ekleme


1770’ler ve 1780’ler, beraberlerinde ciddi bir iktisadi bunalımı getirdiler ve o zaman için bu, içine düşülecek en kötü durum olarak görüldü. Çünkü söz konusu iktisadi bunalım uzun bir refah birikimi dönemini takiben ortaya çıktı; bütün sınıflar, statülerinde ani ve ciddi bir düşüşle kaşı karşıya kaldığı için kızgınlık ve şiddetli huzursuzluk hislerinin doğmasına neden oldu. Bu huzursuzluk ortamında, toplumun yapısı iki içsel gücün zorlayıcılığından kaynaklanan bir bozulma tehdidi ile karşı karşıyaydı. Bu iki iç güç on sekizinci yüzyılın büyük bir bölümünde de var olmuşlardı, fakat şimdi iktisadi kriz tarafından iyiden iyiye öne çıkarılmaktaydılar.

Birinci güç, birbirleriyle iyice ters düşmüş olan İkinci Tabaka (aristokrasi) ve Üçüncü Tabaka (burjuvazi, köylüler ve şehirdeki proletarya) arasındaki çekişmeydi. İkinci güç ise, Tabakaların ikisinin de, monarşinin siyasalarından ve mutlakiyetçiliğin içerimlemelerinden kopmaya yönelik eşzamanlı girişimleriydi. Kısa bir süre için Tabakalar monarşinin merkezi iktidarına karşı doğal olmayan bir ittifak oluşturdular ve bu yüzden ikinci güç daha baskın oldu bu süreçte.

Kendisini ciddi sıkıntılar içinde bulan kral, farklı sınıfların bir araya gelmiş taleplerine teslim oldu ve Etats Gâneraux’ya toplanma çağrısında bulunmaya razı oldu. Artık merkezi otorite çökmüş görünüyordu. Bu süreç içinde, aristokrasinin nüfuzu Üçüncü Tabakanın yarattığı birbiri ardına gelen dalgalarda boğuluyordu, çünkü burjuvazi, köylüler ve proletarya kendi isteklerini elde etmek için üç koldan bastırıyordu.

Devrime sefaletin neden olduğu, genel bir kabullenmedir; Marx, daha da kötüleşen koşulların devrimin yararına bir durum yarattığına kesinlikle inanıyordu. Ne ki, on dokuzuncu yüzyılın ortalarında Alexis de Tocqueville’in geliştirdiği kurama göre, Fransız Devrimi, şartlar iyileşmekteyken patlak vermişti. Onun gözlemlerine göre, “Hiçbir zaman, kötüden daha da kötüye gidilirken bir ülkede devrim olmazdı.” Dahası, “Bir devrim tarafından çökertilen şeylerin düzeni, hemen hemen her zaman için ondan bir öncekinden daha iyidir” diyordu.

1741 ve 1746 arasında, Fransa, kapsamlı bir iktisadi büyüme oranı tutturdu. Burjuvazinin önemli bölümü Dunkirk, Le Havre, La Rochelle, Bordeaux, Nantes ve Marsilya gibi limanların canlanan refahı ile birlikte üç kat artan ticaretten ve beşe katlanan deniz ticaretinden önemli kazançlar sağladı. 1741 ile 1765 yılları arasında fiyatların % 65 oranında yükselmesi, tarım ürünlerinin değerini de artırarak kiracı çiftçilerin yaşama koşullarını büyük oranda iyileştirdi. Kıtlıklar olmasına rağmen -örneğin 1725, 1740, 1759 ve 1766-68 gibi yıllarda- 1780’lerde, 1693-94 ve 1709-10 dönemlerinde felakete dönüşen açlıkla karşılaştırılacak bir durum yoktu. Zenginliğin genel ve hızlı artışı gibi hususlarda Fransa burjuvazisi ve köylüsü, Orta ve Doğu Avrupa’daki çağdaşlarından bariz bir şekilde çok daha iyi bir durumda görünüyorlardı.

1770’ler ve 1780’lerdeki ani duraklama ağır bir etki yaptı. Fransa diğer ülkelerin başına gelene benzer bir iktisadi durgunluk dönemine girdi; bu, belki de, Yeni Dünya’dan gelen külçe altın ve gümüşün azalması tarafından birden bire hızlandırılan, uzun bir iktisadi gidişat üzerindeki geçici bir iniş çıkıştan başka bir şey değildi. Ne ki, Fransız sanayisi ve ticareti, bu durumdan, Fransa’daki kredi olanaklarının yetersiz yapısından dolayı kötü etkilendi. Bu yüzden üretim azaldı, işsizlik arttı ve hemen ardından bu iktisadi durgunluk tarım sektörüne de yansıdı. Aristokrasi sahip olduklarını elinde tutmak için umutsuzca çabalarken, burjuvazi ve köylüler elde ettikleri ile beklentileri arasındaki giderek büyüyen umurumun farkına özellikle vardılar. Sonuç, yaşanan sıkıntılar karşısında derin huzursuzluk ve giderek artan nefretti ki, bunların ikisi de kendi kendine çile çekmeye razı olmaktan ziyade, patlamaya tümüyle hazır devrimci unsurları teşkil ediyorlardı. Birbirlerine ve rejimin kendisine giderek artan bir şüphe ile bakmakta olan toplumsal sınıflar, ulusal refahtan ilk başta paylarına düşeni yeniden ele geçirmek ve daha önceki maddi gelişme arayışlarına devam etmek için umutsuzca çabalıyordu.

On sekizinci yüzyıl, İkinci ve Üçüncü Tabakalar arasındaki ilişkilerin aşama aşama bozuluşuna şahit olmuştu. İkisi de konumlarını iktisadi olarak geçmişlerine nazaran geliştirmişti, fakat artık birbirlerini, kendi güvenlikleri ve iyi hallerine karşı birer tehdit olarak görüyorlardı. Bu huzursuzluk 1776 sonrasında iyice arttı.

İkinci ve Üçüncü Tabakaların arası 1770’ler ve 1780’ler boyunca gittikçe açıldı. İktisadi durgunluğun etkisi altında, aristokrasi, kendi durumunu kurtarabilmek için vergilerin toplanmasına gittikçe daha fazla bel bağlarken, köylüler derebeylik vergilerini oldukça külfetli buluyorlardı. Böylece, bunalımın getirdiği yük, toplumun bunu en az kaldırabilecek olan alt tabakalarına doğru yayılıyordu. Burjuvazinin aristokrasiden duyduğu hoşnutsuzluk daha dolaylı, fakat gelecek için önemliydi. Çünkü burjuvazi, aristokrasiyi, iktisadi ve mali yapıdaki her türlü aklileştirmeye karşı direnmekle ve yeniden düzenlemelere en çok ihtiyaç duyulan bir zamanda günün gerekleri ile uyuşmayan kurumlan devam ettirmekle suçluyordu.

Ne ki, toplumsal sınıflar arasındaki bu gerilimler aniden patlak veren çatışmalarla sonuçlanmadı. Çünkü kısa bir süre için ortak bir düşmana,   yani monarşinin mutlakiyetçi iktidarına karşı oluşturulan geçici ve yapay koalisyon böyle ani bir çatışmayı kısmen engelledi.

Sınıfları merkezi yönetime karşı bu ortak cepheyi kurmada harekete geçiren nedenler büyük oranda farklıydı, fakat hepsinin de değişmez bir ortak görüşleri vardı ki, o da rejimin var olan hali ile artık çıkarlarına hizmet edemeyeceği veya onları artık sömürüden uzak tutamayacağıydı. Bu yüzden, yönetimin birtakım değişikliklere uğratılması mecburiydi. Monarşi birleşmiş baskılar altında tam anlamıyla çökene kadar, bunun nasıl gerçekleştirileceği beyhude bir spekülasyon konusu olarak kaldı.

Tüm sınıflar, rejimin siyasalarına karşı muhalefetlerini ifade ederken önde gelen Fransız aydınlanma düşünürlerinin görüşlerinden yararlanıyorlardı. Genelde Montesquieu, Voltaire ve Rousseau’nun devrimci hissiyatın gelişmesi üzerinde doğrudan etkide bulundukları ve dolayısıyla 1789 olaylarını hızlandırdıkları söylenir. Aslında olan, muhalefetin gelişmesinin aydınlanma düşünürlerinin teşvikleri ile gerçekleşmesinden ziyade, muhalefetin onların yazılarından bağımsız bir biçimde yapılan alıntılarla ifade edilmesiydi.

XVI. Louis döneminde monarşi son iki yüzyılın en zayıf durumuna düşmekle kalmadı; yönetimin normal işleyiş sürecine de artık hâkim olamadığım gösterdi. Esas sorun, monarşinin yetkin bir destekten mahrum olması gibi bariz bir nedenden dolayı çeşitli toplumsal güçler arasındaki hassas dengeyi sağlayamamasıydı. XIV Louis, mutlakiyetçiliğin imajını, monarşiyi yüce bir tecrit konumuna yükselterek sağlamlaştırmıştı. Ne ki, onun uyguladığı siyasalara karşı aristokrasinin sık sık kaynaklık ettiği düşmanlığa yanıt vermek için burjuvazinin desteğini sürekli kılma konusunda da özen göstermişti. Benzer bir biçimde, 1851’den sonra III. Napoleon, işçilerin muhalefetini kırabilmesini, köylülerin ona arka çıkmasına borçlu olacaktı. Fransız monarşisi ya siyasal olarak nüfusun önemli bir çoğunluğuna dayanarak ya da daha da zor olan “böl ve yönet” siya-sasını uygulayarak ayakta kalabilirdi.

Hükümdarlığı döneminde süregiden mali krizlerin, otoritesini, tebaasının iyi niyeti veya en azından kayıtsızlığı olmadan ayakta tutamayacağını gösterdiği XVI. Louis’nin zayıflığı hat safhadaydı. Yedi Yıl Savaşları ve Amerikan Bağımsızlık Savaşı, mali yapının üzerine çok ağır yükler getirmişti ve bu yüzden XVI. Louis vergilendirme ölçütlerinde ve yöntemlerinde birtakım değişiklikleri gündemine almaya mecbur kaldı. XVI. Louis, çok daha geniş bir muhalefetle ve özellikle de 1787’den itibaren Etats Generaux’nun toplantıya çağırılması üzerinde yoğunlaşan bir taleple karşı karşıya kaldı.

Rejime karşı işbirliği yapma mecburiyetinden kurtulmuş olan İkinci ve Üçüncü Tabakalar, artık birbirlerine karşı duydukları çekincelerini daha açıkça ifade etmekteydiler ve bu süreçte de kriz devrime dönüştü.

Aristokrasi şartlarını, Etats Generaux’nun bir araya gelişinde uygulanan geleneksel oylama prosedürlerinin devam ettirilmesi yönünde ortaya koydu. Bu, kendisini ileride Ulusal Meclis olarak yeniden yapılandıracak olan Üçüncü Tabaka ile aristokrasinin farklılıklarını meydana çıkardı. Otoriteye ve geleneksel yapının prosedürlerine karşı açıkça bir meydan okuma olmasından dolayı bu, kurumsal devrimin ilk göstergesiydi. Bu aşamadan sonra, G. Lefebvre’in de göstermeye çalıştığı gibi, çatışan bütün rakip ve tamamen farklı unsurların Üçüncü Tabakaya katılması ile devinirlik iyice arttı. Burjuvazi, Temmuz 1789’daki yeni siyasal durumu daimi olarak kabul etmiş gibi görünüyordu. Fakat köylüler, Ağustos’ta taşrada başlattıkları seri ayaklanmalarla feodal ve derebeylik haklarının ortadan kaldırılması sürecini hızlandırdılar. Paris’in zanaatkarları ve proletaryası, Devrim’i 1791-4 arasındaki çok daha şiddetli aşamaya getirdi ve bu da Ulusal Kongre’nin yaptığı hızla ilerleyen değişikliklere kesintisiz destek sağladı.

Sık sık belirtilen odur ki, Devrim, Paris Parlamentinin yaptığı baskıların bir sonucu olarak 1787’de patlak verdi. Ne ki, bunu daha farklı bir yolla ortaya koymak da mümkündür. Bir devrimin başlaması için kesin bir devinirliğe ihtiyaç duyulur. On dokuzuncu yüzyılda Fransa, kimi vesilelerle (1830, 1848, 1871) çok ciddi baskılar oluşturmuş olan bir devrimci deneyimler ardiyesine sahip oldu. 1780’ler için ne böyle bir önderlik ne de deneyimden kaynaklanan bir bilgi vardı; ne ki, soylular, tepkisel duruşlarının bir parçası olarak ve güçlü konumlarını kullanarak ilk darbeyi vurdular. Bu siyasal muhalefetin itici gücü ancien regime ile ikinci Tabakayı yıkmaya girişme konusunda Üçüncü Tabakanın farklı kısımlarını cesaretlendirmeye yetti. Bu durum, 1580 gibi erken bir tarihte Montaigne’in “Bir devlete ilk darbeyi vuranların kendileri de, o devletin çöküşü esnasında ilk mahvolanlar arasında yer alırlar” şeklindeki öngörüsünü doğrular nitelikte görünmektedir.

Fransız Devrimi’nden önce Avrupa’yı bir bütün olarak etkileyen önemli ortak sorunların var olmuş olduğu kesin olarak görülüyor. Bu sorunlardan biri, kıta nüfusunun ani bir şekilde, 1700’den 1800’e kadar 100 milyondan 200 milyon kişiye çıkmış olmasıydı. Diğeri, uzun bir iktisadi büyüme sürecini takiben 1770’lerde ve 1780’lerde yaşanan ağır bunalımdı. Kapsayıcı sonuç, var olan toprak kaynaklarını elde etmek ve elde tutmak için artan rekabet, işsizlikteki devasa artış ve Avrupa’daki istisnasız tüm hükümetlerin karşı karşıya kaldığı ve geleneksel gelir biçimlerinin yeniden ele alınmasını mecburiyet haline getiren ciddi mali sorunlar oldu. Çoğu hükümetin büyük bir iktisadi bunalımla baş edebilmede yetersiz kaldığı göz önüne alındığında, huzursuzluğun çok yaygın olması hiç de şaşırtıcı değildir.

tarih ve toplum



Yeni Başlık  Cevap Yaz



Forum Ana Sayfası

 


 Bu konuyu 1 kişi görüntülüyor:  1 Misafir, 0 Üye
 Bu konuyu görüntüleyen üye yok.
Konuyu Sosyal Ortamda Paylas
Benzer konular
Başlık Yazan Cevap Gösterim Son ileti
Konu Klasör CHP’nin Seçim Kaybetme Nedenleri solcu 2 2204 14.08.2014- 13:56
Konu Klasör Proletarya devriminin ve sosyalizmin iradesi proleter 1 2230 14.01.2015- 19:51
Konu Klasör Küba devriminin 57'nci yılında İzmir'de üç etkinlik umut 0 1595 06.01.2016- 08:49
Konu Klasör Ölümünün 90. yılında Ekim Devriminin önderi Lenin abbas 15 9850 28.01.2014- 17:26
Konu Klasör Fransa'da İç Savaş melnur 2 2587 12.09.2013- 16:49
Etiketler   Fransız,   Devriminin,   Nedenleri
SOL PAYLAŞIM
Yasal Uyarı
Sitemiz Bir Paylasim Forum sitesidir Bu nedenle yazı, resim ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenebilmektedir. Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir. Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazı ve materyalleri 48 Saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır.
Bildirimlerinizi info@solpaylasim.com adresine yollayabilirsiniz.
Forum Mobil RSS