SolPaylaşım  
Ana Sayfa  |  Yönetim Paneli  |  Üyeler  |  Giriş  |  Kayıt
 
OTURUYORSAN KALK; AYAKTAYSAN YÜRÜ; YÜRÜYORSAN KOŞ!
Yurt ve dünya sorunlarına soldan bakan dostlar HOŞGELDİNİZ .Foruma etkin katılım yapabilmeniz için KAYIT olmalısınız.
Yeni Başlık  Cevap Yaz
MARKSİZM nedir?           (gösterim sayısı: 2.078)
Yazan Konu içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 7.105
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

9 kere teşekkür etti.
13 kere teşekkür edildi.
Konu Yazan: melnur
Konu Tarihi: 04.08.2013- 00:11


Marksizm

Resim Ekleme
Marksizm Karl Marks'ın felsefi, ekonomik ve siyasal görüşlerini temel alan ve bir yanıyla diyalektik-tarihsel materyalizm olarak da adlandırılan toplumsal bir bilimdir. Karl Marks bu anlamda sadece felsefi sorulara yanıt arayan bir filozof, toplumsal yapılanma ve olguları çözümlemeye çalışan bir sosyolog, ekonomi alanında açılımlar getiren bir ekonomist ya da tarihi olayları yorumlayan bir tarihçi değildir. Marks bunların hepsidir. Marksizm birbiriyle ilişkisiz gibi görünen tüm bu olgu ve düşüncelerin gerçekte birbiriyle ilişkili olduğunu ortaya koyan bütünsel bir kuramdır.O zamana kadar büyük ölçüde idealizmin etkisinde kalan toplumsal ve tarihsel süreçler, Marksizm’le birlikte temelden değişikliğe uğramıştır. Marksizm’le birlikte insanın anlama çabası gökyüzü yerine yeryüzü, tanrı yerine insan, yorumlama yerine değiştirmenin eylemsel bütünlüğüne kavuşmuştur. Marksizm, Marks'ın sözleriyle "proletaryanın kurtuluş teorisidir".

Marksizm K.Kautsky ve Lenin tarafından da belirtildiği gibi üç ana kaynak, üç bileşen, üç sacayağı üzerinde gelişir. Bunlar felsefe, siyasal ekonomi ve Bilimsel Sosyalizm'dir. K.Marks 1800'lerin ortalarına doğru, Alman İdealizm’ni, İngiliz Ekonomi Politiği’ni ve Fransız Devrimi’ni inceleyerek, eleştirerek, geliştirerek, F.Engels'in de katkılarıyla doğa, toplum ve tarihsel olgulara yeni bir anlayış getirmiştir.Marksizm bu üç ana kaynağa yöneltilen eleştirilere içkindir. Ortaya çıkan bu yeni anlayışın yöntemi diyalektik, felsefesi ise materyalizmdir. "Marksist tanım olarak felsefe, bütün evren ve onun içindeki dünya, onların gelişmesi, gelişme yasaları, insanın dünya üzerindeki yeri, dünyayı tanıma ve değiştirme imkanı, madde ile düşünce arasındaki ilişkiler hakkında teorik olarak gerçeklendirilmiş görüşler sistemi olarak ifade edilir. Marksizm’in felsefi bakışı doğanın, toplumun ve düşüncenin genel gelişim yasalarının kavranmasıdır. Maddeden ve pratikten kopuk değildir. Marksist felsefi bakışın diğer felsefi düşüncelerden ayrıldığı nokta budur.(...) Bu felsefe; çelişkileri, kendisini sürekli bir tarihsel değişim, evrim ve devrim süreci içinde ileriye götüren somut gerçekliğin, çelişkili bir birlik olduğunu düşünen bilimsel materyalizm ile Hegel diyalektiğinin bir bileşimidir." (1)

Marksist felsefe doğayı tek gerçeklik sayar. Doğanın her türlü düşünceden bağımsız olarak var olduğunu, insanların yani doğanın ürünleri olan bizlerin üzerinde yaşadığımız tek temel olduğunu söyler. Doğa ve maddenin doğa üstü güçler tarafından yaratıldığına ilişkin idealist görüşü reddeder."...doğanın ve insanın dışında hiçbir şey yoktur, ve bizim dinsel imgelemimizin yarattığı üstün varlıklar bizim kendi öz varlığımızın hayali yansısıdırlar ancak." (2) Materyalist felsefenin doğa görüşü bu anlamda, doğanın hiç bir katkı olmadan kendini nasıl gösteriyorsa o şekilde kavranmasından ibarettir.

Maddenin fiziksel, kimyasal ve biyolojik hareketi gelişmenin belli bir aşamasında insan toplumuna yani toplumsal harekete evrilir. Bu toplumsal hareket de toplumsal yasalarca belirlenir. Madde nesnel diyalektiğin kendine özgü alanından çıkmış ve toplumsal alanda hareketine başlamıştır. Doğa yasaları üzerinde insan toplumunun hiç bir etkisi yokken, toplumsal hareket insan eliyle gerçekleşir. Belirleyicilik ve insan iradesi iç içe özellik gösterir. Bu anlamda toplumsal tarihin hareketi sınıf çelişkileri, sınıf mücadelesi üzerinden yürür.
"Sınıf savaşımının kendisi, tarihsel zorunluluğun zorunlu parçasıdır. Sınıf savaşımının, insan eyleminin dışında, ondan ayrı bir dinamik olarak, kendi kendine giden bir tarihsel hareket yoktur.” (3)

Marksizm'in bir diğer kaynağı siyasal ekonomi ya da ekonomi politiktir. Marks hiç bir zaman Marksist bir ekonomi politik yazmamıştır; A.Smithlerin ve D.Ricardo'ların ortaya koydukları emek-değer teorisini incelemiş, bu düşünceleri geliştirmiş ve kapitalist sömürünün ne olduğunu ortaya koymuştur. Kapitalist sömürünün temeli üretim araçlarının özel mülkiyetinden kaynaklanmaktadır. Kapitalist sistemde insanların yaşamlarını sürdürmek için gereksinim duydukları her türlü maddi mallar insan için değil, üretim için, kar içindir. Maddi malların üretim faaliyeti bu sistem içinde adına ekonomi denilen farklı bir alanda süre giderken, burjuva ekonomistleri bu ekonomik sistemin yarattığı ve gerçekte yabancılaşmış emeğin bir tezahüründen başka bir şey olmayan meta, değer, sermaye, para, faiz ve rant gibi kavramları doğanın dayattığı zorunluluk olarak niteler. Marks bu anlamda burjuva ekonomistlerinin hiç düşünmediği, yok saydığı, nerden kaynaklandığı konusunda hiç kafa yormadıkları kavramların ne olduğunu ortaya döker.
"...ekonomik ilişkiyi mistik algılamalardan soyundurur. Çırılçıplak ortaya konan ekonomik ilişkiler, insan - doğa alışverişinin sapkın biçimi olan yabancılaşmış emeğin çeşitli momentleridir. O halde ekonomi politik, insani özü baskılayan yabancılaşmış emeğin hareketini resmeder.” (4) Marks sadece sömürünün (artık değerin) nereden kaynaklandığını bulmamış, aynı zamanda kapitalist üretimin iç işleyişini ve dinamiklerini de gün ışığına çıkarmıştır.

Marksizm’in bir diğer bileşeni Bilimsel Sosyalizm’dir. Marks kendisinden önce ortaya atılan ancak ütopik olduğu için hiç bir zaman gerçeklik kazanmayan sosyalizm düşüncesini de bilimsel temellere dayandırmıştır. "Sosyalizm bilimin sonucuydu. Bebel'in dediği gibi sosyalizm 'insan etkinliğinin bütün alanlarına uygulanmış bilim'di. (...) Marks ile siyasette bilimsizlikten bilime geçiliyor.(...)Bilimin ilk adımı olgulara başvurmaktır.(...) Marks olguları ve somut durumları betimlemekle yetinseydi, örneğin kapitalistlerle işçiler arasında kabalıktan doğru, görünüşte demokratik hatta dostça bir tutuma kadar gidebilen son derece çeşitli ilişkiler saptardı. Ama bu ilişkilerin özü yine de değişmezdi: sömürüydü bu.”(5)

"Tarihteki bütün toplumlar, üretim araçları üzerindeki mülkiyetin biçimine göre karakter kazanırlar. Sosyalist topluma bütün karakterini veren temel özellik, üretim araçları üzerindeki mülkiyetin toplumsallaştırılmış olmasıdır. Bu yüzden, toplumsal hayatın çeşitli kurumlarında ve ilişkilerinde, sosyalist toplum diğer toplum biçimlerinden tamamen farklı bir özellik gösterir. Bunların belli başlılarını şöyle özetleyebiliriz. Sosyalist toplum, özel mülkiyet esasına göre örgütlenmiş kendisinden önceki bütün toplumlardan farklı olarak emeğe göre örgütlenmiş olduğu için, bütün yabancılaşma biçimlerini ortadan kaldırarak, insanın tam özgürleşmesini sağlar. Yeni bir kültür ve en önemlisi, yeni bir insan yaratır. Sosyalist toplum, toplumda yer alan bütün farklı milliyetlerden halklar arasında, tam bir kardeşlik ve eşitlik sağlar. Sınıf çatışmalarına son verdiği gibi, uluslar arasındaki çelişmelere de son verir. Sosyalist toplum, üretici güçlerin önündeki bütün engelleri kaldırarak, toplumun sınırsızca gelişmesinin imkanlarını yaratır." (6)

Ayrıntıları Marksizm dosyası içinde yer alacağını tasarladığımız Marksizm, buradaki özetle de anlaşılacağı gibi sadece "...bir hükümet olma yöntemi ve programı olmadığı gibi, ekonomik problemlere teknik bir çözüm tarzı, dahası, yalpalayıp duran bir oportünizm ya da tumturaklı nutuklar için için elverişli bir tema da değildir. Marksizm, insan ile tarihe, birey ile topluma doğa ile Tanrıya ilişkin geniş kapsamlı bir görüş -aynı zamanda hem teorik, hem de pratik- genel bir sentez, kısacası bütüncül bir sistem.(...) Sentezci, birleştirici bir düşünce hareketiyle oluşan Marksizm, gelişimi içinde hiç bir zaman durmadı,donmadı. Böylece o, dünya hakkında, durmak bilmeden derinleşen ve kendini aşan bir rasyonel bilgi olarak öne çıkmaktadır. Bu zenginleşme günümüze kadar duraklamamıştır. Bu zenginleşme sürüyor, sürecektir. Bir bilim olarak Marksizm - ilkelerine halel vermeden- gelişmektedir.”(7)

Marksizm en genel anlamıyla insanlığın kurtuluşunun yöntemi, bilimsel yol haritasıdır.


(1)Ali Engin Yurtsever; Marksizme Giriş-Temel kavramlar; Sorun yayınları; s.15.
(2)F.Engels; Ludwıg Feurbach ve Klasik Alman Felsefesinin Sonu; Sol Yay. s.19.
(3)Yusuf Zamir; Ya Sosyalizm Ya Barbarlık; Alev yayınları; s.7.
(4) Yusuf Zamir; Marks Gerçekte Ne Dedi; Alev Yayınları; s.11.
(5)Georges Cogniot; Çağdaşımız Karl Marks; Bilim ve sosyalizm yayınları; s.101.
(6) İlhan Akdere; Marksizmde Temel Kavramlar; Evrensel Basım Yayın; s.81.
(7) Henri Lefebvre; Sosyalist Dünya Görüşü Marksizm; Yordam Kitap;s.27.




Bu ileti en son melnur tarafından 16.06.2019- 16:08 tarihinde, toplamda 1 kez değiştirilmiştir.
Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 7.105
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

13 kere teşekkür edildi.
9 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 16.06.2019- 16:05


Marksizmin boşlukları ve bilim - Prof. Dr. İzge Günal

En kaba sınıflamayla Marksizm, Alman felsefesi, İngiliz ekonomi politiği ve Fransız sosyalizminden köken alır; yani insanlığın 19. yüzyıldaki en önemli başarılarının doğrudan ve dolaysız bir devamı olarak doğmuştur.   Bu anlamda insanlığın önüne koyduğu sorulara yanıtlar ürettiği söylenebilir.
   
Her ideoloji etkili ve kalıcı olabilmek için kendisine birtakım bilimsel temeller arar. Bu arayış genellikle tarih boyutunda olur; başka bir deyişle ideolojiler kendilerini tarih içerisinde var etme, köklerini gösterme ve hatta “aslında geçmişte de var olduklarını ancak o dönemde başka bir isimle anıldıklarını” söylemeye çalışırlar. Ne ki, bunlar en fazla sosyal düzeyde kalır; bazen biraz da felsefi.

Marksizm ise bu açıdan da diğer öğretilerden ayrılır. En kaba sınıflamayla Marksizm, Alman felsefesi, İngiliz ekonomi politiği ve Fransız sosyalizminden köken alır; yani insanlığın 19. yüzyıldaki en önemli başarılarının doğrudan ve dolaysız bir devamı olarak doğmuştur.   Bu anlamda insanlığın önüne koyduğu sorulara yanıtlar ürettiği söylenebilir.

Materyalist Alman felsefesini temel olarak almasına karşın Marks, bununla yetinmeyip, daha üst bir düzeye çıkartmıştır. Feuerbach ve Hegel’in düşünce sistemini geliştirmiş olsa da esas başarısı diyalektiktir, yani “en tam, en derin ve en kapsamlı biçimde, sürekli gelişen maddeyi yansıtan insan bilgisinin göreceliği teorisidir”1. Doğal bilimlerin son buluşları (elektronlar, evrim vs.) Marks’ın diyalektik materyalizmini doğrulamıştır. Şunu söylemeye çalışıyorum, burada Marksizm’in sadece felsefi değil, doğa bilimi kökeni de vardır.

Marks’tan önceki klasik ekonomi politik, en gelişmiş kapitalist ülke olan İngiltere’de doğmuştu. Adam Smith ve David Ricardo, ekonomik sistemler üzerindeki araştırmalarıyla, emek-değer teorisinin temellerini atmışlardı. Marks, onların çalışmalarını sürdürüp; teoriyi tutarlı bir hale getirdi. Her metanın değerinin, bu metanın üretiminde harcanan toplumsal bakımdan gerekli emek-zamanı miktarı ile belirlendiğini gösterdi. Buradan çıkarttığı artı-değer teorisi, Marks’ın ekonomik teorisinin temel taşıdır.

Marks, kapitalizmin gelişmesini, basit değişimden başlayarak, en yüksek biçimlerine, büyük üretime kadar her aşamasını incelemiştir. Bu alan Marksizm’in toplum bilimlerindeki ana temelidir1.

Kapitalizmle birlikte, doğal olarak, özellikle Fransa’da çeşitli sosyalist akımlar ortaya çıkmıştı. Ancak bunlar sözcüğün tam anlamıyla ütopikti. Kapitalist toplumu eleştiriyor, onun yıkımının düşünü görüyor ancak daha iyi bir düzen konusunda zenginleri, sömürünün ahlaksızlık olduğuna inandırmaya çabalıyordu; yani ayakları yere basan gerçek bir çözümleri yoktu. Açıkçası sömürüyü sona erdirme gücünün kimde olduğunu göremiyor, daha doğru bir ifadeyle sınıfsal çözümü anlayamıyorlardı. Bu da Marksizm’in politik, bir başka deyişle beşerî bilimler (humanities) alanındaki temeli oluyordu. Buna sınıf mücadelesi tarihi de denilebilir.
“Marksizm’in bu üç bileşeni bir arada ancak birbirine bitişik durmaz, aralarında boşluklar vardır. Ancak, Marksist öğretinin öğeleri arasındaki boşluklar “yararlı” boşluklardır; eylemliliğe ve pratiğe, aynı zamanda öğretiye sadık kalınmasını sağlayacak alanlar açtığı için… Öbür türlüsü, ya o kadar “kompakt” bir sistem kurulur ki içinde nefes bile alınamaz ya da kurucu öğelerin hepsinin terk edildiği sınırsız bir volontarizm alanında yapılanların Marksizm’le herhangi bir ilişkisi kalmaz”2. Çulhaoğlu’nun bahsettiği bu boşluk alanları, akademik Marksizm’in de hareket alanları, bilimin gelişme hatlarıdır. Bu alan Marksizm için müdahale yeridir de. Ancak şunu da eklemeliyim, Marksizm’in bu üç bilimsel kökeni durağan değildir; kendi iç dinamikleriyle devinir ve ilerler. Bu hareket sırasında da birbirlerinden bütünüyle ayrı durmazlar; aralarında “sürtünme” olur.

Müdahale bu üç alanın birbiriyle bağlantılarını sağlayarak, sürtünme alanlarını kalıcılaştırarak olabilir. Mesele bu üçlünün arakesit (intersection) alanlarını genişletmek, hatta bir ideal olarak tek bir küme (union) haline getirebilmektir. Tarih ve toplum arasında bu iş biraz daha kolay görünüyor. Şimdi sıra doğa-toplum ve doğa-tarih arasında da aynı arakesitleri sağlayıp daha sonra üçlü arakesit kümesini olabildiğince genişletmektir. Bu elbette amaç. Ama bu amaca kadar bu üç bilim grubu arasında yöntem birliğinin sağlanması için çaba harcanmalıdır. Tarihi materyalizmin formüle edilmesinde doğa bilimlerindeki gelişmelerin ne denli etkili olduğu bilindiğine göre3 ve doğa ile nesneler arasındaki ilişki, tarihle insan arasında da olduğuna göre ve insanın doğası ile tarihi farklı olmadığına göre4, en azından başlamak için yeterli veri var demektir.

1 Lenin VI. Marx Engels Marksizm. Sol Yay. Çev. Vahap Erdoğdu, 1994,
2   https://ilerihaber.org/yazar/neo-post-pre-30597.html
3 Engels, F. Anti-Dühring. Sol, 5. Baskı, Çev. Kenan Somer, 2010.
4 Gasset O. Tarihsel Bunalım ve İnsan. Metis, 3. Baskı, Çev. Neyire Gül Işık, 2015.

https://gazetemanifesto.com/2019/marksizmin-bosluklari-ve-bilim-271540/



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 7.105
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

13 kere teşekkür edildi.
9 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: Dün, 08:06


Marksizm'in ne olup ne olmadığı konusunda çok şey söylenebilir. Doğru yanlış çok şey de söyleniyor; ne var ki, ve sanırım, öncelikle, çok fazla ayrıntıya da girmeden yapılabilecek en iyi ve en doğru tanımlama Marksizm'in bir dünya görüşü olduğu gerçeğidir. Bu konuda çoğu kez yanlış bir tanımda bulunuyoruz. Kimi zaman Marks'ın ve Lenin'in kendi dönemlerinde, çoğu kez kendi nesnelliğinde söylediklerini pek de kavramadan alıp bugünün nesnelliğinde birebir yorumlamak yanlışlığına düşüyor, Marksizm (ve leninizm) sanki bir ansiklopediymiş gibi davranıyoruz ve kimi zamanda hem bir Marksist olduğumuzu söylerken aynı zamanda Marks'ın söylemlerine tam ters bir pozisyon alarak kerameti kendinden menkul bir solculuk örneği gösteriyoruz! Ya da özellikle reel sosyalizmin çözülüşüyle ortaya çıkan ( ve de çok uzun sürmeyen) garipliklerin ( liberal basıncın) rüzgarına kapılıp Marksizm'i sıradanlaştırmayı bir maharet sanıyor ve örnekse, onu sanki salt bir ''eleştiri''ymiş gibi değerlendirmelerde bulunuyoruz. Sözde sol-sosyalist forumlarda bilerek ya da bilmeden sol-sosyalizm düşmanlığının yapıldığı zaman diliminde bu tür örneklerle çok karşılaşırdık. Marksizm Leninizmle ayrıştırılır, ve nerdeyse Marksizm sanki Leninizmin karşıtı ve hatta düşmanıymış gibi bir algı yaratılmaya çalışılırdı. Yanlış üzerine yanlış!

( Daha sonra devam ederiz.)



Yeni Başlık  Cevap Yaz



Forum Ana Sayfası

 


 Bu konuyu 1 kişi görüntülüyor:  1 Misafir, 0 Üye
 Bu konuyu görüntüleyen üye yok.
Konuyu Sosyal Ortamda Paylas
Benzer konular
Başlık Yazan Cevap Gösterim Son ileti
Konu Klasör Sol nedir, sosyalizm nedir? melnur 2 6244 12.12.2013- 14:17
Konu Klasör Sınıf nedir, sınıf bilinci nedir? ayhan 3 6190 19.10.2014- 19:21
Konu Klasör BDD ve DHD nedir? melnur 1 3153 12.08.2013- 16:27
Konu Klasör Devlet nedir melnur 14 3033 01.12.2018- 18:17
Konu Klasör Jakobenizm nedir? melnur 4 3137 17.05.2015- 13:53
Etiketler   MARKSİZM,   nedir
SOL PAYLAŞIM
Yasal Uyarı
Sitemiz Bir Paylasim Forum sitesidir Bu nedenle yazı, resim ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenebilmektedir. Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir. Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazı ve materyalleri 48 Saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır.
Bildirimlerinizi info@solpaylasim.com adresine yollayabilirsiniz.
Forum Mobil RSS