SolPaylaşım  
Ana Sayfa  |  Yönetim Paneli  |  Üyeler  |  Giriş  |  Kayıt
 
OTURUYORSAN KALK; AYAKTAYSAN YÜRÜ; YÜRÜYORSAN KOŞ!
Yurt ve dünya sorunlarına soldan bakan dostlar HOŞGELDİNİZ .Foruma etkin katılım yapabilmeniz için KAYIT olmalısınız.
Yeni Başlık  Cevap Yaz
 Toplam 3 Sayfa:   Sayfa:   [1]   2   3   >   son» 
Çanakkale Savaşı; gerçekler ve gerici hurafeler           (gösterim sayısı: 10.982)
Yazan Konu içeriği
Üye Profili boşluk
ayhan
[ .... ]

Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 05.12.2013
İleti Sayısı: 1.076
Konum: Tekirdağ
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder


Konu Yazan: ayhan
Konu Tarihi: 18.03.2016- 23:03


Çanakkale Savaşı; gerçekler ve gerici hurafeler

Resim Ekleme

Türkiye’yi vatan yapan bilincin doğduğu bu büyük zaferin yıldönümünde, ABC Gazetesi olarak Çanakkale’nin gerçeklerini ve hurafeleri ortaya koyarak, gericiliğin yüz kızartıcı sefaletini bir kez daha sergilemek istedik.

Çanakkale Zaferi'nin 101. yılında hala Mustafa Kemal Atatürk'ün adını anmadan dinci hurafeleri tekrarlayanlar, büyük zaferi kazanan kadroları bilmiyor mu yoksa gerçekleri söylemek işlerine mi gelmiyor? Türkiye’yi vatan yapan bilincin doğduğu bu büyük zaferin yıldönümünde, ABC Gazetesi olarak Çanakkale’nin gerçeklerini ve hurafeleri bir kez daha ortaya koyarak, gericiliğin sefaletini sergilemek istedik.

Osmanlı'nın uzun yıllar boyunca süren mağlubiyet ve hezimetinin ardından bağımsız Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulmasına olanak sağlayan ulusal kurtuluş mücadelesine zemin hazırlayan Çanakkale Deniz Zaferi'nin 101.yılı törenlerle kutlanıyor.

GERİCİ YALAN VE HUREFELER

18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi'nin 101. yılı törenlerinde konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yine Mustafa Kemal Atatürk'ten bahsetmediği gibi, Çanakkale'de, esas olarak İngiltere, Fransa, Rusya, İtalya, Yunanistan ve Romanya'dan oluşan İtilaf (Anlaşma) Devletleri ile birlikte savaşan Müslüman askerlerinin Türk askerine kurşun sıkmadığı hurafesini tekrarladı. Tıpkı, Çanakkale turları düzenleyen İslamcı grupların ve tarikatların Çanakkale’de savaşı gökten inen yeşil sarıklı evliyaların kazandırdığını söyledikleri gibi.

Resim Ekleme

Peki Çanakkale'de Türk askerine 'Müslüman olduğunu anladıkları için' kurşun sıkmadıkları iddia edilen (Hindistan/Pakistan'dan getirilen) Müslüman Askerler vardı da   Filistin Cephesi'nde, Basra'da, Irak'da Suriye'de, Arabistan'da ve Yemen'de İngilizlerle birlik olup Osmanlı ordusuna karşı savaşırken de karşılarındaki ordunun Müslüman olduğunu bilmiyorlar mıydı? Kaldı ki Osmanlı Ordusu'nda Arap askerler de vardı.

ARKADAN VURAN MÜSLÜMAN VE İŞBİRLİKÇİ ARAPLAR

Büyük Arap yarımadasında İngilizlerle işbirliği yapan ve isyan eden Araplar, Türk ordusunu arkadan vurdular. Yemen’e gidip de gelmeyen Anadolu çocuklarının kanını dökenler İngilizlerden çok, onların Arap ve Müslüman   işbirlikçileriydi. Mekke Şerifi Hüseyin, İngilizlerle birlikte Osmanlı askerlerini şehit ederken, Fahrettin Paşa, kutsal topraklara İngilizler ayaklarını basmasın diye, İstanbul’un teslim olmasından sonra tam üç boyunca rüşmanla, İngilizler ve onların Arap işbirlikçileriyle savaşmaya devam etmişti. Cephanesi ve yiyeceği bitene kadar hem de...

Gazeteci ve ünlü yazar Falih Rıfkı Atay, Cumhuriyetin kuruluşundan sonra bir yürüyüş sırasında İstanbul kadıköy Yuğutçu Parkı'nda karşılaştığı Fahrettin Paşa'ya anılarını yazmayı teklif ettiğinde, "Hayır evlat, anılar çok acı veriyor" diye cevap verecekti.  

Arap gericiliği (Arap olmak değil) ve Emevi-Vahhabi İslamı bu topraklara çok yabancıdır. Bugün Türkiye’de, siyasal İslamcılar tarafından topluma Müslümanlık diye dayatılan da budur. Bir tür Arap milliyetçiliğidir. Yerli değil, yabancıdır.

Tabii ki, hayır. Aslında bu tür hurafelerle amaçlanan şey çok açık; Çanakkale Savaşı'nda Jöntürkler ve onların siyasal örgütü İttihat ve Terakki Fırkası (Partisi) ile Mustafa Kemal Atatürk'ün rolünü küçültmeye çalışmak. Hatta bazı siyasal islamcı sözde tarihçiler, Çanakkale Savaşı'nın bir hezimet olduğunu bile iddia etme cehaletinde bulunuyorlar.

Bunu yapıyorlar çünkü, Jöntürkler, İttihat ve Terakki Fırkası ve Mustafa Kemal, bu toprakların aydınlanma geleneği ve devrimci birikiminin en önemli unsurlarını oluşturuyor.

ZAFERİ YARATANLAR KİMDİ?
Oysa Çanakkale Zaferi'nin, Balkan bozgununda Küçük devletlerin bilgisiz alaylı subayların yönetimindeki Osmanlı Ordusunu yerle bir ettirmelerine rağmen kısa süre içinde bu orduyu, kısa sürede yenileyerek modernleşmesini sağlayan ve   büyüm emperyalist güçlere kafa tutabilecek hale getiren genç subayların ve sivil devrimci kadroların eseri olduğunu açıktı. Bu kadro 1908 Hürriyet Devrimi’ni yapan, daha sonra cumhuriyeti kuracak kadroydu. Jöntürklerdi.

Çanakkale'de bozguna uğrayan emperyalist güçlerin bile teslim ettiği gerçek budur. Kimdi o genç subaylar? Enver Paşa ve Mustafa Kemal'in de aralarında olduğu ve bugün siyasal islamcılar ve liberallerin 'her kötülüğün başı' olarak göstermeye çalıştıkları İttihat ve Terakki Partisi'ne mensup olan devrimci devrimci kadrolar. O   orduların Başkomutanı Enver Paşa, ateş hattındaki subayları da Mustafa Kemal gibi isimlerdi.

Çanakkale'de suya gömülen sadece emperyalistlerin işgal planları değildi, aynı zamanda o günkü Saray ve çevresinin kurtuluş ümidi olarak sarıldıkları Osmanlıcılık ve İslamcılık düşünceleriydi.

Ancak bugün yeniden Osmanlıcılık ve İslamcılığı diriltmeye çalışanlar, Türkiye Cumhuriyeti'nin bağımsız bir ülke olarak tarih sahnesine çıkmasında çok büyük bir payı olan Çanakkale Zaferi üzerinden de türlü yalanı kullanarak gerici, akıl dışı tezlerine gerekçe bulmaya çabalıyor. Bu nafile bir çabadır.

Resim Ekleme

LİMAN VON SANDERS’İN ANILARI
Çanakkale Savaşı’nın Komutanı Osmanlı Devletinin müttefiki Almanya’dan gelen seçkin bir generaldir; Mareşal Otto Liman Von Sanders... Yardımcısı Mahmut Esat Paşa, Cevat Paşa ve Vehip Paşa gibi Türk kmutanlarla birlikte Mareşal Sanders’in büyük başarıyla yönettiği Çanakkale savunmasında yaşamını yetiren çok sayıda Alman subayı ve seçkin birliklere mensup askerleri de vardır.

Daha sonra anılarını, “Türkiye’de 5 Yıl” adlı, belge niteliği de taşıyan çok önemli kitabında kaleme alan Sanders, Osmanlı İmparatorluğu’nun I. Dünya Savaşı’nda sergilediği direniş ve sbaşarının bütün dünyayı şarıttığını, kimsenin “Hasta Adam” olarak görülen bu devletten böyle bir savaşma gücü beklemediğini belirtir. Sanders bu direnişi, Jöntürkler ve İttihat ve Terakki Fırkası’nın devleti ve orduyu büyük bir hızla yenilemesine, modernleşme atılımlarına ve bu hareketin mensubu olan yurtsever-idealist subayların ordu yönetiminde olmasına bağlar. (Bkz. Liman Von Sanders, Türkiye’de 5 yıl, Cumhuriyet Gazetesi Yayınları, 2002 İstanbul, 5 Cilt)          

Sanders’in “Silahlanmış millet” adlı bir başka kitabı daha vardır.

ÇANAKKALE ZAFERİ NEDİR?

Birleşik Krallık Donanma Bakanı Winston Churchill, 1914 yılı Eylül ayında Çanakkale Boğazı'nın donanmayla geçilerek İstanbul'un işgalini öngören bir planı Başbakan Herbert Asquith'e vermiştir. Plan, çeşitli evrelerden geçerek uygulamaya kondu ve Birleşik Krallık ve Fransa gemilerinden oluşan bir donanmanın Boğaz'a geniş çaplı saldırıları 1915 Şubat ayında başlatıldı. En güçlü saldırı ise 18 Mart 1915 günü uygulamaya konuldu. Ancak Birleşik Donanma ağır kayıplara uğradı ve deniz harekatından vazgeçmek zorunda kalındı.

Deniz harekatıyla İstanbul'a ulaşılamayacağı anlaşılınca bir kara harekatıyla Çanakkale Boğazı'ndaki Osmanlı sahil topçu bataryalarını ele geçirmek planı gündeme getirilmiştir. Bu plan çerçevesinde hazırlanan İngiliz ve Fransız kuvvetleri 25 Nisan 1915 şafağında Gelibolu Yarımadası'nın güneyinde beş noktada karaya çıkarılmıştır.

İngiliz ve Fransız çıkarma kuvvetleri her ne   kadar Seddülbahir ve Arıburnu sahillerinde köprübaşları oluşturmayı başardılarsa da Osmanlı Kuvvetlerinin inatçı savunmaları ve zaman zaman giriştikleri karşı taarruzlar sonucunda Gelibolu Yarımadası'nı işgalde başarılı olamadılar. Bunun üzerine sahildeki kuvvetler takviye edilmek için Arıburnu'nun kuzeyinde Suvla Koyu'na 6 Ağustos 1915 tarihinde yeni kuvvetlerle bir üçüncü çıkarma yapılmıştır. Ancak 9 Ağustos'ta Kurmay Albay Mustafa Kemal'in Birinci Anafartalar Muharebesi olarak bilinen karşı taarruzunda İngiliz Komutanlığı ihtiyat tümenini ateş hattına sürerek sahilde tutunmayı ancak başarabilmiştir.

Mustafa Kemal ertesi gün Kocaçimentepe – Conk Bayırı hattında yeni bir karşı taarruz gerçekleştirmişti, bu hattaki Anzak birliklerini de geri atmıştır. İngiliz ve Anzak kuvvetlerinin İkinci Anafartalar Muharebesi olarak bilinen genel taarruzları ise Osmanlı savunmasını aşamamıştır. Tüm bu gelişmelerin sonrasında İngiliz, Anzak (Avusturalya ve Yeni Zelanda Askerleri) ve Fransız Kuvvetleri Gelibolu Yarımadasını 1915 yılı Aralık ayı içinde tahliye etmiştir.

Resim Ekleme

EKİM DEVRİMİ VE ÇANAKKALE
Büyük zafer Türklerin, daha geniş ve kapsayıcı bir ifade ile Osmanlı Devleti’ndir. Eğer Çanakkale Zaferi olmasaydı, insanlık tarihinin en önemli atılımlarından biri olan 1917 Büyük Ekim Sosyalist Devrimi’nin Rusya’da gerçekleşmesi de mümkün olamayacaktı. Çünkü, Osmanlı Devleti daha savaşın başında saf dışı edilmiş olacak, yalnız kalan Almanya ise kısa sürede yenilecekti. Bu durumda İtilaf Devletleriyle birlikte zafer kazanan Rus Çarlığı’nda bir devrimin olması beklenemeyeceği gibi, böyle bir kalkışma da İngilizler başta olmak üzere Rusya’nın müttefiki olan diğer emperyalist güçlerin desteğiyle kolayca bastırılabilecekti.

İtilaf Devletleri Çanakkale'ye yüklenmelerinin bir nedeni de Almanlar karşısında yenilgiye uğrayan rusya'ya yardım götürmekti. Eğer bu yardım gidebilseydi, Ekim Devrimi4nin de önü kesilecekti.

Osmanlı Devletinin Eylül 1918 tarihine kadar Filistin, Lübnan, Suriye ve Irak dahil olmak üzere hala geniş bir toprak parçasını elinde tutan, onu güçlü bir şekilde savunma kapasitesine sahip, İngilizleri sadece Çanakkale’de değil, Basra başta olmak üzere Arap Yarımadası’nda da iki kez yenilgiye uğratan bir konumda olduğu düşünülürse Çanakkale Zaferi ile 1917 Ekim Devrimi arasında nasıl bir ilişki olduğu daha iyi anlaşılabilir.

Resim Ekleme

Unutulmamalıdır ki, Osmanlı Devleti 1918’in sonunda teslim olduğunda, bırakın bugünkü Türkiye sınırlarından oluşan topraklara, Musul ve Kerkük Kuzeyinden itibaren vatan topraklarının hiçbir parçasına düşman askeri girememişti. İşte bu büyük direnme gücünü sağlayan irade, Çürümüş, yozlaşmış, Ortaçağ karanlığında kıvranan ve Batı’nın “Hasta Adam” diye alay ettiği bir devletti ayağa kaldıran laik, aydınlanmacı ve devrimci bir kuşaktı. İşte cumhuriyeti kuran da bugün gericilerin bin bir yalan, iftira ve siniklikle saldırdığı o kadrodur.

ABC Gazetesi



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
owert
[ İşçi ]

Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 25.11.2013
İleti Sayısı: 246
Konum: Antalya
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder


Cevap Yazan: owert
Cevap Tarihi: 21.03.2016- 04:18


ÇANAKKALE İLE ÖVÜNMEK KOMÜNİSTE YAKIŞMAZ.

Çanakkale savaşı bir emperyalist güç diğeri emperyal güç arasında çelişkinin sonucudur. Osmanlı (Türk değil) burada Alman emperyalizminin Figürandır.

Toplumlar da burada kendi çıkarları dışında katledilmişlerdir.

Çanakkale islamcı Osmanlı savaşıdır. Türklerin savaşı da değildir.Çünkü Osmanlı ,Türkleri (türkmenler)dağ başlarına kaçırmış, ses ve soluklarını kesmiş,rumeliye sürmüştür. .Anadolu (Fatih sultan)rumi impartorluktan Osmanlıya dönüşmüştür.

Rus devrimine imkan sağladı tezi ise toplumları uyutma hikayesi ,masalıdır. ,Türkiyeli solcuların da bunu '' hadi öyle değil ama öyle olsun bakalım'' dediği tezdir. 68 gençliği bu konuya zaman yokluğundan eğilememiştir. (Mahir Deniz,ibrahim) Çünkü 68 gençliğinden önceki Sol tarih, Komintern'e bağımlı onun poltikasını yürütmek zorunda ,uzlaşıcıydı.
Türkiye kurtuluş savaşı bile islamcı özlü olup ulusal biçimin ,ulusal öze dönen savaştır.
Çanakkale İngilizler Ruslar savaşa girmesiyle Çanakkale ve Boğazları Ruslara kaptırmamak için ingilizlerin giriştiği savaştır.

Ruslar 1..Dünya savaşına 1914 yılının Ağustos ayında girmişlerdir. Çanakkale savaşı ise bu tarihten 7 ay sonra Mart 1915 ingilizler tarafından girişilendir. Eğer Rusyada 1914 te devrim gibi bir olasalık olsa idi Rus Çarı bu kadar aptal olup savaşa girmezdi. Bırakalım Rus devrimi 1917 gibi üç yıl sonra gelmiştir. Demek ki Çar bunu bile görmüyormuş.
Hiçbir devlet iç isyan olasalığı ortamında veya şüphesi altında savaşa girmez. Öncelikle iç cephesi ile uğraşır.

Rusyanın savaşa girmesiyle ilk yenilgisi 1914 Ağustos ayında oldu. Prusyada (tenenburg)almış arkasından ikinci yenilgi ,Geliçya da Mayıs 1915 yenilgi yaşamıştır.

İngilizlerin Çanakkaleden çekilmesi ise 1915 aralık ayı olmakta.Tesadüf herhalde yine 7 ay sonra. Hiçbir ordu üç günde,yada iki üç ayda pozisyon alamaz.Şaka yapmıyoruz Ordu bu.
Bu durum da Çanakkale ve boğazların Ruslar tarafından sahiplenme koşulununortadan kalması ile olandır. Çünkü Ruslar her iki savaşta yenilerek Litvanya,Geliçya Polonyayı yitirmişlerdi. Böyle yenilgiyi yaşayan Ruslar artık Çanakkale ile uğraşmazlardı.

Kısaca Çanakkale savaşı bir emperyalist güç diğeri emperyal güç arasında çelişkinin sonucudur. Osmanlı (Türk değil) burada Alman Emperyalizminin Figürandır.




Bu ileti en son owert tarafından 21.03.2016- 04:19 tarihinde, toplamda 1 kez değiştirilmiştir.
Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
owert
[ İşçi ]

Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 25.11.2013
İleti Sayısı: 246
Konum: Antalya
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder


Cevap Yazan: owert
Cevap Tarihi: 21.03.2016- 04:20


Bu anlamda Çanakkalenin Rus devrimiyle bir alakası yoktur.

Bizim sovyetlere bağımlı 1920 -1968 (Mahir;Deniz;İbrahim' kadar) Türkiye sosyalist harekettimiz Kurtuluş savaşını yürüten önder kadro anlayışına yakın durmak adına ve onu evrimleştirebilirm adına, Çanakkaleyi Anti-emperyalist gösterme çabası içine girmişliği vardır.

Ama yine esasında işin özüne gelirsek Çanakkale Anti- Emperyalist olmaktan öte(şeytan ayrıntıda gizlidir.) Emperyalistler arası kavga da emperyalizm tarafında yer almadır. Bu da Alman emperyalizmi tarafında olma şeklinde olmuştur.

Yani içeriğin de Çanakkale Anti-Emperyalistlik değildir.

Komünistler Emperyalistler arası çelişkilerden yaralanmak isterler,ama bi taraf olamazlar.

İşin tuhafı, Kürt siyasalı da emperyalistler arası çelişkilerden yararlanıyorum demektedir. Buraya kadar tamam ama bunu bile kabullenmeyip Kürt siyasalını direk emperyalistlerle işbirliği içinde olduğunu söyleyenler ne yazık ki, bugün Çanakkale ile övünenler olmakta.

Bu da Tarihin şakası olsa gerek .

Şapkayı öne koyup düşünmek gerek.

İlkeler bir çağın yada çevreleyen koşulların ürün olamakta. Eğer koşullar değişmediği müddetçe ilke her zaman geçerlidir. İlkesiz olmak bizi 1. Dünya savaşında Envet paşanın (ve başkalarının) durumuna sokar. O da bunu ''Mecburduk'' demekle itiraf etmiştir. Evet Enver Paşa temisiliyesin de Osmanlı savaşa girmeye mecburdu. Ama bu onların yıllarca izledikleri ilkesiz. politkalarının sonucuydu.Leninin dediği gibi'' az olsun, bizim olsun''




Bu ileti en son owert tarafından 21.03.2016- 04:22 tarihinde, toplamda 1 kez değiştirilmiştir.
Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
hakkı
[ ]
Üye Silindi
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi:
İleti Sayısı: 0
Konum: Gizli
Durum: üye silinmiş
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder


Cevap Yazan: hakkı
Cevap Tarihi: 21.03.2016- 09:59


;Az Olsun, Öz Olsun, Lenin;in son çalışması olur, 6 Mart 1923;te başka bir atak vurur Lenin;i. Bu atakla birlikte Lenin;in politik yaşamı biter. Ve 21 Ocak 1924;te genç denebilecek bir yaşta, 53 yaşında, yaşamını yitirir.

Sosyalist devrim, eski devlet mekanizmasının parçalanmasını, yerine etkin, kontrollü, planlı, becerikli ve ucuz bir devlet mekanizmasının kurulmasını gerektirir. Lenin de gerek emperyalist oyunlardan, gerek süregelen iç savaş şartlarının zorluklarından, gerekse Rusya;nın geriliğinden kaynaklanan devlet yapısındaki yetersizlikleri görmüştür ve buna yönelik çözümler araştırır.

Son makalesi ;Az Olsun, Öz Olsun;da özellikle devlet cihazının geliştirilmesi gerektiğinden, bunun nasıl yapılacağından söz eder ve şu uyarıları yapar:




Bu ileti en son hakkı tarafından 21.03.2016- 10:01 tarihinde, toplamda 1 kez değiştirilmiştir.
Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
abbas
[ emeğin gücü ]

Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 21.12.2013
İleti Sayısı: 830
Konum: Ankara
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder


Cevap Yazan: abbas
Cevap Tarihi: 21.03.2016- 12:24


Osmanlı 1.Dünya Savaşı'nda toprakları yağmalanan ve yok olup gitmeye başlayan bir imparatorluktur. Emperyalistlerin gözünde ''hasta adam''dır. Çanakkale hasta adamın emperyalizme karşı kendi toprağını savunmasıdır. Bu savunma savaşını emperyalistler arası savaş olarak görmek bana göre yanlış bir değerlendirmedir. Osmanlı 1.Dünya savaşı'nda pek çok cephede savaşmıştır. Bu savaşların içinde en haklı olanı Çanakkale'dir. Çanakkale vatan savunmasıdır. Emperyalistler arası çatışma veya pay alma savaşı değildir.

Çanakkale kaybedilseydi Rusya'da devrim olabilir miydi sorusu, tarihte kalmış bir sorudur. Boğazları aşan emperyalizmin Çarlık Rusya'sına destek verebileceği düşünüldüğünde bu ihtimali yabana atmamak lazım. Bence daha önemlisi Çanakkale'nin emperyalizme karşı bir direnme savaşı olduğunu reddetmekten geçiyor. Türkiye'nin solcusunun Osmanlı, Türk tarihine küçümseyici gözlerle bakması bir alışkanlık olmuş. Onlara göre Çanakkale emperyalizme karşı verilen bir savaş değildir, kurtuluş savaşı islamcı savaştır hatta o da emperyalizme karşı savaş değildir, Türkler ermenileri kesmiş, soykırım yapmıştır falan. Solculuk sanki tarihe hep olumsuz yaklaşmak anlamına geliyor. Tarih ne kadar olumsuzlanırsa o kadar solcu olunurmuş gibi.




Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
owert
[ İşçi ]

Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 25.11.2013
İleti Sayısı: 246
Konum: Antalya
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder


Cevap Yazan: owert
Cevap Tarihi: 21.03.2016- 14:22


Elbette Toplumsal Tarihe eleştirel bakılır. Olumluluk ve olumsuzluklar ortaya çıkarılıp tarihsel mirasa kaydedilir ki gelecekte yolumuz bulabilelim. Çünkü Toplumsal Tarih insaoğlunun   iradesinin tümüyle egemen olduğu tarih değildir .El yordamıyla ,hissleriyle (düşünceleri)deneyimlilerle yürdüğü tarihtir.

Kalsik anlamda Çanakkale savaşının Alman generallerinin   komutası veya egemnliği altında yürütüldüğünden dolayı bu şavaşın anti emperyalist olmadığını söylemiyoruz. Çünkü bu sonuçtur yani biçimdir.   Alamn komutanlar katılmasa idi bile bu savaşın emperyalistler arası çelişki ve kavgaları içinde bir emperyalizm tarafında yer aldığını söylüyoruz. Bu da Alman emperyalizmi olmaktadır.

Örneğin Osmanlı kendi varlık gücünü bağımsız olarak bu emperyalist savaşta ifade edebileceğini de söylemiş oluyor. Ancak Osmanlının tercihi böyle olmamış,Enver Paşanın dediği gibi bir emperyalist devlet yanında yer almasına ''mecbur'' olmuştur.

Eğer Çanakkaleyi anti emperyalist savaştır diyorsak o zaman Alman emperyalizminin orada ne işi vardı diye sormamız gerek. Yine İngilizlerin neden Boğazları gündemleştirdiklerini de burada sormamız gerek. Unutmayalım ki politika,   ekonomik ve   egemenlik üzerine kurulur.   Savaşlar da bu politikanın devamıdır.  

Diğer taraftan ,buda bizi Osmanlı dış ve iç poltikasının yani ittihat terakki nin nasıl bir Osmanlı üzerinde İktidar olduğunu ve sonrasında izlemiş olduğu politkaları sorgulamızı gerektirmekte.

Burada şunu görüyoruz. İttihat terakki öyle poltikalar izlemiş ki önüne gelen bu savaşta Alman emperyalizminin yanın da   ''mecbur'' kalmış. Demek Toplumsal tarihte bir politikalar izlenirken   Paragmatikten öte stratejik düşünmeli ve paragmatik politikalarımız stratejiye hizmet etmelidir. Bu durumda İttihat terakkinin stratejik poltikası hiç olmamış yada yanlış olmuş.

Ve bugün Türkiye de bir sürü siyasal oluşumlar stratejik düşünmediği tersine pragmadik yarar poltikasıyla günceliğini yaşadığını da sorgulayabiliriz.

Bugün bunun somut olarak gördüğümüz Kürt siyasal ve AKP   poltikasıdır .



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
ayhan
[ .... ]

Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 05.12.2013
İleti Sayısı: 1.076
Konum: Tekirdağ
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder


Cevap Yazan: ayhan
Cevap Tarihi: 21.03.2016- 14:43


Kalsik anlamda Çanakkale savaşının Alman generallerinin   komutası veya egemnliği altında yürütüldüğünden dolayı bu şavaşın anti emperyalist olmadığını söylemiyoruz. Çünkü bu sonuçtur yani biçimdir.   Alamn komutanlar katılmasa idi bile bu savaşın emperyalistler arası çelişki ve kavgaları içinde bir emperyalizm tarafında yer aldığını söylüyoruz. Bu da Alman emperyalizmi olmaktadır.

Osmanlı imparatorluğunun yağmalandığı bir dönem yaşanırken Alman imparatorluğunun yanında yer almak saldırılara karşı koyabilmek için zorunluydu. Osmanlı imparatorluğu savaşa savaştan pay almak için değil, topraklarını korumak için girmiştir. Bunda da başarılı olamamıştır. Osmanlı imparatorluğunun girdiği savaşta Çanakkale geçilseydi Anadolu'da kurtuluş savaşı bile başlamayabilirdi. Çanakkale kurtuluş savaşının başlangıcı da sayılabilir. Mustafa Kemal'in buradaki başarısı ona Anadolu'da kurtuluş savaşına başlama düşüncesi de katmıştır. Abbas'a katılıyorum, Çanakkale imparatorluğun savaştaki en meşru savaşıdır ve anti emperyalist bir karakteri vardır.



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
abbas
[ emeğin gücü ]

Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 21.12.2013
İleti Sayısı: 830
Konum: Ankara
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder


Cevap Yazan: abbas
Cevap Tarihi: 21.03.2016- 19:47


Alıntı Çizelgesi: owert yazmış

Elbette Toplumsal Tarihe eleştirel bakılır. Olumluluk ve olumsuzluklar ortaya çıkarılıp tarihsel mirasa kaydedilir ki gelecekte yolumuz bulabilelim. Çünkü Toplumsal Tarih insaoğlunun   iradesinin tümüyle egemen olduğu tarih değildir .El yordamıyla ,hissleriyle (düşünceleri)deneyimlilerle yürdüğü tarihtir.

Kalsik anlamda Çanakkale savaşının Alman generallerinin   komutası veya egemnliği altında yürütüldüğünden dolayı bu şavaşın anti emperyalist olmadığını söylemiyoruz. Çünkü bu sonuçtur yani biçimdir.   Alamn komutanlar katılmasa idi bile bu savaşın emperyalistler arası çelişki ve kavgaları içinde bir emperyalizm tarafında yer aldığını söylüyoruz. Bu da Alman emperyalizmi olmaktadır.

Örneğin Osmanlı kendi varlık gücünü bağımsız olarak bu emperyalist savaşta ifade edebileceğini de söylemiş oluyor. Ancak Osmanlının tercihi böyle olmamış,Enver Paşanın dediği gibi bir emperyalist devlet yanında yer almasına ''mecbur'' olmuştur.

Eğer Çanakkaleyi anti emperyalist savaştır diyorsak o zaman Alman emperyalizminin orada ne işi vardı diye sormamız gerek. Yine İngilizlerin neden Boğazları gündemleştirdiklerini de burada sormamız gerek. Unutmayalım ki politika,   ekonomik ve   egemenlik üzerine kurulur.   Savaşlar da bu politikanın devamıdır.  

Diğer taraftan ,buda bizi Osmanlı dış ve iç poltikasının yani ittihat terakki nin nasıl bir Osmanlı üzerinde İktidar olduğunu ve sonrasında izlemiş olduğu politkaları sorgulamızı gerektirmekte.

Burada şunu görüyoruz. İttihat terakki öyle poltikalar izlemiş ki önüne gelen bu savaşta Alman emperyalizminin yanın da   ''mecbur'' kalmış. Demek Toplumsal tarihte bir politikalar izlenirken   Paragmatikten öte stratejik düşünmeli ve paragmatik politikalarımız stratejiye hizmet etmelidir. Bu durumda İttihat terakkinin stratejik poltikası hiç olmamış yada yanlış olmuş.

Ve bugün Türkiye de bir sürü siyasal oluşumlar stratejik düşünmediği tersine pragmadik yarar poltikasıyla günceliğini yaşadığını da sorgulayabiliriz.

Bugün bunun somut olarak gördüğümüz Kürt siyasal ve AKP   poltikasıdır .




Çanakkale konusundaki görüşlerin Osmanlı'yı hasta adam, toprağı yağmalanan imparatorluk olarak değil, emperyalist olarak görmenden, buna katılmıyorum. Kurtuluş Savaşı'nın islami bir kimliği olduğu görüşüne de katılmıyorum. Bir savaşın kimliğini savaşın sonuçları tayin eder. Kurtuluş savaşı sonrası devletin islami kimliği ortadan kaldırılırken senin islam vurgun bana çok yersiz geliyor. Bu görüşlerin eleştirel yaklaşım olarak değerlendirilemez. M.Kemal'in savaşın kazanılmasında   her kesime ihtiyaç duyması dini önderleri yanına çekmesi sana göre islami kimlikse, o zaman hilafet ve saltanatın kaldırılmasını, laikliği nereye koyacağız.



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
Alisan
[ ]
Üye Silindi
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi:
İleti Sayısı: 0
Konum: Gizli
Durum: üye silinmiş
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder


Cevap Yazan: Alisan
Cevap Tarihi: 21.03.2016- 19:59


1. Dünya savasinda Osmanliyi emperyal emel olmayan bir güc olarak görenler, Cnakkale'yi emperyalizme karsi bir savas olarak görenlere acaba 1. dünya savasi Almanya'nin ve dolayisiyla Osmanli'nin zaferiyle sonuclansaydi Osmanli sadece topraklarinimi koruyacakti yoksa diger ülkeleri isgalmi edecekti? Ve o zanda Canakkale "Emperyalizme karsi bir savasmiydi" diyeceksiniz?

Sizinkisi yillardan beri izledigim tipik Türk refleksiyle verilen cevaplar, hep baskalari kötü ama bizler cok masumuz, iyiyiz,......

Sizlerin Canakkale'de yasananlara "Emperyalizme karsi savas" olarak bakmaniz sadece kendin pisir kendin ye misaline benziyor, yani bu sacmaliga sizlerden baska inanan kimse yok bu yeryüzünde.



Yeni Başlık  Cevap Yaz
 Toplam 3 Sayfa:   Sayfa:   [1]   2   3   >   son» 



Forum Ana Sayfası

 


 Bu konuyu 1 kişi görüntülüyor:  1 Misafir, 0 Üye
 Bu konuyu görüntüleyen üye yok.
Konuyu Sosyal Ortamda Paylas
Benzer konular
Başlık Yazan Cevap Gösterim Son ileti
Konu Klasör Çanakkale Savaşı ''antiemperyalist'' değilmiş! melnur 9 2665 19.03.2019- 16:45
Konu Klasör Evrim bir gerçek midir, yoksa bir kuram mıdır? melnur 0 2043 04.08.2013- 18:21
Konu Klasör İnsanlık önüne koyduğu her gerçek sorunu aşar… melnur 0 104 13.12.2019- 00:49
Konu Klasör Çiftçi yalanlarından sıkılmadık mı? Hadi gerçekleri konuşalım. MasteR06 0 658 12.02.2019- 12:38
Konu Klasör Emperyalizmin gerici din savaşları proleter 0 2064 26.06.2014- 14:45
Etiketler   Çanakkale,   Savaşı;,   gerçekler,   gerici,   hurafeler
SOL PAYLAŞIM
Yasal Uyarı
Sitemiz Bir Paylasim Forum sitesidir Bu nedenle yazı, resim ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenebilmektedir. Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir. Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazı ve materyalleri 48 Saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır.
Bildirimlerinizi info@solpaylasim.com adresine yollayabilirsiniz.
Forum Mobil RSS