SolPaylaşım  
Ana Sayfa  |  Yönetim Paneli  |  Üyeler  |  Giriş  |  Kayıt
 
OTURUYORSAN KALK; AYAKTAYSAN YÜRÜ; YÜRÜYORSAN KOŞ!
Yurt ve dünya sorunlarına soldan bakan dostlar HOŞGELDİNİZ .Foruma etkin katılım yapabilmeniz için KAYIT olmalısınız.
Yeni Başlık  Cevap Yaz
Bir devrim inadı: Ernesto Che Guevara ve Hasta Siempre           (gösterim sayısı: 56)
Yazan Konu içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 7.186
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

11 kere teşekkür etti.
13 kere teşekkür edildi.
Konu Yazan: melnur
Konu Tarihi: 09.10.2019- 18:40


Bir devrim inadı: Ernesto Che Guevara...

Küba devriminin liderlerinden Ernesto Che Guevara, ABD ve işbirlikçileri tarafından katledilişinin 52. yılında bir kez daha büyük bir saygıyla anılıyor.

Resim Ekleme

Emperyalizme karşı verilen mücadelenin ve devrim arayışının sembolleşen ismi Arjantinli devrimci Ernesto Che Guevara, bundan 52 yıl önce ABD operasyonuyla katledilmişti.

Che'nin öldürülüşü emperyalistler için bir zaferden çok yarım yüzyılı geride bırakan bir kabusa dönüştü. Che ve yoldaşlarının devrimi zafere ulaştırdığı Küba sosyalizmde ısrar edip kıtaya ve dünyaya örnek olurken, Latin Amerika ve dünya halkları Che'nin devrimci fikirlerinin izinden gitmeyi sürdürüyor.

Che ile özdeşleşen emperyalizme karşı mücadele kararlılığı ve devrim inadı tüm dünyaya yayılırken, Arjantinli devrimci önderi katledilişinin 52. yılında bir kez daha saygıyla anıyoruz.

https://haber.sol.org.tr/dunya/bir-devrim-inadi-ernesto-che-guevara-272016





Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 7.186
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

13 kere teşekkür edildi.
11 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: Önceki gün, 07:29


Hangi savaş? Hangi barış? - Erhan Nalçacı


Şu söze ne dersiniz?
“Biz savaş karşıtıyız, barıştan yanayız.”

İlk anda altına herkesin imza atacağı bu söz aslında bu haliyle metafizikten başka bir şey değil!
Oysa her olay, her savaş ve her barış, gerçekleştiği tarihsel dilim içinde, içerdiği tarihsel taraflarıyla ele alınmak zorundadır.

Örneğin, Stanley Kubrick’in 1960’ların başında çektiği Spartaküs filminin unutulmaz savaş sahnesini hatırlayın: Köle ordusu ile milyonları köleleştirmiş Roma ordusu karşı karşıya gelir. Bu tarihsel anda değer yargıları çarpılmamış her insan kölelerden yana taraf tutar, savaşa karşı olmak aklına bile gelmez.


Sömürüye ve emperyalizme karşı olan savaşlar haklı savaşlardır ve tarafsız kalamazsınız.

Ekim Devrimi’nde emekçi sınıfların bu çaptaki bir iktidarını boğmak isteyen güçlere karşı verilen ve yıllarca süren iç savaşı ben savaş karşıtıyım mı diye izleyecektiniz?

Türkiye’deki Kurtuluş Savaşı da öyle. Bize hep Yunanlılara karşı diye anlatıldı. Aslında bu savaş emperyalizme ve onun işbirlikçisi Osmanlı Hanedanı’na karşı veriliyordu. Barışsever olarak evde mi oturacaktınız?

Küba’da Batista’nın diktatörlüğüne ve ABD emperyalizmine karşı mücadele edilirken süreci pencereden mi seyredecektiniz?

Haklı olarak taraf tutacağımız savaşlara birçok örnek verebiliriz.

“Ama savaşta insanlar ölür!”

Doğru, kimse bunu istemez. Öte yandan insanlar emperyalizme ve sömürüye karşı savaşırlarken inandıkları değerler uğrunda gerekirse canlarını verirler.

Peki, ya barış?
Her barıştan yana olmak zorunda mıyız?

İşçi sınıfının yenilgisini tarihe yazan veya bir bölgeyi yeniden kendi çıkarına düzenlemek isteyen emperyalizmin hegemonyasını perçinleyen barış anlaşmalarını alkışlamalı mıyız?

Aşağıdaki fotoğraf tarihimizin gördüğü en büyük hainlerden biri olan Gorbaçov’un 1991 Nobel Barış Ödülünü alırken yaptığı konuşma esnasında çekilmiş.

Tabii ki Gorbaçov tek başına Sovyetler Birliği’nin yıkılışından sorumlu değildi, ancak işçi sınıfı devletinin ortadan kaldırılması ve emperyalizme teslimiyette kritik bir rol oynadı.

Resim Ekleme(1991 Nobel Barış Ödül töreninde Gorbaçov konuşuyor.)

Alttaki diğer fotoğrafta ise başka bir emperyalist barış sahnesi izleniyor. İkinci Dünya Savaşı sonrası Arap ülkelerinde burjuva devrimleri feodalizme ve sömürgeciliğe karşı koyarlarken yanlarında Sovyetler Birliği’ni buldular ve söz konusu burjuva devrimleri bir süre için sosyalizan bir renk kazandı.

Emperyalizmin bölgedeki kılıcı olan ve yayılmacı bir politika güden İsrail’e karşı Mısır’ın önderliğinde bir savaş yürütüldü. 1978’de ABD başkanı Jimmy Carter’ın girişimiyle İsrail ile Mısır arasında barış anlaşması imzalandı. Mısır burjuvazisi tarihsel yerine oturuyor ve emperyalist hegemonyayı kabul ediyordu. Fotoğrafta görülen Menahem Begin ve Enver Sedat 1978 Nobel Barış Ödülü'nü alacaklardı.

Resim Ekleme(Emperyalist barışın bir örneği: 1978 Camp David Anlaşması)

Emperyalist düzen aslında bir savaş halidir. Eğer bir süre savaş yoksa; ya tek bir emperyalist devletin geçici bir süre için rakibi yoktur, ya emperyalist rekabette ne zaman savaşacaklarına henüz karar verememişlerdir, ya da dünyada güçlü bir işçi sınıfı devleti oluşmuş ve emperyalist devletler aralarında savaşmaya cesaret edememektedirler.

Yoksa, günü gelince milyonlarca işçi ve köylüyü farklı ülkelerin üniformaları altında sermayenin çıkarı için ölüme göndermeyi beklerler.

Günümüzdeki olayları başka türlü kavrayamayız. Emperyalist hegemonya için çarpışan iki devlet, ABD ve Çin ne zaman savaşacaklarına karar veremiyorlar ve bu havada asılı kalma anını fırsat bilen bölgesel güçler kendi çaplarında paylaşım savaşlarına giriyor.

Keşmir, Kırım, Suriye, Doğu Akdeniz, Çin Denizi, Libya…

Ve emperyalizm “barış” getirmeye çalışıyor!

Aşağıdaki fotoğrafta ise hemen Küba devriminden sonra Havana’da yapılan bir protesto gösterisini izliyoruz. 5 Mart 1960’ta ABD emperyalizmi limana erzak getiren bir gemiyi havaya uçurmuş, yüzden fazla Kübalı emekçi hayatını kaybetmiştir. Fidel ve Che yoldaşlarıyla kol kola acı içinde yürüyorlar.

Resim Ekleme(ABD’nin 1960’ta Havana limanında gerçekleştirdiği sabotaj sonrası protesto yürüyüşü.)

Şunu tarihten çok iyi öğrendik, kalıcı barış için son savaş kazanılmalıdır.

Son savaştan kastedilen emekçi sınıfların emperyalizmi bir daha dirilemeyecek şekilde yendiği savaştır.
Bu vesile ile 52 yıl önce bir Ekim ayında kaybettiğimiz, son savaşı kazanmaya kendini adamış olan Che’yi saygıyla anıyoruz.

https://haber.sol.org.tr/yazarlar/erhan-nalcaci/hangi-savas-hangi-baris-272682



Yeni Başlık  Cevap Yaz



Forum Ana Sayfası

 


 Bu konuyu 1 kişi görüntülüyor:  1 Misafir, 0 Üye
 Bu konuyu görüntüleyen üye yok.
Konuyu Sosyal Ortamda Paylas
Benzer konular
Başlık Yazan Cevap Gösterim Son ileti
Konu Klasör Comandante Che Guevara Hasta Siempre melnur 0 218 19.02.2019- 10:26
Konu Klasör Bir devrim inadı: Ernesto Che Guevara melnur 3 3577 14.06.2019- 18:08
Konu Klasör Ernesto Che Guevara Belgeseli umut 0 2750 24.01.2014- 19:57
Konu Klasör Ernesto Che Guevara ve Eduardo Galeano dayanışma 0 1238 05.01.2016- 12:52
Konu Klasör Cesur bir adam: Ernesto Che Guevara dayanışma 0 1879 05.01.2016- 12:56
Etiketler   Bir,   devrim,   inadı:,   Ernesto,   Che,   Guevara,   Hasta,   Siempre
SOL PAYLAŞIM
Yasal Uyarı
Sitemiz Bir Paylasim Forum sitesidir Bu nedenle yazı, resim ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenebilmektedir. Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir. Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazı ve materyalleri 48 Saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır.
Bildirimlerinizi info@solpaylasim.com adresine yollayabilirsiniz.
Forum Mobil RSS