SolPaylaşım  
Ana Sayfa  |  Yönetim Paneli  |  Üyeler  |  Giriş  |  Kayıt
 
OTURUYORSAN KALK; AYAKTAYSAN YÜRÜ; YÜRÜYORSAN KOŞ!
Yurt ve dünya sorunlarına soldan bakan dostlar HOŞGELDİNİZ .Foruma etkin katılım yapabilmeniz için KAYIT olmalısınız.
Yeni Başlık  Cevap Yaz
1923 Türkiye İktisat Kongresi ve işçi sınıfının kabul olunan iktisadî esasları           (gösterim sayısı: 137)
Yazan Konu içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 10.996
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

36 kere teşekkür etti.
50 kere teşekkür edildi.
Konu Yazan: melnur
Konu Tarihi: 27.02.2024- 08:35


1923 Türkiye İktisat Kongresi ve işçi sınıfının kabul olunan iktisadî esasları

Tarihi, kimin kalemi ile yazıyorsunuz? Ya da kimin gözlüğü ile okuyorsunuz? İşte kritik soru dün de, bugün de budur!

SERDAR ŞAHİNKAYA

«Tarih; kralların, generallerin çiftliği değil, milletlerin tarlasıdır. Her millet geçmişte bu tarlaya ne ekmişse, gelecekte onu biçer.»

Voltaire


Bu toprakların çocukları, “ateşi ve ihaneti gördü” ve “dövüştü yeni bir âlem için”. Ve kazandı, bu toprakları yeniden yurt yaptı.

1922’nin 9 Eylülünde emperyalizmi, Ege’ye gömdü. Ateşle barut dans ediyordu. Ortalık yangın yeriydi.

Emperyalizmi İzmir’de denize döken muzaffer orduların başkumandanı Gazi Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşları tam beş ay sonra, 17 Şubat – 4 Mart 1923 tarihlerinde önceden tasarladıkları Türkiye İktisat Kongresini,1 Yunan işgaline inat İzmir’de topladılar. Kongre fikri ve toplanma teklifini dönemin genç İktisat Vekili Mahmut Esat (Bozkurt) Bey hazırlamış ve 22 Kasım 1922’de İzmir’den telgrafla TBMM i Gazi Mustafa Kemal Paşa’ya bildirmiştir.

Az bilinen kritik bir ayrıntı: Delege gruplarının salonda oturma düzeni2

Resim Ekleme

“İlginç bir şekilde Kongrede en sağda tüccar, onun solunda çiftçi, onun solunda sanayici ve en solda da amele oturuyor. Bunlar dünyayı yakından gözleyen; sağcılık - solculuk   - devrimcilik nedir ne değildir iyi bilen insanlar. Yani Türkiye’de hiçbir şeyi yeniden icat etmiyorlar. Dikkat ediniz, büyük sınıf çatışmaları sonucunda 1917’de Sovyet Devrimi, 1918 – 1919 Almanya’da bir Spartakist Ayaklanması olmuştu. Daha sonra Milli Mücadeleye katılan insanlar / devrimci kadrolar, bu devrimci dalgalanmalara bulaşıp gelmişler.   Dolayısıyla sınıflar ve onların perspektifleri konusunda her şey son derece nettir. Bu bağlamda, amelenin en solda oturması tesadüf değil”.3

Türkiye İktisat Kongresi’nde kabul edilen esaslar


1135 delege ile toplanan Kongre, 16 takvim günü mesai yapmıştır. Kongreye katılan sanayici, çiftçi, tüccar ve işçi grupları tekliflerinin karara dönüşenleri, Kongreye katılan heyetlerce oybirliği ile alınan yabancı sermayeye dair esaslar ve de Misak-ı İktisadi Esaslarının toplamı 302 maddeden oluşmaktadır.

Bahse konu 302 karar İzmir’de Anadolu Matbaası’nda İktisâd Esâslarımız: Milletimiz Mâzisinden Değil, Artık İstikbâlinden Mesûldur başlığıyla kitaplaştırılmış ve ilgililere dağıtılmıştır.

Resim Ekleme
İktisat Esaslarımız: Kitap kapakları

Kongredeki dört üretici ve yaratıcı kararları aşağıdaki tabloda toplulaştırılmıştır.
Resim Ekleme

Kararlaştırılan madde sayı ve yüzdelerinden hareketle, dönemin hâkim iktisadi aktörlerinin öncelikle tüccarlar ve sonrada çiftçiler olduğunu saptayabiliriz. Gerice tarımsal yapıların olduğu kırsallıkta, yoksul çiftçiler ve kârlarından taviz vermeden fiyatları insafsızca belirleyen tüccar sınıfının olduğu bir Türkiye resmi yeterince net ve yakıcı gerçektir. 302 kararın önemli bir bölümü 34 gün sonra TBMM i Gazi Paşa Tarafından 8 Nisan 1923 günü Dokuz Umde Bildirisi olarak yayınlamıştır. Bu bildiri yedi ay sonra kurulacak ve 1923 Cumhuriyetini kuracak olan Cumhuriyet Halk Fırkası’nın programının önemli bir kısmını oluşturmuştur.

İşçi sınıfının iktisadi esasları (Orijinal metin)

Resim Ekleme
Madde 1 - Amele namiyle hitap edilmekte olan kadın ve erkek erbab-ı sây ve ameleye bundan böyle işçi denilmesi.

(Müttefikan kabul)

Madde 2 - Sarî hastalıklar ve bilhassa verem son zamanlarda işçiler ve umum muhtacîn ve ailelerinde pek ziyade tahribat yaparak ırkın özünü mahvetmekte olduğundan hasılatı tesis edilecek verem tecridhaneleri, sanatoryum, emzikhaneleri ve hastanelerin masraflarına karşılık tutulmak üzere (sıhhat vergisi) namiyle bir verginin, temettü vergisine bir miktar zammı.

(İşçiler, çiftçiler müttefikan kabul, sanayi ekseriyetle kabul, ticaret red)

Madde 3 - Mebus ve belediye intihaplarında temsil-i meslekî usûlünün kabulü.

(Müttefikan kabul)

Madde 4 - Dernekler - yani sendikalar - hakkının tanınması. Tatil-i Eşgal Kanununun yeniden işçilerin hakkını tanımak üzere tetkik ve tanzimi.

(Müttefikan kabul)

Madde 5 - Ziraattan maada sanayî işçileri ile bil'umum işçiler için (bir saat) istirahat müddeti hariç olmak üzere çalışma müddetinin sekiz saat olarak kabulü.

(Müttefikan kabul)

Madde 6 - Sekiz saat çalışan bir işçinin gece dahi çalıştırılmasına mecburiyet hasıl olduğu takdirde yalnız dört saat çalıştırılacak ve tam gündelik alacak. Yalnız gece çalıştırılan işçiler gündüz işçisi gibi sekiz saat çalışır. Fakat iki kat gündelik alır.

(Birinci fıkra müttefikan kabul, ikinci fıkra üç grup red işçiler ısrar)

Madde 7 - Maden ocaklarında çalışan işçilerin altı saatlik mesaisinin bir gündelik itibar olunması ve maden ocaklarında onsekiz yaşından dûn olanlarla kadınların çalıştırılmaması.

(Müttefikan kabul)

Madde 8 - Alelumum sanat müesseselerinde ve gümrüklerde oniki yaşını ikmâl etmeyen çocukların çalıştırılmaması için leylî ve meccanî müesseseler açılması veya azamî dört saat çalışma ile hafif işlerde çalıştırılmalarına müsaade edilmesi.

(Üç grup müttefikan kabul. İşçiler on iki yaşını bitirmemiş çocukların alelıtlak çalıştırılmamasından ısrar)

Madde 9 - Sanat müesseselerinde, matbaalarda ve gümrüklerde üç ay çalışan bir işçiye (sabit işçi) denilmesi.

(Üç grup müttefikan kabul. Ticaret red)

Madde 10 - Bil'umum müesseselerde sabit işçi olarak istihdam edilen kadınlara doğurmazdan evvel ve sonraya ait olmak üzere sekiz hafta ve her ay üç gün izin verilmesi ve bu gündelikleriyle aylıklarının tamam verilmesi.

(Müttefikan kabul)

Madde 11 - Bil'umum işçi gündeliklerinin memleket maişetiyle mütenasip olarak hadd-i asgarî miktarının her üç ayda bir defa dernekler teşekkül edinceye kadar işçi mümessilleri hazır olduğu halde Belediye meclislerince tayiniyle müesseseler tarafından vacib-ül-ittibâ olmak üzere neşir ve ilânı.

(Müttefikan kabul)

Madde 12 - İşçi gündelik ve aylıklarının umum müesseselerde nakden ve muntazaman verilmesi.

(Müttefikan kabul)

Madde 13 - Haftada bir gün işçilere istirahat müddetinin verilmesi ve hafta tatilinin cuma günü kabulü.

(Müttefikan kabul)

Madde 14 - (Bir mayıs) gününün Türkiye işçileri bayramı olarak kanunen kabulü.

(Sanayi ve işçi müttefikan, çiftçi ve tüccar ekalliyetle kabul)

Madde 15 - Sabit işçilerin hafta tatilleri ile resmî günlerde ve işçi bayramı gününde gündeliklerinin tam verilmesi. Umumî tatil günlerinde işçileri çalıştırmak mecburiyeti hasıl olduğu takdirde iki kat gündelik verilmesi.

(Birinci fıkra üç grup tarafından red, işçiler ısrar. Diğer fıkra müttefikan kabul)

Madde 16 - Umum sanat müesseselerinde ve gümrüklerde ve matbaalarda ve şirketlerde müstahdem işçilerin hastalandıkları takdirde üç aya kadar gündeliklerinin tam verilmesi. Ve üç ay hastalanan ve hastalığı şifa bulmayan bir illetle malûl olduğu tahakkuk eden işçilerin işten çıkarıldıkları takdirde müesseselerin iktidar-ı malîsile mütenasip ikramiye vermeleri.

(Birinci fıkra üç grup tarafından red, işçiler ısrar. Diğer fıkra müttefikan kabul)

Madde 17 - Evlenecek işçilere gündelikleri verilmek şartiyle bir hafta izin verilmesi.

(Müttefikan kabul)

Madde 18 - Bir sene iş başında bulunan işçilere senede bir ay izin verilmesi ve gündeliklerinin tam îtası.

(Üç grup red, işçiler ısrar)

Madde 19 - Daimî büyük sanat müesseselerinde, gümrüklerde, şimendüfer, elektrik ve tramvay gibi şirketlerde, maden ocaklarında çalıştırılan işçilerin kaza ve ihtiyarlık dahil olduğu halde hayat sigortasına raptları ve sigorta ücretinin müessese sahipleriyle işçiler tarafından yarı yarıya verilmesi. Ve derneklerin koyacağı tekaüdiye hakkının müesseselerce tanınması.

(Müttefikan kabul)

Madde 20 - İş başında sakatlanan umum işçilerin sermayedarlar ve müesseseler tarafından hayatlarının emniyet altına alınması.

(Üç grup red, işçiler ısrar)

Madde 21 - İki yüzelli işçi kullanan fabrikalar, şirketler müesseseleri içinde veya yakınında bir dispanser, maden ocaklarıyla büyük kıtada ormanları işleten ve ormanlarda fabrika yapan sermaye sahiplerinin veya şirketlerin ve tuzlaların civarında birer hastahane ve maden ocaklarında işçiler için behemahâl birer parasız hamam yapmalarına mecbur tutulmaları.

(Müttefikan kabul)

Madde 22 - Sanayî ve Mesaî Müdüriyet-i Umumiyesinde bir mesai heyet-i teftişiyesinin ihdası ve bu heyete Birlikler ittihadından müşavir kabulü.

(Ekseriyetle kabul)

Madde 23 - Sanat müesseselerinin ve işçi çalıştıran diğer müesseselerin mevcut sıhhî nizamlara tevfikan daimî surette sıhhiye memurları tarafından teftiş ettirilmesi ve bu bapta bir kanun yapılması.

(Müttefikan kabul)

Madde 24 - Büyük sanat müesseseleriyle, şirketler, madenler, tuzlalar ve büyük kıt'ada orman işletenler ve bu ormanlar civarında fabrika yapanların müesseseleri yakınında işçileri için sihhî evler yapmalarına mecbur tutulması veya ev kirası zammı vermeleri.

(Üç grup müttefikan kabul, tüccar ekalliyetle red)

Madde 25 - İşçi çocuklarının şehid çocuklarından sonra tercihan leylî sanat mekteplerine meccanen kabulü.

(Müttefikan kabul)

Madde 26 - Memlekette açılacak bütün işlerin Türk erbab- ı sây ve ameline tahsisi.

(Müttefikan kabul)

Madde 27 - Memleket dahilinde ticaretin tamamen serbest bulunması ve inhisar şeklinde imtiyaz verilmemesi.

(Müttefikan kabul)

Madde 28 - İnhisar suretiyle memleketimizde icra-i ticaret etmekte olan Tütün Rejisi inhisarının hemen ilgası. (Ve imtiyazlı ecnebî müesseselerinin devletleştirilmesi).

(Birinci fıkrası müttefikan kabul, sonuncu fıkrası yalnız işçiler tarafından kabul, diğer gruplar red)

Madde 29 - Ham eşya ve memleketimizde mebzulen yetişen ve birinci derecede ihracat mevaddı meyanında bulunan tütün, pamuk, palamut, üzüm, incir ve ikinci derecedeki yün, tiftik, deri gibi mevaddın işlenmedikçe ihracatının kat'iyyen men'i. İhracı halinde de ağır ihracat resmine tâbi tutulması.

(Sanayi ve işçiler müttefikan kabul, tüccar ve çiftçi grupları; mukarreratı nakzetmemek üzere tab’ını müttefikan talep)

Madde 30 - Temettü Kanununun servet ve kazanç itibariyle her   tarhını temin eden bir kanunun tanzimi. (Ve bu meyanda işçilerin temettü vergisinden kat'iyyen affı ve onbin lirayı mütecaviz sermaye üzerine "müterakki sermaye" ve miras vergisinin ihdası).

(Birinci fıkra müttefikan kabul, diğer iki fıkra üç grup tarafından red, işçiler ısrar)

Madde 31 - Hiç bir asrı zihniyete uymayan Esnaf   Talimatnamesinin ilgasıyla cemiyet teşkili hakkının her sınıf halka kanun mucibince bahşedilmesi.

(Müttefikan kabul)

Madde 32 - Gediklerin, kabzımallığın, sırık hammallığının kat'iyyen ilgası. Limanlarda, gümrüklerde kâhya vesair namlarla işçinin hukukunu kaybettiren ve memlekette işçiyi istibdatla kullanan kimselerin faaliyetlerine meydan verilmemesi.

(Müttefikan kabul)

Madde 33 - Müesseseler tarafından her sene işçilere verilecek ikramiyenin müsavatla tevzii.

(Üç grup müttefikan, tüccar grubu ekalliyetle kabul)

Madde 34 - Ziraat işlerinde kullanılan işçiler yukarıki maddelerin ahkâmından müstesnadır.

(Müttefikan kabul)

İşçi grubunun taleplerinde öne çıkan özet hususlar
Amele adlandırması yerine bundan böyle “işçi” denilmesi.
Başta verem olmak üzere bulaşıcı hastalıklara karşı, sanatoryum, hastane, emzikhane masraflarına devletin katılması,
Milletvekili ve Belediye seçimlerinde mesleki temsil usulü bağlamında işçilere kontenjan ayrılması,
Sendika hakkı,
8 saatlik çalışma süresi,
1 Mayıs gününün, Türk İşçileri Bayramı olarak kanunen kabulü,
Hafta tatili ve genel tatil günlerinde tam gündelik,
Bir hafta ücretli evlilik izni,
İşçi çocuklarının şehir çocuklarından sonra tercihan parasız yatılı olarak sanat mekteplerine kabulü,
Hiçbir çağdaş düşünceye uymayan Esnaf Yönergesinin yürürlükten kaldırılmasıyla örgütlenme hakkının her sınıf halk için kanunla serbest bırakılması.
Tütün rejisinin hemen ilgası ve imtiyazlı yabancı müesseselerin devletleştirilmesi…
Kongre Kapanışında konuşma yapanlardan biri de İşçi Kadınlar Murahhası İzmir Delegesi Rukiye Hanımdır:

"Kardeşler! Millî inkılâbımız memleketimizde mevcut bütün müstahsillerin murahhaslarından mürekkep bu muazzam Kongrenin toplanmasını mümkün kılmıştır. Bugünlere erişirken biz kadın işçilerini de fevk'alâde bir sahada görüyoruz. Bizleri bu Kongreye davet eden Büyük Millet Meclisi ve erkânına ve bilhassa imiz Gazi Mustafa Kemâl Paşa hazretlerine biz kadınlar, samimî teşekkürlerimizi takdim ederiz.

Türkiye'de 'memleket işlerine' kadınların da iştirâk etmesi ilk defa vuku buluyor. Bu şerefin bize müyesser olması kalplerimizi refah ve gurur hisleriyle doldurdu. Kongre, iktisadımızın temelini teşkil eden işçi sınıfının meşrû haklarını tanıdı. Bu netice kadın işçileri namına sâyan-ı şükrandır. Diğer grupların da aynı sadakatle iktisadî kurtuluşumuza çalışacaklarına emin bulunuyoruz.

Yaşasın Türkiye Büyük Millet Meclisi ve onun Hükümeti, yaşasın Türk işçi ve köylüleri, yaşasın çalışkan Türk işçi kadınlığı!"

Yazıyı çok severek kullandığım bir söz ile bitireyim: Tarihi, kimin kalemi ile yazıyorsunuz? Ya da kimin gözlüğü ile okuyorsunuz? İşte kritik soru dün de, bugün de budur!





1923 Türkiye İktisat Kongresi ve işçi sınıfının kabul olunan iktisadî esasları (sol.org.tr)



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 10.996
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

50 kere teşekkür edildi.
36 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 27.02.2024- 09:01


17 Şubat – 4 Mart 1923’te İzmir’de Toplanan Türkiye İktisat Kongresinin Hatırlattıkları

Bu yazı, İktisat Kongresi’ne dair kimi izleri sürerek hatırlatmalarda bulunmayı ve günümüze ışık tutmayı amaçlamaktadır

SERDAR ŞAHİNKAYA

Yazıya, 2022’den bakarken 1923’ü anlayabilmek, değerlendirebilmek için kritik bir soru sorarak başlayalım; Tarihi kimin kalemiyle yazıyorsunuz ya da kimin gözlüğüyle okuyorsunuz?

Bu toprakların çocukları, “ateşi ve ihaneti gördü” ve “dövüştü yeni bir âlem için” ve kazandı ve de bu toprakları yeniden yurt yaptı.

1922’nin 9 Eylülünde emperyalizmi, Ege’ye gömdü. Ortalık yangın yeri idi.

Emperyalizmi İzmir’de denize döken muzaffer orduların başkumandanı Gazi Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşları tam beş ay sonra 17 Şubat – 4 Mart 1923 tarihlerinde önceden tasarladıkları İktisat Kongresini, Yunan işgaline inat1 İzmir’de topladılar.

Bu yazı, İktisat Kongresi’ne dair kimi izleri sürerek hatırlatmalarda bulunmayı ve günümüze ışık tutmayı amaçlamaktadır. İzler esas olarak başkumandan Gazi Paşa’nın Kongreyi açarken yaptığı oldukça ayrıntılı ve çok önemli konuşmasının kurgusu doğrultusunda olacaktır.2

Resim Ekleme
Resim 1: Gazi Mustafa Kemal, Türkiye (İzmir) İktisat Kongresi için gittiği İzmir’de Kongreden bir gün önce İzmirli hanımlarla toplantı yapmıştır, 2 Şubat 1923

Kaynak: İzmir Büyükşehir Belediyesi Kent Kitaplığı, İzmir İktisat Kongresi 17 Şubat – 4 Mart 1923. Stil Matbaacılık A.Ş. 2004.


I. “Milletimiz mazisinden değil, artık istikbalinden mesuldür”3
Cumhuriyetin kuruluşuna giden sürecin başlangıcı, Ulusal Kurtuluş Savaşı ve Büyük Zaferdir. Bu zafer, mazlum bir ulusun emperyalizm karşısında boyun eğmeyişidir. Bu zafer, “Yoksulların Zaferidir”.

Cumhuriyete ait iktisat politikalarının başlangıç hedefleri, Türkiye İktisat Kongresi’ndedir4. Kongre, 9 Eylül, yani Yunanlıların İzmir’den kovulmasını izleyen beş ay sonra, 17 Şubat – 4 Mart 1923 tarihlerinde İzmir’de ülkenin birçok yerinden gelen, toplumu oluşturan sınıfları, farklı bir ifade ile İşçi, Sanayici, Çiftçi ve Tüccar gruplarını temsil eden 1135 delege ile kadim kent İzmir’de toplanmıştır5. Türkiye’nin bütün üretici ve yaratıcı güçleri Kongrededir.

Resim Ekleme
Resim 2: İktisat Kongresine Katılan Delege Gruplarının Armaları Kaynak: Gündüz Ökçün,   Türkiye İktisat Kongresi – 1923 İzmir.-Haberler_Belgeler_Yorumlar.   Üçüncü Basılış. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Yayınları No. 471. 1981.


Türkiye İktisat Kongresine ve Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın Kongre açış konuşmasına değinmek önemlidir. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti Devletinin ‘kökleri’ oradadır. Farklı bir ifade ile dünü anlamada, bugünü kavramada ve yarını oluşturmada oldukça öğretici ipuçları taşımaktadır.

Resim Ekleme
Resim 3: Kongrenin Yapıldığı Hamparsumyan Han, 1974 yılı dış görünüş Kaynak: İzmir Büyükşehir Belediyesi Kent Kitaplığı, İzmir İktisat Kongresi 17 Şubat – 4Mart 1923. İstanbul, Stil Matbaacılık A.Ş. 2004.


Kongre Başkanlığına Kâzım Karabekir Paşa6, divan kâtipliğine de İstanbul Millî Türk Ticaret Birliği’nden Ahmet Hamdi (Başar)7 seçilmiş, Hamparsumyan Hanın ikinci katı Kongre’ye tahsis edilmişti. Pek çok izleyici8 yanında Sovyetler Birliği temsilcisi Semyon İvanoviç Aralof ve Azerbaycan Sosyalist Cumhuriyeti Büyükelçisi İbrahim Ebilov da vardı9. Gazi Paşa, sivil giyinmişti ve kalpaklı idi. Başkanlık kürsüsünün sol tarafında maiyetiyle birlikte kendisine ayrılan yere oturdu. Kongre divanının seçiminden sonra açış konuşmasını yapmak üzere kürsüye geldi. Salondakiler sonsuz bir heyecanla kendisini alkışladılar10.

Aynı günlerde Lozan'da bulunan İsmet İnönü başkanlığındaki Türk delegasyonu ise özellikle kapitülasyonların kaldırılması ve iktisadi bağımsızlık için gerilimli bir uğraş vermektedir. Ankara Hükümeti'nin önüne Osmanlı dönemine ait 400 – 500 yıllık hesaplar çıkarılınca da uzlaşma sağlanamamış ve görüşmeler, Gazi'nin bilgisi dâhilinde, 4 Şubat 1923 tarihinde Ankara’nın kendisine dayatılan anlaşma hükümlerini reddetmesi üzerine kesintiye uğramıştır.

Resim Ekleme
Resim 4: Derso ve Kelin’in çizgileriyle Lozan’da Türk Heyeti Kaynak: Serdar Şahinkaya. “Yollar Dikensiz Gül Bahçesi Değildi: Türkiye (İzmir) İktisat Kongresi (17 Şubat – 4 Mart 1923). Nasıl Toplandı? Kimler Katıldı? Hangi Kararlar Alındı?”. Görsel Sunum. İnönü Vakfı. Pembe Köşk. 19 Nisan 2014.


Bu gelişmeler, Kongreyi daha da anlamlı kılmaktadır. Aslında emperyalistler, Lozan’da, askeri olarak zafer kazanmış bir ulusa,   devlet kurdurmamak için var güçleri ile bastırmaktadır. İşte Başkumandan Gazi Paşa, bunun nedenlerini de Kongre konuşmasında aşağıdaki şekilde belirtmektedir.

“Efendiler; Görülüyor ki, bu kadar kesin, yüksek ve başarılı bir askeri zaferden sonra dahi, bizi sulha kavuşmaktan alıkoyan neden, doğrudan doğruya iktisadi sebeplerdir, iktisadi anlayıştır. Çünkü bu Devlet, iktisadi egemenliğini sağlayacak olursa; o kadar kuvvetli bir temel üzerinde yerleşmiş ve yükselmeğe başlamış olacaktır ki, artık bunu yerinden kımıldatmak mümkün olamayacaktır. İşte düşmanlarımızın, hakiki düşmanlarımızın olur diyemedikleri, bir türlü kabul edemedikleri budur.”

II. Tartışılan ve kafa karışıklığına yol açan bir soru: İktisat Kongresi, Lozan Konferansı Kesildiği İçin mi Toplandı?11


Türkiye (İzmir) İktisat Kongresi’nin Lozan görüşmeleri kesildiği sırada toplandığı doğrudur. Barış Konferansı 4 Şubat’ta kesilmiş, Kongre bundan on üç gün sonra, 17 Şubat 1923’te toplanmıştır. Ancak, Kongreye Lozan’daki görüşmeler kesilince karar verilmemiş, Kongrenin toplanması çok önceden, ‘Kasım 1922’de kararlaştırılmıştır.

İktisat Vekili Mahmut Esat Bey (Bozkurt) ile “kongreyi İktisat Vekaleti mi Heyeti Vekilemi kararlaştırdı; bir sürü vekil Kongre üyesi seçildi, Meclis toplanamazsa ne olacaktır” diye bu kararı eleştiren muhalif milletvekili Ali Şükrü Bey arasındaki tartışma Meclis tutanaklarına geçmiş ve rahmetli hocamız Gündüz Ökçün’ün kitabına da aktarılmıştır.

İktisat Vekili Mahmut Esat Bey, Ali Şükrü Bey’in sorusuna 5 Şubat’ta TBMM’de yanıt verirken, İktisat Kongresi için illere resmi genelgenin “bir buçuk ay önce” (yani, Aralık ayında) gönderildiğini; kararın ise, Kasım’da verildiğini söyler ve Kongrenin kararlaştırılma öyküsünü de şöyle anlatır:

“(Yurdun bazı bölgelerinde ekonomik incelemelerde) bulunmak üzere bundan bir hayli müddet evvel seyahatim esnasında memleketimin pek çok ihtiyacını yakından gördüm. Ve uzun senelerden beri unutulmuş olan iktisadiyatımız hakkında memleketimiz iktisat âmillerinin bir araya gelerek düşünmelerini, nokta-i nazarlarını (görüşlerini) Büyük Millet Meclisine ve Büyük Millet Meclisi Hükümetine bildirmelerini ve teşebbüs-ü şahsileri (kişisel girişimleri) ile orada yapılması lazım gelen işlere derhal orada karar vererek harekete gelmelerini münasip gördüm. Ve 12 teşrin-i sânide (Kasım’da) Başkumandan Paşa Hazretlerine İzmir’den telgraf çektim. Dedim ki, memleketin iktisadiyatı uzun senelerden beri unutulmuştur. İktisat âmilleri dinlenmemiştir. Bu meslek adamlarını dinlemek ve onların dileklerine göre bir iktisat programı vücude getirmek lâzımdır. Ve bu çok hayırlı olur. Bu hayırlı işin riyaset-i fahriyesini (fahri başkanlığını) kabul eder misiniz? diye sordum. Başkumandan Paşa hazretlerinden cevap aldım. Maâl memnuniye muvafakat ediyorlardı”

Lozan barış konferansı kesildiği için bir kongre düzenlemek ile önceden toplanması kararlaştırılmış bir kongrenin, Lozan görüşmelerinin kesilmesine denk gelmesi birbirinden farklı şeylerdir. İşte, mevzunun bam teli de budur. Hatta “Lozan kesildiği için kongre toplandı” iddiasının tam tersine, İktisat Kongresi’nin, “barıştan sonra” toplanmasının tasarlandığını ileri sürmek bile olanaklıdır. Çünkü barış konferansının kesilmesi bir yana, bu kadar uzun sürmesi bile taraflarca beklenmeyen bir durumdur.

Resim Ekleme
Resim 5: Gazi Mustafa Kemal ve bir grup Kongre delegesi, Karantina'daki Sanatlar Mektebi önünde


III. Bu Kongre, Erzurum ve Sivas Kongreleri Kadar Önemlidir…
Amasya Tamimi nasıl Kurtuluş Savaşını başlatan ve bu ‘savaş boyunca güdülen amaç ve esasların’12 hukuki temel metnini oluşturmuşsa13, Türkiye İktisat Kongresi de, bir miktar iddialı bulunsa da, 29 Ekim 1923 tarihinde ilan edilecek olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ve bu cumhuriyetin niteliğini oluşturan iktisadi yapılanmanın ana kurgusu için ciddi birikim yaratmış / sağlamıştır.

Unutulmamalıdır ki, Erzurum Kongresi, Sivas Kongresi her yıl şenliklerle anılırken, üzerlerine bilimsel toplantılar yapılırken, her nedense aynı ölçüde önemli olan Türkiye (İzmir) İktisat Kongresine gereken hassasiyet gösterilmemiştir14.

Oysa, Gazi Mustafa Kemal Kongreyi açış konuşmasında;

“Efendiler,   Yüce Kurulunuzla bugün başlamış olan Türkiye İktisat Kongresi çok önemlidir. Çok tarihîdir. Nasıl ki Erzurum Kongresi felâket noktasına gelmiş olan bu milleti kurtarmak hususunda Misak-ı Millî’nin ve Anayasanın ilk temel taşlarını sağlamada neden olmuş, etken olmuş öncü olmuş ve bundan dolayı tarihimizde, millî tarihimizde en önemli ve yüksek hatırayı yaratmış ise, kongreniz de milletin ve memleketin yaşantısını sağlayarak, gerçek kurtuluşuna yardımcı olacak kanunun temel taşlarını ve esaslarını ortaya koymak suretiyle tarihte çok büyük bir ad ve çok kıymetli bir yer almış olacaktır.
Bu kadar önemli ve tarihî kongrenizi açmak şerefini bana vermiş olmanızdan dolayı teşekkürler ederim. Ve böyle bir kongreyi yapanlar sizlersiniz. Bundan dolayı sizleri tebrik ederim”

değerlendirmesini yaparak, Kongrenin önemini açıkça ortaya koymuştur.

Şöyle de diyebiliriz: Kongre, Cumhuriyetten önceki son kurucu kongredir…

IV. Burayı Yabancı Sermayeye Esir Ülkesi Yaptırtmayız…
1920 Millî Misakı’yla saptanan ulusal sınırlar, savaş meydanında fiilen gerçekleştirilmişti; ama iktisadi egemenlik uğrundaki mücadele Lozan’daki görüşme masasında hâlâ sürüyordu.

İktisat Kongresi'nin amaçlarından biri, siyasal önderlik ile çeşitli ekonomik gruplar, özellikle de İmparatorlukta yabancı sızmasının aracı olmuş ve Kemalist kadroların uygulamalarına şüphe ile yaklaşan ticaret kesimi arasında amaç birliği bulunduğunu dünyaya göstermekti15. Gösterildi de. Kongre de, Milli Türk Ticaret Birliği’nce temsil edilen bu grup, kuvvetli bir milliyetçi tutum aldı. İthal mallarına gümrük resmi konması hakkını savundular, Türkiye'deki yabancı sermayeye tavizler ya da tekel hakları tanınmasına karşı çıktılar, ülkenin karasularında serbest taşımacılık hakkı (kabotaj)16 talep ettiler ve mümkün olduğu kadar kısa zamanda para basma yetkisine sahip bir milli bankanın kurulmasını istediler. Yabancı sermaye, ancak milli ekonomiye yararlı olması koşuluyla kabul edilebilirdi. Kongrede ortaya atılan önlemlerin hemen hepsi tek bir temel hedefe yöneliyordu: Bir milli ekonominin kuruluşunu ilerletmek ve doğmakta olan cumhuriyet devletinin sosyoekonomik temelini kısa sürede oluşturacak ekonomik güçleri geliştirmek17.

Bu çerçevede BMM i Mustafa Kemal Paşa’nın kongre konuşmasındaki ‘yabancı sermaye’ ile ilgili hususu da burada belirtmekte yarar bulunmaktadır:

“Efendiler, İktisadi alanda düşünür ve konuşurken, sanılmasın ki dış sermayeye karşıyız, hayır bizim memleketimiz geniştir. Çok emek ve sermayeye ihtiyacımız var. Kanunlarımıza uymak şartıyla dış sermayelere gerekli teminatı vermeğe her zaman hazırız. Yabancı sermaye çalışmalarımıza eklensin ve bizim ile onlara için yararlı sonuçlar versin fakat eskisi gibi değil. Hakikaten mazide ve bilhassa Tanzimat devrinden sonra yabancı sermayesi memlekette müstesna bir mevkiye sahip oldu. Ve ilmi manasıyla denebilir ki, devlet ve hükümet yabancı sermaye yabancı sermayenin jandarmalığından başka bir şey yapmamıştır. Artık her medeni devlet gibi, millet gibi, yeni Türkiye dahi buna razı olamaz; burasını esir ülkesi yaptıramaz. (Bravo sesleri, alkışlar).”

Bu sözler, son derece açık ve nettir. Lâkin süreç içerisinde kimi çevreler ‘cımbızlama’ yaparak sadece “sanılmasın ki dış sermayeye karşıyız” ibaresini adeta bir slogan gibi kullandılar / kullanmaktadırlar.

V. Bütün Esaslar İktisat Programından Çıkmalıdır…
Başta Gazi Mustafa Kemal olmak üzere Cumhuriyet kadrolarının tümü için herhangi bir iktisadi görüşleri yoktur, onlar sadece kültür devrimcisidir diyenlere en açık cevap yine Kongre konuşmasındadır:

“Arkadaşlar;
Bence yeni devletimizin, yeni hükümetimizin bütün esasları, bütün programları iktisat programından çıkmalıdır. Çünkü, biraz önce söylediğim gibi, her şey bunun içinde toplu halde bulunmaktadır. Bundan dolayı çocuklarımızı o şekilde eğitip, öğretmeliyiz. Onlara, o şekilde bir eğitim vermeliyiz ki ticaret, tarım ve sanat dünyasında ve bütün bunların çalışma alanlarında yararlı olsunlar, etkili olsunlar, çalışkan olsunlar, yaratıcı birer organ olsunlar. Bu nedenle eğitim programımızda, gerek ilk tahsilde, gerek orta öğretimde; verilecek bütün bilgiler, bu görüşe uygun olmalıdır. Maarif programlarımız böyle düzenlenince, devletin diğer şubeleri için düşünülecek programlar da ekonomi programına dayanmaktan kendilerini kurtaramazlar. Esaslı bir program yaparak, bunun üzerinde, bütün milleti aynı uygunluk içinde yetiştirmek ve eğitmek gerekmektedir.”

Resim Ekleme
Resim 6: Gazi Mustafa Kemal ve Kazım Karabekir Paşa’nın Kongre için geldikleri İzmir Basmahane Garında karşılanışları Kaynak: APİKAM Arşivi.


VI. “Emek Misak-ı Millisi” ve “Çalışkanlar Diyarı”
Gazi Paşa’nın Kongre konuşmasında iki kritik önemdeki hususun altı çizilmelidir: ‘Sınıfsız toplum’ ve ‘Emek Misak-ı Millisi18'.   Gazi’nin bu konularda sözlerine değinmeden İzmir’li hemşerimiz Kaptan Attilâ İlhan’ın yazdıklarına bir göz atalım:

“(...) Hangi öğrenciye Misak-ı Millî’yi sorsan, Anadolu dikdörtgenindeki Türkiye Cumhuriyeti’nin o ateş, kan ve barut yıllarında kesinleştirilmiş, ‘toprak bütünlüğü’ nü anlar. Oysa Gâzi Mustafa Kemal’in inkılâp idrakinde ‘Üç Misak-ı Millî’ birbirini tamamlıyor; böylece, ciddi bir ‘uluslaşma’ sürecini başlatıyor: İlk Misak-ı Millî, Anadolu’nun toprak bütünlüğü, Osmanlı ‘mülkünün’ nihayet üzerinde yaşayanlara bir ‘yurt’ ya da ‘vatan’ olmasıdır. Ama bu yetmez. O yurtta yaşayan halkın ‘millete’ dönüşmesi, vazgeçilmez bir şarttır; bu şartın gerçekleşmesi ise diğer iki – ve nedense es geçilen- Misak-ı Millî’ye bağlıdır; İlki ‘Sây’ı (Emek) Misak-ı Millî’si, ikincisi ‘Maarif Misak-ı Millî’si!. Mustafa Kemal, ilkinde İzmir İktisat Kongresinde adınca söz etmişti.”19

Bakalım Gazi Paşa neler söylemiş:

“Bizim halkımızın çıkarları birbirinden ayrılır. Sınıflar halinde değil aksine, varlıkları ve çalışmalarının ürünleri ile birbirleri için gerekli olan meslek sınıflarından oluşmuştur. Bu dakikada dinleyicilerim de çiftçilerdir, sanatkârlardır, tüccarlardır, işçilerdir. Bunların hangisi bir diğerine karşı olabilir. Çiftçinin sanatkâra, sanatkârın çiftçiye, çiftçinin tüccara ve bunların hepsinin birbirlerine ve işçiye muhtaç olduğunu kim inkâr edebilir. Bugün mevcut fabrikalarımızda ve daha da artmasını dilediğimiz fabrikalarımızda kendi işçilerimiz çalışmalıdır.   Refah içinde ve memnun olarak çalışmalıdır bütün bu saydığımız meslek sınıfları aynı zamanda zengin olmalıdır ve hayatın gerçek tadını duyabilmelidir ki çalışmak için güç ve kuvvet bulabilsin. Bundan dolayı programdan söz edildiği zaman âdeta denilebilir ki; bütün halk için bir Emek Misak-ı Millî’ sidir ve böyle bir Emek Misak-ı Millî’si etrafında toplanmaktan hâsıl olacak siyasî şekil ise, alelâde bir parti niteliğinde düşünülmemelidir.”

Yine hemşerimiz Attilâ İlhan, Gazi Paşanın buradaki son cümlesi için diyor ki; “Son cümle hiç kuşkusuz, CHP’yi “alelâde”, hatta “enayi” bir parti haline getirenler için “yaman bir fırçadır”.20

Ve Gazi Paşa, isteğini, dileğini ve özlemini dile getirmektedir:

“(...) İsteğimiz şudur: Bu memleketin halkı ellerinde örnekleriyle; tarım, ticaret, san’at emek ve sabanın temsilcisi olsun. Artık bu memleket fakir, millet değersiz değildir. Memleketimiz zenginler memleketidir. Bu yeni Türkiye’nin adına ‘çalışkanlar diyarı’ denir. İşte millet böyle bir devir içinde bulunuyor. Kongreniz bir devri yaratacak ve tarihini de yazacaktır. Bu tarih kitabında en büyük makam çalışkanlara ait olacaktır”.

VII. Üç Konuşma, İki Siyasi Çizgi
Ateşle, barutun dans izlerinin henüz silinmediği o tarih dönemecinde toplanan Kongre’ye yansıyan ‘iki anlayışın’, farklı bir ifade ile ‘iki siyasi çizginin’ karşılaştırmalı analizini Korkut Boratav Hocamız21, Milli Mücadelenin kahramanlarından, özellikle Doğu Cephesinde zafere çok önemli katkılar yapmış olan Kazım Karabekir ve Gazi Mustafa Kemal’in konuşmalarındaki fikir planları üzerinden yapmaktadır.
Boratav, aynı zamanda Kongrenin Başkanı da olan Karabekir’in yaptığı konuşmanın şu satırlarını vurgular:

Resim Ekleme
Resim 7: Kazım Karabekir Kaynak: Serdar Şahinkaya, “Yollar Dikensiz Gül Bahçesi Değildi: Türkiye (İzmir) İktisat Kongresi (17 Şubat – 4 Mart 1923). Nasıl Toplandı? Kimler Katıldı? Hangi Kararlar Alındı?”. Görsel Sunum. İnönü Vakfı. Pembe Köşk. 19 Nisan 2014. Ankara.
“İktisattan ben şu üç maddeyi temel biliyorum: Birincisi, insanlarımızı, hayvanlarımızı, istihsalatımızı iyi koruyalım. İkincisi üretimimizi çoğaltmak, harice satıp para çekmek gerekir. Üçüncüsü pek mühimdir.(…) Sarfiyat ve tüketimi azaltmak, bu hususta özellikle hanımlara büyük görevler düşüyor. Düğünler nedeniyle mahvolan aileler var, moda yüzünden bedbaht kalan aileler var. Moda ve düğünlerle meydana gelen tahripkâr israflardan kaçınmalıyız.”

Fakat, 1923 Şubatında iktisadi sorunlardan Karabekir Paşa’nın anladıklarının ve temsil ettiği zihniyetin bu olduğunu ve bir de Karabekir Paşanın Kongreye son katkısının da, büyük ihtimalle onun kaleminden çıkmış gibi görünen ve yine aynı anlayışı yansıtan Kongrenin Misak-ı İktisadisi olduğunun da altı çizilmelidir22. Ve unutulmamalıdır ki; Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşuna ve büyük devrimlere giden sürecin başlangıç noktasında, yeni rejimin yönetimine aday olan kadroların bir bölümünü temsil eden zihniyet, Millî Mücadelenin kahramanlarından biri olan Kazım Karabekir’in bu ifadelerinde kendini göstermektedir.

VIII. İkinci Anlayışın Temsilcileri Gazi Mustafa Kemal ve Mahmut Esat Bozkurt ve de “Kılıç – Saban İkilemi”23
Mustafa Kemal’in konuşması, aslında, bir büyük devrimcinin geçmişle, yani eski rejimle hesaplaşmasıdır, Fakat, geçmişle hesaplaşmanın bir kolay yöntemi vardır. Bu, Osmanlı İmparatorluğunun çöküş yıllarına odaklanarak yapılabilirdi. Mustafa Kemal, kendi aktif hayatının, canlı izlenim ve yargılarını da kullanarak Abdülhamit’ten başlayıp, Vahdettin’ e kadar giden çöküş ve yozlaşma döneminin en açık seçik örneklerini Kongreye katılan delegeye hatırlatabilirdi.

Gerçekten de Gazi Paşa böyle bir yolu seçmemiş ve doğrudan doğruya düzenin zirve noktasını temsil eden üç büyük sultanla hesaplaşmayı tercih etmiştir. Çünkü Gazi, sonraki dönemlerde siyasi ve toplumsal çöküntüyü hazırlayan etkenleri Osmanlı İmparatorluğunun oluşumundaki deformasyonda arayacak ve onu vurgulamaya çalışacaktır.

“Osmanlı tarihinde bütün çabalar, milletin gerçek ihtiyaçlarını karşılamaya değil, kudretli ve azametli padişahların ihtiraslarını tatmine yönelmişlerdir. Mesela Fatih, Selçuklu ve Bizansın da mirasıyla yetinmedi; Garbi Roma İmparatorluğuna da konmak istedi. Mesela Yavuz Sultan Selim, Asya İmparatorluğunu birleştirerek bütün bir İslam ittihadı peşinde koştu. Kanuni Sultan Süleyman Akdeniz’i bir Osmanlı gölü yapma, hatta Hindistan üzerinde nüfuz kurmak gibi bir siyaset takip etmek istedi. Bu ihtirasları hayata geçirmede bütün milleti, toplumun unsur-u aslisini kullandılar. Onları uzun seferlerde, fütuhat meydanlarında kullandılar. Millet kendi yurdunda hayatını sürdürmek için, üretim için çalışmaktan mahrum kılınarak diyar diyar dolaştırılıyor. Bu tacidarlar, milleti böyle diyar diyar dolaştırmakla yetinmiyorlar. Fatihler kılıçla fütuhat yaparken, fetholunan ülke halklarına unsur-u aslinin hukukundan birçok şeyleri onlara bahşediyorlar; imtiyazlar veriliyorlardı. Onlar da kendilerine verilen imtiyaz ve muhtariyetler sayesinde sabanlarına yapışıyorlar ve çalışıyorlardı. Kılıçla fütuhat yapanlar, sabanla fütuhat yapanlara binnetice terk-i mevki etmeye mahkûmdur. Kılıç kullanan kol yorulur; fakat saban kullanan kol kuvvetlenir ve her gün daha çok şeye sahip olur”.

Kılıç - saban ikilemi, Mustafa Kemal’in iyi bilinen bir ifadesidir; ama ifadenin dayandığı arka plandaki analiz daha da önemlidir. Osmanlı düzeniyle hesaplaşmasını doğrudan doğruya Osmanlı tarihinin en yüce, en övgüye layık görülen üç büyük sultanını hedef alarak yapmasını öğretici bulan Korkut Hoca, devamla;   “bununla yetinmiyor, emperyalizmin tarihiyle ilgili Kanada örneğini veriyor. Mustafa Kemal’e göre Fransızlar Kanada’yı kılıçla fethetmeye çalışırken İngilizler üretimle fethetmeye çalıştılar ve muvaffak olan İngilizler olmuştur. Bu benzetme, daha sonraları, emperyalizmin tarihçilerince Amerika kıtasında İspanyol ve İngilizlerin sömürgeleşme politikalarındaki farklılık vurgulanarak yapılan analizle çakışmaktadır.

Dikkat ediniz, kılıç - saban ikilemini yapıp sabandan yana tercihini yapan kişi, bir halk hareketi olduğu kadar, büyük bir savaşın da lideridir; Millî Mücadelenin muzaffer komutanıdır. Yani, kılıçla, beş ay önce Yunanlıları İzmir’de denize döken kişi, bu tespiti yapacak analiz gücünü, kavrayış gücünü ve devrimci perspektifi Kongreye gelen 1.135 kişilik heyete intikal ettiriyor.

Ve yine Boratav aynı yorumunda, “1923 Şubatında İzmir’de sergilenen bu iki zihniyet, Türkiye toplumunun, Türkiye Cumhuriyetinin tarihinin büyük şansını gösteriyor. Millî Mücadelenin liderliği Karabekir Paşa’nın temsil ettiği zihniyete tabi ve teslim olsaydı, Türkiye’nin yirminci yüzyıl tarihinin nasıl seyredebileceğini (…) en azından bir senaryo olarak Millî Mücadele sonunda yeni Türkiye toplumunu oluşturacak zihniyetin, Mustafa Kemal’in değil, Kazım Karabekir’in temsil ettiği zihniyet olması” halini düşünmemiz lazım geldiğinin de haklı olarak altını çizmektedir.

Kongreyi toplama fikrinin mimarı, İzmirli hemşerimiz ve dönemin genç İktisat Vekili Mahmut Esat Beyin, Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın konuşmasının temel vurgusunu perçinleyen konuşmasına da satır başlarıyla göz atmak ve bir hakkı teslim ederek tarihe yeniden not düşmek önemlidir. Önelimdir zira Mahmut Esat Bozkurt hakkında ‘derin tarihçilerin’ mesnetsiz karalamalarına da bir yanıt oluşturacaktır.

“Aziz Türkiye’nin öz evlatları, hoş geldiniz, güzel Türkiye’nin ameleleri, san’atkârları, çiftçileri ve tacirleri hoş geldiniz, hür ve müstakil güzel yurdun yorulmaz cesur emekçileri, hayatını dişleriyle, tırnaklarıyla kazanan ve şimdi hürriyet ve istiklâl yolunda şehit düşen yavrularının nerelerde gömülüp kaldığını bilemeyen, bir kırık mezar taşında fatiha okuyabilmek imkânın bile bulmayan çilekeş Türk hanımları hoş geldiniz (sürekli alkış sesleri). Amele hanımlar, hoş geldiniz. Gelecek sene adedinizin daha çok olmasını dilerim.”24

Resim Ekleme
Resim 8: Mahmut Esat Bozkurt Kaynak: Serdar Şahinkaya, “Yollar Dikensiz Gül Bahçesi Değildi: Türkiye (İzmir) İktisat Kongresi (17 Şubat – 4 Mart 1923). Nasıl Toplandı? Kimler Katıldı? Hangi Kararlar Alındı?”. Görsel Sunum. İnönü Vakfı. Pembe Köşk. 19 Nisan 2014.


Mahmut Esat Bey, mevcut iktisadi duruma ait meselelere girişmeden önce, iktisadi tarihimizi dört ana döneme ayırır;

“(..) 1.Osmanlı İmparatorluğunun tesisinden Hilafetin intikaline kadar. 2)Hilafetin intikalinden Tanzimat’a kadar, 3)Tanzimat’tan Teşkilât-ı Esasiye devrine kadar, 4)Yeni Türkiye ve Teşkilât-ı Esasiye devri”

Her bir dönemin ana özelliklerini belirleyerek, İmparatorluğun gerileyiş ve çöküşüne dikkat çeken Mahmut Esat, dördüncü devrin “yeni bir devir, millet hâkimiyeti, Teşkilat- Esasiye devri” olduğunu vurgulamaktadır. Esat Bey’e göre, “hâkimiyeti milliye, milli hâkimiyet-i iktisadiye”dir. Çünkü “böyle olmazsa, hâkimiyeti milliye ‘serap’ olur”.

Teşkilât-ı Esasiye devrini de aşağıdaki biçimde tanımlar;

“gözyaşlarını silen, çalışanları efendi yapan, köylüyü mesut kılan, yeni Türkiye’yi iktisaden bir mamure haline getiren devir”.

Mahmut Esat Bey konuşmasını, Teşkilat-ı Esasiye Kanunu’nun geçmiş düzenden farklarını, batıdaki gelişmeler ve büyük Fransız İhtilalinden örneklerle sürdürür. Yeni Türkiye’de takip edilecek iktisadi sistemin / siyasetin, bugünkü sistemlerin hiç biri ile aynı olmayacağının altı çizilirken, memleketin tarihine ve ihtiyacına uygun ve özgün bir model oluşturulması fikri ön plandadır.

“Biz iktisat meslekleri tarihinde mevcut mekteplerin hiç birine mensup değiliz. Ne (bırakınız geçsinler, bırakınız yapsınlar) mektebine, ne de sosyalist, komünist, etatist veya himaye mekteplerinden değiliz. Bizim de, yeni Türkiye’nin yeni iktisadî manasına göre yeni bir iktisat mektebimiz vardır. Buna ben Yeni Türkiye İktisat Mektebi diyorum. Yukarıda zikrettiğim mekteplerden hiçbirine mensup olmamakla beraber memleketimizin ihtiyacına göre bunlardan istifade etmeyi de ihmal etmeyeceğiz. Yeni Türkiye muhtelit (karma) bir iktisat sitemi takip etmelidir. İktisadî teşebbüs kısmen devlet ve kısmen teşebbüs-ü şahsi tarafından deruhte edilmelidir. Mesela, büyük kredi müessesatını sanayi teşebbüsasıtını ilâh. Devlet idare edecektir. Çünkü memleketimizin iktisadi vaziyeti buna istilzam ediyor.”

Görüldüğü gibi seçilecek iktisadi sistem, karma iktisadi sistemdir.

Mahmut Esat, Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın konuşmasındaki tematik çerçeveye birebir tekabül eder biçimde sınıf ve yabancı sermaye meselesini de;

“(…) dün olduğu gibi bugün de, bizde iktisadî manasıyla mütebellir bir sınıf meselesi mevcut değildir. Biz de tüccar da, çiftçi de, sanayî erbabı da amele de bütün iktisat âmillerimiz doğrudan yabancı sermayenin esir ve hizmetkârıdır. Bütün bu iktisat zümrelerinin birleşmesi, kendilerini teşkilâta bağlaması lâzımdır.

Zannedilmesin ki bu cihete işaret ederken yeni Türkiye İktisat Mektebinin ecnebî sermayesine karşı bir taassubu, bir husumeti ve adâveti vardır. Hayır, biraz evvel Paşamızın dedikleri gibi biz Türkiye’yi, iktisadiyatını bir esirler ülkesi halinde ecnebî sermayesinin eline terk ve tevdi edemeyiz. Fakat memleketimizde meşru bir surette kazanmak ve yaşamak isteyen yabancı sermayesine kanun ve nizamlarımıza tâbi olmak üzere Türkiyelilerden fazla bir imtiyaz, bir hile ardında koşmamak şartıyla memleketimizde her türlü teşkilâtı, hatta diğer milletlerin gösterdiği kolaylıkları irae etmeye her zaman hazırız”
şeklinde değerlendirmektedir.

Konuşmasının sonunda cehaletin tasfiyesinin çok önemli olduğundan bahseden Esat Bey, ‘Çalışkanlar Diyarı’nı şu sözlerle tarifler;

“Yeni Türkiye, sabanın, çekicin, sây’in, zekâ ve liyâkatin hakkını, hürriyet ve istiklalini istiyor ve cidâlini, öne çıkaracak harici ve dahili her kuvveti yıkmaya kâdir olabilecek bir surette yapıyor”.

IX. Kongre Kararları: Bir Toplulaştırma
Kongreye katılan sanayici, çiftçi, tüccar ve işçi grupları tekliflerinin karara dönüşenleri, Kongreye katılan heyetlerce oybirliği ile alınan yabancı sermayeye dair esaslar ve de Misak-ı İktisadi Esaslarının toplamı 291 maddeden oluşmaktadır. Bu maddelerin çoğu ileride kurulacak olan Cumhuriyet Halk Fırkası’nın (CHF) programını oluşturacaktır.

Resim Ekleme
Kararlaştırılan madde sayı ve yüzdelerinden hareketle, dönemin hâkim iktisadi aktörlerinin öncelikle tüccarlar ve sonrada çiftçiler olduğunu saptayabiliriz. Gerice tarımsal yapıların olduğu kırsallıkta, yoksul çiftçiler ve kârlarından taviz vermeden fiyatları insafsızca belirleyen tüccar sınıfının olduğu bir Türkiye resmi yeterince nettir. Bu 291 kararın önemli bir bölümü kurulacak 1923 Cumhuriyetini kuracak olan Cumhuriyet Halk Fırkası’nın programının önemli bir kısmını oluşturmuştur. Bundan yaklaşık olarak 34 gün sonra TBMM i Gazi Paşa, 8 Nisan 1923 günü yine bu kararlara dayalı Dokuz Umde Bildirisi’ni yayınlamıştır.

X. Sonuç yerine;
Türkiye İktisat Kongresi’nin önümüze koyduğu önemli şey şudur: 1923 Türkiyesi’nin ekonomisi nasıldır? Kongre, Türkiye’nin önündeki sorunların tümünü resmetmiştir; her alanda, ama her alanda. Günümüzde yapılan, yapılacak olan “kongrelerin” hiç birinde toplumsal katmanların / sınıfların birlikte olup taleplerini tartıştığı bir ortam ne yazık ki olmamıştır.
Özellikle batısı, yıkılmış ve yakılmış bir ülke vardır. Karayolu neredeyse yoktur, demiryolları yabancı kumpanyalardadır, deniz ticareti yabancıların elindedir, tütün (Reji) yabancı tekeldir, köylerde temel sorun “asayiş”tir, bunun için köylerin birleştirilmesi önerilmektedir. Tarımsal toprak yoktur, tarım aletleri yoktur, makine yoktur, telgraf, telefon, posta yoktur, ölçü ve tartılarda birlik yoktur, sigorta yoktur, yasa yoktur vs…
Bilgi yoktur. “eğitimsizlik”, en büyük sorundur. Her “sınıf” kendi alanında eğitim kurumları kurulmasını ister ve bu diğer sınıflarca oybirliği ile kabul edilir, yetmez köylere okul, bu okula ziraat bahçesi, orada öğrencilere şu kadarı sebze, şu kadarı meyve olmak üzere fiili tarım öğretilmesi ve yükseköğrenim gören herkesin bir yıl zorunlu olarak köylerde öğretmenlik yapması istenir. Bu aydınlanmacı eğitim ile ilgili taleplerin 2022 Türkiye’sinden ne kadar uzağa düştüğü yeterince aşikâr değil midir?
“Gümrük istiklali”, tüm sınıfların oybirliği ile istediği şeydir. Kabotaj hakkı da, yabancı tekellerin kaldırılması da oybirliğiyle kabul olunur.   AB ile 1996’da imzalanan Gümrük Birliği Anlaşmasını tek taraflı bağlayıcılığı düşünüldüğünde aynı talep yeniden haykırılmalıdır.
Her sınıf, vergide, resimde indirim, belirli süre vergi ödememe ayrıcalığı ve devlet desteği ister, diğer sınıflar destekler vs…   Her sınıf “kredi” desteği ve bir ihtisas bankası ister. Evet, Türkiye birer birer işlevsiz kıldığı ve de sattığı kamusal sermayeli sektörel ihtisas bankalarını (Etibank, Emlak Bankası, Denizcilik Bankası, Devlet Yatırım Bankası) yeniden kurmalıdır. Zira sanayileşmesini başarı ile tamamlamış ülke örnekleri ortadır. Ve başarının arkasında mutlaka yol gösterici sektör ve yatırım planlaması ve de ihtisas bankacılığı yatmaktadır.
Hiçbir sınıf yabancı sermayeye karşı değildir ama bütün sınıflar yabancı sermayenin tekel olarak gelmemesini, ülke yasalarına uymasını ve ülkeyi sömürmemesini ister. Bu yakıcı talep günümüz Türkiye’sinde yabancı sermaye giriş ve çıkışlarına dair yeni düzenlemeler tasarımına esin kaynağı olabilir, hatta olmalıdır.
Türkiye İktisat Kongresi’ni “şucu, bucu” diye yaftalamak yerine, “1923 iktisadının net fotoğrafı” ve daha ilân edilmemiş bir cumhuriyeti bekleyen iktisadi sorunların ve çarelerin neler olduğunu belirleyen bir “modus vivendi”dir.
Unutulmamalıdır ki Türkiye İktisat Kongresi’nden az önce (6 Aralık) Mustafa Kemal “halkçılık ilkesine dayanan bir parti kuracağını” açıklamış ve partinin programının oluşturulması için “herkes”ten yardım istemiştir. İzmir’de ortaya konulan da, Kongre’nin yapılış amacı da budur.
Kongre Kapanışında İşçi Kadınlar Murahhası İzmir Delegesi Rukiye Hanımın yaptığı kıymetli konuşmadan bir bölümle yazımızı bitirelim:
«Kardeşler! Millî inkılâbımız memleketimizde mevcut bütün müstahsillerin murahhaslarından mürekkep bu muazzam Kongrenin toplanmasını mümkün kılmıştır. Bugünlere erişirken biz kadın işçilerini de fevk'alâde bir sahada görüyoruz. Bizleri bu Kongreye davet eden Büyük Millet Meclisi ve erkânına ve bilhassa imiz Gazi Mustafa Kemâl Paşa hazretlerine biz kadınlar, samimî teşekkürlerimizi takdim ederiz.
Türkiye'de «memleket işlerine» kadınların da iştirâk etmesi ilk defa vuku buluyor. Bu şerefin bize müyesser olması kalplerimizi refah ve gurur hisleriyle doldurdu. Kongre, iktisadımızın temelini teşkil eden işçi sınıfının meşrû haklarını tanıdı. Bu netice kadın işçileri namına sâyan-ı şükrandır. Diğer grupların da aynı sadakatle iktisadî kurtuluşumuza çalışacaklarına emin bulunuyoruz.
Yaşasın Türkiye Büyük Millet Meclisi ve onun Hükümeti, yaşasın Türk işçi ve köylüleri, yaşasın çalışkan Türk işçi kadınlığı!»

B i t i r i r k e n…
Tarihi, kimin kalemi ile yazıyorsunuz? Ya da kimin gözlüğü ile okuyorsunuz?
İşte kritik soru dün de, bugün de budur!...

Kaynaklar

Ahmad, Feroz. İttihatçılıktan Kemalizme, çev. Fatmagül Berktay Baltalı. İstanbul: Kaynak Yayınları, 1996.
Aksoy, Yaşar. “ Kurtuluş Savaşı Ekonomisi”. Gülten Kazgan’a Armağan – Türkiye Ekonomisi.
İstanbul: İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, 2004, s.103–117.
---------- Kurtuluş Savaşı Işığında İzmir İktisat Kongresi. Ankara: Maya Matbaacılık, 1992.
Aralof, İ.Ş. Bir Sovyet Diplomatının Türkiye Hatıraları. çev. Hasan Ali Ediz. İstanbul: Cumhuriyet Gazetesi Kitapları, 1997, C.2.
Bilsel, Cânâ. “Bir Şehir Küllerinden Yeniden Doğuyor: Cumhuriyet Symrna’sının Kuruluşu” İzmir 1830 – 1930 Unutulmuş Bir Kent mi? İstanbul: İletişim Yayınları, 2008, s.239 -257.
Boratav, Korkut. Türkiye’de Devletçilik. İstanbul: Gerçek Yayınevi,1982.
---------Dünden Yarına Atatürk ve Atatürkçülük. Açık Oturum. Ankara: Siyasal Bilgiler     Fakültesi. Yayın No:594, 2007.
Ertuğrul, İlter, Cumhuriyet Kurulurken Devletçiliğin Ayak İzleri. Telgrafhane Yayınları. Kasım 2017.
Georgeon, François. “Kurtuluş Savası Sonrası Türkiye’nin Sanayileşmesi Sorunu 1923 – 1932.”. Osmanlı – Türk Modernleşmesi: 1900 – 1930 çev. Ali Berktay. İstanbul: Yapı Kredi Yayınları, 2006,   s.187 – 199.
Hafızoğulları, Zeki. “İzmir İktisat Kongresi Görüşler ve Değerlendirmeler” Atatürk Araştırma Merkezi
Dergisi. C. XVI. S.46. (2000), http://www.atam.gov.tr/index.php?Page=DergiIcerik&I cerikNo=317. Erişim Tarihi: 10 Temmuz 2007.
İlhan, Attilâ. Hangi Atatürk.   V. Baskı. İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2008.
İnan, Afet. İzmir İktisat Kongresi 17 Şubat - 4 Mart 1923, Ankara: Türk Tarih Kurumu. XVI. Dizi, 1982.
İzmir Büyükşehir Belediyesi Kent Kitaplığı, İzmir İktisat Kongresi 17 Şubat – 4Mart 1923. İstanbul, Stil Matbaacılık A.Ş. 2004.
Karabekir, Kâzım. İktisat Esaslarımız – Hatıra ve Zabıtlarıyla 1923 İzmir İktisat Kongresi. 1.Baskı İstanbul:   Emre Yayınları, 2001.
Kemal,   Gazi Mustafa. “İzmir İktisat Kongresini Açış Nutku” Atatürk’ün Bütün Eserleri1923, Cilt:15. Birinci Basım. İstanbul: Kaynak Yayınları, 2005, s.138 – 148.
Koraltürk,   Murat. ed Ahmet Hamdi Başar’ın Hatıraları ‘Gazi Bana Çok Kızmış’ Cilt 1.   İstanbul:
    İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, 2007.
Kryajin, V.A. Gurko. Yeni Türkiye’nin Doğuşu 1923 – 1924 Yazıları. Çev. Kayhan Yükselen. İstanbul: Kaynak Yayınları, 2008.
Kurmuş, Orhan. “Cumhuriyetin İlk Yıllarında Sanayinin Korunması Sorunu ve Ticaret Sermayesinin
Tavrı” Sanayi Kongresi 1976. Ankara: Makina Mühendisleri Odası. Yayın No: 106/1, 1977, s. 1–20.
Kuruç, Bilsay. Mustafa Kemal Döneminde Ekonomi. Birinci Basım Ankara: Bilgi Yayınevi, 1987
---------Dünden Yarına Atatürk ve Atatürkçülük. Açık Oturum. Ankara: Siyasal Bilgiler Fakültesi Yayınları, 2007.
Mütercimler, Erol. Fikrimizin Rehberi Gazi Mustafa Kemal. İstanbul: Alfa Yayınları, 2008.
Ökçün,   Gündüz. Türkiye İktisat Kongresi – 1923 İzmir.-Haberler_Belgeler_Yorumlar.   Üçüncü Basılış, Ankara: Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Yayınları, 1981.
Soysal, Mümtaz, “Anayasaya Giriş: İlter Ertuğrul, Mümtaz Soysal’ın ve Kitabın Yargılanışı”. İmge Yayınları. Ankara. 2011,
Şahinkaya, Serdar. Gazi Mustafa Kemal ve Cumhuriyet Ekonomisinin İnşası. ODTÜ Yayıncılık. Ankara. Haziran 2009.
--------------------- “Yollar Dikensiz Gül Bahçesi Değildi: Türkiye (İzmir) İktisat Kongresi (17 Şubat – 4 Mart 1923). Nasıl Toplandı? Kimler Katıldı? Hangi Kararlar Alındı?”. Görsel Sunum. İnönü Vakfı. Pembe Köşk. 19 Nisan 2014. www.ismetinonu.org.tr. Bu sunumun genişletilmiş ve yeni bilgilerle zenginleştirilmiş biçimi için lütfen bakınız: https://21inciyuzyilicinplanlama.org/6-mart-2021-21-yuzyil-icin-planlam



17 Şubat – 4 Mart 1923’te İzmir’de Toplanan Türkiye İktisat Kongresinin Hatırlattıkları (sol.org.tr)



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 10.996
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

50 kere teşekkür edildi.
36 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 27.03.2024- 05:13


1923 Türkiye İktisat Kongresi ve Sanayicilerin İktisadi Esasları

O nedenle bu yazıda doğrudan Kongre’de alınan kararların toplu tablosu ve sanayicilerin iktisadi esaslarına değinmek istiyorum.

SERDAR ŞAHİNKAYA

Son iki yazıdır kadim kent İzmir’de 17 Şubat – 4 Mart 1923 tarihlerinde toplanan 1923 Türkiye İktisat Kongresi’nin kararlarından işçi sınıfının1 ve çiftçi grubunun2 kararlarını irdeledik. O yazılarda Kongre hakkında özet bilgiye de yer vermiştim. O nedenle bu yazıda doğrudan Kongre’de alınan kararların toplu tablosu ve sanayicilerin iktisadi esaslarına değinmek istiyorum. Bu yazıyala Kongre ile ilgili yazı dizisine ara veriyorum.

Kongrenin Kabul Ettiği Esaslar
Kongre Divan Başkanı Karabekir Paşa, “İktisat Kongresi günlüğüne” şu satırları not eder:

“Kongre, on altı günde, otuz altı celse yapan ve yedi komisyonun hazırladığı kırk sekiz ayrı mevzudan birbiriyle alakadar olanları birleştirip yirmi üç meseleyi yaşadığımız günler ve istikbal için karara bağlamıştır”

Kongre’de alınan kararlar, İzmir’de Anadolu Matbaasında “İktisâd Esaslarımız” başlığıyla kitaplaştırılmış ve Kongre’nin son günü olan 4 Mart 1923’te dağıtılmıştır. Kapaktaki ikinci başlık; “Milletimiz mâzisinden değil, Artık İstikbâlinden mesûldur” biçimindedir.

Resim Ekleme
Resim Ekleme
Resim: Kongre kararlarının yer aldığı kitap kapakları

Kongre kararları ya da kabul edilen esasları altı gruba ayırmak mümkündür; Misak-ı İktisadî Esasları, Tüccar, Çiftçi, Sanayici, İşçi gruplarının kabul ettikleri esaslar ile birlikte Yabancı Sermaye Hakkında Hükûmete sunulan esaslar.


Kongre Kararları: Bir Toplulaştırma
[img]https://haber.sol.org.tr/sites/default/files/images/content/article/2024/03/26/Go%CC%88ru%CC%88ntu%CC%88%2026.03.2024%2020.37%20(1).jpeg[/img]
302 adet Kongre kararının gruplara göre dağılımına bakıldığında 1923 Türkiye ekonomisindeki üretici sınıfların sektörel ağırlıkları konusunda da fikir sahibi oluyoruz. Bu kararların özeti, çok kısa bir süre sonra 8 Nisan 1923’te Gazi Paşa tarafından Dokuz Umde Bildirisi adı ile TBMM’ne takdim edilmiştir. Bu bildiri, kurulacak ve devleti de kuracak Halk Fırkası’nın ilk fırka / parti programı olarak ta tarihe geçmiştir.

Sanayicilerin İktisadi Esasları – (Özet Analiz)
Sanayicilerin karar altına aldırdıkları madde sayısı yirmi altı olup altı alt başlıkta aşağıdaki biçimde gruplanmaktadır.

Gümrüklerde Himaye Usûlü (4 Madde)
Teşvik-i Sanayi Kanunu Hakkında (8 Madde)
Yollar ve Vesâit-i Nakliyede Hususi Tarife (2 Madde)
Sanayi Bankaları (2 Madde)
Tedrisat-ı Sınaiye (4 Madde)
Sanayi Odaları (6 Madde)
Şimdi hep birlikte bu yirmi altı maddeden ilginç bulduklarıma yakından bakalım:

Öncelikle talep edilen, ülkeni ihtiyaçlarına yeterli üretimi yapılan malların ithalatına ağır gümrükler getirilerek bir anlamda ülkeye girişlerinin yasaklanması; sınaî üretim için gerekli makine ve aksamı ile alet edevatın gümrük vergisinden muaf tutulması hususlarıdır.

1913 yılında yürürlüğe girmiş olan Teşvik- Sanayi Kanunun kapsamının sanayicilerin görüşleri alınarak yeniden düzenlenmesi, sınaî tesislerin yapılması ya da genişletilmesi için devletin beş dönüme kadar arazi tahsisi koşullarının iyileştirilmesi, bahse konu kanunun

yürürlük süresinin yirmi beş yıl daha uzatılması ile tüm yurttaşların, mülkiye memurlarının ve askeri personelin yerli mamul ve mensucat kullanmasının zorunlu olmasının önerilmesini de ciddi önemdeki kararlar olarak sayabiliriz.

Yollar ve ulaşım meselesindeki kararlar / talepler, çiftçi ve tüccar grupları ile benzerdir.

Sanayi Bankaları, başlığında yer alan “bir an önce bir sanayi bankası kurulması; hükûmetin memleketteki mevcut imtiyazlı özel bankalardan etkili bir yöntemle birer miktar sermaye ayırarak kurulacak sanayi bankasının açılışında katkıda bulunmak ve memleket sanayii için işletme sermayesinin yükseltilmesi kararları belki de Kongre kararlarından en çabuk hayata geçen kararlardır değerlendirmesinde bulunulabilir.3

Sanayi eğitimine ilişkin olarak; her bölgenin ihtiyacına göre İktisat Vekâleti Sanayi Genel Müdürlüğü gibi uzman bir merkez tarafından tesis ve pratik eğitim meseleleri düzenlenmelidir. Çırak okulları, usta kursları açılmalı, ileri düzeyde eğitim için Avrupa’ya öğrenci gönderilerek sanat mühendisleri yetiştirilmelidir.

Her liva ve kazada sanayi odalarının açılması, açılan sanayi odaları arasında iletişimin sağlanması, bağların kuvvetlenmesi, hükûmet merkezinde tüm sanayi odalarının temsil edildiği bir merkezi örgüt (sanayi odası) kurulması, esnaf cemiyet ve loncaların oluşumu gibi örgütlenmeye kararlar, Sanayi Odaları başlığıyla esasların son grubunu oluşturmaktadır.

Resim Ekleme
Sanayicilerin İktisat Esasları (Tam Metin)
1- Gümrüklerde Himaye Usûlü

A - Memleketimizde ihtiyaçlarımıza kâfi bir derecede imâl olunan emtianın hariçten ithaline ağır gümrükler vaz'ı suretiyle mümanaat olunması. (Müttefikan kabul)

B - Memleketimizde mevcut ve ihtiyacata kâfi olan mevadd-ı ibtidaiyenin ağır gümrük resimleri vaz'ile hariçten ithalinin men'i ve bilâkis memleketimizde mevcut olmayıp sanayiimize lâzım olan mevadd-ı ibtidaiyenin gümrük resminden muaf olarak ithalinin temini. (Müttefikan kabul)

C - Bilumum sanayi için lâzım olan makine ve makine akşamının gümrükten muafiyeti. (Müttefikan kabul)

Ç - Memlekette ve mamül ve gayri mamül bulunmayan âsar ve semerat-ı san'atın ve bize lâzım olanlarının bilâ resim veya hafif bir gümrük resmiyle ithali. (Müttefikan kabul)

2-Teşvik-i Sanayi Kanunu Hakkında

A - Teşvik-i Sanayi Kanununun yedinci maddesinin beşinci fıkrasında bahsolunan mevadd-ı ibtidaiye cetvelinin san'atın hakikî ihtiyaçlarına muvafık şekilde ve sanayî erbabının reyi alınarak tespit edilmesi. (Müttefikan kabul)

B - Kanundaki vergi muafiyetinin tevsian tatbiki.   (Zürrâ ekalliyetle, diğer gruplar ekseriyetle kabul)

C - Hükûmet mübayaatında mamûlat-ı dâhiliyenin fiyat farkı yüzde yirmi derecesinde bile olsa mamulât-ı hâriciyeye tercihi ve münakaşalara iştirak edecek ecnebî mallarının birinci şart olarak gümrüklenmiş mallardan olması. (Müttefikan kabul)

Ç - Sınaî müesseseler ve müştemilâtının tesis ve tevsii için taraf-ı Devletten beş dönüme kadar arazinin meccanen terkiyle tasarruf senedi verileceğine dair olan hükmü kanuninin infaz ve tatbiki. (Müttefikan kabul)

D - Teşvik-i Sanayî Kanunu müsaadeleriyle muafiyetin yalnız Türkiye tebaasına tahsisi ve Türk sanayi şirketleri için de şirket sermayesinin en az yüzde yetmişbeşi Türkler elinde bulananlara bahşı. (Müttefikan kabul)

E - Teşvik-i Sanayî Kanununun mütebaki müddeti olan beş seneden maada ayrıca yirmibeş sene daha temdidi. (Müttefikan kabul)

F - Her sene meşherler açılması ve mümtaz erbab-ı sanayiin mükâfatlandırılması. (Müttefikan kabul)

G - Kadın ve erkek bil'umum ahali, memurîn-i mülkiye ve askerlerin yerli mamûlât ve mensucat kullanmasının mecburî olması. (Müttefikan kabul)

3-Yollar ve Vesait-i Nakliyede Hususî Tarif

A - Türkiye'nin demiryollarına malik olmasının ve sanal merkezleri olan büyük şehir ve limanlarla dahildeki kasabalar arasında şimendüfer yoksa herhalde şoşeler yapılmasının müstacelen temini. (Müttefikan kabul)

B - Mevcut şimendüfer ve vapur idarelerinin yerli mamulât ve masnuatı nakilde hususî tarifenin tatbikini temin için Hükûmetin sarf-ı mesai etmesi ve bundan böyle inşa olunacak şimendüferler şartnamesine işbu kaydın behemahâl ithali. (Müttefikan kabul)

4-Sanayî Bankaları

A - Erbab-ı sanaiye kredi yapmak için behemahâl bir sanayî bankasının tesisi. (Zürrâ ekseriyetle diğer gruplar müttefikan kabul)

B - Ziraat ve köy bankaları hariç olmak üzere Hükûmetin elveym Türkiye'de mevcut imtiyazlı ve hususî bankalar nezdinde teşebbüsat-ı müessirede bulunmak suretiyle birkaç bankadan birer miktar sermaye tefrik ettirerek husûle gelecek mühimce bir sermaye ile bir sanayî bankasının küşadının temini ile memleketteki sanayiye mahsus mütedavil sermayenin tevsi ve tezyidine çalışması. (İşçiler red, diğer gruplar müttefikan kabul)

5-Tedrisat-ı Sınaiye

A - Sanayi mekteplerinin her muhitin ihtiyacat ve kabiliyetine göre tesis ve tedrisatın iktisat Vekâletinin Sanayi Müdüriyet-i Umumiyesi gibi mütehassıs bir merkezde tevhidi ve tedrisatın bilhassa amelî bir şekle ifrağı. (Müttefikan kabul)

B - Sanayi çırak mekteplerinin açılması. (Müttefikan kabul)

C - Usta Kurslarının açılması. Müttefikan kabul)

Ç - İhtisas için memleketimiz mekâtib-i sınaiyesinden mezûn olanların Avrupa'ya gönderilmesi ve tahsil-i tâlisini memleketimizde ikmâl etmiş olanlardan sanat mühendisleri yetiştirilmesi. (Müttefikan kabul)

6-Sanayi Odaları

A - Her liva ve kaza dahilinde bir Sanayî Odası küşadı. (Müttefikan kabul)

B - Her Sanayî Odası arasında ciddî rabıtalar temin eylemek. (Müttefikan kabul)

C - Makarr-ı Hükûmette bütün Sanayî Odalarının merbut olduğu büyük bir merkezî Sanayî Odası tesisi. (Ekseriyetle kabul)

Ç - Esnaf cemiyet ve loncalarının tesisi. (İşçiler red, diğer gruplar ekseriyetle kabul)

D - Emvâl-i metrûkeye kalan müessesat-ı sınaiyenin bilhassa sanat erbabına verilmesi ve sanayî muhitlerinin inhilâlden vikayesi. (İşçiler red, diğer gruplar ekseriyetle kabul)

E - Îhtirâ beratlarının yeniden tetkik ve tâdili ve Alâmet-i Farika Kanununun ıslahı. (Ekseriyetle kabul)

1.https://haber.sol.org.tr/yazar/1923-turkiye-iktisat-kongresi-ve-isci-si…
2.https://haber.sol.org.tr/yazar/1923-turkiye-iktisat-kongresi-ve-ciftci-…
3.1923 Cumhuriyetinin ve ekonomisinin kuruluşundaki bankaların rolü ve özellikle sektör / ihtisas bankaları için bakınız: Serdar, Şahinkaya (1999) Sanayileşme Süreçleri ve Kalkınma Yatırım Bankaları: Teorik Bir Çerçeve ve Türkiye Örneği. Mülkiyeliler Birliği Vakfı Yayınları No:23.Tezler Dizisi No:7 Ankara.

https://haber.sol.org.tr/yazar/1923-turkiye-iktisat-kongresi-ve-sanayicilerin-iktisadi-esaslari-392332#google_vignette



Yeni Başlık  Cevap Yaz



Forum Ana Sayfası

 


 Bu konuyu 1 kişi görüntülüyor:  1 Misafir, 0 Üye
 Bu konuyu görüntüleyen üye yok.
Konuyu Sosyal Ortamda Paylas
Benzer konular
Başlık Yazan Cevap Gösterim Son ileti
Konu Klasör Zulüm 1923'te başladı NOLAN 1 4525 02.02.2014- 06:57
Konu Klasör Devrimin ve işçi sınıfının ustası:İyi ki doğdun Gorki! melnur 3 2101 29.03.2020- 10:09
Konu Klasör Cumhuriyet iktisadının halkçı – kamucu / devletçi taşıyıcı kolonları* (1913 - 17 Haziran 1938)... melnur 1 182 12.03.2024- 08:12
Konu Klasör TKP: 105 yıl önce kuruldu, yine kuracağız, işçi sınıfını iktidara taşıyacağız... melnur 0 595 08.11.2022- 05:46
Konu Klasör "AKP'nin atadığı rektörü kabul etmiyoruz" denizcan 3 4799 03.04.2015- 20:16
Etiketler   1923,   Türkiye,   İktisat,   Kongresi,   işçi,   sınıfının,   kabul,   olunan,   iktisadî,   esasları
SOL PAYLAŞIM
Yasal Uyarı
Sitemiz Bir Paylasim Forum sitesidir Bu nedenle yazı, resim ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenebilmektedir. Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir. Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazı ve materyalleri 48 Saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır.
Bildirimlerinizi info@solpaylasim.com adresine yollayabilirsiniz.
Forum Mobil RSS