SolPaylaşım  
Ana Sayfa  |  Yönetim Paneli  |  Üyeler  |  Giriş  |  Kayıt
 
OTURUYORSAN KALK; AYAKTAYSAN YÜRÜ; YÜRÜYORSAN KOŞ!
Yurt ve dünya sorunlarına soldan bakan dostlar HOŞGELDİNİZ .Foruma etkin katılım yapabilmeniz için KAYIT olmalısınız.
Yeni Başlık  Cevap Yaz
AKP yeni bir rejim kuruyor           (gösterim sayısı: 2.984)
Yazan Konu içeriği
Üye Profili boşluk
ayhan
[ .... ]

Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 05.12.2013
İleti Sayısı: 1.076
Konum: Tekirdağ
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder


Konu Yazan: ayhan
Konu Tarihi: 11.01.2016- 15:30


Eklemlenmeyenlerden misiniz?
Ender HELVACIOĞLU


Resim Ekleme

AKP’nin bir stratejisi var. En basit ifadeyle: bir rejimi yıktı ve yeni bir rejim kuruyor.

Türkiye’de AKP önderliğinde bir karşı devrim yaşanmıştır ve şimdi bu karşı devrim kendi rejimini gündeme getirmektedir.

2015 yılının özellikle ikinci yarısı, AKP’nin “yeni rejim” için hazırlık yaptığı, güç biriktirdiği, mevzilerini tahkim ettiği, engelleri temizlemeye çalıştığı bir zaman kesiti oldu. AKP bu yeni rejimi kimseyle paylaşmak niyetinde olmadığını da ortaya koydu.

AKP’nin yeni rejimi otokratik niteliktedir; hakim ideolojisi Sünni-İslam’dır; yönetim biçimi başkanlık sistemidir.

Düzenin niteliğine ilişkin bir sorun yok. Emperyalist sisteme bağımlı bir kapitalizmin devamlılığı bu yeni rejim altında da -hatta koyulaştırılarak- sağlanacaktır.

***

Kürt hareketinin de bir stratejisi var. Bunu kısaca “özyönetim” biçiminde ifade ediyorlar.

Kürt hareketinin stratejisi, bir “Türkiye stratejisi” değildir, “Kürt stratejisi”dir. Bu, “Türkiyelileşme” sloganını en fazla dillendirdikleri ve bu yönde balon yaptıkları dönemde de böyleydi ve kendileri açısından doğaldır da. Doğal olmayan, Kürt stratejisinden bir Türkiye stratejisi çıkarabileceklerini sanan solcuların durumuydu.

Kürt hareketi “ayrılmayı” -şimdilik- hedeflemiyor. Kendi taleplerinin “özyönetim” kalkanı altında garanti atına alındığı bir rejim hedefliyor. Bu rejimin ülke çapındaki niteliği Kürt hareketini fazlaca ilgilendirmiyor. Sistemin niteliği de ilgi alanlarında değil.

***

Bu iki güç ve iki strateji bugün çatışıyor. Bu, birbirlerini yıkmak ve yok etmek hedefiyle yapılan bir çatışma değil. İki taraf da hem böyle bir hedefi gerçekçi bulmuyor hem de gerekli görmüyor.

Bu, önünde sonunda oluşacak olan “sentez”de (yeni rejimde, yeni rejimin “Kürtleri” ilgilendiren bölümünde) kimin renginin daha ağırlıklı olacağının belirlenmesi çatışmasıdır.

Yani bu iki strateji arasında bir “uzlaşmaz zıtlık” yok. Çatışmalar sonucunda oluşacak olan uzlaşma masasına kim ne kadar kozla oturacak. Mesele bu.

Tabii ki bu iki stratejinin de uluslararası ve bölgesel boyutları var ve bunlar zaman zaman belirleyici nitelikte. Ama yazımızın konusu bu değil.

***

Ülkede bu iki güç odağının dışında stratejisi olan başka bir politik güç bulunmuyor. CHP’nin ve MHP’nin kendilerine özgü bir stratejileri yok.

Yıllardır MHP’nin varlık koşulu olan “ilkel Türk milliyetçiliği” ve “güçlü devlet” anlayışı AKP tarafından başarıyla kapsandı; dolayısıyla MHP’nin bir gereği kalmadı.

CHP ise yapısı itibarıyla taş çatlasa “yeni rejimin muhalefeti” rolüne oynayabilir ama henüz yeni rejimin bir muhalefete ihtiyacı yok. Hele bir “majeste” belirginleşsin, sonra “majestelerinin muhalefeti” ihtiyacı doğabilir.

Kısacası MHP ve CHP -kendi basiretsizliklerinden çok toplumsal koşullar dolayısıyla- stratejisiz kalmışlardır, varlık nedenlerini yitirmişlerdir ve giderek etkisizleşiyorlar.

***

Peki, sosyalist solun bir stratejisi var mı? Yok! Fakat bu “yokluğun” nedeni, MHP ve CHP’de olduğu gibi “varlık koşullarının yitimi” değil.

Gündeme gelen “yeni rejim”e karşı, başka bir rejimi, hatta başka bir düzeni önerecek ve pratiğe sokacak bir politik odağa her zamankinden daha fazla ihtiyaç var.

Bu ülkede hâlâ sınıflar var, emekçiler var, sömürü var, emperyalist hegemonya var, baskı ve zorbalık var. Dolayısıyla AKP’nin yeni rejimine karşı emekçilerin rejimini (ve sistemini) savunacak bir gücün varlığı için toplumsal koşullar mevcut. Böyle bir odağın oldukça geniş bir toplumsal ittifak potansiyeli de bulunuyor.

Sosyalist solun stratejisizliğinin nedeni tamamen kendi öznel durumundan kaynaklanıyor.

***

Bu olumsuz öznelliği tersine çevirmenin ilk adımı ülkede bugün yaşanan çatışmanın “gerici” niteliğini net olarak bilince çıkarmak ve yukarıda özetlediğimiz iki stratejiden herhangi birine eklemlenme pozisyonundan kurtulmak.

Çatışmanın yarattığı girdap dolayısıyla, bu ikili eklemlenme yolunda doludizgin gidenler olduğu gibi, bu eklemlenmelere tepki duyanlar da mevcut.

Olumlu bir gelişme olarak, daha önce gerek AKP gerekse Kürt hareketi stratejilerine şu veya bu ölçüde eklemlenme yoluna girmiş olanların bir bölümünün “bağımsız strateji”ye doğru yöneldikleri görülüyor. Çünkü çatışmanın gerici niteliği ve gerek ülke emekçileri gerekse sosyalistler açısından bir çıkışsızlığı temsil ettiği netleşiyor.

O halde yapılacak ilk iş, eklemlenenlerle eklemlenmeyenlerin (+eklemlenmekten kurtulanların) ayrışması ve ikincilerin “bağımsız bir strateji” hedefiyle bir araya gelmesidir. Pozisyon netliği bağımsız bir stratejinin ilk adımı olacaktır.

Bu “bir araya gelmenin” yöntemi ve araçlarının neler olabileceği, eğer bir araya gelme sağlanamazsa (böyle bir olasılık da var ne yazık ki, ama dünyanın sonu değil) neler yapılabileceği başka bir yazının konusu olsun.



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 8.917
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

43 kere teşekkür edildi.
33 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 11.01.2016- 18:27



Bu olumsuz öznelliği tersine çevirmenin ilk adımı ülkede bugün yaşanan çatışmanın “gerici” niteliğini net olarak bilince çıkarmak ve yukarıda özetlediğimiz iki stratejiden herhangi birine eklemlenme pozisyonundan kurtulmak.

Çatışmanın yarattığı girdap dolayısıyla, bu ikili eklemlenme yolunda doludizgin gidenler olduğu gibi, bu eklemlenmelere tepki duyanlar da mevcut.

Olumlu bir gelişme olarak, daha önce gerek AKP gerekse Kürt hareketi stratejilerine şu veya bu ölçüde eklemlenme yoluna girmiş olanların bir bölümünün “bağımsız strateji”ye doğru yöneldikleri görülüyor. Çünkü çatışmanın gerici niteliği ve gerek ülke emekçileri gerekse sosyalistler açısından bir çıkışsızlığı temsil ettiği netleşiyor.

O halde yapılacak ilk iş, eklemlenenlerle eklemlenmeyenlerin (+eklemlenmekten kurtulanların) ayrışması ve ikincilerin “bağımsız bir strateji” hedefiyle bir araya gelmesidir. Pozisyon netliği bağımsız bir stratejinin ilk adımı olacaktır.

Bu “bir araya gelmenin” yöntemi ve araçlarının neler olabileceği, eğer bir araya gelme sağlanamazsa (böyle bir olasılık da var ne yazık ki, ama dünyanın sonu değil) neler yapılabileceği başka bir yazının konusu olsun.


Helvacıoğlu son zamanlarda sürekli olarak ''cephe'' çağrısında bulunuyor. Haklı olarak ülkenin gidişatından yakınıyor, ve ülkede sol-sosyalist bir gücün ortaya çıkmasını şiddetle arzuluyor. Bu yazısında diğerlerinden   farklı olarak ''bir araya gelme sağlanamazsa'' şerhi koyması önemli. Çünkü bir araya gelinemiyor. TKP bu konuda iki kez cephe kurma girişiminde bulundu. ÖDP de aynı şekilde. En son Vişnelik toplantılarıyla BHH ortaya sürüldü, o da 7 Haziran seçimlerinde ortaya çıkan çelişkiler nedeniyle ( bence) önemini yitirdi. Cephe olmuyorsa ne olacak, ne yapılmalı sorusunun yanıtı ne olabilir? Tehlike ortada bütün şiddetiyle genişleme eğilimi içindeyken tehlikenin farkında olanların hiçbir şey yapmadan durması mümkün mü?

Bir tekerlemeye dönüştü, ama zorunluluk, başka çaresi de yok. Örgütleneceğiz! Örgütlenme ve parti aklına orasından burasından katılım sol için bir zorunluk haline gelmiştir. sol-sosyalist partileri bir güç haline getiremediğimiz sürece, partilerin toplumsal bir güç haline gelebilme şansları yoktur. Kesin; yoktur ve olmayacaktır.

Hepimizin aklımıza başımıza devşirme zamanı geldi, geçiyor.

(Devrimci) Lafazanlık bir yerden sonra ego tatmininden ve boş gevezeliklerden başka bir işe yaramıyor. Zaman alıyor, emek kaybına yol açıyor ama sol siyasette hiçbir hareket ve yarar sağlamaya yetmiyor. Eğer ülkemiz ve insanımız konusunda gerçekten kaygılar taşıyorsak, endişe içindeysek ve bu ülke yoksulunun acılarını acımız belliyorsak ve o acılar gerçekten bizim acılarımızsa örgütlenmekten başka bir kurtuluş yolu bulunmamaktadır.

Ya örgütleneceğiz,ya örgütleneceğiz!
Gerisi gerçekten yalan.




Bu ileti en son melnur tarafından 11.01.2016- 18:28 tarihinde, toplamda 1 kez değiştirilmiştir.
Yeni Başlık  Cevap Yaz



Forum Ana Sayfası

 


 Bu konuyu 1 kişi görüntülüyor:  1 Misafir, 0 Üye
 Bu konuyu görüntüleyen üye yok.
Konuyu Sosyal Ortamda Paylas
Benzer konular
Başlık Yazan Cevap Gösterim Son ileti
Konu Klasör Yeni rejim Anayasal diktatörlük mü? dayanışma 1 2993 08.11.2014- 01:58
Konu Klasör Kızılırmak kuruyor! melnur 0 2612 19.01.2014- 18:58
Konu Klasör Düzen ve rejim, siyaset ve devrim melnur 3 1445 10.06.2019- 04:33
Konu Klasör Bugünkü rejim: Betimlemeden analize... melnur 0 95 04.05.2021- 07:38
Konu Klasör Sınıf mücadelesi, rejim kavgası... melnur 0 1572 10.01.2018- 10:21
Etiketler   AKP,   yeni,   bir,   rejim,   kuruyor
SOL PAYLAŞIM
Yasal Uyarı
Sitemiz Bir Paylasim Forum sitesidir Bu nedenle yazı, resim ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenebilmektedir. Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir. Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazı ve materyalleri 48 Saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır.
Bildirimlerinizi info@solpaylasim.com adresine yollayabilirsiniz.
Forum Mobil RSS