SolPaylaşım  
Ana Sayfa  |  Yönetim Paneli  |  Üyeler  |  Giriş  |  Kayıt
 
OTURUYORSAN KALK; AYAKTAYSAN YÜRÜ; YÜRÜYORSAN KOŞ!
Yurt ve dünya sorunlarına soldan bakan dostlar HOŞGELDİNİZ .Foruma etkin katılım yapabilmeniz için KAYIT olmalısınız.
Yeni Başlık  Cevap Yaz
Proletarya diktatörlüğü nasıl bir şey?           (gösterim sayısı: 4.235)
Yazan Konu içeriği
Üye Profili boşluk
spartakus
[ .... ]

Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 23.11.2013
İleti Sayısı: 624
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder


Konu Yazan: spartakus
Konu Tarihi: 06.02.2016- 20:53


Proletarya diktatörlüğü nasıl bir şey? Özgürlük, demokrasi olmayacak mı?

Resim Ekleme

Marksizme göre bir yerde sınıf egemenliği varsa, orada o sınıfın diktatörlüğü vardır. Fakat proletarya diktatörlüğü toplumun çoğunluğunu oluşturan işçi ve emekçilerin bizzat kendilerinin sömürücü azınlığa karşı uyguladıkları bir diktatörlüktür. Dolayısıyla kendileri için bir demokrasi, sömürücü azınlık için bir diktatörlüktür. Aynen bugünün sözde kapitalist demokrasisinin bir avuç azınlık olan kapitalistler için bir demokrasi, ama toplumun ezici çoğunluğu için bir diktatörlük olması gibi. Marksizmde diktatörlük kavramı bir siyasal yönetim biçimini değil, sınıf egemenliğini anlatır. O halde proletarya diktatörlüğünde toplumun ezici çoğunluğunu oluşturan emekçi sınıflara dönük bir baskı ve zorbalık söz konusu olamaz. Onlar daha önce hiç yaşamadıkları kadar özgürlük ve demokrasiye kavuşacaklardır. Zira kendileri üretip kendileri yönetmeye başlamış olacaklardır. Ancak eskinin ezen ve sömüren sınıflarını oluşturan azınlık, ayrıcalıklarına tekrar kavuşmak için işçi ve emekçilerin egemenliğine karşı faaliyet yürüttüğü ölçüde, işçi sınıfı bunun önünü almak için doğal olarak her türlü tedbiri alacak ve gerekli olduğu ölçüde zora da başvuracaktır.

http://marksist.net/proletarya_diktatorlugu_nasil_bir_sey_ozgurluk_demokrasi_olmayacak_mi.htm



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
spartakus
[ .... ]

Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 23.11.2013
İleti Sayısı: 624
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder


Cevap Yazan: spartakus
Cevap Tarihi: 06.02.2016- 21:00


Proletarya diktatörlüğü nedir?

Resim Ekleme

İşçi sınıfı’ nın, burjuvazinin politik iktidarını yıktıktan sonra, sosyalist devrimin politik başarısının sonucu olarak kurduğu ve toplumun devrimci bir yapıya kavuşturulmasından ve komünist sosyo-ekonomik kuruluşun gerçekleştirilmesinde baş araçlardan biri olan politik iktidarı.

Sosyalist devlet tipinin sınıfsal yapısı ve işlevi proletarya diktatörlüğü kavramında ifadesini bulur. Bu devlet tipi, işçi sınıfının ve onun Marksçı-Leninci partisinin öncü rolüyle belirlenmiştir; işçi sınıfının diğer emekçi katmanlarla ve özellikle emekçi köylülerle (örneğin, kooperatifti köylülerle) gerçekleştirdiği bağlaşıklığı dile getirir ve sosyalist toplumun ve daha ileride komünist toplumun kurulmasında en belli başlı araç olarak hizmet eder.

Proletarya diktatörlüğü öğretisi; Markscılık-Lenincilik’ in temel öğelerinden biridir. Marksçılık-Leninciliğin sınıflar ve sınıf savaşımı teorisinin zorunlu bir sonucudur ve Marksçılık-Leninciliğin devrim teorisinin çekirdeğini oluşturur. Proletarya diktatörlüğünün kabul edilmesi, Marksçı-Leninci görüşü burjuva liberalizminden, oportünizm ‘ den ve reformizm’ in tüm biçimlerinden ayırır. Bu yüzden, proletarya diktatörlüğü, burjuva ideologlarının ve revizyonizm’ in, var olan sosyalizme ve Marksçılık-Lenincilik’ e karşı saldırılarının odak noktasını oluşturur.

Marks ve Engels, proletaryanın devrimci sınıf savaşımlarını inceleyerek ve özellikle Paris Komünü’ nün deneyimlerinden hareket ederek, sınıf savaşımının zorunlu bir şekilde proletarya diktatörlüğüne götüreceği, işçi sınıfının, varlığına son verdiği sömürücü sınıfları denetimi altında tutabilmek ve emekçi kitleleri yeni toplumun kurulmasında seferber edebilmek için kendi iktidarını kurması gerektiği ve giderek proletarya diktatörlüğünün tüm sınıf farklarının tamamen ortadan kalkmış olacağı komünist topluma yalnızca bir geçiş aşaması için gerekli olduğu sonucuna vardılar. «Kapitalist toplum ile komünist toplum arasında, birinin ötekine devrimci dönüşümünün bir evresi bulunur. Bu evreye, bir de politik geçiş evresi tekabül eder ki, bunun devleti, proletaryanın devrimci diktatörlüğün ‘ nden başka bir şey olamaz.» (Marks)

Oktobr Devrimi’ nin tarihsel deneyimleri, sosyalist devletlerin kuruluşları ve gelişmeleri, bu teorik yargının tutarlılığını doğrulamış ve proletarya diktatörlüğünün kurulmasının, sosyalist devletin ve sosyalist devrimin tabi olduğu genel yasal düzenliliğin bir gereği olduğunu göstermiştir.

Proletarya diktatörlüğü, sosyalist toplumun politik örgütlerinin oluşturduğu sistemin tümü tarafından gerçekleştirilir; bu toplumun kurulmasının temel aracı sosyalist devlet, onun yönetici gücü ise Marksçı-Leninci partidir. Tarihsel koşullara, politik geleneklere ve diğer ulusal özelliklere uygun olarak, proletarya diktatörlüğü çeşitli ülkelerde değişik biçimler gösterebilir. Sınıf içeriği ve sınıfsal işlevi ise, her yerde birdir: Somut koşullar ya da biçimler ne olursa olsun, her zaman söz konusu olan, işçi sınıfının ve bağlaşıklarının toplumu sosyalist eştirme ve komünist toplumu kurma amacıyla gerçekleştirdikleri politik iktidardır.

Proletarya diktatörlüğü genel olarak şu görevlerle yükümlüdür:

1) Varlığına son verilen sömürücü sınıfı etkisiz hale getirir ve gelişmekte olan sosyalist devleti içeriden ve dışarıdan gelen karşı-devrimci tüm saldırılara, özellikle emperyalizme karşı savunur;

2) Tüm toplumsal yaşamın planlı bir şekilde dönüşüme uğratılmasını örgütler ve yönetir; sosyalist üretim tarzını, sosyalist toplumsal ilişkileri, sosyalist eğitim kurumunu, sosyalist kültürü ve sosyalist bilinci geliştirir; yani toplumda egemen konuma gelen işçi sınıfının sosyalizmi kurmasında ve toplumsal gelişme sürecini komünist toplum aşamasına değin götürmesinde, onun başlıca aracıdır.

Sosyalist toplumun sağlamlaşması ve gelişmesi ölçüsünde, proletarya diktatörlüğünün görevi de değişir ve yer yer yeni içerikler kazanır. Kapitalizmden sosyalizme geçiş döneminde, henüz sınıf uzlaşmazlıkları aşılmamışken ve egemenliğine son verilmiş sömürücü-sınıf olanca olanaklarıyla egemenliği yeniden elde etmek için çabalarken, dolayısıyla proletarya diktatörlüğünden yararlanmak, tüm karşı-devrimci saldırıların göğüslenmesi için kaçınılmaz bir yolken; bu görev, sınıf uzlaşmazlıkları tanımayan gelişmiş sosyalist toplumda anlamını yavaş yavaş yitirir. Proletarya diktatörlüğü, mahiyeti gereği, öncelikle bir zora başvurma ve baskı mekanizması olmayıp, özgürlüğüne kavuşmuş emekçilerin yaratıcı çalışmalarının politik bir örgütlenme biçimidir.

Proletarya diktatörlüğünün içeriğini ve işlevini göz önünde bulunduracak olursak, bu yönetimin, aynı zamanda yeni tip bir demokrasi olduğunu görürüz. Bu, sosyalist demokrasidir. Sosyalist demokrasi,. devletin, ekonominin, kültürün, tüm toplumsal yaşamın yönetimi ve planlanması faaliyetlerine emekçi kitlelerinin en geniş şekilde katılmasını sağlar, onların yaratıcı güçlerini geliştirir ve onlara kendi yazgılarını bilinçli bir şekilde belirleme olanağı sağlar. Bu yüzden proletarya diktatörlüğü, Lenin’ ın belirttiği gibi, burjuva demokrasisinden bin kat daha demokratiktir.

Proletarya diktatörlüğü, her sosyalist ülkenin kendine özgü koşullarının çerçevesi içinde doğar ve gelişir, ama gene de uluslararası bir karakter taşır.


Kaynak: http://proletaryadiktatorlugu.nedir.com/#ixzz3zPbQ0Koq



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
spartakus
[ .... ]

Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 23.11.2013
İleti Sayısı: 624
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder


Cevap Yazan: spartakus
Cevap Tarihi: 06.02.2016- 21:16


"Demokrasi" ve diktatörlük üzerine - V. İ. Lenin

Resim Ekleme
Berlin’de yayınlanan Kızıl Bayrak ile Viyana'da yayınlanan, Avusturya Komünist Partisi organı Çağrı'nın (Weckruf), Moskova'ya gelmiş bulunan bazı sayıları, bize açgözlü emperyalistlerin savaşını destekleyen sosyalizm döneklerinin, bütün o Scheidemann ve Ebert'lerin, Austerlitz ve Renner'lerin, Almanya ve Avusturya devrimci proletaryasının gerçek temsilcileri tarafından hakettikleri yanıtı aldıklarını gösteriyor. III. Enternasyonal'deki canlılık ve ilerlemelere tanıklık eden bu iki organı coşkunlukla selamlıyoruz.

Bugün, Avusturya'da olduğu gibi Almanya'da da devrimin ana sorunu, kuşkusuz şudur: Kurucu meclis mi yoksa Sovyetler iktidarı mı? Batık II. Enternasyonalin bütün temsilcileri, Scheidemann'dan Kautsky'ye değin, birincinin [Kurucu meclis -ç.] yandaşlarıdırlar ve kendi görüşlerine, diktatörlüğe karşılık olarak, demokrasinin (hatta Kautsky "saf demokrasi"den söz etmeye değin gitmiştir) savunması adını verirler. Proleter Devrimi ve Dönek Kautsky adlı, Moskova ve Petrograd'da şu son zamanlarda yayınlanmış bulunan broşürümde, Kautsky'nin görüşlerinin ayrıntılı bir tahlilini yapmıştım. Tartışılan sorunun, tüm ileri kapitalist ülkelerin gündeminde, pratik olarak daha şimdiden yer alan özünü kısaca açıklamaya çalışacağım.

Scheidemann'lar ve Kautsky'ler, yığınları aldatmak ve güncel demokrasinin burjuva niteliğini onlardan gizlemek için, "saf demokrasi" ya da genel olarak "demokrasi"den söz ediyorlar. Burjuvazi tüm devlet iktidar aygıtını elinde tutmaya devam etsin, bir avuç sömürücü, eski, burjuva devlet makinesini kullanmaya devam etsin! Bu koşullar içinde yapılan seçimleri, burjuvazinin, "özgür", "eşit", "demokratik", "genel" olarak nitelemekten hoşlanacağı kendiliğinden anlaşılır; çünkü bu sözcükler gerçeği saklamaya, üretim araçları mülkiyeti ve siyasal iktidar sömürücülerin elinde olduğundan, sömürülenler için, yani nüfusun engin çoğunluğu için gerçek özgürlüğün, gerçek eşitliğin söz konusu edilemeyeceği olgusunu saklamaya yararlar. Güncel demokrasinin burjuva niteliğini halktan gizlemek, onu, genel olarak demokrasi ya da "saf demokrasi" olarak göstermek, burjuvazi için yararlı ve zorunludur ve bunu yineleyerek, Scheidemann'lar ve Kautsky'ler, gerçekte proletaryanın görüşünden ayrılıyor ve burjuvazi saflarına geçiyorlar.

Komünist Parti Manifestosu önsözünü son kez olarak birlikte yazdıkları zaman (1872'de), Marx ve Engels, proletaryanın, devlet makinesini (yani burjuva devlet makinesini), kendi öz erekleri yönünde kullanmak için, olduğu gibi almakla yetinemeyeceğini, ama onu kırması, parçalaması gerektiğini işçilere kesin olarak bildirmeyi gerekli görmüşlerdi. Dönek Kautsky, proletarya diktatörlüğü üzerine, işçilerden bu temel Marksist doğruyu gizlediği, Marksizmin özünün ta kendisini bozduğu koca bir broşür yazdı ve Scheidemann ve hempaları tarafından bu broşürden esirgenmeyen methiyelerin, burjuvazi ajanlarından burjuvazi saflarında yer alan birine yapılmış methiyeler olarak tamamen yerinde oldukları anlaşılıyor.

İşçiler ve tüm emekçiler, yalnızca kapitalizmin ücretli köleliği yüzünden değil, ama dört yıllık bir yağma savaşı yüzünden de aç, çıplak, bitmiş tükenmiş bir durumda ve kapitalistler ile karaborsacılar da kendi çalınmış "mülkiyet"lerini ve devlet iktidarı "hazır" makinesini ellerinde tutmaya devam ederlerken saf demokrasiden, genel olarak demokrasiden, eşitlikten, özgürlükten genellikten söz etmek, emekçiler ve sömürülenler ile alay etmek demektir. İşçilere: burjuva demokrasisinden, feodaliteye oranla çok büyük bir tarihsel gelişme olarak yararlanmalısınız, ama bu "demokrasi"nin burjuva niteliğini, tarihsel bakımdan göreli ve sınırlı niteliğini bir an bile unutmaktan sakının, "devlet"e karşı beslenen "boşinana dayalı güven"i paylaşmaktan, yalnızca bir krallıkta değil, ama cumhuriyetlerin en demokratik olanında bile, devletin, bir sınıfın bir başka sınıf tarafından baskı altına alınması makinesinden başka bir şey olmadığını unutmaktan sakının, diye öğreten Marksizmin temel doğruları ile selamı sabahı kesmektir bu.

Burjuvazi ikiyüzlülük etmek ve gerçekte, burjuvazi diktatörlüğü, sömürücülerin emekçi yığınlar üzerinde diktatörlüğü olan (burjuva) demokratik cumhuriyete, "tüm halkın iktidarı" ya da genel olarak demokrasi, ya da saf demokrasi adını vermek zorundadır. Scheidemann'lar ve Kautsky'ler, Austerlitz'ler ve Renner'ler (şimdi heyhat, Friedrich Adler tarafından yardım görüyorlar) bu yalan ve bu ikiyüzlülüğü destekliyorlar. Marksistler, komünistler ise, onları teşhir ediyor ve işçiler ile emekçi yığınlara düpedüz doğruyu söylüyorlar: gerçekte, demokratik cumhuriyet, Kurucu meclis, genel oy, vb., burjuvazi diktatörlüğüdür, ve emeği kapitalist boyunduruktan kurtarmak için, bu diktatörlüğün yerine proletarya diktatörlüğünü geçirmekten başka hiçbir yol yoktur. İnsanlığı kapitalist boyunduruktan, burjuva demokrasisinin, zenginler için demokrasinin yalan, düzen ve ikiyüzlülüğünden kurtarmaya ve yoksullar için demokrasiyi kurmaya, yani şimdi (en demokratik burjuva cumhuriyette bile) demokrasinin iyilikleri emekçilerin engin çoğunluğu için pratik olarak erişilmesi olanaksız şeyler olarak kaldıkları halde, bu iyilikleri pratik olarak işçi ve yoksul köylülerin yararına sunmaya yalnızca proletarya diktatörlüğü yeteneklidir.

Örneğin, toplanma ve basın özgürlüğünü alalım. Scheidemann'lar ve Kautsky'ler, Austerlitz'ler ve Renner'ler, işçileri Almanya ve Avusturya'daki güncel Kurucu meclis seçimlerinin "demokratik olarak" yapıldıklarına inandırmaya çalışıyorlar. Bir yalandır bu: kapitalistler, sömürücüler, büyük toprak sahipleri ve karaborsacılar, gerçekte, en iyi toplantı salonlarının 9/10'unu ve kâğıt stoklarının, basımevlerinin vb. 9/10'unu ellerinde tutuyorlar. Kent işçisi, tarım ücretlisi ve kır gündelikçisi, (Friedrich Adler'in de ne yazık ki kendilerine katıldığı Kautsky'ler ve Renner'ler tarafından kurtarılmış bulunan) "çok kutsal mülkiyet hakkı" tarafından, burjuva devlet iktidar aygıtı, yani burjuva memurlar, burjuva yargıçlar vb. tarafından, gerçekte demokrasinin dışında tutulmaktadırlar. Alman "demokratik" (burjuva demokratik) cumhuriyetindeki güncel "toplanma ve basın özgürlüğü" bir yalan ve bir ikiyüzlülüktür, çünkü gerçekte zenginler için basını satın alma ve bozma özgürlüğü, zenginler için halkı burjuva gazetelerin yalanlan ile zehirleme özgürlüğü, zenginler için özel köşklere, en iyi yapılara vb. "özel olarak" sahip olma özgürlüğüdür bu. Proletarya diktatörlüğü, özel köşkleri, en iyi yapıları, basımevlerini, kâğıt stoklarını, kapitalistlerin elinden, emekçiler yararına alacaktır.

Bu, "saf', "evrensel" demokrasinin yerine, "bir tek sınıfın diktatörlüğünü geçirmek olacaktır, diye haykırır Scheidemann'lar ve Kautsky'ler, Austerlitz'ler ve Renner'ler (yabancı meslektaşları, Gomper'ler, Henderson'lar, Renaudel'ler, Vandervelde'ler ve hempaları ile bir ağızdan).

Bu yalan, diye yanıtlayacağız biz de. Proletarya diktatörlüğünü, (burjuva demokratik cumhuriyet biçimleri altında ikiyüzlüce maskelenmiş) fiilî burjuva diktatörlüğü yerine geçirmek olacaktır bu. Zenginler için demokrasi yerine, yoksullar için demokrasiyi geçirmek olacaktır bu. Azınlık için, sömürücüler için toplanma ve basın özgürlüğü yerine, nüfusun çoğunluğu için, emekçiler için toplanma ve basın özgürlüğünü geçirmek alacaktır bu. Yalan olmaktan çıkıp bir gerçek durumuna gelecek demokrasiyi, tarihsel bir ölçek üzerinde, olağanüstü bir biçimde genişletmek olacaktır, insanlığı, hatta en "demokratik" ve en cumhuriyetçi, her burjuva demokrasiyi bozan ve güdükleştiren sermaye zincirlerinden kurtarmak olacaktır bu. Burjuva devlet yerine, genel olarak devletin gitgide yok olmasına götüren tek yol olan proleter devletin geçmesi olacaktır bu.

Ama neden bu ereğe bir tek sınıfın diktatörlüğü olmadan erişilmesin? Neden "saf" demokrasiye doğrudan doğruya geçilmesin? Diye soranlar, burjuvazinin ikiyüzlü dostları ya da burjuvazi tarafından aldatılmış saf küçük-burjuva ve ham kafalardır.

Yanıt veriyoruz: çünkü her kapitalist toplumda, kesin rol ya burjuvaziye, ya da proletaryaya düşer, oysa küçük patronlar, "saf', yani sınıfların üstünde ya da sınıfların dışındaki demokrasi biçimindeki alıkça düşleri ile ister istemez duraksama ve güçsüzlük içinde kalakalırlar. Çünkü bir sınıfın bir başka sınıfı ezdiği bir toplumdan kurtulmayı, yalnızca ezilen sınıfın diktatörlüğü sağlar. Çünkü kapitalizm tarafından bir araya getirilmiş ve "eğitilmiş", ve küçük-burjuvalar olarak yaşayan kararsız emekçiler yığınını ardından sürüklemeye, ya da hiç olmazsa "etkisizleştirme"ye yetenekli tek sınıf olduğuna göre, yalnızca proletarya burjuvaziyi yenmeye, devirmeye yeteneklidir. Çünkü sömürücülerin direncini bastırmak için uzun ve güç bir çaba göstermeksizin sermaye boyunduruğunu alaşağı etme düşünü, işçileri ve kendi kendilerini aldatarak, yalnızca iyilik taslayan küçük-burjuva ve ham kafalar görebilirler. Almanya ve Avusturya'da, sömürücülerin bu direnci henüz açık biçimler almadı, çünkü mülksüzleştirenlerin mülksüzleştirilmesi bu ülkelerde henüz başlamadı. Ama başladığı zaman, zorlu, öfkeli bir direnç ile karşılaşacak. Bunu işçilerden ve kendilerinden saklamakla, Scheidemann'lar ve Kautsky'ler, Austerlitz'ler ve Renner'ler, proletarya çıkarlarına ihanet ediyor, proletaryayı burjuvazi ile uzlaşma konumuna getirmek için, bir "toplumsal barış", sömürülenlerin sömürücüler ile uzlaşması için, en kararlaştırıcı anda, sınıf savaşımı ve burjuva boyunduruğunu yıkma konumlarını yüzüstü bırakıyorlar.

Devrimler, tarihin lokomotifleridir, diyordu Marx. Devrimler, çabuk öğretir. Almanya ve Avusturya'daki kent işçileri, tarımsal kır ücretlileri, sosyalizme karşı Scheidemann'lar ve Kautsky'ler, Austerlitz'ler ve Renner'ler tarafından yapılan ihaneti anlamakta gecikmeyecekler. Proletarya, Rusya'da aynı küçük-burjuva ve ham kafaları, menşevikleri ve sosyalist-devrimcileri içinden atmış bulunduğu gibi, bu, söze gelince sosyalist, gerçekte ise sosyalizm dönekleri "sosyal-hain"leri kendinden uzağa atacak. Proletarya, sosyalizm yolunu açmanın tek çaresinin isterse burjuva cumhuriyetlerin en demokratiği olsun, burjuva devlet yerine, (Marx'ın o kadar sözünü ettiği, Scheidemann'lar ve Kautsky'ler tarafından tahrif edilmiş ve ihanet edilmiş bulunan) Paris Komünü ya da Sovyetler tipinde bir devleti geçirmek olduğunu -sözü geçen "önderler"in egemenliği ne kadar tam olursa o kadar çabuk- görecek. İnsanlığı kapitalist boyunduruk ve savaşlardan, proletarya diktatörlüğü kurtaracak.

Moskova, 23 Aralık 1918
Pravda, n° 2, 3 Ocak 1919
İmza: N. Lenin



Yeni Başlık  Cevap Yaz



Forum Ana Sayfası

 


 Bu konuyu 1 kişi görüntülüyor:  1 Misafir, 0 Üye
 Bu konuyu görüntüleyen üye yok.
Konuyu Sosyal Ortamda Paylas
Benzer konular
Başlık Yazan Cevap Gösterim Son ileti
Konu Klasör Bu nasıl bir zihin yapısı, nasıl bir ruh halidir böyle... melnur 1 1289 13.05.2020- 13:17
Konu Klasör Biz bu hale nasıl geldik, nasıl kurtulacağız? melnur 3 1539 18.01.2020- 09:43
Konu Klasör HDP ve birçok şey... melnur 7 979 28.11.2020- 05:06
Konu Klasör “Bir şey yapmalı”... melnur 0 56 30.04.2022- 09:27
Konu Klasör Her şey çok güzel olacak... melnur 14 5891 17.08.2019- 10:13
Etiketler   Proletarya,   diktatörlüğü,   nasıl,   bir,   şey
SOL PAYLAŞIM
Yasal Uyarı
Sitemiz Bir Paylasim Forum sitesidir Bu nedenle yazı, resim ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenebilmektedir. Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir. Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazı ve materyalleri 48 Saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır.
Bildirimlerinizi info@solpaylasim.com adresine yollayabilirsiniz.
Forum Mobil RSS