SolPaylaşım  
Ana Sayfa  |  Yönetim Paneli  |  Üyeler  |  Giriş  |  Kayıt
 
OTURUYORSAN KALK; AYAKTAYSAN YÜRÜ; YÜRÜYORSAN KOŞ!
Yurt ve dünya sorunlarına soldan bakan dostlar HOŞGELDİNİZ .Foruma etkin katılım yapabilmeniz için KAYIT olmalısınız.
Yeni Başlık  Cevap Yaz
 Toplam 2 Sayfa:   Sayfa:   [1]   2   >   son» 
Her şey çok güzel olacak...           (gösterim sayısı: 1.084)
Yazan Konu içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 7.277
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

11 kere teşekkür etti.
13 kere teşekkür edildi.
Konu Yazan: melnur
Konu Tarihi: 07.05.2019- 07:45


YSK'nın İstanbul seçimini iptal kararı Türkiye'de orasından burasından çekiştirilip kuşa döndürülmüş demokrasiye atılan son bir tekmedir. Cinayettir bu karar. Ülkenin geleceği için üzüntü vericidir. Ama dün akşam önce İmamoğlu'nun konuşması, sonra Kadıköy ve Şişli başta olmak üzere İstanbul'un çeşitli bölgelerinde ortaya çıkan halkın tepkisi ve sonra bugün haber sitelerinde karşılaştıklarım bana ''iyi ki böyle oldu'' dedirtti.

İyi ki böyle oldu; bu halka İmamoğlu gibi pes etmeyen, her koşulda umut saçan, güven veren bir lider lazımdı; bu süreç İmamoğlu'nu parlattıkça parlattı.

İyi ki böyle oldu; bu süreç AKP'nin sandıkta yenilebileceğini göstermişti. 23 Haziran seçim sonuçlarının şimdiden kazanıldığı duygusu ve AKP'nin çok daha büyük bir farkla kaybedeceği düşüncesinin de yeşermesine yol açtı.

İyi ki böyle oldu; daha önce seslerini çıkaramayan sanatçılarımız bile ''Her şey çok güzel olacak'' demeye başladılar. Tepkiler çığ gibi büyüyecek eminim.

İyi ki böyle oldu; 31 Mart seçim sonuçları AKP'nin sonunun başlangıcıydı. 23 Haziran seçim sonuçları bu başlangıcın büyük bir ivme kazanacağının-kazandığının bir göstergesi olacak. Sonun başlangıcının ivmelenmesine ve kartopu gibi büyümesine ihtiyaç vardı. 23 Haziran seçim süreci bu ivmelenmeyi sağlayacak!

İyi ki böyle oldu; ülkenin üzerine örtülmeye çalışılan kara örtü artık aralanmıştır.   AKP'nin artık gidiciliği ortaya çıkmıştır. Evet, bu kararla AKP kendi sonunun hızlanmasına yol açmıştır. AKP artık gidicidir. Bu çark artık durdurulamaz.

İyi ki böyle oldu; evet, herşey çok güzel olacak!




Bu ileti en son melnur tarafından 08.05.2019- 09:37 tarihinde, toplamda 2 kez değiştirilmiştir.
Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 7.277
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

13 kere teşekkür edildi.
11 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 08.05.2019- 09:35


Her şey çok güzel olacak.

23 Haziran'da sosyalist bir devrim olacağı için değil, 22-23 yıl süren AKP karanlığından İstanbul yerelinde de olsa kurtulma olanağı doğduğu için...

Az şey değil.

AKP karşıtlığında yerimizi almak sosyalist olmamızın ve sosyalist mücadeleyi sürdürmemizin önünde engel değil.



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 7.277
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

13 kere teşekkür edildi.
11 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 09.05.2019- 04:04


İmamoğlu için, CHP için, AKP karşıtlığında bir araya gelen toplumsal muhalefet için bir yığın eleştiri yapılabilir ama ne olursa olsun, AKP yerine bu muhalefeti hedef haline getirmek veya AKP'yle aynılaştırmak ne ilericiliktir ve ne de solculuk. 23 Haziran'da tam boy AKP karşıtlığı içinde yer almayanların ülkenin burnunun ucunu sola döndürebileceği açıklaması bana göre kocaman bir yanılgıdır.



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 7.277
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

13 kere teşekkür edildi.
11 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 11.05.2019- 11:04


Başlığımız sosyal medyada da çok kullanılıyor.   İmamoğlu seçimlerin YSK tarafından iptal edildiği 6 Mayıs akşamında yaptığı konuşmasıyla topluma bir umut ve heyecan vermişti. Gerçekten de 23 Haziran havası daha önceki seçimlerde hiç görülmediği kadar farklı. Belki de ilk kez hemen her ''muhalif'' 23 Haziran seçimlerinin kazanılacağından, ve hatta kazanıldığından emin. AKP yanlısı kimi kesimlerin de muhalefete destek vereceği görülüyor. Tanıdığım biri var; oldum olası hemen her şeye muhalif. Bildim bileli sandığa yeminli. Sandığa bir türlü gitmemesinin bireysel mi, yoksa nesnel nedenleri mi var, ayrı konu ama, o bile ''bu kez gideceğim ve İmamoğlu'na oy vereceğim'' rüzgarına kapılmış.

Güzel bir slogan ''her şey çok güzel olacak'' sözü. Halkın ağzına yakışıyor, yüzüne de yansıyor. Bunu söyleyenler İmamoğlu'nun kazanması durumunda her şeyin güzel olmayacağını da biliyorlar. İşsizlik bitmeyecek, sömürü azalmayacak, belki de katmeşelecek, doğu ve güneydoğuda, Suriye ve Irak'ta ölümler de eksilmeyecek, ama yine de ''her şey çok güzel olacak'' umudu taşıyorlar ve sandığa bu slogan etrafında bileniyorlarsa, bir şeylerin güzel olacağını da kesinlikle seziyorlar, biliyorlar.

Bence ''her şey güzel olacak'' diyenlerin taşıdığı umut, her şey güzel olmayacak diyenlerden ve   işsizlik, sömürü örneklemesinde bulunanlardan çok daha gerçekçi. Toplumsal kurtuluş yolunun öncelikle o   toplumsal alanda yeşeren   umut ve coşkunun üzerinde yeşereceği o umut ve coşkuyu kapsayarak bir anlam kazanacağını düşünüyorum. Kuru ve soğuk doğrular eğer halkımızda umut ve coşku yaratamıyorsa, umut ve coşku içermiyorsa karşılık bulabilmesi pek de mümkün olmuyor.

Bence her şey, ''her şey çok güzel olacak'' demekle başlıyor, başlayacak...
Hele bu yönde bir adım atalım, sonrasını da getirebilme bilgi ve becerisine zaten sahibiz.

Öyle değil mi?




Bu ileti en son melnur tarafından 11.05.2019- 19:11 tarihinde, toplamda 1 kez değiştirilmiştir.
Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 7.277
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

13 kere teşekkür edildi.
11 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 11.05.2019- 19:36


24 Haziran günü işsizliğin ve yoksulluğun azalacağını, emekçi sınıfların sömürüden kurtuluş mücadelesinin önünün açılacağını, emperyalizmle bağların kopartılacağını, siyasette dinselleşmeye, İslamcılığa net bir şekilde set çekileceğini ve sömürüye son verileceğini söyleyen varsa çıksın toplum karşısına söylesin.

Böyle söylüyor Kamil Tekerek, ''Komünistlerin sözü var mı?'' başlıklı yazısında. https://gazetemanifesto.com/2019/secimler-ve-siyaset-komunistlerin-sozu-var-mi-262850/

Devam ediyor:

''İstanbul seçimlerinin iptali AKP iktidarının geldiği noktayı göstermesi açısından ibretlik. Son yaşanan olay bugüne kadar yaşananların en büyüğü sayılabilir elbette ancak benzeri bir sürü olayı geçmişte yaşadık.
O zamanlar AKP iktidarına karşı mücadele ya da AKP’yi geriletmekten bahsettiğimizde “Ne gerek var canım, siz vesayet rejiminden yanasınız o zaman” diye beylik laflarla karşılaşıyorduk.

Şimdi AKP-MHP iktidarının kendisi vesayet rejiminin adı olunca bir anda başta liberaller olmak üzere gericilerin de bir bölümü seslerini yükseltiyor, sızlanıyor ve AKP’yi geriletmekten bahsediyor.

Sermaye düzenindeki demokrasicilik seçimlerin iptali söz konusu olunca nedense bir anda yeniden gündeme geldi. Bugüne kadar demokrasicilik AKP’yi yontmak ve şirin göstermek, Cumhuriyet kazanımlarını tasfiye etmek, işçi sınıfına dönük saldırının örtüsü olarak ve komünistlerin alanını kapatmak için kullanılıyordu.
Geldiğimiz noktaya bakın hele…

Şimdi demokrasicilik AKP’yi geriletmenin, yeni rejimin oturmasını sağlamanın bir aracı olarak, işçi sınıfının kurtuluşunun yolu ve Türkiye solunun mutlak olarak katılması gereken bir zemin olarak anlatılıyor.
İyi de bir figür bulundu. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nı aşan bir figüre dönüşen İmamoğlu’nun kitlelerin karşısında tam da bu şekilde ve bu misyonla çıkması saydığımız sebeplerden dolayı şaşırtıcı değil. İmamoğlu’nun CHP’nin ANAP’laşan yüzünün temsilcisi, sosyal demokrasinin siyasal İslam’la halvetinin adı ve tam da ekonomik kriz döneminde emekçi sınıfları durduracak politikaların odağı olması da işçi sınıfı ile sermaye sınıfının yüz yılları aşan kavgasını bilenler için yenil bir olgu olarak görülmemeli.

Çok mu tarihsel oldu? O zaman daha güncel bazı şeyleri ifade edelim.

AKP iktidarı, ülkemizi Irak işgalinin parçası haline getirmek için ABD ile tezkere pazarlığı yaparken emperyalizme karşı mücadele eden komünistleri eleştirenlerin bugün AKP karşıtı olması ne kadar ilginç değil mi? AKP’nin emperyalizm işbirlikçiliğinde milim sapma olduğunu düşünmüyoruz, o zaman liberaller ve geçmişin AKP sevicileri anti-emperyalist mi oldu?

Sermaye iktidarının emeğe dönük saldırısının en önemli temsilcisi ve icracısı olan AKP, büyük özelleştirme harekatını ve sınıfa dönük saldırısını hayata geçirirken en büyük desteği verenler şimdi çıkmış AKP’ye karşı mücadeleden bahsediyorlar. Ne oldu yoksa devletçi mi oldunuz?

Siyasal İslam’ın iktidara gelmesine alkış tutanlar ve destek verenler bugün AKP’yi içeriden eleştiriyor. Yeni Osmanlı projesinin mimarları, ülkemizi Ortadoğu’daki cihatçı terörizmin kucağına atanlar, emperyalizmin ülkemizdeki aparatı olan bir dizi İslamcı şimdi çıkıp AKP’yi demokrat olmamakla eleştiriyor. Peki o zaman, işçi sınıfına dönük saldırılara, uygulanan hukusuzluklara, yasaklanan grevlere, AKP iktidarı dönemindeki seçim usulsüzlüklerine, FETÖ’ye neden ses çıkartmadınız. Şimdi ne oldu, yoksa siz de “devrimci” mi oldunuz?

Hiçbiri değil elbette.

Sermaye düzeninin içindeki çelişkiler ve karşı karşıya gelişler doğal olarak Türkiye burjuva siyasetinin ve seçimlerin önemli bir araç olarak devreye girmesini de beraberinde getiriyor. Bununla birlikte sermaye iktidarının emekçi halka dönük saldırıları ya da sömürüden ve eşitsizliklerden dolayı oluşan tepkiler de bu siyasi ortam içerisinde buharlaşma ihtimali taşıyor.

İstanbul’da iptal edilen seçimler ve önümüzdeki süreçte yaşanacaklar tam da sermaye düzeninin ve yeni rejimin kendisini tahkim etme arayışının bir sonucu olarak da okunmak zorundadır. Gericilik ve işbirlikçilikle malûl sömürü düzeninin bugün kendi içindeki çelişkileri eriterek, kendini yeni bir düzlemde yeniden tarif ederek, yeni bir uyum yakalayarak çıkış yapmasından başka bir çaresi bulunmuyor. Düzen muhalefetinin bugünkü konumlanışının, AKP’yi geriletmek olarak toplumun önüne konulan projenin, İslamcıların kendi içlerindeki rekabet ve taraflaşmanın, sermaye sınıfının söylemlerinin anlamı burada aranmalıdır.

23 Haziran’da yapılacak seçimlerde Ekrem İmamoğlu’nun temsil ettiği çizginin ve düzen muhalefetinin AKP-MHP tarafından “haksızlığa” uğratılması, İmamoğlu vesilesiyle şekillenen “sağ liberal demokrat” çizginin Türkiye toplumunun önemlice bir bölümü açısından umut veren bir odağa dönüşmesi ve seçimlerde desteklenecek olması pek tabii ki Türkiye solu, devrimciler ve komünistler tarafından dikkate değer bir olgu olarak görülmeli.

Ancak bununla birlikte solun otomatik olarak bu çizginin destekçisi olmasını beklemek ise bir o kadar abes. Solun ve komünistlerin sermaye düzenine karşı mücadelesinin, kapitalizme, emperyalizme, gericiliğe ve sömürüye karşı duruş ile ifade edildiğini unutmamak gerekiyor. O yüzden komünistlerin düzen karşıtı konumu bir kere daha seçimler tarafından belirlenen Türkiye gündemindeki sandıklara sığmayacağı açık olsa gerek.

Neden mi? Çünkü bugün, 23 Haziran seçimleri ile birlikte AKP’nin şimdikinden daha büyük bir düşüşe geçeceğini ve bu sefer İmamoğlu ile yazın geleceği, “her şeyin çok güzel olacağı” söyleniyor.
Bu söylenenler mümkün ve bizim bugün seçim sonuçlarına dair müneccimlik yapmak gibi bir niyetimiz yok. Ancak İmamoğlu’unun tekrar seçimleri kazandığı bir Türkiye’deki yazın kavurucu sıcağının Türkiye işçi sınıfını yakacağını herkes biliyor. Ama bu büyük gerçek nedense bilmezden geliniyor.

O yüzden, 24 Haziran günü işsizliğin ve yoksulluğun azalacağını, emekçi sınıfların sömürüden kurtuluş mücadelesinin önünün açılacağını, emperyalizmle bağların kopartılacağını, siyasette dinselleşmeye, İslamcılığa net bir şekilde set çekileceğini ve sömürüye son verileceğini söyleyen varsa çıksın toplum karşısına söylesin.

Komünistlerin sözü tam da bu noktada başlıyor ve bunun dışında söylenenlere ise itibar etmemek gerekiyor.''

Kamil Tekerek ne söylemeye çalışıyor?

'' Eskiden biz AKP'yi eleştirdiğimizde, liberaller bize karşı çıkardı AKP'yi desteklerdi'' diyor, evet doğru. Eeee,   ''onlar şindi AKP'yi eleştiriyor diye devrimci mi oldular?'' diye de soruyor. Hayır Kamil Tekerek devrimci de olmadılar! Eeee, eskiden AKP'yi eleştiriyordun, şimdi liberaller eleştiriyor diye, başka bir boyuta mı geçtiniz de, bu kadar yalpalıyorsunuz? Dün AKP'yi eleştirme ve onun yüzündeki demokrat perdeyi indirme günüydü, bugün de AKP'yi İstanbul'da iktidardan indirme günü. Liberaller AKP'nin karşısına geçti diye, AKP karşıtlığında konumlanmaya devam etmek yanlış mı geliyor size? İkide bir, ''biz komünistiz, bizim amacımız düzeni değiştirmek '' vurgusu yapmanın bir yararı olmuyor ki! Çok yinelendiğinde düzen de değişmiyor!Hem AKP'nin İstanbul yerelinde iktidardan düşürülmesine katkı vermek ve hem de kendi çapınızda devrim yürüyüşünde bulunmak   birbiriyle çelişmez; rahat olun, bu kadar sıkboğaz olmaya gerek yok!

Bunu anlayabilmek mi çok zor oluyor, anlayamıyorum; yok, komünistler arasında daha keskin komünist görünmek mi daha cazip geliyor? AKP'yi devirmek işi 23 Haziran'da TKH tarafından gerçekleştirilecekse, tamam; ama o da olmuyor. Aysel Tekerek'in aldığı oy 1500 civarı. Böyle olmuyorsa, öyle olsun; neye karşı çıkıyorsunuz? Örgütlenme çalışmalarına devam edilebilir, sosyalist propaganda sürdürülebilir, devrimciliğinizin karşılığı olarak ne istenirse yapılabilir; AKP karşıtlığında sandığa gitmek bunlara engel değil ki!







Bu ileti en son melnur tarafından 12.05.2019- 20:05 tarihinde, toplamda 1 kez değiştirilmiştir.
Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 7.277
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

13 kere teşekkür edildi.
11 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 29.05.2019- 07:49


''Her şey çok güzel olacak'' gerçekten güzel bir slogan. CHP otobüsünün önünde koşarken bu sloganı İmamoğlu'na fırlatan Berkay'ın diline sağlık. 23 Haziran'a da tıpatıp uyuyor. AKP'yi ikinci kez İstanbul yenilgisiyle karşı karşıya bırakmak çok güzel değil de nedir?

24 Haziran İstanbul için önemli. Birincisi AKP'nin yerelde de olsa iktidardan uzaklaştırıldığı ve merkezi iktidar hortumlarının büyük ölçüde önüne geçildiği için, ikincisi ise ülkede sosyal demokrasinin çekim alanında bulunan solcuları sosyalizme/partiye kazandırmanın rasyonel bir zeminini oluşturacağı için. Evet, düzen partileri içinde sıkışmış bulunan solu sosyalist partilerde (TKP'de) buluşturmanın rasyonelliği hem örgütlülüğe ve hem de AKP'nin geriletilmesine beraberce vurgu yapmaktan geçmektedir. 23 Haziran seçimine katılmayarak bugüne değin AKP'ye en ''koskoca'' muhalefeti yapanların bu kez AKP'nin değirmenine su taşıma işini üstlendiklerini anlayamaması gerçekten şaşırtıcı. Amaç 23 Haziran'daki seçim sonucu ne olursa olsun 24 Haziran'da TKP'ye   ''koskoca'' bir yönelim olacağı beklentisiyse bunun hiç de gerçekçi bir yanı yok.

Hep aynı şeyleri söylemek zorunda kalıyorum: umarım yanılırım!





Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 7.277
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

13 kere teşekkür edildi.
11 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 02.06.2019- 20:25


Birkaç gün içinde bayrama   gireceğimizden midir, nedir, daha önceki seçim öncesine hiç benzemeyen bir hava var, İstanbul'da. Sanki Ekrem İmamoğlu'nun ' mazbatası iptal edilmemiş, sanki 23 Haziran'da İstanbul'da bir seçime gidilmiyormuş gibi...-öyle hareketsiz, durgun ve heyecansız! Bazı yerlerde parti standlarına rastlıyorum, yine önceki durumlara hiç benzemeyen görüntülerle karşılaşıyorum. Bu görüntüler, hem Binali Yıldırım'ın ve hem de Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmalarındaki zorlama açıklamaların nedenini ortaya koyuyor sanki. ''Oylarımız çalındı'' diyerek İmamoğlu'nun değil kendilerinin mağdur olduğu algısı yaratmaya çalışıyorlar. Erdoğan ise çok daha ileri gidip, neredeyse İmamoğlu ve   sonuc ''Konstantiniyeci'' olmakla suçlayacak! ''Nerdeyse'' değil, açık seçik bu anlama gelen cümleler kurdu. Anketlerin de söylediği gibi, muhalefet çok büyük hata yapmazsa bu seçimi daha da büyük farkla kazanacak. Yıldırım ve Erdoğan'ın bu akıl dışı söylemi belki de bir çaresizliğin sonucudur.

Bu çaresizlik durumu seçim standlarına da yansımış. Geçenlerde Pendik'teydim. İki parti standı var; AKP'de ikisi kadın üç kişi var ve sadece oturuyorlar, uğrayanlara da broşür veriyorlar; o kadar! Aynı yere 31 Mart öncesinde de uğramıştım; AKP çok daha hareketli ve coşkuluydu. Şimdi, seçimin tekrarını sanki oradaki AKP'lilerin de içine sinmemiş gibi. CHP'nin seçim standı ise alabildiğine coşkulu. Kazanılan seçimi daha da farklı kazanacaklarından eminler. Çoğunluğu kadın epey ''görevli'' var. Kimisi çadıra gelenlere broşür dağıtıyor, kimisi propaganda yapıyor. Yoldan gelip geçenleri de karşılıyorlar. Daha önce olsa, ''bu AKP'ye oy verir'' denilebilecek insanlar gülerek CHP'lilerle sohbet ediyor. Şaırtıcı. Pendik üstelik AKP'nin belediye seçimlerini kazandığı bir ilçe. Burada bile CHP'deki coşku, AKP'de heyecansız bir durgunluk seçimin daha şimdiden yeniden kazanıldığını-kazanılacağını gösteriyor.

Çok yineliyoruz; 23 aydınlanmasını yaşamış, 61 Anayasasının getirdiği hak ve özgürlükleri tatmış bir ülkede ''AKP parantezi'' olmamalıydı; yaşanmamalıydı. Cumhuriyet ve demokratik hak ve özgürlükler çok daha ileri gitmesi gerekiyorken, neo-liberal ideolojinin de basıncıyla, bu coğrafyada çağdaşlık adına ne varsa iğdiş edilmesi akıl alır bir süreç değil. Bu süreci, dünyanın nesnel koşullarının ülkemize yansıması olarak açıklamaya çalışmak da bir başka sorunlu tanımlama. Nesnelliğin belirleyicilik konusunda elbette bir etkisi var ancak, bu sürecin ülkede yarattığı gerici dönüşümün en büyük nedeni yürütücülerin zihinsel yapısıdır. Sürece etkiyen gerici ideolojiyi devre dışı bırakan her açıklama, ya doğrudan ya da dolaylı AKP savunusudur ve başka da bir şey değildir. 31 Mart'ın gösterdiği gibi, nasıl olursa olsun AKP karşıtlığı İmamoğlu adaylığı etrafında biraraya gelmiş ve Erdoğan AKP'sini yenilgiye uğratmışsa, bu irade önemsenmeli ve bu iradeye her türlü destek verilmelidir.

31 Mart seçim sonucu Erdoğan AKP'si tarafından kabul edilmemiştir. Ne olursa olsun, İstanbul kaybedilmemeli, çünkü İstenbul'u kaybetmek demek, ülke yönetiminin kaybedilmesi yolunda olağanüstü bir mevzinin ve para kaynağının kaybedilmesi demektir. 23 Haziran'da seçimin tekrarlanma nedeni budur. 23 Haziran'da Erdoğan AKP'sinin daha büyük farkla kaybetmesi sonun başlangıcından başka bir şey değildir. Erdoğan'ın bu seçim sonuçlarıyla bu ülkeyi yönetebilmesi de olanaksız hale gelecektir.

Şimdi,zorlama gerekçeler sıralayarak CHP'nin, İmamoğlu'nun veya diğer AKP karşıtlarının karşısına geçerek solculuk-sosyalistlik oynamaya çalışanların ''24 Haziran'da biz kazanacağız'' demeye getirmeleri ne büyük bir anlaşılmazlık ve ne büyük bir yanılgıdır! Ve üstelik böyle bir tavır TKP'den geliyorsa, bu ne yaman çelişkidir böyle! Solun hemen hemen tüm kesimleri AKP karşıtlığı içinde yerlerini almışken, TKP'li dostların bu ''hepsi bir; yok birbirlerinden farkları'' söylemi etrafında dolaşmaları TKP'ye hiçbir şey kazandırmayacaktır. Daha ileri giderek yorumlayayım; bu konumlanışlarıyla küçümsenen düzen muhalefetinin de gerisine düşeceklerdir ve bu halleriyle, bu söylemleriyle, bu seçim stratejileriyle önemli bir güven yitimine uğrayacaklardır.



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 7.277
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

13 kere teşekkür edildi.
11 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 12.06.2019- 08:05


İmamoğlu dün Star NTV televizyonlarında ortak yayındaydı. Dikkatlice izlemeye çalıştım.   Sabah grubundan bir yandaş gazetecinin rahatsız edici ve kıskırtıcı soruları karşısında da yine soğukkanlılığını koruyabildi ve kamuoyunu doyurucu yanıtlar verebildi. İmamoğlu'nun sadece bir belediye başkanı olarak kalmayacağı belli. CHP çok uzun zamandır belki de ilk kez   kitleleri heyecanlandıran ve hareket ettirebilen bir figür ve lidere kavuştu dersek yanlış bir saptama yapmış olmayız. Cumhurbaşkanlığı seçiminden önce Muharrem İnce için de benzer şeyleri söylediğimi hatırlıyorum. Ne var ki, Ekrem İmamoğlu'nun hazır cevaplılığı ve hemen her görüşten insanı etrafında toparlayabilme özelliği onu biraz daha farklı hale getirebiliyor. İmamoğlu'nun kitleye güven verici bir yanı da var.Dün türbanlı bir kadının Erdoğan'a isyanını bir videoda izlemiştim. İçişleri Bakanı Soylu' Trabzon havaalanı çıkışında ''aklıllı ol soylu'' tepkileri de bu ''güven''den kaynaklanmıyor mu?

İmamoğlu'nu gittiği her yerde bugüne kadar olmadığı bir biçimde kalabalıklar karşılıyor. Bayramdaki Karadeniz gezisinin milyonlarca insanı yollara döktüğü söyleniyor. Toplumda çok büyük bir heyecan ve ilgi gözleniyor İmamoğlu'na karşı. Hiç kuşkum yok bu durumun tek nedeni İmamoğlu değil. Toplumda AKP'ye karşı oluşan büyük bir bıkkınlık duygusunun artık bastırılamayacak bir şekilde açığa çıktığı gerçeği var. İnsanlar belki de ilk kez Erdoğan AKP'sinin yenilebileceği ve AKP'den kurtulmanın olanaklı olduğunu anladı. İmamoğlu'na yönelen eğilimde bu durumun da büyük bir etkisi var. Ama İmamoğlu'nun hakkını da yememek gerek. İmamoğlu bu eğilimde bir çarpan etkisi yapıyor ve ortaya çıkan tepkiyi kendi etrafında konsolide ederek daha da büyütüyor.

****
İmamoğlu tarafında çok büyük bir hata yapılmazsa 23 Haziran seçiminin galibinin şimdiden belli olduğunu söylemek mümkün. Bu gerçek bütün çıplaklığıyla görünüyor. Böyle olduğu için de zaten, 17 yıldır ilk kez iki adayın katıldığı ortak bir tartışma programı Erdoğan tarafından kabul edilmek zorunda kalındı. Sadece bu da değil. Basına yansıdığı kadarıyla Erdoğan 39 ilçede yapacağı planlanan mitingleri de iptal etti. İstanbul seçimi bir Türkiye seçimine, bir AKP ve Erdoğan referandumuna dönüşmüşken Erdoğan'ın da   bu zeminde fazla görünür olması olası bir yenilgiyi doğrudan Erdoğan yenilgisi haline getirmemek çabası yürürlüğe girdi. İstanbul'daki bütün Erdoğan resimleri kaldırıldı, yerine Binali Yıldırım pankart ve dövizleri asıldı. İş AKP ve Erdoğan açısından bu derece vahim!

*****
Şimdi nesnel durum buyken, Erdoğan ve AKP'nin gidişini çok daha kolaylaştıracak ve belki erkene alacak bir süreç yaşanıyorken anlaşılmaz bir şekilde bu tekerleğe çomak sokmak kimin fikridir TKP'de, bilmiyorum. Neredeyse ikisi de aynı anlama gelecek şekilde Erdoğan AKP'sinin değirmenine su taşıyabilecek bir siyaseti benimsemek, 31 Mart'ta işlerliğe koymak ve 23 Haziran seçimi için de bunu sürdürmeye çalışmak hangi aklın ürünüdür? AKP gericiliğine karşı ortaya çıkan büyük bir toplumsal   dalgayı karşıya alarak ne amaçlanır, nasıl bir beklenti içine girilir? Böyle bir siyaseti, kendilerinin bile ne olduğunu bilmeyen ve tek özelliği aydınlanma, laiklik, cumhuriyet ve dolayısıyla kronikleşmiş CHP düşmanlığı olan sıradan üç beş kişi dışında kimler destekleyebilir? Ve üstelik o destek de sadece CHP karşıtlığınadır, başka bir şeye de değil. Müzmin CHP düşmanlığı aynı zamanda müzmin TKP düşmanlığından başka da bir şey değildir. Buralardan ne ülkeye ve ne de partiye bir yarar gelmeyeceğini TKP ileri gelenleri anlayamıyor mu?



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 7.277
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

13 kere teşekkür edildi.
11 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 17.06.2019- 10:52


Seçimlere şunun şurasında bir haftadan daha az bir zaman kaldı. Yenilenecek seçimlerde AKP-MHP ittifakının bir öncekinden daha büyük bir farkla   yenilgiye uğrayacağı gözüküyor. AKP karşıtlığı Cumhuriyet tarihinde olmadığı kadar bir birlikteliğe yol açmıştır ve İmamoğlu şahsında konsolide olabilen bu   birliktelik de AKP'nin çöküş sürecini hızlandıracak bir sonuca yol açacaktır. Osman Çutsay SOLhaber'deki bugünkü yazısında kendi üslubunca ''İmamoğlu Yıldırım'ı yendiğinde ne olacak'' diye sorarken, samimi mi, değil mi, pek anlaşılmıyor ama, bu seçimde   AKP'nin gidiciliğinin en büyük adımının atılacak olmasını birileri ona hatırlatmalı. Önümüzdeki seçimin böyle bir potansiyel taşıdığı, CHP ve HDP dahil TKP dışındaki tüm sosyalistlerin bu konuda   siyasi bir duruş sergilediklerini, buna sağın ve hatta islami perspektife sahip bir muhafazakar partinin bile destek verdiğini, bu birlikteliğin küçümsenme çabalarının komünist olmanın gereği gibi görmenin koskoca bir yanlış olduğunu anlamazlıktan gelmenin -tekrar tekrar yineliyoruz- ülkeye ve sola hiçbir katkı sağlamayacağını anlamak çok zor olmasa da, nedense hiç umulmadık seslerden farklı seslerin çıkması gerçekten şaşırtıcı ve o oranda üzücü oluyor.

Çok açık değil mi; 24 Haziran sabahı eğer anormal bir durum olmazsa   ve İstanbul AKP zihniyetinden kurtulacak. Az şey mi bu; ve sadece bunun için bile ''her şey çok güzel olacak'' diye seslenenlerin sesine ses katabilmek o kadar zor ve gereksiz mi?



Yeni Başlık  Cevap Yaz
 Toplam 2 Sayfa:   Sayfa:   [1]   2   >   son» 



Forum Ana Sayfası

 


 Bu konuyu 1 kişi görüntülüyor:  1 Misafir, 0 Üye
 Bu konuyu görüntüleyen üye yok.
Konuyu Sosyal Ortamda Paylas
Benzer konular
Başlık Yazan Cevap Gösterim Son ileti
Konu Klasör Dünyanın en güzel insanlarından dünyanın en güzel marşlarından biri: Çav Bella. melnur 0 149 11.07.2019- 23:47
Konu Klasör Ne olacak şu CHP’nin hâli? melnur 0 1477 17.10.2016- 04:58
Konu Klasör 25 Mart'ta ne olacak toplumcu 9 6668 25.03.2014- 21:46
Konu Klasör Bir gün herkes Kemalist olacak! denizcan 2 2560 29.06.2015- 08:50
Konu Klasör Asıl deprem CHP'de olacak umut 25 12629 15.09.2014- 15:18
Etiketler   Her,   şey,   çok,   güzel,   olacak.
SOL PAYLAŞIM
Yasal Uyarı
Sitemiz Bir Paylasim Forum sitesidir Bu nedenle yazı, resim ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenebilmektedir. Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir. Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazı ve materyalleri 48 Saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır.
Bildirimlerinizi info@solpaylasim.com adresine yollayabilirsiniz.
Forum Mobil RSS