SolPaylaşım  
Ana Sayfa  |  Yönetim Paneli  |  Üyeler  |  Giriş  |  Kayıt
 
OTURUYORSAN KALK; AYAKTAYSAN YÜRÜ; YÜRÜYORSAN KOŞ!
Yurt ve dünya sorunlarına soldan bakan dostlar HOŞGELDİNİZ .Foruma etkin katılım yapabilmeniz için KAYIT olmalısınız.
Yeni Başlık  Cevap Yaz
 Toplam 2 Sayfa:   Sayfa:   «ilk   <   1   [2] 
Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 8.164
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

24 kere teşekkür edildi.
17 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 29.12.2018- 09:41


M.Çulhaoğlu'nun İLERİ'deki yazısının bir bölümü tam da bu konuyla ilgili.

''
Hep söyleriz: Felsefesiyle, tarihe yaklaşımıyla, teorileriyle, çözümleme yöntemiyle, kapitalist üretim tarzına yönelik tespitleri ve değişime/dönüşüme ilişkin öngörüleriyle Marksizm’e bunların hepsini kucaklayan bir ad verilecekse en doğrusu “dünya görüşü” demektir. Almanca “weltanschauung” sözcüğünün karşılığı oluyor…

19. yüzyılda ortaya çıktığı bilinmektedir.

Oysa biz 21. yüzyılda yaşıyoruz, o zaman?

O zamanı bu zamanı yoktur; Marksizm bir dünya görüşü olarak geçerliliğini günümüzde de sürdürmektedir. 21. yüzyıla gelindi diye “yeni” bir dünya görüşü” aramak beyhude bir çaba olacaktır. Bakın, burada özellikle bir dünya görüşünden söz ediyoruz ve bunun bir başkasıyla ikame edilemeyeceğini vurguluyoruz.

O zaman bırakalım 19. yüzyılda nasıl şekillendiyse orada hep öyle dursun mu demiş oluyoruz?
Bir kez daha dikkat: Omurganın kendisi ile onu tamamlayan parçalar arasında bir fark gözetmek gerekir. Omurga, felsefedir, tarihe yaklaşımdır, çözümleme yöntemidir… Artı değer teorisi, sermayenin organik bileşimi ve hareket yasaları başta, kapitalist üretim tarzına ilişkin temel tespitlerdir…

Bunlar “yanlış çıkmışsa” elbette yapacak şey yoktur; yok, bunların yanlışlanmadığı ama günümüzün gerçekliğini kavramada yetersiz kaldığı söyleniyorsa o zaman sorunu başka yerde aramak gerekir: Gerekli güncellemeler yapılmamıştır, aynı dünya görüşü çerçevesinde yeni teoriler geliştirilmemiştir ve güncel pratiğin teorisinde eksik kalınmıştır…

Lenin, bunu gördüğü ve gereğini yaptığı için Lenin olmuştur.

Ve bir sonuç daha: Dünyamızın yeni Lenin(ler) görmesi mümkündür; ama yeni bir Marx ortaya çıkması (dünya görüşü ve omurga) mümkün değildir.''

https://ilerihaber.org/yazar/hipertrofi-ve-atrofi-92376.html



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 8.164
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

24 kere teşekkür edildi.
17 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 31.12.2018- 08:42


Alıntı Çizelgesi: hakkı yazmış


Ben öyle yapıyorum 30 yıldır öğrendiğim şeylerin % 70 inin yanlış olduğunu öğrendim .
2005 ten sonra Yeniden öğrenci oldum öğreniyorum.




Bu sözlerin, bu yaklaşımın bir hayli yaygın olduğunu söyleyebilirim. Yaygınlığı Marksizmin yüzde yetmişinin yanlışlığı üzerine de değil. ( Doğru varsayılan yüzde otuzun neler olduğu da ayrı bir sorun ya, neyse!) Evet, yaygın olan şey, Marksizmin yüz-yüz elli yıl öncesinde kalan bir ''eleştiri'' olduğu değil, böyle değerlendirilmiş olmasına rağmen bu safsatayı ileri sürenlerin kendilerine ''Marksistim'' demeye devam etmeleridir.

Yaygın olan bu!

Peki ''neden'' sorusunun bir yanıtı var mı?

Hakkı arkadaşa bir zamanlar sormuştum bu soruyu; ''hem Marksizmin hemen her sözüne karşı çıkmak ve hem de Marksist olunduğu iddiasında bulunmak nasıl bir şey?'' diye! Yanıt olarak zar zor ''bilim, bilim adamı...'' falan demişti. Yani yanıt yok; yoktu!

Marksist olmadan Marksizmin prestijinden uzak kalmamak refleksi; başka ne olabilir ki?



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 8.164
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

24 kere teşekkür edildi.
17 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 05.01.2019- 08:53


Marksizmin -basit bir anlatımla- özgün bir felsefe, bilim ve ideoloji toplamından oluşmuş bir dünya görüşü olduğunu hem burada ve hem de yazıyazforum'da sürekli yineliyorduk. Çulhaoğlu'nun da altını çizdiği gibi ''onca zaman geçti, onca değişimler yaşandı, Marksizm de bunlardan etkilenmiştir, artık değiştirilmeli, yeniden yorumlanmalıdır'' yaklaşımıyla Marksizmin reddine kadar giden bir siyasi konumlanışın savunulabilir bir yanı olamadığı gibi, ve üstelik Marksist olunduğu söylenerek böyle bir siyasi pozisyonda yer almanın mantıklı ve anlaşılabilir bir yanı da olamaz.

Maddeyi tanımlayanın hareket ve hareketin de sürekli bir değişim içerdiği gerçeğinden yola çıkarak gerici bir değişimi savunmanın Marksizmle bir ilişiği olamaz. Reel sosyalizmin çözülüşüyle birlikte liberalizmin sola saldırısından etkilenen öncesinde solda olup olmadıkları tartışmalı kesimlerin Marksizm adına liberal savrulmaları sola yamama çabaları bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de etkili olmuştur. AKP'nin iktidara geldiği 2002 yılından bu yana yaşayageldiğimiz önemli sorunlardan biri de budur. Marksizm ve sol-sosyalist ideoloji çarpıtılmış, Kürt hareketinin yükselişe geçmesiyle birlikte de kendi doğrularını savunamaz hale getirilmiştir. Bu süreçte ne kadar sol, sosyalizm ve Marksizm kaçkını varsa bir yandan liberal tezleri savunmayı ve sol-sosyalizm düşmanlığında bulunmayı alışkanlık hale getirmişse, işin ilginç yanı- bir yandan da kendilerini hala komünist, Marksist ve hatta enternasyonalist olarak tanımlamayı da sürdürmüşlerdir. Böyle bir sürecin içinden geçerek bu günlere geldik. (Hala kuyrukçuluk yapanların ve hala kerameti kendinden menkul bir solculuğu Marksizm adına savunanlar olduğunu da bir kenara not edip, geçelim.)

Marksizmin geleceğe ilişkin kestirimlerde bulunması ve bu özelliğin sonuçta bir siyasi programa varıyor olması, güncellikle doğrudan ilişkilidir. Toplumsal tarihe doğrultu verip şekillendiren sınıfsal mücadelenin yer ve zamana bağlı olarak farklılıklar içermesi gerçeği, değişebilir olanın bu alanda olacağı gerçeğinin de anlaşılabilmesi anlamı taşır. Zaman, yer ve farklı koşullar Marksist dünya görüşünün reddi anlamına gelecek bir değişimden yana olmak değil, yeni ve farklı koşullara uygun bir siyasi program ve hatta örgütlenme anlayışını da gündeme getirecektir. Bu iki farklı durumu birbirine karıştırmamak gerek. Değişim Marksizmin temel yaklaşımlarına aykırı olmamalı; oluyorsa o zaman o değişimi Marksizm adına savunmanın bir mantığı ve anlamı olamaz.

(Devem ederiz.)



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 8.164
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

24 kere teşekkür edildi.
17 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 13.01.2019- 07:41


Marksizm konusunun anlaşılması için ( bence) Bernştein'dan başlamak üzere Kautsky de dahil (sağ) revizyonizmin ne olduğu konusunda bilgilenmek gerektiğini düşünüyorum. ''Öyle ''2.enternasyonal revizyonizmi''yle, ''Kautsky döneği''yle, ve ''burjuvazinin yanında durdular'' diyerek ve bununla sınırlı bir söylemin hem revizyonizmi ve hem de Marksizm ve hatta Leninizm'i anlamak konusunda pek yeterli olmuyor. Bir sönem SF'de çok dillendirildiği şekliyle Marksizmi sadece sağ revizyonist yorumla tanımlamak doğru değil ve bu yanlışlık da Marksizm, sağ revizyonizm ve de Leninizm konusunda bilgi yetersizliğinden kaynaklanıyor. Borga başta olmak üzere SF'nin yanılgısı da bir yanıyla burada yatıyordu.

Değinilmesi gereken bir konu sanırım.





Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 8.164
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

24 kere teşekkür edildi.
17 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 05.04.2020- 11:50


Forumda dolaşırken karşıma çıktı bu başlık. Hakkı arkadaşın burada, söyledikleri ne kadar da ilginç? Aslında çok da yadırgamıyorum; önce 12 Eylül faşizmi, sonra reel sosyalizmin çözülüşü ve sonra sosyalist solun gerilediği koşullarda sağlı sollu liberallerin basıncı bir kerameti kendinden menkul solculuk ortaya çıkarmıştı. Solcu denilebilir mi, ya da Marksist olarak nitelenebilir mi, bilmiyorum ama, söyledikleri hem Marksist oldukları üzerine ve hem de Marksizmin yüzde yetmişinin yanlışlığı üzerine... Yüzde yetmişi yanlış olan bir dünya görüşünün hala neden Marksizm olarak savunulur ayrı bir soru mu o halde? İnsan yanlış bulduğu bir bilimsel dünya görüşünü neden savunduğunu söyler. Söylediği tam olarak da şu: ''30 yıldır öğrendiğim şeylerin % 70 inin yanlış olduğunu öğrendim .'' Ne öğrenmiştin ki, yanlış olduğunu öğrendin?

Hakkı-Baykuş ya da İ Seçil adlarıyla forumlarda dolaşan arkadaşımız bu konuda yalnız değil. Hakkı arkadaşi bildiğim kadarıyla Lenin'e karşıydı, ''Yüzde 70'' derken belki de Leninizmi kastediyordu. Ama Marksist olduğunu söylerken de Marksizme aykırı bir yığın düşünce ileri sürüyordu. Bu durum sadece ona içkin de değil. Özellikle sözde sol-sosyalist forumlarda   değişik versiyonlar biçiminde de oldukça yaygın bu durum(du).

Önemli bir konu aslında. Marksizmin ne olduğu, Lenin'in Lenninizm olarak kurama katkıları, Stalin'in devrimi ileri taşıma çabaları hepsi internetin yaygınlık kazanmasından bu yana irdelenebilirdi. Bu yapılamadı, ülkedeki koşullar, solun gerilemesi, savrulmalar, Kürt hareketinin yükselişe geçmesi, giderek liberalizmin etkisinde sağa savrulması, sağlı sollu liberal safsataların solun içine kama gibi girmesi Marksizm ve Leninizm konusunda yeterince aydınlatıcı tartışmalar yapılmasının önüne geçti. Ortalık o kadar bulandırıldı ki, solculuk adına sol-sosyalizm düşmanlığı buralarda hemen hemen tek gündem haline getirildi. Özetle uzunca bir zaman da heba edildi.

Temel eksikliğimiz/yanlışımız Marksizmin bir kavrayış yöntemi içerdiğini ve önemli olanın bu kavrayışı edilnmek olduğu bir türlü anlaşılamadı. Böyle bir kavrayış olmadığında da Marksizm sanki bir ansiklopediymiş, bir başvuru kılavuzuymuş gibi algılandı. Lenin ne söyledi, Marks ne dedi, filanca kişi nasıl yorumladı yaklaşımı bir dogma kültürü ortaya çıkardı. Marks ve Lenin'den alıntılar yapmak, o alıntıları bir ezbere dönüştürmek sanki Marksist bir yaklaşımmış, Marksist Leninist bir kavrayışmış gibi kabullenildi...

Yanlış üzerine yanlış...








Yeni Başlık  Cevap Yaz
 Toplam 2 Sayfa:   Sayfa:   «ilk   <   1   [2] 



Forum Ana Sayfası

 


 Bu konuyu 1 kişi görüntülüyor:  1 Misafir, 0 Üye
 Bu konuyu görüntüleyen üye yok.
Konuyu Sosyal Ortamda Paylas
Benzer konular
Başlık Yazan Cevap Gösterim Son ileti
Konu Klasör Devrimci örgüt anlayışı üzerine tartışma Köroğlu 1 286 23.03.2020- 20:13
Konu Klasör Yunanistan Komünist Partisi'nden TKP'ye dayanışma mesajı. melnur 0 461 22.03.2019- 07:44
Konu Klasör Selahattin Demirtaş: HDP'li hükümet tartışılmalı... melnur 1 267 17.02.2020- 22:07
Konu Klasör Marksizm-Leninizmin reddi: Post-Marksizm spartakus 0 1917 24.09.2014- 00:10
Konu Klasör Ahmet Şık: Bu iktidarın meşruiyetini tartışmalıyız, bu kararla birlikte meşruiyet ortadan kalkmıştır melnur 1 664 07.05.2019- 08:22
Etiketler   SFde,   marksizm,   üzerine,   bir,   tartışma
SOL PAYLAŞIM
Yasal Uyarı
Sitemiz Bir Paylasim Forum sitesidir Bu nedenle yazı, resim ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenebilmektedir. Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir. Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazı ve materyalleri 48 Saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır.
Bildirimlerinizi info@solpaylasim.com adresine yollayabilirsiniz.
Forum Mobil RSS