SolPaylaşım  
Ana Sayfa  |  Yönetim Paneli  |  Üyeler  |  Giriş  |  Kayıt
 
OTURUYORSAN KALK; AYAKTAYSAN YÜRÜ; YÜRÜYORSAN KOŞ!
Yurt ve dünya sorunlarına soldan bakan dostlar HOŞGELDİNİZ .Foruma etkin katılım yapabilmeniz için KAYIT olmalısınız.
Yeni Başlık  Cevap Yaz
Korona sonrası için nasıl bir siyaset?           (gösterim sayısı: 263)
Yazan Konu içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 8.034
Konum: İstanbul
Durum: Forumda
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

17 kere teşekkür etti.
24 kere teşekkür edildi.
Konu Yazan: melnur
Konu Tarihi: 20.04.2020- 19:44


Kemal Okuyan'ın SOLportal'daki yazısında iki paragraf dikkat çekici. https://sol.org.tr/yazar/siyaset-yasaklandi-mi-2169 Şöyle söylüyor:

''Şimdi asıl mesele, iktidarı zorlayan toplumsal enerjinin nereye akacağıdır… Fatura yalnızca AKP’ye mi kesilecek, yoksa onunla beraber kurulu düzen de sorgulanacak mıdır?

Önümüzdeki günlerde siyasetin üç vektörü belirginleşecek. Siyaseti dizginlemeye, bastırmaya çalışan AKP siyaseti; kurulu düzeni AKP’nin elinden almak isteyenlerin siyaseti; “bu düzen değişmeli” diyenlerin siyaseti…''


Kestirmeden söyleyeyim, ''iktidarı zorlayan toplumsal enerji'' AKP karşıtlığını içeren bir siyasetten soyutlanarak sosyalist saflara akıtılmak istenirse hiçbir şekilde sonuç vermeyecektir. TKP belediye seçimlerindeki tavrını sürdürerek söz konusu ''muhalif enerjiyi'' sosyalist saflara akıtamaz.   TKP bu siyasette ısrar ettiği sürece karşılığını göremeyecek ve o söz konusu edilen muhalif enerjiyi sosyalist kanallara akıtmak bir yana, (bence)   tepkiyle de karşılaşacaktır.

TKP bu kaotik süreçten sosyalizmi güçlendirerek çıkmak istiyor, buna eminim ama, bu siyaset o siyaset değil.




Bu ileti en son melnur tarafından 26.04.2020- 09:30 tarihinde, toplamda 1 kez değiştirilmiştir.
Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 8.034
Konum: İstanbul
Durum: Forumda
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

24 kere teşekkür edildi.
17 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 21.04.2020- 07:51


Bundan sonrası için nasıl bir siyaset sorusunun yanıtı için bugünün fotoğrafını çekmiş, Metin Çulhaoğlu İLERİ'deki yazısında. Her ne kadar yazısını ''Dikkat: İyimserlik için hiçbir emare, ipucu yok demiyoruz; bunların olduğunu, ancak henüz kesin ve köşeli ifadelerle ortaya konulabilecek olgunlukta olmadığını söylüyoruz…'' diyerek tamamlasa da, bence yazıyı okuyana karamsarlıktan başka bir şey vermiyor. Hele birinci varsayım adıyla yaptığı yorumu.

''Türkiye’nin, içinde bulunduğumuz kriz sonrasında, ekonomisi ve siyasetiyle daha “pozitif” bir noktaya gelmesi ihtimali sıfırdır. Türkiye için artık “yeni normaller” de bitmiş, yerini birbirini izleyecek “yeni negatifler” dönemine bırakmıştır. Tek umut ışığı, her yeni negatifin kendi içindeki karşı direnci de besleyip büyütmesidir.   Başka bir deyişle muhalefet, en azından bugün için, “yeni negatifler” karşısında caydırıcı olabilecek durumda değildir. ''

Katılmıyorum. Bu tür analizlerin sosyalistler için belki gerekli olduğunu ama fotoğrafa çok yakından bakılınca da ondan çıkan sonucun sanki bütünün gerçekliğinin yitirilmesi gibi bir sonuç olduğu gerçeği var. Bütünün gerçekliği; evet o gerçekliğin bir yanında siyasi iktidarın, tek adam otoriterliğinin iktidarı yitirme kaygısından kaynaklanan bir yığın hesap kitap olabilir ki, onlardan biri de seçimlerin yapılmama olasılığıdır, diğeri de iktidarın/Erdoğan'ın devletin tepesinden indirilmesinin gerekliliğine inanmış milyonların iradesi ve kararlılığıdır. Bu kararlılık ve bu irade görmezlikten gelinerek ve önemsizleştirilerek (sol) siyaset oluşturulamaz. Çulhaoğlu'nun yazısı -şimdilik kaydıyla söylüyorum- ''ayrıntıların didiklenmesi'' ve muhalif kitlelerin yeterince hesaba katılmaması izlenimi veriyor bana. ''Emareler arttıkça'' daha ''iyimser'' yorumlar da ortaya çıkabilir.

Kemal Okuyan işin bu tarafına pek takılmıyor. Parti son belediye seçimleri öncesinde bir karar almış, anladığım kadarıyla o kararın gerektirdiği pratikte diretecekler. Özetle ''bir AKP gericiliği var, bir ona karşı çıkan düzen muhalefeti, bir de üçüncü yol sosyalizm'' diyorlar. Pratiğe uygun bir teori oluşturarak kitlelere ses yöneltmek ve onlarla bağ kurabilmek hiç kolay değil. Böyle bir tavrın, muhalif kitlelerin içinde bulundukları toplumsal psikolojiye uygun düştüğü de iddia edilemez. Bu yüzden istenen ve beklenen sonucun gerçekleşebilmesi pek mümkün görünmüyor.

Zor bir süreçten geçiyoruz. Bu cümleyi çok kullandık, kullanıyoruz ama, her geçen zaman koşullar daha da ağırlaşıyor. Korona gerçeği bu koşulları çok daha ağırlaştıracak. Bu süreçte salt sosyalizm propagandasıyla sosyalizme alan açmak çok mümkün değil. Kitlelerle bir noktada buluşulmak isteniyorsa toplumsal alanda AKP karşıtlığı şeklinde ortaya çıkan bir kararlılığın bir şekilde içinde olmak gerekiyor. Tersi bir siyasi yaklaşım bu yüzden kitlelere itici gelecek ve sonuç vermeyecektir, diye düşünüyorum. Böyle bir tavır nasıl ete, kemiğe bürünür o da ayrı konu; bu çerçevede bir siyasi söylem oluşturmak parti karar vericilerine düşüyor.



Not: M.Çulhaoğlu'nun yazısı için:https://ilerihaber.org/yazar/tamam-yonetemiyorlar-da-111997.html




Bu ileti en son melnur tarafından 24.04.2020- 14:32 tarihinde, toplamda 1 kez değiştirilmiştir.
Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 8.034
Konum: İstanbul
Durum: Forumda
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

24 kere teşekkür edildi.
17 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 24.04.2020- 16:01


Korona salgını bir şekilde atlatılacak, ağırlaşacak ekonomik kriz sonrasında ise ülkenin ''pozitif'' bir noktaya gelme olasılığının ''sıfır'' olacağını ileri süren M.Çulhaoğlu bu konuda yalnız değil. Benzer yorumları yapan başkaları da var. Bir de emperyal kapitalizmin artık sınırlarına dayandığı ve bundan sonrası için insanlığın kurtuluş yolunun sadece sosyalizm olduğu gerçeğini sürekli dillendirenler var. İki görüş arasında pek bir fark yok gibi geliyor bana. Aslında iki görüşün de bu haliyle bir hayli eksik olduğu ve Türkiye nesnelliğinde AKP'yi hesap dışı bırakma gibi (bence) çok önemli bir yanlış içerdiği ileri sürülebilir. Sürekli yinelemekte bir hata görmüyorum, hatta gerekliliğinin altı da çizilebilir: Türkiye'de AKP ve Erdoğan gerçekliğini hesaba katmadan doğru bir analiz yapabilmek mümkün olmadığı gibi, toplumun bir karpuz gibi ikiye bölündüğü koşullarda AKP karşıtlığını yok sayarak sol bir siyaset üretebilmek de mümkün değildir. Daha netleştirilirse sosyalizm AKP ve Erdoğan karşıtlığında yerini alarak muhalif kitlelerle bağ kurabilmenin yollarını aramalı, toplumsal muhalefetin sesine ses, coşkularına güç katabilmelidir. Sosyalizm böyle bir siyasal pozisyon almadan, toplumsal güç olma yolunda bir adım atılamaz; mümkün değil.

Türkiye sosyalizmi AKP ve Erdoğan karşıtlığını içerecek şekilde ve muhalif kitlelerle bu noktada temas noktaları oluşturarak bağımsız bir sınıf mücadelesi sürdürebilir/sürdürebilmelidir. Kendi üye ve sempatizanlarını da bu perspektifle donatabilir/donatmalıdır. Bağımsız sosyalist mücadelenin salt sosyalizm propagandası olmadığı çok açıktır. Kitlelerle kucaklaşma sağlayamayacaksa, sola alan açmayacaksa herhangi bir (sol) analiz, söylem ve eylemlerin sosyalizme herhangi bir getirisi olabilir mi?

Mümkün mü böyle bir şey?









Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 8.034
Konum: İstanbul
Durum: Forumda
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

24 kere teşekkür edildi.
17 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 26.04.2020- 08:58


Korona sonrasında karamsarlık yaratan bir ekonomik ve siyasi tablonun oluşma ihtimalini hiç reddetmeden karamsarlık okumalarında bulunmanın ve toplumda var olan umudu görmezlikten gelmenin büyük bir hata olduğunu söylemeye çalışıyorum.Toplumda var olan ve giderek daha da büyüyerek somutlaşan   umut önce cumhuriyet mitingleriyle, sonra gezi direnişiyle ve en son belediye seçimleriyle AKP gericiliğini siyasi iktidardan uzaklaştıracak bir güç haline gelebilmiştir. Umut buradadır. Bu iradede görmezlikten gelinemeyecek ve hesap dışı bırakılamayacak koca bir umut vardır. Bu iradenin sosyalizm konusunda henüz bir talep haline gelmemiş olması o iradenin bir umut olmadığı ve bir umut içermediği anlamına gelmez ve o şekilde yorumlanamaz. Sosyalist sol hem o iradeye sahip çıkarak kitleyle birlikte AKP gericiliğine karşı en somut haliyle ses yükseltebilmeli ve hem de o iradenin   dönüştürücü etkisiyle sosyalizmi buluşturabilmenin bir yolunu bulmalıdır.

Korona sürecinin siyasi ve ekonomik krizi daha da derinleştireceği kesin. Ne var ki, bu durum Türkiye'nin daha ilerisi için -özellikle 2023 için- karamsar olmayı ve karamsar analizler yapmayı pek gerektirmiyor gibi   geliyor bana. Sorun sosyalizmin bir yakın hedef olarak toplumun önünde olmayışı ise, bunun yaratılabilmesinin yolunun da öncelikli olarak AKP rejiminden kurtulmaktan geçtiği   söylenebilir. Bu yüzden AKP karşıtı toplumsal iradeyi önemsiyor ve umut olarak görüyorum. Bu iradenin, bu coşku ve heyecanın AKP iktidarken ve AKP rejimi varlığını korurken sosyalist bir kanala akabilmesi mümkün değildir. Sonrası için nereye kanalize olacağı içinse sanırım AKP'yi devirecek iradeyi ortaya koyarken neler yapıldığı, nerelerde saf tutulduğu konusu sorgulanacaktır...- diye düşünüyorum.









Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 8.034
Konum: İstanbul
Durum: Forumda
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

24 kere teşekkür edildi.
17 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 12.05.2020- 09:42


Metin Çulhaoğllu ''Yakın gelecek ve ihtimaller'' başlıklı yazısında AKP'nin önümüzdeki günlerde   ne gibi siyasi hamleler yapabileceği konusunu masaya yatırmış. Bu konuda gerekirse MHP ile olan ittifakı bozabileceği ve çoğu kez yaptığı gibi yanına başka ortaklar alarak   önünü açmaya çalışacağı gibi olanaklara sahip olduğunun altını çizmiş. Kuşkusuz olabilir; AKP gibi pragmatik bir partiden ve Erdoğan gibi siyasetin en başına kalmaya adeta mahkum bir siyasi liderden bu konuda her türlü hamle beklenebilir. Ayrıca Erdoğan'ın siyaset yapma biçiminin de her türlü zikzaka uygun bir özellik taşıdığını da düşünürsek, ilk seçimde Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın iktidarda kalma pahasına her türlü hamleyi yapabilmesi hiç de akla aykırı değil. Ama bence daha önemlisi, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın böyle bir hamlesinin şimdinin muhalif kesimlerce nasıl karşılanacağı, başka bir ifadeyle muhalefetin Erdoğan'ın olası ataklarına nasıl yanıtlar vereceğidir.

Zor bir konu, ama önümüzdeki günlerde gündemin en tepesine oturursa hiç şaşırmamak gerek. Çulhaoğlu'nun yazısının büyük bölümünü   buraya ekleyelim, sonrasında eminim daha çok tartışılacaktır.

Yakın gelecek ve ihtimaller - Metin Çulhaoğlu

''...İtiraz edilmesi mümkün görünmeyen, aklın ve mantığın işaret ettiği “doğrular” siyaset söz konusu olduğunda gerçek hayatta hemen karşılıksız kalabilir. Örneğin Lenin’in “demokratik cumhuriyetin kapitalizm açısından mümkün olan en iyi siyasal dış görünüş (kabuk) olduğu” şeklindeki değerlendirmesini teorik olarak çürütmek mümkün değildir. Ne var ki bu, kapitalizmin her yerde ve her zaman demokratik cumhuriyet isteyeceği, bunsuz edemeyeceği anlamına gelmez.

Nitekim gelmemiştir de.  

Başka bir örnek için Türkiye’ye bakarsak, neredeyse iki kere iki dört kesinliğindedir: “Akıl”, “mantık” diye gidildiğinde, AKP’nin gerek içerdeki zeminini ve iktidarını daha da pekiştirme, gerekse bölgeye ilişkin politikalarında güçlü bir kozla hareket etme açısından yapması gereken birinci iş herhalde Kürt faktörüyle belirli bir senkron tutturmak olurdu…

Ama olmamıştır; denenmiş vazgeçilmiştir…  

***

Neden böyledir?

Birincisi, genel olarak daha “yapısal” denebilecek bir nedenle bağlantılıdır: Kapitalizm, kendi “siyasal kabuğuna” ilişkin tercihlerinde (bu tercihlerin bir sınıf olarak burjuvazi tarafından temsil edildiğini ekleyelim) hiçbir zaman “teoride” beklendiği kadar “titiz” davranmamıştır. Özellikle günümüz kapitalizminde sermaye sınıfı, kendi kırmızı çizgileri ihlal edilmediği sürece “siyasal kabuk” konusuna eskisinden de ilgisiz durumdadır.

İkinci ve Türkiye açısından daha belirleyici olan faktör ise bir dönem belirli bir tarihsel bloku temsil etme iddiasını taşıyan AKP’nin daha sonra bu özelliğini yitirip artık yalnızca bir siyasal blok unsuru haline gelmesidir.

Oysa “tarihsel blok” dediğimizde işin içinde her biri belirli bir etkiye sahip unsurlar vardır:

Siyasal iktidarın yanı sıra, tercihleri net ve bu tercihlerin takipçisi bir burjuvazi… Taahhütlerin ne ölçüde yerine getirildiğini izleyen bir “sivil toplum”…   Ülkenin izleyeceği rota konusunda (örneğin AB üyeliği) ciddi bir itirazı olmayan muhalefet…   Daha önce varlığı bile inkâr edilen unsurların tanınması… Tarihsel blokun temsil ettikleri ve hedefleri doğrultusunda yeniden yapılandırılmış kurumlar… Ve bu sürece onayını vermiş geniş bir yurttaşlar topluluğu (“Artık Avrupalı oluyoruz!”)…  

Böyle bir tabloda “mantık” ve “rasyonalite” aramak mümkündür; siyasal aktörlerin yarın ne yapabileceklerine ilişkin kestirimlerde bulunmak da görece daha kolaydır…

Ya tarihsel blok çözülüp yerini siyasal bloka bıraktığında?

İşte, işin rengi o zaman değişecektir.

***

Sadede gelelim:

AKP + MHP blokunun yapılacak yeni bir seçimde kaybeden taraf olması ihtimali vardır.

Bu ihtimal, Erdoğan’ın yeniden cumhurbaşkanı seçilememesi ihtimalinden daha büyüktür.

Ancak, her iki ihtimalden de daha büyük ihtimal, bizim bu ihtimallerden söz ederken dikkate aldığımız parametreleri ikinci, üçüncü plana düşürecek birtakım gelişmelerin ortaya çıkmasıdır. Öbür türlü,   bugünkü rejimin, AKP + MHP blokunun meclis çoğunluğunu, Erdoğan’ın ise Cumhurbaşkanlığını kaybetme ihtimalinin “yüzde 50 civarında” dolaştığı bir seçimi yaptırması bize pek mümkün görünmemektedir.

Halen mevcut parametreleri geri plana itecek gelişmeler “dünyaya örnek bir korona başarısı” ve/ya da “krizden ekonomisi güçlenerek çıkan Türkiye” olamayacağına göre “meşruiyet sınırları içinde kalacak” yeni parametreler neler olabilir?

Erdoğan’ın kendi başkanlığını kurtarıp meclis çoğunluğundan vazgeçmesi?

MHP’yle olan ortaklığı bozma pahasına “başka yerlere” bakma girişimleri?

Bunlar, küçük de olsa ihtimal dâhilindeki gelişmelerdir

O zaman “daha büyük” ihtimal ne olabilir?

Bir savaş hali… “Ülkenin, seçim dönemlerine özgü gerilim ve kutuplaşmaları kaldıramayacak kadar ciddi bir tehdit ya da tehlike altında” sayılması… Kimi siyasal partilerin yasaklanması… “Seçimlerin barış ve huzur içinde yapılmasını engelleyen” iç gerilim ve çatışmalar…

Ve hiçbiri “normal” sayılmamak kaydıyla başka gelişmeler…

“Canım bu kadarı da olmaz” diyorsanız:  

Karşısında yapılabilecek tek iş “Böyle bir şey olabilir mi?” demek olduğu sürece her şey olabilir…

https://ilerihaber.org/yazar/yakin-gelecek-ve-ihtimaller-112810.html



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 8.034
Konum: İstanbul
Durum: Forumda
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

24 kere teşekkür edildi.
17 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 19.05.2020- 03:23


Metin Çulhaoğlu içinde bulunduğumuz sürecin nereye evrileceği konusunu tartışmaya devam ediyor. Olası ihtimalleri sadeleştirerek iki ihtimali öne çıkarmış,   bunlardan birincisi;

''İnişiyle, çıkışıyla, yoklanan zeminleriyle, fırsata çevirmek için uğraşılan sorunlarıyla, ama “kartların tümüyle yeniden karıldığı” bir uğrak yaşanmadan Türkiye’nin 2023 seçimlerine ulaşması ve her şeyin orada, o zaman belli olması…''

Ve ikincisi:

'' Süreç kendi dinamikleriyle 2023 yılına gelmeden, görece kısa bir zaman aralığında yaşanacak gelişmelerle siyasetin mevcut parametrelerinin radikal biçimde değişmesi, “kartların karılması” diyoruz ya işte o işin yapıldığı masanın devrilmesi, seçimlerin hiç yapılmaması ya da ancak “kazanma garantili” bir sistemle yapılabilmesi…''

Çulhaoğlu ikinci olasılığa daha yakın. bir erken seçim veya 2023'te zamanında seçim konusuna pek sıcak bakmıyor. Daha önce de söylemeye çalışmıştım. Böyle bir olasılık var. AKP'nin sıradan bir burjuva partisi olmadığını ve sırtındaki kamburlarla birlikte iktidarı terketme olasılığının çok da kolay olamayacağını düşünüyorum. Koşulları kendi lehine çevirebilecek her türlü siyasi manevra yapılacak ve öuhalefeti bölme konusunda her türlü adımlar atılacaktır. Belki masalar kurulacak, olmazsa o masalar dağıtılacak, Çulhaoğklu'nun deyimiyle kartlar tekrar tekrar karılacaktır ve AKP'ye seçimi kazandıracak bir seçim ortamı/koşulları yaratılmadığı sürece AKP'nin kaybetme ihtimali büyük olan bir seçimi göze alması çok da akılcı görünmemektedir. Kaldı ki, AKP kaybettiği seçimi seçim saymama deneyimine de sahip olduğu düşünüldüğünde içinde bulunduğumuz sürecin bir hayli ''hareketli'' geçmesi muhtemel.

Bu arada iktidar çevrelerinin ortada hiçbir şey de yokken, ikide bir ''darbe'' söylentileriyle   gündemi ısıtmasının üzerinde durmak gerekiyor. Muhalif kesimlerin darbe yapacak halleri yok. Belediye zabıtalarıyla iktidar değişikliği gerçekleştirmek nerede görülmüş? Devletin bütün olanakları AKP'nin elindeyken durup durup darbeden söz etmek, perde gerisinde bir şeylerin ısıtıldığı anlamına gelir mi?

Sıra dışı günlerden geçiyoruz...
Sıra dışı...

NOT: Çulhaoğlu'nun yazısı: https://ilerihaber.org/yazar/ihtimaller-uzerine-113070.html



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 8.034
Konum: İstanbul
Durum: Forumda
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

24 kere teşekkür edildi.
17 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 23.05.2020- 11:12


Korona sonrası muhalefetn - Alper TAŞ

İktidar blokunun en yetkili ağzından “muhalefetin virüs gibi hastalık” olarak tanımlandığı, muhalefetin tasfiyesinin ilan edildiği süreçte muhalefetin ne yapacağı, nasıl bir hat izleyeceği önemli bir tartışma konusu haline geldi. ‘Yeni normalde’ hiçbir şey eskisi gibi yürümeyecekse muhalefetin de her şey normalmişçesine yürümesi mümkün değil.

Öyleyse muhalefet ne yapmalı? Hayri Kozanoğlu hocamdan esinlenerek 10 maddede bu tartışmaya katkı sunmaya çalışacağım. Elbette bu maddeler çoğaltılabilir, azaltılabilir ve tanımlanabilir.

1- Fikri açıklık: Dünyada ve Türkiye’de uzun yıllardır ‘sağ-sol bitti’ denilerek sağın hegemonyası kuruldu. Artık bu hikâyenin sonuna gelindi. Kimlikler üzerinden bölünen toplumu fikri bir zeminde birleştirmek solun talep ve değerlerinin birleştiriciliğinin ısrarla altını çizmek. Sağın yanında duran insanlarımızın esasen nesnel olarak emekçi, ezilen, sömürülen kimlikleriyle solda olduğunu bilmek, onlara dışardan seslenmemek, içsel bir ilişki kurmak, onların dünyalarına girmek.

2- Savunmadan çıkmak: Neoliberal kapitalist düzenin ideolojik-politik-kültürel vb. saldırısı altında uzunca bir dönem yaşadık. Şimdi savunduğumuz fikirlerin, değerlerin haklılığı ve önemi ortaya çıkıyor. Futbolun diliyle konuşursak artık defansif değil ofansif bir anlayışla hareket etmeli, dilimizi ve tarzımızı yenilemeliyiz.

3- Siyaseti programlamak ve toplumsallaştırmak: 2013 Haziran isyanında halkın pratik içerisinde birleştiği kamucu, halkçı, bağımsızlıkçı, laik, anti-cinsiyetçi, ekolojist, Kürt sorununda eşit yurttaşlık temelinde kardeşlik programını somutlamak, toplumun her alanına taşımak.

4- Rejim ve düzen krizinin iç içe geçtiği ve derinleştiği süreçte; rejim krizine karşı laikliği kazanmayı, düzen krizine karşı kamuculuğu birbirini tamamlayan başlıklar olarak ele almak, daha belirgin hale getirmek, halkın gündelik yaşamının parçası kılmak.

5- Kurucu bir perspektife sahip olmak: Karşı çıkmakla yetinmeden toplumsal tahayyülümüzü bugünden gösterecek örnek yaşamlar, örnek pratikler, örnek deneyimler yaratmak. Yarını bugünden inşa etmek.

6- Meclisleşmek: Seçimleri beklememek, parlamentoya hapsolmamak, en küçük birimden başlayarak halkın doğrudan siyaset zeminleri olarak baskılara karşı direnme, yoksulluğa, işsizliğe karşı dayanışma işlevleri görecek meclisler inşa etmek.

7- Birleşik mücadele zeminleri oluşturmak: Çok acil ve somut gündemler etrafında aşağıdan yukarıya muhalefetin ortak mücadelesini geliştirmek. Örneğin; şu anda iktidarın TMMOB ve barolara dönük darbe girişimini ortak mücadeleyle püskürtmek.

8- Yerel yönetimleri güçlendirmek: Yerel yönetimleri seçilmişlerin niyetine ve iradesine bırakmamak, yerel yönetimlerin demokratikleştirilmesini ve kamusal niteliğini mahalle-halk örgütlenmesi ile yaşama geçirmek, iktidarın yerel yönetimlere dönük saldırılarına karşı bu örgütlenmelere dayalı bir halk seferberliği ile direnmek.

9- Dayanışma örgütleri kurmak: Üretici, tüketici kooperatifleri, eğitim, kültür, sanat kooperatifleri vb. eliyle dayanışmayı büyütmek.

10- Gençlerin ve kadınların inisiyatifine yer açmak, muhalefeti gençleştirmek, daha fazla kadının yer almasını sağlamak: İktidarın plan ve tertiplerine karşı uyanık ve dikkatli olmak, sahte gündemlerin peşine takılmamak, kitlesel, meşru, kapsayıcı, barışçıl, militan bir mücadele çizgisi izlemek.

https://www.birgun.net/haber/korona-sonrasi-muhalefet-302017



Yeni Başlık  Cevap Yaz



Forum Ana Sayfası

 


 Bu konuyu 1 kişi görüntülüyor:  1 Misafir, 0 Üye
 Bu konuyu görüntüleyen üye yok.
Konuyu Sosyal Ortamda Paylas
Benzer konular
Başlık Yazan Cevap Gösterim Son ileti
Konu Klasör Sol, sosyalist bir siyaset de, nasıl? melnur 3 565 25.09.2019- 12:24
Konu Klasör Türkiye solu ne yapmalı, nasıl bir siyaset? melnur 1 520 08.10.2019- 08:09
Konu Klasör Temel çelişki siyaset sahnesine nasıl yansır? melnur 0 275 16.11.2019- 09:59
Konu Klasör Bu nasıl bir zihin yapısı, nasıl bir ruh halidir böyle... melnur 1 97 13.05.2020- 13:17
Konu Klasör Biz bu hale nasıl geldik, nasıl kurtulacağız? melnur 3 450 18.01.2020- 09:43
Etiketler   Korona,   sonrası,   için,   nasıl,   bir,   siyaset
SOL PAYLAŞIM
Yasal Uyarı
Sitemiz Bir Paylasim Forum sitesidir Bu nedenle yazı, resim ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenebilmektedir. Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir. Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazı ve materyalleri 48 Saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır.
Bildirimlerinizi info@solpaylasim.com adresine yollayabilirsiniz.
Forum Mobil RSS