SolPaylaşım  
Ana Sayfa  |  Yönetim Paneli  |  Üyeler  |  Giriş  |  Kayıt
 
OTURUYORSAN KALK; AYAKTAYSAN YÜRÜ; YÜRÜYORSAN KOŞ!
Yurt ve dünya sorunlarına soldan bakan dostlar HOŞGELDİNİZ .Foruma etkin katılım yapabilmeniz için KAYIT olmalısınız.
Yeni Başlık  Cevap Yaz
Şu ''örgütlenelim'' çağrısı...           (gösterim sayısı: 162)
Yazan Konu içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 8.623
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

30 kere teşekkür etti.
36 kere teşekkür edildi.
Konu Yazan: melnur
Konu Tarihi: 22.12.2020- 04:32


Solun, sosyalistlerin örgütlenme çağrılarında bulunması kadar doğal ve gerekli bir siyasi tavır olamaz. Çağımızda ve özellikle Türkiye'de o kadar meşru bir tavır ki bu! Forumumuzda pek çok çok başlık yılardır hep bu zorunluluktan dolayı örgütlenme gerekliliğinin altını çizmekle biter. O derece önemli ve o derece gerekli. Peki Türkiye solunun tek sorunu bu mu? Sosyalistler bugün önlerine sadece bu sorunu mu koymalılar?

Böyle mi olmalı? Ne yapıyorsak ve ne söylemeye çalışıyorsak yazının sonunu hep böyle bir çağrının altını çizmekle mi getirmeliyiz? Doğru strateji bu mu?

Biraz önce Kemal Okuyan'ın SOLportal'daki ''Bir zamanlar 'faşistlik' marifetti'' başlığı atılmış yazısını okudum. ( https://sol.org.tr/yazar/bir-zamanlar-fasistlik-marifetti-22087 ) İtiraf etmek gerekiyorsa uzun sayılabilecek bir zamandır SOLportal'daki   örgütlenmenin gerekliliğine vurgu yapan, ya da öyle biteceği açıkça belli olan yazıları sonuna kadar okuyamaz oldum. Açıkça bir rahatsızlık durumu ortaya çıkmaya başladı. Türkiye sosyalizminin belkemiğini oluşturduğuna inandığım bir geleneğin partisi günümüz koşullarında altının çizilmesi gereken tek siyasi konumlanışın örgütlenme çağrısı olduğuna mı inanıyor? Türkiye'de sosyalistler hep birlikte ''örgütlenelim'' diye yazıp çizdiğinde onbinler, yüzbinler ya da milyonlar komünist örgütlenmenin gereğine inanacak, sosyalist devrim için yoğun ve kitlesel bir mücadele başlayacak ve bugünün karanlığından ve kötü gidişattan kurtulmuş mu olacağız?


Evet, rahatsızlık duymaya başladım.

Bu yazılar bu halleriyle bir karamsarlık duygusu yaratmıyor mu?

Kemal Okuyan'a SOLportal'daki bugünkü yazısını yazdıran şey ne ise, ve o şey hala oradayken, yerinde duruyorken   ve geleceği de olabildiğince kendi karanlığına uygun bir şekilde biçimleme planlarına devam ediyor ve uygulamaya koyuyorken koca bir sosyalist parti bu koşullarda ve böyle bir gerçeklik karşısında ve toplumsal muhalefetin arkasına geçen yığınların haklı ve bambaşka bir gerçekliği de varken, sadece ''örgütlenelim'' çağrısı mı?

Bu mu?
Bu kadar mı?

Böyle bir çağrıyı sürekli yinelemenin gerekliliği bu koşullarda onu yalnızlaştırmaktan ve işlevsiz hale getirmekten geçmiyor ki... Türkiye solu AKP faşizmine karşı ''örgütlenelim'' çağrısının dışında bir şey üretemiyorsa, bu çağrı sanıldığı gibi toplumsal bir desteğe dönüşmeyecek ve ''CHP'den kopan'' bir kaç kişiyle sınırlı olacaktır. Halkımızın kısa erimli çözümünde   demokrasi bir seçenek olarak güçlü bir şekilde kendini dayatıyor ve her şeye rağmen ''faşizme karşı demokrasi mücadelesi'' güncelliğini koruyorken, AKP'ye toplumsal ve siyasal alanda somut bir karşı koyuşu üretememek solun acziyeti ve yetersizliğinden başka ne anlama gelir ki?







Bu ileti en son melnur tarafından 22.12.2020- 04:42 tarihinde, toplamda 3 kez değiştirilmiştir.
Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 8.623
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

36 kere teşekkür edildi.
30 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 03.01.2021- 04:07


SOLpaylaşım'ın öncesinde yazıyazFORUM'da hemen her seçim öncesinde ''sol ne yapmalı'' şeklinde başlık açardım. O başlıklarda söylemek istediklerim kısaca ve ne yazık ki, yüzde bir bile olmayan sosyalist oyların o halleriyle boşa gittiği ve gerici sağ partilerin işine yaradığıydı. Türkiye'de nasıl tanımlanırsa tanımlansın bir CHP gerçeği vardı ve bütün eksikli yanlarına rağmen de sosyal demokrat, laik ve aydınlanmacılığı temsil ediyordu. Sol hiç olmazsa seçim dönemlerinde orada toplanmalı, sağ partiler karşısında daha güçlü olmalıydı. Böyle düşünürdüm. Sadece forumda yazmakla kalmaz, forum dışında da sosyalistlerle karşılıklı bu konuyu tartışırdım.

Sonra...

Biraz daha yakından bakıldığında   CHP'ye verilen sosyalist oyların kendi partilerine dönmeleri ve bu bağlamda sosyalist örgütlenmenin gerekliliğini savunmaya başladım. Sosyalizmin toplumsal alandaki güçsüzlüğünün nedenini neredeyse partili sosyalistlere bağlamak hem büyük bir haksızlık ve hem de gerçekten bir akıl dışılıktı. Üstelik CHP'deki toplam 100 ya da bilemediniz 200bin oyun asıl kaynağına dönmesiyle CHP ne kaybedebilirdi? Bence hiç! En kötü ihtimal belki bir veya iki vekilden yoksunluk. O da parlamenter sistemde lafı bile edilmeyecek bir önemsizlikti. Ama 100 ya da 200 bin oyun bir sosyalist partiye akması demek, o sosyalist partiyi daha güçlü hale getirebilir, moral takviyesi yapabilir ve hatta bir çekim merkezine dönüştürebilirdi. Böyle bir durumun sosyalizme ve sosyalist partilere katkısının olmayacağı iddia edilebilir mi? Böyle düşünmeye başlamıştım, hem oy verebilmeli ve hem de örgütlenebilmeliydik.

Temelde hiçbir farklılık yok. Bugün de temelde bu durum savunulmalıdır.   Yine örgütlenelim, yine sosyalist parti ve örgütlerde bir araya gelelim. CHP ve HDP içindeki sosyalistler yuvalarına/sosyalist partilere dönsünler. Savunulması gereken budur. Ne var ki bugünün Türkiye'siyle dünün Türkiye'si arasında çok temel farklılıklar olduğunu ve artık başka bir rejimde bulunduğumuz gerçeğini göz önüne almak zorundayız. Tek adam yönetimine geçtik. Başka bir rejim. Dinci faşist bir model. Hak, hukuk tanımazlık, baştan sona keyfiyet. ve parlamenter sistem de yok. Bu sistemde her seçim bir referandum. Ya bu dinci faşizmden yanasın, ya da karşısında. Sadece söylem düzeyinde değil, eylem düzeyinde, pratikte de somut olarak bu konumlanış net olarak ortaya konulmalıdır. Parlamenter sistemde 100 ya da 200bin oy belki hiçbir şeydir ama referandumdan hiçbir farklı olmayan bu sistemde çok şeydir. İstanbul'daki 31 Mart seçimleri 13 bin oy farkla kazanılmıştı. İlk genel seçimin bıçak sırtı özelliği bu yüzden önemli, bu yüzden sosyalistler bu rejimi yok sayan bir siyasal tutum alamazlar ve almamalılar.

Örgütlenelim çağrısında bulunuyor ve her bildiri ve yazımızda bu çağrıyı yineliyoruz ya; elbette örgütlenelim. ( Örgütlere de biraz çeki düzen verelim notunu da ekleyelim.) Ama bu rejim karşıtlığımızı da somut bir halde siyasi mücadelenin başat konusu haline getirelim. Yoksa sadece örgütlenme vurgusu bugünün Türkiye gerçeğinde gerçekten çok eksik ve çok yalnız kalıyor.





Yeni Başlık  Cevap Yaz



Forum Ana Sayfası

 


 Bu konuyu 1 kişi görüntülüyor:  1 Misafir, 0 Üye
 Bu konuyu görüntüleyen üye yok.
Konuyu Sosyal Ortamda Paylas
Benzer konular
Başlık Yazan Cevap Gösterim Son ileti
Konu Klasör TKP'den 1 Mayıs çağrısı... melnur 2 493 02.05.2020- 08:59
Konu Klasör K.Okuyan: Boykot çağrısının mantığı ve İmamoğlu’nu desteklemek… melnur 5 1019 18.06.2019- 07:54
Konu Klasör TKP'den üç ilde büyük buluşma çağrısı: 2020'yi kazanmak için... melnur 6 905 05.01.2020- 08:35
Konu Klasör Türkiye Komünist Partisi'nden çağrı: Omuz Ver! melnur 1 372 19.07.2020- 07:48
Etiketler   Şu,   örgütlenelim,   çağrısı.
SOL PAYLAŞIM
Yasal Uyarı
Sitemiz Bir Paylasim Forum sitesidir Bu nedenle yazı, resim ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenebilmektedir. Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir. Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazı ve materyalleri 48 Saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır.
Bildirimlerinizi info@solpaylasim.com adresine yollayabilirsiniz.
Forum Mobil RSS