SolPaylaşım  
Ana Sayfa  |  Yönetim Paneli  |  Üyeler  |  Giriş  |  Kayıt
 
OTURUYORSAN KALK; AYAKTAYSAN YÜRÜ; YÜRÜYORSAN KOŞ!
Yurt ve dünya sorunlarına soldan bakan dostlar HOŞGELDİNİZ .Foruma etkin katılım yapabilmeniz için KAYIT olmalısınız.
Yeni Başlık  Cevap Yaz
 Toplam 18 Sayfa:   Sayfa:   [1]   2   3   4   5   6   7   >   son» 
Birleşik Haziran Hareketi           (gösterim sayısı: 50.365)
Yazan Konu içeriği
Üye Profili boşluk
denizcan
[ devrimci ]

Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 24.12.2013
İleti Sayısı: 2.431
Konum: Trabzon
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder


Konu Yazan: denizcan
Konu Tarihi: 18.09.2014- 17:57


Sol ortak mücadeleyi tartışıyor

30 Ağustos’ta Ankara’da düzenlenen ve sosyalist partilerden, sendikalardan, meslek ve kitle örgütlerinden temsilcilerin, aydın, akademisyen ve gazetecilerin katıldığı toplantı, solda ortak mücadele konusunu yeniden gündeme getirdi.

Resim Ekleme

(İleri - Haber Merkezi) Türkiye solunun birçok kesimi, uzun bir süredir birlikte mücadele yürütme ihtiyacından söz ediyor. 30 Ağustos tarihinde Ankara’da düzenlenen geniş katılımlı bir toplantı, bu ihtiyacın giderilmesi yönündeki en somut adım olmayı sürdürüyor.

Toplantıya sosyalist partilerden, sendikalardan, meslek ve kitle örgütlerinden temsilcilerin yanı sıra, aydınlar, akademisyenler ve gazeteciler de katıldı. Toplantının gündemi solda ortak bir mücadelenin mümkün olup olmadığıydı. İlk toplantıdan, 21 Eylül tarihinde yeniden toplanmak ve tartışmayı derinleştirmek yönünde bir karar çıktı.

Solda ortak bir mücadele zemininin yaratılmasını ihtiyaç olarak saptayan geniş bir kesim ise, toplantının sonucundan şimdilik memnun. Ancak konu birçok boyutuyla tartışılmayı ve ayrıntılandırılmayı hak ediyor.

Biz de İleri Haber olarak, solda ortak mücadele gündemini bir dosya konusu haline getirerek, kamuoyunun tartışmalar hakkında fazla bilgi sahibi olmasını, katılımcıların ortak mücadele konusunda ne düşündüğünü öğrenmesini sağlamaya çalıştık. Toplantının katılımcıları arasından belirlediğimiz isimlere sorduğumuz soruların yanıtlarını okurlarımızla paylaşıyoruz. Dosyamız yarın da devam edecek.




Bu ileti en son melnur tarafından 20.10.2014- 20:02 tarihinde, toplamda 1 kez değiştirilmiştir.
Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
denizcan
[ devrimci ]

Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 24.12.2013
İleti Sayısı: 2.431
Konum: Trabzon
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder


Cevap Yazan: denizcan
Cevap Tarihi: 18.09.2014- 17:59


Yanardağ: Tarihsel hesaplaşmaya hazır olmalıyız

Gazeteci, yazar Merdan Yanardağ, İleri Haber'in 'Sol ortak mücadeleyi tartışıyor' dosyasına verdiği yanıtta, “Bütün veriler çok güçlü bir karşı koyuşun geldiğini gösteriyor. Biz istesek de istemesek de ülke yarım kalan hesaplaşmayı tamamlamaya doğru gidiyor. Bu hesaplaşmaya hazır olmalıyız” dedi.

Resim Ekleme

(İleri - Haber Merkezi) 30 Ağustos'ta Ankara'da ODTÜ Vişnelik tesislerinde bir araya gelen pek çok aydın, yazar ve sol parti temsilcisi, solda ortak mücadele olanaklarını değerlendirdi. Toplantıda, sol-sosyalist güçlerin ve toplumsal muhalefet dinamiklerinin birlikte mücadele olanaklarının ele alınacağı toplantıların sürdürülmesi kararı verildi ve bu amaçla bir Koordinasyon Kurulu oluşturuldu. İleri Haber, toplantı katılımcılarına Türkiye'nin içinden geçmekte olduğu dönemi ve sosyalist hareketin ortak mücadele olanaklarını nasıl değerlendirdiklerini sordu. Sosyalist aydın, gazeteci, yazar Merdan Yanardağ'ın İleri Haber'in soruşturma dosyasına verdiği yanıtlar şöyle:  

1. Türkiye'nin içinden geçmekte olduğu dönemi nasıl değerlendiriyorsunuz?
 
Türkiye, bütün ülkeyi saracak bir hesaplaşmaya doğru gidiyor. Bütün ulus, kendisini oluşturan tüm unsurlarıyla iki çağ arasındaki bir yüksek gerilim hattında salınıyor.   Artık ülkede sadece siyasal İslamcı bir iktidar yok, yeni bir rejim var. Ancak, Cumhuriyet büyük ölçüde tasfiye edilmesine karşın, yeni düzen bütün kurumlarıyla oluşturulmuş da değil. Birinci Cumhuriyet yıkıldı, ama henüz ikincisi kurulamadı. Dinci-faşizan diktatörlük son derece zayıf bir zemine dayanıyor. Çünkü Haziran/Gezi Direnişi bütün hesapları bozarak, liberal ve muhafazakâr illüzyonu dağıttı. Toplumsal ve tarihsel ilerleyişini sürdürmek isteyen bir ülke, kendisini geriye çekmeye çalışan bir gücün baskısı altında yaşadığı sıkışmayı daha fazla taşıyamaz. Bir tercih yapmak zorunda. Toplumun devrimci ve diri güçleri bir kez daha yanımızdan geçip gitmeden bu tarihsel hesaplaşmaya hazır olmak gerekiyor.

2. Bu koşullarda sosyalist hareketin ortak bir mücadele yürütmesinin gerekçeleri ve imkanları neler olabilir?
 
Türkiye’de gericiliğe karşı büyük bir toplumsal dalga şekilleniyor. Bütün veriler çok güçlü bir karşı koyuşun geldiğini gösteriyor. Biz istesek de istemesek de ülke yarım kalan hesaplaşmayı tamamlamaya doğru gidiyor. Bütün sorun bu dalganın örgütsüz ve öndersiz olmasından ortaya çıkıyor. Bir müdahale gerekiyor.
 
İşte bu devrimci müdahaleyi sosyalist hareketin hiçbir öznesi tek başına gerçekleştirecek durumda değil. Dahası, sosyalist örgütlerin hiçbiri kendi doğrusal gelişimiyle bu tarihsel ve toplumsal ihtiyaca yakın gelecekte yanıt verme potansiyelinden de henüz uzak. Bu nedenle merkezinde/odağında sosyalistlerin bulunduğu birleşik bir devrimci odak, bir mücadele cephesi yaratmak yakıcı bir görev ve zorunluluk olarak önümüzde duruyor.
 
3. Sosyalist hareketin ortak bir mücadele cephesi oluşturması hangi başlıklar ve gündemler üzerinden başarılabilir? Böylesi bir ortaklığın temelindeki siyasal ve ideolojik mücadele başlıkları nelerdir?
 
Sol bir cephe ya da güç birliği sosyalistlerle sınırlı tutulamaz. Önderliğinde sosyalistlerin ağırlık taşıdığı ve odağında sosyalist bir perspektifin bulunduğu bu cephe ya da güç birliği, bütün sol, devrimci, yurtsever ve cumhuriyetçi güçler ile emekçi sınıfları ve onların örgütlerini kapsayan geniş bir mücadele birliği ve cephesi olmalı. Bu yönde atılan adımlar var. Bunlardan biri Sol Cephe, diğeri de henüz başlangıç halindeki, ancak daha kapsayıcı olan ODTÜ Vişnelik Toplantıları’dır.
 
Kurulacak cephe ye da güç birliği, emperyalizme karşı yurtseverlik bayrağını yükseltmeli; islamcı faşizme karşı laik, ilerici, özgürlükçü ve aydınlanmacı değerleri savunmalı; neoliberal yağma ekonomisine karşı ise kamucu ve halkçı bir politik tutumu   temel almalı, kapitalizme karşı da adalet ve eşitlik talebini ileri sürmelidir.
 
4. Ortak bir mücadele pratiği ne tür bir modelle hayata geçirilebilir? Bu modelin merkezi ve yerel unsurları nasıl ilişkilendirilebilir?


Kabul edilmelidir ki, Sol Cephe yaşadığı bütün sorunlara karşın devrimci hareketin bir kazanımı olarak önümüzde durmaktadır. Ancak geliştirilmesi ve başka güç ve toplumsal dinamiklerle buluşturulması gereken bir kazanım... Özetle bütün ilerici toplumsal dinamikleri içerecek, sosyalistlerin merkezinde bulunduğu geniş bir cephe bugün ihtiyacımız olan en önemli mücadele aracıdır. Eğer bunu başarırsak kazanma olasılığımız da artacaktır. Ancak başaramazsak, “solcular yine beceremedi” denilecek bir tablo oluşursa kaybedeceğimiz kesindir.



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
denizcan
[ devrimci ]

Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 24.12.2013
İleti Sayısı: 2.431
Konum: Trabzon
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder


Cevap Yazan: denizcan
Cevap Tarihi: 18.09.2014- 18:01


Fatih Yaşlı: Öncelikli gündem AKP

Akademisyen-yazar Fatih Yaşlı, İleri Haber'in 'Sol ortak mücadeleyi tartışıyor' dosyasına verdiği yanıtlarda, AKP karşıtlığının altını çiziyor. Yaşlı'ya göre, AKP'nin bir rejim kurucu parti olarak ortaya çıkması, solun ortak mücadele gündeminin ilk sırasına yerleşmesi için yeterli.

Resim Ekleme

(İleri - Haber Merkezi) 30 Ağustos'ta Ankara'da ODTÜ Vişnelik tesislerinde bir araya gelen pek çok aydın, yazar ve sol parti temsilcisi, solda ortak mücadele olanaklarını değerlendirdi. Toplantıda, sol-sosyalist güçlerin ve toplumsal muhalefet dinamiklerinin birlikte mücadele olanaklarının ele alınacağı toplantıların sürdürülmesi kararı verildi ve bu amaçla bir Koordinasyon Kurulu oluşturuldu. İleri Haber, toplantı katılımcılarına Türkiye'nin içinden geçmekte olduğu dönemi ve sosyalist hareketin ortak mücadele olanaklarını nasıl değerlendirdiklerini sordu. Sosyalist aydın, akademisyen ve yazar Fatih Yaşlı'nın İleri Haber'in soruşturma dosyasına verdiği yanıtlar şöyle:  

1.Türkiye'nin içinden geçmekte olduğu dönemi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Sanıyorum ki Türkiye solu bu konuda uzun zaman sonra bir mutabakata varmayı başardı. Türkiye’de AKP eliyle yeni bir rejim inşa ediliyor. AKP, şimdi düşman olduğu Cemaatle birlikte, Birinci Cumhuriyet’ten geriye kalan son kırıntıları da ortadan kaldırdıktan ve devlet aygıtında gereken tasfiyeleri yaptıktan sonra, merkezinde dinin durduğu, üst ilkesi İslam’ın Sünni yorumu olan bir rejim inşasına girişti. Bu din temelli rejim, tek adamın tepesinde oturduğu bir parti-devletine doğru ilerlemeye devam ediyor ve aynı zamanda adeta “ilkel birikim”e dayalı bir iktisadi program izliyor. 30 Ağustos toplantısının katılımcıları bu rejimin “dinci faşizan” bir karakter taşıdığını konuşmalarında dile getirdiler ki, ben de bu tanımlamanın sol açısından kullanılabilir olduğunu düşünüyorum.

2.Bu koşullarda sosyalist hareketin ortak bir mücadele yürütmesinin gerekçeleri ve imkânları neler olabilir?

Temel gerekçe rejimin az önce bahsettiğim karakterinde gizli zaten: Dinci, faşizan bir rejim inşa ediliyor. Fakat mesele sadece bu değil; geçen yıl dünya toplumsal mücadeleler tarihine geçecek ölçüde görkemli bir halk hareketi yaşamış olmamıza rağmen, bunun sosyalist harekette yarattığı gözle görülür bir pozitif etki söz konusu değil. Hala kalabalıklar üzerindeki siyasal etkimiz, toplumsal bağlarımız zayıf, hala geniş halk kesimleri açısından ne dediği önemsenen siyasal özneler durumunda değiliz, hala siyasi gidişata yön verecek müdahaleler yapamıyoruz, “buradayız” diyemiyoruz. Oysa Türkiye’de, Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinin de gösterdiği üzere, düzen siyasetiyle bağlarını koparmaya hazır ve yüzünü sola dönme potansiyeli hayli yüksek milyonlarca insan var. Ancak, tek tek siyasi özneler olarak bakıldığında, bu insanlarla bir bağ oluşturabilmek için hiçbirimizin yeterli insan gücü de yeterli maddi imkânı da yok. “Birlik fetişizmi” ya da “güzellemesi” yapmadan söylüyorum, ortak ilkeler, programlar ve hedefler etrafında bir ortak mücadele hattı örmek demek, bu insan gücünü ve maddi imkânı “birlik”te yaratmak ve sözünü ettiğim potansiyelle buluşmak anlamına geliyor benim için ve bunun hiç de hayalcilik olmadığını düşünüyorum.

3.Sosyalist hareketin ortak bir mücadele cephesi oluşturması hangi gündemler üzerinden başarılabilir? Böylesi bir ortaklığın temelindeki siyasal ve ideolojik mücadele başlıkları nelerdir?

Öncelikli gündem elbette ki “AKP’dir”; çünkü bir zamanlar “yarın AKP giderse ne yapacaksınız” diye mahkûm edilmeye çalışılan bu gündem, zamanla AKP’nin sıradan bir parti değil, devletleşen ve rejim inşa eden bir parti olduğunun anlaşılmasıyla “rüştünü ispat etmiş” durumdadır. Dolayısıyla “rejim karşıtlığı” ayağımızı bastığımız zemin olmalıdır. Gündemimiz bu zemin üzerine kurulduğunda, siyasal ve ideolojik başlıklar da hiç şüphesiz bu rejimin temel niteliklerine karşıtlık üzerinde temellenecektir. Piyasacılığa karşı kamucu bir ekonomi modeli, gericiliğe karşı laiklik/aydınlanma, otoriterleşmeye karşı bir halk demokrasisi, emperyal fantezilere karşı barış savunusu, dış politikadaki taşeronluk özlemlerine karşı anti-emperyalizm ve Kürt sorununu “İslam kardeşliği” formülüyle çözme girişimine karşı, eşitlikçi ve özgürlükçü bir yurttaşlık modeli. Bunlar en önemli olduğunu düşündüğüm ortaklaşma ilkeleri kendi açımdan.

4.Ortak bir mücadele pratiği ne tür bir modelle hayata geçirilebilir? Bu modelin merkezi ve yerel unsurları nasıl ilişkilendirilebilir?

Bu model belki de bir kere yola çıkıldıktan sonra yola çıkanların konuşmalarıyla, tartışmalarıyla tam olarak netleşecektir ama “yukarıdan aşağıya” doğru örgütlenmekle ideolojik doğrultuyu belirleyecek bir “merkez” arasındaki diyalektiği birlikte işletebilen, ülkenin makro sorunlarıyla yerellerdeki sorunları bir araya getirebilen, tepkisellik üzerinden değil, aksiyonerlik üzerinden işleyen, yani sadece muhalif değil, “kurucu” da bir nosyona sahip olan ve kurmak istediği geleceği halka anlatabilen, nihai aşamada siyasal iktidarı talep ederken, bunun için öncelikle gündelik hayata müdahale edebilen, onu dönüştüren, kendi iletişim ve dayanışma ağlarını oluşturabilen ve elbette ki en önemlisi dar hesapların dışına çıkmış bir yoldaşlık hukukunu var edebilen bir yapı ilk aklıma gelenler. Bu dediğim bugünden bakıldığında naif ya da ütopik görünüyor olabilir ama kimi zaman en ütopik görünenler en gerçekçi olanlardır ve devrim de zaten aşağı yukarı böyle bir şeydir.



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
denizcan
[ devrimci ]

Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 24.12.2013
İleti Sayısı: 2.431
Konum: Trabzon
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder


Cevap Yazan: denizcan
Cevap Tarihi: 18.09.2014- 18:03


Hayri Kozanoğlu: Faşizmden önceki son çıkış

ÖDP eski Genel Başkanı, iktisatçı Hayri Kozanoğlu, İleri Haber'in 'Sol ortak mücadeleyi tartışıyor' dosyasına verdiği yanıtta, “ 2015 kurumsal bir faşizme saplanmadan önceki son çıkışın değerlendirilmesi için toplumsal muhalefete önemli bir sorumluluk yüklüyor” dedi.

Resim Ekleme

(İleri - Haber Merkezi) 30 Ağustos'ta Ankara'da ODTÜ Vişnelik tesislerinde bir araya gelen pek çok aydın, yazar ve sol parti temsilcisi, solda ortak mücadele olanaklarını değerlendirdi. Toplantıda, sol-sosyalist güçlerin ve toplumsal muhalefet dinamiklerinin birlikte mücadele olanaklarının ele alınacağı toplantıların sürdürülmesi kararı verildi ve bu amaçla bir Koordinasyon Kurulu oluşturuldu. İleri Haber, toplantı katılımcılarına Türkiye'nin içinden geçmekte olduğu dönemi ve sosyalist hareketin ortak mücadele olanaklarını nasıl değerlendirdiklerini sordu. ÖDP eski Genel Başkanı, iktisatçı Hayri Kozanoğlu'nun İleri Haber'in soruşturma dosyasına verdiği yanıtlar şöyle:  

1. Türkiye'nin içinden geçmekte olduğu dönemi nasıl değerlendiriyorsunuz?
 
Türkiye yasama, yürütme, yargı tüm kuvvet erklerinin tek bir buyruk altında toplandığı; bütün kurumsal ve örgütsel yapıların gerici, mezhepçi, baskıcı bir biçimde yeniden yapılandırıldığı; eğitim sisteminin dindar ve kindar nesiller yetiştirmek üzere harap edildiği; vahşi kapitalizmin sömürü mekanizmalarının daha da acımasızca devreye sokulduğu, emek örgütlenmelerinin tasfiye edildiği; dış politikada fetihçi zihniyetin hortlatıldığı totaliter bir rejime sürükleniyor. 2015 kurumsal bir faşizme saplanmadan önceki son çıkışın değerlendirilmesi için toplumsal muhalefete önemli bir sorumluluk yüklüyor.

2. Bu koşullarda sosyalist hareketin ortak bir mücadele yürütmesinin gerekçeleri ve imkanları neler olabilir?
 
Sosyalist hareket kimliğini ve iradesini hiçbir güce teslim etmeden, sosyal demokratlardan Kürt muhalefetine, direniş potansiyeli bulunan bütün kesimlerle yan yana durma olanaklarını değerlendiren, özellikle Gezi direnişine katılan, kendini belirgin bir ideolojiyle tanımlamayan geniş kitleleri mücadele sürecine katma hedefini önüne koyan bir hat örmelidir. Politik ve ideolojik farkları yok saymayan, aksine verimli bir tartışma ortamını teşvik eden, ama faşizme karşı bir barikat örmenin ancak tüm demokratik kesim ve bireylerin kolektif iradesiyle, fikri ve örgütsel hegemonyanın tekrar ele geçirilmesiyle mümkün olabileceğini kavrayan bir noktadan hareket etmelidir.
 
3. Sosyalist hareketin ortak bir mücadele cephesi oluşturması hangi başlıklar ve gündemler üzerinden başarılabilir? Böylesi bir ortaklığın temelindeki siyasal ve ideolojik mücadele başlıkları nelerdir?
 
Öncelikle Kürtler, Aleviler başta olmak üzere toplumdaki kimlik ve tanınma taleplerini içeren, ama emekten yana bir sınıfsal ve toplumsal bir mücadele hattını merkezine koyan dışlayıcı değil ortaklaştırıcı bir kurguya ihtiyacımız var. Emperyalizm karşıtlığını, kapitalizmin eleştirisini ıskalamayan; eğitimli orta sınıflar dahil, emekçilerin, yoksulların eşitlik ve özgürlük taleplerini içeren; farklı kesimleri Gezi’de en insani örneklerini gördüğümüz bir toplumsal dayanışma anlayışı altında birleştiren; Kürt sorununun demokratik çözümünü ertelemeyen; otoriter muhafazakar saldırıya karşı laikliği, aydınlanmayı, bilimi her koşulda savunan, doğayı gözeten, bu çerçevede tüm direniş potansiyellerini değerlendiren bir birlikteliğin gereksinimi içindeyiz.
 
4. Ortak bir mücadele pratiği ne tür bir modelle hayata geçirilebilir? Bu modelin merkezi ve yerel unsurları nasıl ilişkilendirilebilir?

Ortak bir direniş ruhunu; solun paylaşma dayanışma, özveri gibi kolektif değerlerini, mahallelere, okullara, işyerlerine taşıyan; forumlar, meclisler, dayanışmalarla kendini her yerde yeniden üreten, ortak bir yaşamı ve direnişi ören bir model üzerinden tüm yaratıcılığımızı ortaya koyabilmeliyiz. Sosyalistlerin birleşik bir muhalefet inşa etme iradesiyle halkın direnme eğilimlerini ortaklaştırabilmek, tekil enerjileri kolektif bir mücadeleye akıtabilmek için yeni ilişkiler ağı ve sistemine ihtiyacımız var. Yerel birimlerle sürekli ilişki içerisinde bulunan, oralardan beslenen, kolektif iradenin temsilcisi niteliğinde “yurttaşlar meclisi” gibi temsili yapı da tasarlayabilmeliyiz.



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
denizcan
[ devrimci ]

Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 24.12.2013
İleti Sayısı: 2.431
Konum: Trabzon
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder


Cevap Yazan: denizcan
Cevap Tarihi: 18.09.2014- 18:05


Oya Ersoy: Sokakta birlik önemli

Halkevleri Genel Başkanı Oya Ersoy, İleri Haber'in 'Sol ortak mücadeleyi tartışıyor' dosyasına verdiği yanıtta, “Hak mücadelelerinin barikatlara dayanan, militan, kitlesel ve kazanana kadar mücadele tarzı Haziran isyanıyla genelleşmeye başlamıştır. Birlikte mücadele etmek için politik hedeflerde birlik, sokakta birlik önemlidir” dedi.

Resim Ekleme


(İleri - Haber Merkezi) 30 Ağustos'ta Ankara'da ODTÜ Vişnelik tesislerinde bir araya gelen pek çok aydın, yazar ve sol parti temsilcisi, solda ortak mücadele olanaklarını değerlendirdi. Toplantıda, sol-sosyalist güçlerin ve toplumsal muhalefet dinamiklerinin birlikte mücadele olanaklarının ele alınacağı toplantıların sürdürülmesi kararı verildi ve bu amaçla bir Koordinasyon Kurulu oluşturuldu. İleri Haber, toplantı katılımcılarına Türkiye'nin içinden geçmekte olduğu dönemi ve sosyalist hareketin ortak mücadele olanaklarını nasıl değerlendirdiklerini sordu. Halkevleri Genel Başkanı Avuka Oya Ersoy'un İleri Haber'in soruşturma dosyasına verdiği yanıtlar şöyle:  

1. Türkiye'nin içinden geçmekte olduğu dönemi nasıl değerlendiriyorsunuz?
 
Ülkemiz tarihinde önemli bir kesitten geçtiğimiz açık. Bir halk isyanı yaşadık, içinde yer aldık. Haziran isyanı ve onun açığa çıkardığı toplumsal meşruiyet krizi, derinleştirdiği egemenler arası iktidar krizi yeni bir siyasal - toplumsal düzlem yarattı. Ve yaşanan iki seçimde AKP’nin seçim başarıları, neoliberal - gerici sitemin krizlerini çözmeye yetmedi.      

Cumhurbaşkanlığı seçimleri ile birlikte ise ülke siyasetinde yeni bir döneme geçilmiştir. Tayyip Erdoğan’ın bütün yetkileri kendisinde toplamaya çalışacağı, parlamentonun daha da işlevsizleşeceği, var olan yasaların ve hukukun bile işlemez hale getirileceği bir dönem.  

2. Bu koşullarda sosyalist hareketin ortak bir mücadele yürütmesinin gerekçeleri ve imkanları neler olabilir?
 
Böyle bir Türkiye’de öncelikle halkın “seçmen” değil bir özne olarak siyasete müdahalesini örgütlemeye, mücadelenin sürekliliğini sağlayacak araçların geliştirilmesine ve halkın hakları temelinde fiili, meşru, militan mücadele içerisinde kurulacak örgütsel yapılara ihtiyaç var. Masa başı birlik projeleri açısından olumlu bir şey söylemek güç. Ancak eylem birliği ya da mücadele içinde birlik konusunda da tam tersine oldukça olumlu deneyimlerimiz var. Yapılması gereken kendi öznel durumlarımızdan hareketle umutsuz tablolar çizip yeni hayal kırıklıkları yaratmak yerine parça parça ve güçlüsü cılızı tüm direnişleri ve hareketleri birleştiren bir çabaya ve birlikte mücadeleye odaklanmamız. Olanak da gerekçe de gericiliğe, AKP diktatörlüğüne, neoliberalizme, mezhepçi faşizme, savaşa karşı mücadeleler içinde aranmalıdır.
 
3. Sosyalist hareketin ortak bir mücadele cephesi oluşturması hangi başlıklar ve gündemler üzerinden başarılabilir? Böylesi bir ortaklığın temelindeki siyasal ve ideolojik mücadele başlıkları nelerdir?
 
İsyanın bize gösterdiği halkın hakları ekseninde yürüyen mücadelelerin sınıf mücadelesinin başat çatışma alanı olduğudur. Ve yine hak mücadelelerinin barikatlara dayanan, militan, kitlesel ve kazanana kadar mücadele tarzı Haziran isyanıyla genelleşmeye başlamıştır. Birlikte mücadele etmek için politik hedeflerde birlik, sokakta birlik önemlidir. Neoliberalizme karşı emek eksenli bir duruş; kentlerin yağması ve doğanın talanına, başta eğitim, sağlık, ulaşım, su, enerji olmak üzere en temel yaşamsal hakların gaspına, güvencesizliğe karşı halkın haklarının savunulması/geri alınması ve bunun bir parçası olarak mezhepçi faşizme karşı, halkın tüm kesimlerini kapsayacak ve birleştirecek laik, demokratik, eşitlikçi, özgürlükçü bir siyasal çizginin oluşturulması temel başlıklardır.
 
4. Ortak bir mücadele pratiği ne tür bir modelle hayata geçirilebilir? Bu modelin merkezi ve yerel unsurları nasıl ilişkilendirilebilir?

İsyan, hayatın her dokusunda yeni bir siyaset biçimi ve direniş kültürü yaratmıştır. Ülkenin dört bir yanında okullarının İmam hatipleştirilmesine karşı direnenler, güvenceli çalışma hakkı için direnen işçiler, taş ocaklarından, madenlere, atık tesislerinden HES’lere ÇED toplantılarını yaptırmayan, kentlerine, korularına, bostanlarına, okullarına sahip çıkanlar, halkın hakları için mücadele edenler var. Önemli olan solu bir araya getirecek model aramak değil, bu hareketlerin bir araya getirilmesidir. Buradaki merkezileşememe ve inisiyatif merkezi oluşturamama durumu da solun kendi başına ve mevcut sınırları ile giderebileceği bir sorun değil, yanıtı mücadelenin içinde aranacak bir sorundur.



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
denizcan
[ devrimci ]

Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 24.12.2013
İleti Sayısı: 2.431
Konum: Trabzon
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder


Cevap Yazan: denizcan
Cevap Tarihi: 18.09.2014- 18:08


Serpil - Kaya Güvenç: Hızlı hareket etmeliyiz

İleri Haber'in 'Sol ortak mücadeleyi tartışıyor' dosyasına ortak bir yanıt yollayan siyaset bilimci, yazar Serpil Güvenç ile TMMOB eski Genel Başkanı Kaya Güvenç, “Böyle bir yapı şu ana kadar edindiğimiz farklı deneyimlerin yardımıyla kurulacaktır. Böyle bir çalışmayı en kısa zamanda denememiz gerekiyor. İçinde bulunduğumuz koşullar hızla hareket etmemizi gerektiriyor” dedi.

Resim Ekleme

(İleri - Haber Merkezi) 30 Ağustos'ta Ankara'da ODTÜ Vişnelik tesislerinde bir araya gelen pek çok aydın, yazar ve sol parti temsilcisi, solda ortak mücadele olanaklarını değerlendirdi. Toplantıda, sol-sosyalist güçlerin ve toplumsal muhalefet dinamiklerinin birlikte mücadele olanaklarının ele alınacağı toplantıların sürdürülmesi kararı verildi ve bu amaçla bir Koordinasyon Kurulu oluşturuldu. İleri Haber, toplantı katılımcılarına Türkiye'nin içinden geçmekte olduğu dönemi ve sosyalist hareketin ortak mücadele olanaklarını nasıl değerlendirdiklerini sordu. İleri Haber'in soruşturma dosyasına ortak yanıt yollayan siyaset bilimci, yazar Serpil Güvenç ve TMMOB eski Genel Başkanı Kaya Güvenç'in yanıtları şöyle:  

1. Türkiye'nin içinden geçmekte olduğu dönemi nasıl değerlendiriyorsunuz?
12 Eylül politikalarının, yani neoliberal politikaların, özelleştirme, kuralsızlaştırma, taşeronlaştırma süreçlerinin uygulanması olanca hızıyla devam ediyor. Bu sürece eşlik eden dinci faşizme geçiş de AKP iktidarının Mart ve Ağustos seçimlerinden aldığı güçle birlikte hız kazandı. İş cinayetlerinden eğitimde mezhepçi dayatmalara kadar açılan bu yelpaze için son günlerden iki küçük örnek vermekle yetinelim. AKP iktidarında iş cinayetlerinde tam 14 bin işçi hayatını kaybetti. Kadın cinayetleri ise yüzde 1400 artış gösterdi. Ve cemaat okulları, camiler ve açık gizli diğer dinci kurumlardan sonra, devlet okulları da “dindar ve kindar” nesillerin yetiştirileceği İmam Hatip okulları haline dönüştürüldüler. Bu, tablonun karanlık yüzü. Tablonun bir de aydınlık yüzü var: halkın direnç odakları hızla yayılıyor, güç dengesinin halkın lehine gelişmesinin koşullarını yaratıyor.

2. Bu koşullarda sosyalist hareketin ortak bir mücadele yürütmesinin gerekçeleri ve imkânları neler olabilir?
AKP iktidarının tüm emekçi sınıflarımıza karşı giriştiği bu çok yönlü saldırıya yanıt vermek, bunun yanı sıra dış politikadaki savaşçı yaklaşımlarının ülkemizi kanlı bir savaşın içine sürüklemesine engel olmak gerekiyor. Bu da ancak hak ve özgürlükler mücadelesinin geliştirilmesi ve hakları ve özgürlükleri yok edilen, zulme uğrayan bütün kesimlerin bir araya getirilmeleriyle mümkündür. Yakıcı bir hal alan bu ihtiyaç konusunda sosyalistlerin ortaklaştığını, bir anlayış birliğine ulaştığını,   yanıt üretmek üzere arayışların hızlandığını söylemek mümkündür.

Ülkemizin dört bir yanında örnekleri saymakla bitmez toplumsal hareketlerin ortak mücadelesini yaygınlaştırmak ve güçlendirmek gerekiyor. İşte bu bağlamda yukarıda sözünü ettiğimiz anlayış birliği, Haziran isyanının bize kazandırdığı deneyimle de yoğrularak halkın eylem birliğine dönüştürülebilir. Bunu sağlamak için zengin bir birikimin var olduğunu düşünüyoruz.

3. Sosyalist hareketin ortak bir mücadele cephesi oluşturması hangi başlıklar ve gündemler üzerinden başarılabilir? Böylesi bir ortaklığın temelindeki siyasal ve ideolojik mücadele başlıkları nelerdir?
Faşizm salt bir kaba kuvvet değildir. Sermaye sınıflarının diktatörlüğüdür. Biraz önce birkaç örneğini verdiğimiz tüm olumsuzluklar, son tahlilde sınıfsal bir nitelik taşımaktadır. Bu sınıfsal alan, sosyalistlerin mücadelesinin de temel mücadele alanıdır. Oluşturulmaya çalışılan cephe, emekçi sınıfları, halkın AKP faşizminin mezhepçi ve dinci uygulamalarına karşı duran tüm kesimlerini, barış yanlılarını, aydınlanmacıları kucaklamak durumundadır.
Emperyalizme, faşizme, gericiliğe, sömürüye karşı mücadele ortaklaşmalı, yaygınlaşmalı ve bunların ifadesi olan AKP, birleşik ve örgütlü bir halk hareketiyle iktidardan uzaklaştırılmalıdır.

4. Ortak bir mücadele pratiği ne tür bir modelle hayata geçirilebilir? Bu modelin merkezi ve yerel unsurları nasıl ilişkilendirilebilir?
Genel hatları itibariyle ortak bir siyasi hedefimizin, bunun yanı sıra hak ve özgürlükleri için direnen, mücadele eden kesimlerin olduğunu söylüyoruz var. Ortak hareketin öncelikli görevi bu siyasi hedefle yerel mücadeleleri bir araya getirmek olmalıdır. Sosyalistlerin, emek örgütlerinin mücadeleleriyle yerel mücadeleler arasındaki ilişkiyi sağlayabilecek, bunu koordine edebilecek, bütünleştirerek ülke çapında bir antifaşist eylem birliğine dönüştürebilecek birleşik merkezi yapılanma hayata geçirilebildiği takdirde çok şey başarılabilir. Burada temel olan, emekçi halkın eylem birliği amacıyla bileşenlerin ortak mücadeleye kilitlenmeleri ve ortaklığı ve temel amacı öne almalarıdır. Bu bağlamda, içe değil ama dışa dönük çalışmalarıdır.
Böyle bir yapı şu ana kadar edindiğimiz farklı deneyimlerin yardımıyla kurulacaktır.
Böyle bir çalışmayı en kısa zamanda denememiz gerekiyor.
İçinde bulunduğumuz koşullar hızla hareket etmemizi gerektiriyor.



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
denizcan
[ devrimci ]

Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 24.12.2013
İleti Sayısı: 2.431
Konum: Trabzon
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder


Cevap Yazan: denizcan
Cevap Tarihi: 18.09.2014- 18:09


Metin Ebetürk: Gezi'deki birliğe benzer bir yapı şart

DİSK Sosyal-İş Genel Başkanı Metin Ebetürk, İleri Haber'in 'Sol ortak mücadeleyi tartışıyor' dosyasına verdiği yanıtta, “Mücadelenin güçlü olabilmesi ve mücadele birliğinin kalıcı olabilmesi için Gezi'deki birliğe benzer bir yapı oluşturmak sosyalistlerin görevleri arasındadır” dedi.

Resim Ekleme

(İleri - Haber Merkezi) 30 Ağustos'ta Ankara'da ODTÜ Vişnelik tesislerinde bir araya gelen pek çok aydın, yazar ve sol parti temsilcisi, solda ortak mücadele olanaklarını değerlendirdi. Toplantıda, sol-sosyalist güçlerin ve toplumsal muhalefet dinamiklerinin birlikte mücadele olanaklarının ele alınacağı toplantıların sürdürülmesi kararı verildi ve bu amaçla bir Koordinasyon Kurulu oluşturuldu. İleri Haber, toplantı katılımcılarına Türkiye'nin içinden geçmekte olduğu dönemi ve sosyalist hareketin ortak mücadele olanaklarını nasıl değerlendirdiklerini sordu. DİSK Sosyal-İş Genel Başkanı Metin Ebetürk'ün İleri Haber'in soruşturma dosyasına verdiği yanıtlar şöyle:  

1. Türkiye'nin içinden geçmekte olduğu dönemi nasıl değerlendiriyorsunuz?
İçinden geçtiğimiz dönemin temelleri 24 Ocak kararları dediğimiz, o güne kadar Türkiye burjuvazisinin sürdürdüğü birikim modelinin ve politikaların terk edilmesi ve yerine neoliberal politikaların uygulamaya konulmasıyla atıldı. Bu politikaların yürütülmesi amacıyla 12 Eylül 1980’de askeri darbe ile ülke yönetimi askeri cuntayla devredildi. Askeri Cunta başta işçi sınıfımız olmak üzere tüm toplumsal muhalefete karşı büyük bir baskı, şiddet ve terör uyguladı. Bugünkü AKP hükümetini de bu politikacıların sürdürücüsü olarak değerlendirmek gerekmektedir. Elbette ki AKP iktidarının işbirlikçi, gerici ve otoriter niteliğini göz ardı etmemeliyiz. AKP’nin gericilik yönünün işbirlikçi ve uluslar ötesi tekeller ile bütünleşmiş burjuvaziyi rahatsız etmediğini hep birlikte yaşadık. Sözün burasında belirtmek gerekir ki aydınlanma savaşımı, dün olduğu gibi bugün de işçi sınıfımızın ve toplumsal muhalefetin önünde duran bir görevdir.

2. Bu koşullarda sosyalist hareketin ortak bir mücadele yürütmesinin gerekçeleri ve imkânları neler olabilir?
Sosyalistlerin ortak bir mücadele yürütmesinin en önemli gerekçesi ise burjuvazinin iktidarda olmasıdır ve bizim buna karşı ortak savaşım yürütmemizi zorunlu kılmaktadır. Sosyalistlerin, komünistlerin ve sol muhalif kesimlerin, Kürtlerin ve diğer ezilen katmanların birlikte mücadele etmesi için geniş bir alan mevcuttur. İşbirlikçi, gerici otoriter AKP iktidarı, başta işçi sınıfımıza karşı yürüttüğü düşmanca politikaların yanı sıra tüm ilerici değerlere karşı da saldırı başlatmış durumdadır. AKP iktidarı, kendince hedeflediği iktidara ulaşmak için, her türlü aykırı ve muhalif kesimi yok etmeye yöneltilmiş olarak, iktidarının tüm olanaklarını seferber etmiş bulunmaktadır. Bu büyük saldırıya karşı toplumsal muhalefet olanakları bugün, dün olduğundan daha fazladır. Birleşik bir muhalefet örgütlenme olanakları geniştir. Gezi Direnişi bize bunu kanıtladı.

3. Sosyalist hareketin ortak bir mücadele cephesi oluşturması hangi başlıklar ve gündemler üzerinden başarılabilir? Böylesi bir ortaklığın temelindeki siyasal ve ideolojik mücadele başlıkları nelerdir?
Birleşik bir muhalefet hareketi yaratabilmenin yolu işçi sınıfının örgütlenmesini başa almaktan geçiyor. Sosyalistler sadece günü kurtarma siyaseti yapmazlar. Yarın kuracakları, sınıfın iktidarı için savaşım yürütürler. Buna en iyi örnek olarak Gezi Direnişi’dir. AKP iktidarının politikalarından rahatsız olan milyonlarca insan farklı sebepler ile AKP iktidarına karşı direndi. Fakat temel eksiklik komünistlerin, sosyalistlerin önderlik sorunu bir kez daha ortaya çıktı. Bu da güçlü bir sınıf partisi boşluğunu bir kez daha hatırlattı.

4. Ortak bir mücadele pratiği ne tür bir modelle hayata geçirilebilir? Bu modelin merkezi ve yerel unsurları nasıl ilişkilendirilebilir?
Mücadelenin güçlü olabilmesi ve mücadele birliğinin kalıcı olabilmesi için Gezi'deki birliğe benzer bir yapı oluşturmak sosyalistlerin görevleri arasındadır.
Bu hususta ülkemizde kimi mücadele birliği denemeleri oldu. Dünyadaki sosyalist parti ve hareketlerin denemeleri var. Başarılı olanlar var. Bunlardan da yararlanarak ülkemize özgü yeni bir model oluşturabilir diye düşünüyorum.
Benim bu birlikte mücadeleyi önemsememin asıl nedeni, ne yazık ki kötü noktada bulunan sınıf hareketini yerden ayağa kaldıracak bir rüzgara ihtiyaç olduğunu düşünmemdir. Bu rüzgarı da ancak sosyalistler oluşturabilir. Rüzgarın oluşturulması için sosyalistlerin birlikte düşünmeye ve hareket etmesine ihtiyaç vardır.



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
umut
[ umut yarın ]
Yasaklı
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 12.09.2013
İleti Sayısı: 3.105
Konum: Gizli
Durum: üye uzaklaştırılmış
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder


Cevap Yazan: umut
Cevap Tarihi: 18.09.2014- 19:49


Sorunlar belli, çözümler de aşağı yukarı benzer. Artık teoriden pratiğe geçmenin zamanı geldi. Her gün benzer açıklamalar duymaktan herkese bıkkınlık geldi. Ortak bir eylem, ortak bir mitingle başlangıç yapılamaz mı, böylece topluma birlik olunduğuna dair mesaj verilemez mi? KP ve HTKP'nin sol cephesi var, ÖDP'nin birleşik muhalefeti var. 30 Ağustos'ta yine birlik toplantıları yapıldı ve bu toplantılara soldan pek çok insan katılarak acil eyleme geçilmesini söylediler. O zaman neden hala bir şey yapılmıyor? Sendikaların bu konuda neden katkı yapmıyorlar? Lafla peynir gemisi yürümüyor. İnsanların beklediği solcuların sokağa çıkmalarıdır. Bunu mu beceremiyoruz?



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
denizcan
[ devrimci ]

Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 24.12.2013
İleti Sayısı: 2.431
Konum: Trabzon
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder


Cevap Yazan: denizcan
Cevap Tarihi: 19.09.2014- 13:29


Alper Taş: Ortak zemin Haziran'ın programı

ÖDP Eş Genel Başkanı Alper Taş, İleri Haber'in 'Sol ortak mücadeleyi tartışıyor' dosyasına verdiği yanıtta, “Sosyalist hareketi ve örgütlü tüm muhalefet yapılarını içeren ancak onu aşacak bir zeminin kurulmasına ihtiyaç var. Bu mücadelenin başlıklarını da Haziran’ın programı ortaya koymuş durumda” dedi.

Resim Ekleme

(İleri - Haber Merkezi) 30 Ağustos'ta Ankara'da ODTÜ Vişnelik tesislerinde bir araya gelen pek çok aydın, yazar ve sol parti temsilcisi, solda ortak mücadele olanaklarını değerlendirdi. Toplantıda, sol-sosyalist güçlerin ve toplumsal muhalefet dinamiklerinin birlikte mücadele olanaklarının ele alınacağı toplantıların sürdürülmesi kararı verildi ve bu amaçla bir Koordinasyon Kurulu oluşturuldu. İleri Haber, toplantı katılımcılarına Türkiye'nin içinden geçmekte olduğu dönemi ve sosyalist hareketin ortak mücadele olanaklarını nasıl değerlendirdiklerini sordu. ÖDP Eş Genel Başkanı Alper Taş'ın İleri Haber'in soruşturma dosyasına verdiği yanıtlar şöyle:  

1-Türkiye'nin içinden geçmekte olduğu dönemi nasıl değerlendiriyorsunuz?
Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı seçilmesi iktidar cephesinden yeni Türkiye’nin, yeni bir devletin kuruluş ilanı olarak dile getirildi. Bir yönüyle hakikaten de yeni ve olağanüstülük içerisinde inşa edilen bir geçiş aşamasındayız.

AKP, devlet içindeki stratejik tüm baskı aygıtlarını ve bürokrasi içindeki odakları büyük oranda ele geçirerek toplumsal hayatı mezhepçi-dini bir temelde değiştirmeye yönelmiş durumda. Bir yanıyla taşeron, güvencesiz çalışma ve tüm yaşamın metalaşması ile sermayeye sunulan yeni imkanlar içerisinde AKP organik sermayesini güçlendirirken üst yapıda kurumsal ve ideolojik köklü bir dönüşüm de gerçekleştiriliyor.

Bu geçiş içerisinde Erdoğan ve AKP’nin iktidarını sürdürebilmesi hem düzenin kendi iç çelişkileri hem de Haziran’da açığa çıkan direnme dinamiği nedeniyle ancak faşist baskılarının yoğunlaştırılması ile mümkün olabiliyor.

2. Bu koşullarda sosyalist hareketin ortak bir mücadele yürütmesinin gerekçeleri ve imkanları neler olabilir?

Ülke gerçekliği, en büyük gerekçe olarak önümüzde duruyor. Halkın içinde büyük bir direnme gücü olmasına karşın, muhalefet hareketinin parçalılığı ve dağınıklığının da etkisiyle etkili bir güce dönüşemiyor. Böylesi bir ortamda iktidarın istediği gibi at koşturduğu durumu değiştirmek de mümkün olmuyor. Öte yandan böylesi bir muhalefet noksanlığı içerisinde, tepkilerin giderek Erdoğan ve AKP’ye sıkışarak yukarıdan bir müdahale-restorasyon içerisinde direnme dinamiğinin pasifleştirmesi, düzen içi seçeneklere ikna edilmesi de pekala mümkün olabilir ki bunun izlerini de bugünden görmek mümkün.

Bu anlamda bir yanıyla bu gidişatı durdurmaya muktedir birleşik bir direniş, dayanışma ve muhalefet hattının geliştirilmesine bir yanıyla da bu direniş içerisinde halkın kurucu iradesini güçlendirerek düzen dışı bir seçeneği inşa etmeye yönelecek birleşik bir güce ihtiyaç var.
Bunun imkanlarının ne denli geniş olduğunu Haziran direnişinde gördük. Haziran’ın devrimci direnme damarlarının geri çekildiği üzerine son dönemde kimi tespitler de yapılıyor. Buna bir geri çekilme demek tam doğru olmaz, bir arayış olarak ifade edilebilir. Tüm direnme eğilimlerini-odaklarını, muhalefet yapılarını ortaklaştıracak bir güç merkezi yaratılamadığından hakim durum bir seçeneksizlik ortaya çıkarmış durumda. Bunu aşacak bir yola girilmesi gerekiyor. Ancak böylesi bir mücadele içinde bu dinamiklerin yeniden ve örgütlü bir biçimde etkin olması sağlanabilir.
 
3. Sosyalist hareketin ortak bir mücadele cephesi oluşturması hangi başlıklar ve gündemler üzerinden başarılabilir? Böylesi bir ortaklığın temelindeki siyasal ve ideolojik mücadele başlıkları nelerdir?
Ortak mücadele cephesini, sosyalist hareketle sınırlayarak başlamak doğru olmaz. Kuşkusuz sosyalist hareketi ve örgütlü tüm muhalefet yapılarını içeren ancak onu aşacak bir zeminin kurulmasına ihtiyaç var. Bu mücadelenin başlıklarını da Haziran’ın programı ortaya koymuş durumda. Birleşik Muhalefet Hareketi çalışmaları içerisinde hazırlanan program taslağında da ifadesini bulan, kamucu, anti-emperyalist, anti-kapitalist, gerçek bir laiklikten yana, Kürt sorununda demokratik çözümü savunan, ekolojist ve cinsiyetçi olmayan bir program etrafında bir araya gelmek mümkün. Bu mücadele yalnızca AKP karşısında tepkiselliği değil aynı zamanda kuruculuğu da ifade edecek bir programa sahip olması gerekir. Çünkü mesele yalnızca AKP meselesi değil, AKP’nin inşa ettiği düzenin aşılması meselesidir artık.
 
4. Ortak bir mücadele pratiği ne tür bir modelle hayata geçirilebilir? Bu modelin merkezi ve yerel unsurları nasıl ilişkilendirilebilir?
Ortak mücadele ile birlik tartışmasının ayrıştırılması gerekir. Bugün yürütülen tartışmalarda ortaya koyulan şey bir birlik değil, birleşik-ortak mücadele zeminin yaratılması meselesidir. Bu anlamda bir Parti girişimi de değildir. Tüm örgütlerin kendi programlarından ve örgütlerinden fedakarlık etmeden ortak bir bayrak altında birlikte mücadele etme zeminidir. Örgütlerin birlikteliğini içeren, ancak yukarıdan örgütler mutabakatı üzerine kurulmayan tüm direnme odaklarını ve bireyleri kolektif-demokratik bir Meclis yapısı ve hukuku içerisinde bir arada tutacak, ortak bir mücadeleye sevk edebilecek bir Hareket zemini olmalıdır. Hareketin elbette bir kurucu yapısı ve merkezi olacaktır. Ancak hareket kendi geleceğini asıl olarak toplumsal zeminlerde kuracağı direniş ve kurucu muhalefet Meclisleri üzerinden inşa etmelidir. Hareketin demokratik-kolektif merkezi de giderek yerel Meclisler üzerinden şekillendirilen bir hukuka sahip olmalıdır.



Yeni Başlık  Cevap Yaz
 Toplam 18 Sayfa:   Sayfa:   [1]   2   3   4   5   6   7   >   son» 



Forum Ana Sayfası

 


 Bu konuyu 1 kişi görüntülüyor:  1 Misafir, 0 Üye
 Bu konuyu görüntüleyen üye yok.
Konuyu Sosyal Ortamda Paylas
Benzer konular
Başlık Yazan Cevap Gösterim Son ileti
Konu Klasör 15-16 Haziran, sol hareket ve işçi hareketi proleter 1 2636 15.06.2015- 15:53
Konu Klasör Haziran Hareketi kuruluyor, ya sonra? denizcan 2 2453 22.12.2014- 13:56
Konu Klasör Birleşik Haziran Hareketi Toplanıyor denizcan 1 3002 26.12.2014- 20:02
Konu Klasör Birleşik Haziran Hareketi sitesi munzur 2 3317 26.11.2014- 17:56
Konu Klasör SF'de ''Birleşik Haziran Hareketi''ne düşmanlık melnur 14 7768 03.12.2014- 13:54
Etiketler   Birleşik,   Haziran,   Hareketi
SOL PAYLAŞIM
Yasal Uyarı
Sitemiz Bir Paylasim Forum sitesidir Bu nedenle yazı, resim ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenebilmektedir. Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir. Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazı ve materyalleri 48 Saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır.
Bildirimlerinizi info@solpaylasim.com adresine yollayabilirsiniz.
Forum Mobil RSS