SolPaylaşım  
Ana Sayfa  |  Yönetim Paneli  |  Üyeler  |  Giriş  |  Kayıt
 
OTURUYORSAN KALK; AYAKTAYSAN YÜRÜ; YÜRÜYORSAN KOŞ!
Yurt ve dünya sorunlarına soldan bakan dostlar HOŞGELDİNİZ .Foruma etkin katılım yapabilmeniz için KAYIT olmalısınız.
Yeni Başlık  Cevap Yaz
 Toplam 2 Sayfa:   Sayfa:   «ilk   <   1   [2] 
Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
bedrettin
[ ..... ]

Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 30.08.2013
İleti Sayısı: 907
Konum: Trabzon
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder


Cevap Yazan: bedrettin
Cevap Tarihi: 05.01.2016- 14:20


Alıntı Çizelgesi: melnur yazmış

Alıntı Çizelgesi: bedrettin yazmış

Örgütlü mücadele için ''tamam'', benim sorduğum asıl olarak sosyalist mücadelenin siyasetinin nasıl olacağıdır, bilimsel sosyalizmin ideolojik doğrularını savunmak sınıf mücadelesi mi oluyor? Bu tür siyasetler partilere kitle kazandırmıyor, başka şeyler olması lazım, kitleleri kazanabilecek daha başka siyasetler lazım değil mi?



Sn.bedrettin;

Partili mücadelenin gerekliliği güncel siyasetin nasıl olması gerektiğinin anlaşılması ve savunulması konusunda da bir ön koşuldur. Partili olmak, örgütlü olmak sadece partiye girip partiye omuz vermek, bildiri dağıtmak, dergi kitap satışına yardımcı olmak vb. değil ki! Partili olmak bütün bunların yanında kollektif bir aklın parçası olmak demektir. Komünist partilerin sınıfın aklı olduğunu hep yineliyoruz. Partili olmak bu akla dahil olmaktır. Bilimsel sosyalizmin ideolojik doğruları da, o ideolojinin güncele nasıl bir siyasetle yansıması gerektiği de yine o kollektif akıl içinde yaratılır ve öğrenilir ve dolayısıyla topluma yansıtılır. Türkiye'de komünist partilerin toplumsal bir güç olabilmesi konusunda yaşadıkları zorlukların nedenini siyaset üretememe olarak görmemek lazım. Türkiye'nin çok özgün koşulları var. O kadar sol-sosyalist parti varken ve hiçbiri de hemen hemen toplumsallaşma konusunda önlerine çıkan sorunları aşamamayla karşı karşıya ise bunun nedeni ne ideolojik yanlışlık ve ne de güncel siyaset okumalarının yanlışlığıdır. Bu konularda kafa yorulacaksa en başa mutlaka bu özgünlüğü yazmak gerekiyor.

Türkiye güncelinde iki ana sorun var; birincisi adım adım otoriterleşen ve dinci faşizmi dayatan AKP iktidarıdır. Türkiye'de solda olmak özellikle ve öncelikle AKP karşısında kesin bir karşı tutum almak şeklinde olacaktır. AKP gerici kapitalist sistemin yürütücüsüdür. İdeolojik mücadelede düzene karşı mücadele edişimizin siyasetteki somut karşılığı AKP iktidarıdır. Türkiye'de solun düzen karşıtlığı bu temel gerçeklik üzerinden yürütülmelidir ve en az onun kadar önemli olan emperyalizmin bölge planlarına açıkça karşı çıkmak güncel siyasetin temel belirleyeni olmalıdır. Kürt sorununda bağımsız siyasetten yana olmak, emekçi kitleleri siyasete yöneltebilmek, yüzü sola dönük olan Haziran milyonlarına örgütlemeye çalışmak kabaca güncel siyasetin zeminini oluşturur. Türkiye siyasetinin genel başlıkları kabaca bunlar ve parti de bu başlıklar üzerinde ideolojisine uygun müdahalelerde bulunur. Siyaset dediğimiz şey de bu tür müdahalelerden başka bir şey değil ki. Önemli olan Türkiye nesnelliğinin solu daraltıcı etkisi ne kadar fazla olursa olsun, inan ve ısrarla sosyalizm demeye devam etmek, sosyalizm mücadelesine etkin olarak katılmak ve örgütlenmenin altını çizmektir.





AKP, emperyalizm, kürt sorunu, yaygınlık kazanan gericilik, faşizmin meşruiyet arayışı Türkiye solunun mücadelesinde tavır alması gereken konular tamam. Bunun karşılığında sosyalist örgütlenmeye de karşı çıkmıyorum. İdeolojik konuların tartışılmasında da fayda görüyorum. Kimin neyi savunduğu ve nerede durduğunun belli olması lazım. Bunların hiçbirinde olumsuz bir tutum takınılmasını da savunmuyorum. Sosyalist partilerin bu konularda ellerinden geleni yaptıklarına da inanıyorum. Bütün bunlara rağmen ortada açık bir gerçek var. İşçi sınıfı ve halkımız ataletten kurtulamıyor, düzenle sıkı sıkıya bağ kurmuş ve sol ne yaparsa yapsın etkili olamıyor. Üstelik bu ülkede Haziran direnişi gibi bir ayaklanma olmasına rağmen. TKP'nin ikiye bölünmesi de tam da bu sorular etrafında ortaya çıkmıştı. Benim kafamı kurcalayan güncele dokunuşun başka bir yolu olup olmadığı konusundaydı.

HTKP bu konuda daha aktif bir siyasetten yana olduğunu söylüyordu. KP'nin açıklamaları sanki daha içe dönük bir politikanın savunulması yönündeydi. HTKP'ye destek verişimin nedeni buydu ama HTKP daha aktif olmaktan kürt hareketine yanaşmayı anlamış. Emep gibi davranmanın sola getirisi olsaydı Emep çoktan toplumsal bir güç haline gelmişti. Olmadığını gördük, HTKP'nin aktif siyasetten anladığı buysa onun siyaset tarzı da bir işe yaramayacak. İkilem burada başlıyor benim için; daha aktif bir siyaset tarzından yanayım ancak bu tarz sosyalist hareketi sosyalist siyasetten uzaklaştırmamalı, kuyrukçu bir anlayışa dönüştürmemeli. Böylesi zaten Türkiye'de çok var. Siyaset konusunda ne yapılır diye sorarken bu konuda daha aktif bir siyaset nasıl üretilebilir diye soruyorum.











Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 8.799
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

40 kere teşekkür edildi.
33 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 07.01.2016- 16:40


Alıntı Çizelgesi: bedrettin yazmış


AKP, emperyalizm, kürt sorunu, yaygınlık kazanan gericilik, faşizmin meşruiyet arayışı Türkiye solunun mücadelesinde tavır alması gereken konular tamam. Bunun karşılığında sosyalist örgütlenmeye de karşı çıkmıyorum. İdeolojik konuların tartışılmasında da fayda görüyorum. Kimin neyi savunduğu ve nerede durduğunun belli olması lazım. Bunların hiçbirinde olumsuz bir tutum takınılmasını da savunmuyorum. Sosyalist partilerin bu konularda ellerinden geleni yaptıklarına da inanıyorum. Bütün bunlara rağmen ortada açık bir gerçek var. İşçi sınıfı ve halkımız ataletten kurtulamıyor, düzenle sıkı sıkıya bağ kurmuş ve sol ne yaparsa yapsın etkili olamıyor. Üstelik bu ülkede Haziran direnişi gibi bir ayaklanma olmasına rağmen. TKP'nin ikiye bölünmesi de tam da bu sorular etrafında ortaya çıkmıştı. Benim kafamı kurcalayan güncele dokunuşun başka bir yolu olup olmadığı konusundaydı.

HTKP bu konuda daha aktif bir siyasetten yana olduğunu söylüyordu. KP'nin açıklamaları sanki daha içe dönük bir politikanın savunulması yönündeydi. HTKP'ye destek verişimin nedeni buydu ama HTKP daha aktif olmaktan kürt hareketine yanaşmayı anlamış. Emep gibi davranmanın sola getirisi olsaydı Emep çoktan toplumsal bir güç haline gelmişti. Olmadığını gördük, HTKP'nin aktif siyasetten anladığı buysa onun siyaset tarzı da bir işe yaramayacak. İkilem burada başlıyor benim için; daha aktif bir siyaset tarzından yanayım ancak bu tarz sosyalist hareketi sosyalist siyasetten uzaklaştırmamalı, kuyrukçu bir anlayışa dönüştürmemeli. Böylesi zaten Türkiye'de çok var. Siyaset konusunda ne yapılır diye sorarken bu konuda daha aktif bir siyaset nasıl üretilebilir diye soruyorum.





''Daha aktif bir siyasetten yana olmanız'' belki KP'nin siyasetini edilgin ve içe dönük siyaset olarak değerlendirmeniz kısa bir süre içinde komünistlerin çok önemli bir toplumsal güç olabilme beklentisinden kaynaklanıyor olabilir. Böyleyse, böyle bir beklenti içinde olmak doğru mu?

Yıllar önce, sanıyorum Taksim Sinematek'te izlemiştim, Knut Hamsun'un romanından uyarlanmış bir filmdi. Çevreyi kirlettiği için hastalıklara ve ölümlere yol açan bir fabrika/patron gerçeğini ortaya çıkaran bilim insanına halkın ilgi ve desteği anlatılıyordu.   Daha sonra patronun karşı saldırıya geçmesiyle birlikte işsiz kalacakları gerçeğiyle karşı karşıya kalan yöre halkı, fabrikaya karşı direniş içinde olan bilim insanına tepki koymaya başlar ve tepkinin dozu da o bilim insanının evinin taşlanmasına ve hatta canına kast edilmesine kadar vardırılır. Bilim insanı evinin taşlandığı, pencerelerin aşağıya indirildiği sırada söyler o sözü '' halk ancak kırık yılda bir haklı olur.''

Halk kırk yılda bir mi, yüz yılda bir mi haklı olur, başka bir soru. Halkın haklı olduğu an ne zamandır, nasıl ortaya çıkar konusu da öyle. Bildiğimiz kapitalizmin varlığını sürdürmesinin yolunun halkın, işçi sınıfı ve emekçi halkın düzenle ilişkisini şu ya da bu şekilde sürdürmesiyle ilişkisinden geçtiğidir. Komünistlerin sorumluluğu tam da burada, işçi sınıfı ve emekçi halkın düzenle bağının kopartılması noktasında ortaya çıkıyor. Siz ''daha aktif olunmalı'' diyorsunuz, sizin sorduğunuz soruyu ben size sorayım ''daha aktif olmak'' dediğiniz şey ne? Sanırım koşullar ne olursa olsun silahlı bir mücadelenin gündeme getirilmesini savunmuyorsunuz?

Daha önceki yorumumda söylediklerime ekleyecek pek bir şey yok. Komünist partiler kitleye yönelik propaganda ve ajitasyon yaparlar ve kitleyi kazanmak adına güncel verileri ideolojik süzgeçten geçirerek güncele müdahalede bulunmaya çalışırlar. Başka bir yolu yok. Kapitalizmin yol aldığı ve temel sınıfların ortaya çıktığı bir ülkede silahlı propaganda gibi yöntemlerin bir çözüm olmadığı ise çok açık. Kürt hareketinin silahlı mücadelesine özenmek veya bu silahlı mücadelenin belli bir toplumsal güce ulaştığı gerçeğini örnek olarak almak ise elmalarla armutları birbirine karıştırmaktır. Kürt hareketi etnik bir temelde siyaset yürütmenin ''kolaycılığı''na sahiptir. Sınıfsal temelde mücadelenin toplumsal bir güç haline dönüşmesiyle etnik temelde bir mücadelenin toplumsallaşmasını birbiriyle kıyaslamanın da doğru bir kıyaslama olduğunu düşünmüyorum.

Toparlayacaksak, toplumsal bir güç olabilme her şeyden önce örgütlenmeden geçiyor. Gerisi gerçekten laf-ü güzaf! Örgütsüz bir halk yenilgiye mahkumdur. Örgütleneceğiz, örgütleyecek, toplumsal bir (parti) aklını bir araya getireceğiz.

Israr ve inatla!



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
bedrettin
[ ..... ]

Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 30.08.2013
İleti Sayısı: 907
Konum: Trabzon
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder


Cevap Yazan: bedrettin
Cevap Tarihi: 08.01.2016- 10:53


Kitleyi arkasına almamış silahlı propaganda tekniklerini benimsemiyorum. Bu tür eylemlerin sola fayda getireceğine de inanmıyorum. Dünyada hiçbir örneği bulunmuyor. Almanya, Japonya ve İtalya'da benzer örgütler ortaya çıkmıştı ve hiçbir müspet sonuç yaratamadan da siyaset sahnesinden çekildiler. Silahlı propagandayı devre dışı bıraktığımızda kitlelerin düzenle bağını kopartacak başka yolların bulunması lazım geldiğine inanıyorum. Sadece propaganda ve ajitasyon, kitap bildiri dağıtmak yeterli gelmiyor. Kitleleri sokağa çağırmanın yolu sokağa inmeden mi bunu yapmak yoksa sokaktan mı seslenmek, düşünülmesi gerekiyor. Halk öncü olarak belirleyeceği bir sol partiyi sokakta görmek istemez mi? Daha etkili bir yöntem olamaz mı? Sokak derken kastım kürt hareketinin her türlü eylemine katılmak değil. Böyle bir görüntü kürt siyasetinin desteklendiği anlamına gelmekte ve kürt hareketi dışında sempati de uyandırmamaktadır. Hatta nefret uyandırmakta ve bölücülük olarak algılanmaktadır. Bunu söylemiyorum. Sokağa çıkmayı halkı sokağa çıkarmanın koşulu olarak görüyorum. Buna aktif siyasi mücadele de diyebiliriz. Böyle bir yöntem halkla kucaklaşabilmeyi kolaylaştırabilir.



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
solcu
[ kemal ]

Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 24.01.2014
İleti Sayısı: 1.709
Konum: Ankara
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder


Cevap Yazan: solcu
Cevap Tarihi: 10.01.2016- 00:13


Alıntı Çizelgesi: bedrettin yazmış

Sokağa çıkmayı halkı sokağa çıkarmanın koşulu olarak görüyorum. Buna aktif siyasi mücadele de diyebiliriz. Böyle bir yöntem halkla kucaklaşabilmeyi kolaylaştırabilir.



Bedrettin al sana sokak:)

http://www.solpaylasim.com/k6139-sosyalist-turkiye-yi-kuracagiz-yuruyusu.html

Sokak siyasetinin yapılmadığını mı söylemek istiyorsun, yapılıyor. TKP de yapıyordu, şimdi onun devamı olan KP de yapıyor. Daha ne yapılmasını istiyorsun:)



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 8.799
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

40 kere teşekkür edildi.
33 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 16.12.2019- 19:16


Ne olacak bu solun hâli? - Kemal Okuyan

“Sol ne zaman birleşecek” diye soruyordu birisi… Beriki “solun halktan kopuk olması”ndan şikayetçiydi… “Lider yok” diyordu bir başkası, şöyle heyecan uyandıracak yeni bir yüz, yeni bir yaklaşım… “Eskiye saplanıp kalmamalı”ydı “yeni yüz” arayanı destekleyen bir ötekine göre… Kimisiyse “İngiltere’yi örnek alıp Corbyn’i incelemek gerekir” düşüncesindeydi…

Velhasıl herkes soldan dertliydi, herkesin solu ayağa kaldıracak bir yol haritası mevcuttu, solun tepetaklak giden bir futbol takımından misliyle fazla akıl hocası vardı. Komşunun çocuğunu (bu bir gün Ufuk, bir gün Çipras, bir gün Corbyn’dir) her fırsatta evladına örnek gösteren anne babalar gibi şikayet ediliyor, reçeteler hazırlanıyor, arada çok kızınca “bunlardan bir şey olmaz” diye kestirip atılıyordu.

Belki ilk yanıtlanması gereken sorulmuyordu: Sol nedir, solun sınırları nerede başlar?

Belki sol kavramını artık bir kenara koyup solun içindeki ayrımların net bir biçimde ortaya çıkmasını sağlamak gerekiyordu.

Belki yalnızca ya da temel olarak seçimlere odaklanıldığında solu sadece ve sadece hüsranın bekleyeceği daha açık bir biçimde söylemenin zamanı gelmişti.

(...)

Olacağı şu…

Titizlikle emekçiler örgütlenecek, seçim manyağı olmadan, 365 gün, 24 saat kapitalizmin yıkılması gerektiğine ve yıkılabileceğine inanan, bunun için mücadele eden insanların sayısı artırılacak, dik durulacak, boyun eğilmeyecek ve sermaye düzeninin derin bir krizinde ortaya çıkacak tarihsel fırsat kaçırılmayacak.

https://haber.sol.org.tr/yazarlar/kemal-okuyan/ne-olacak-bu-solun-hali-276316



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 8.799
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

40 kere teşekkür edildi.
33 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 17.12.2019- 08:03


Kapitalizm altında sosyalistlerin ne yapması gerektiği sorusunun yanıtı kapitalizmden sosyalizme nasıl geçileceğinin, bir başka deyişle siyasal iktidarın nasıl alınacağı konusuyla doğrudan ilintilidir. Peki nasıl; bu sorunun yanıtı çok bilinmeyenli bir denklem midir? Hayır, değildir. Genel bir yaklaşımla, bir yanda işçi sınıfının   eli, bacağı, tırnağı :) değil, proletaryanın aklı olan ve kitlelerle bağ kurabilmiş bir Leninist parti olacak, bir taraftan da hem Leninist partide, hem sendikalarda örgütlenebilmiş ve artık ''eskisi gibi yönetilmek istemeyen'' bir kitlenin mevcudiyeti olacak. Siyasal alt üst öncelikle bu iki yapının varlığı ve tek bir yapı gibi hareket etme özelliği kazanmasıyla birlikte doğru strateji ve taktiklerle siyasal iktidarın kazanılmasını hedefine koyması ve sonuçta sürecin başarıya ulaşmasıyla mümkün hale gelebilecek...

Daha basiti...
Öncelikle bir Leninist bir partiye...
Ve ''eskisi gibi yönetilmek istemeyen'' bir halk'a ihtiyaç var...

Eskisi gibi yönetilmek istemeyen emekçi kesimlerin varlığı   nesnel durumla ilgili. Kapitalist süreç böyle bir devrimci durumu bir şekilde ve eninde sonunda somut bir gerçeklik haline getirecektir.

Önemli soru, sınıfın partiye ihtiyaç duyduğu momentte öyle bir partinin hazır olması için yapılması gereken şey nedir? Leninist bir parti, katı bir demokratik merkeziyetçilik yeterli midir? Böyle bir parti yapısıyla kitlelerin gözünü ve yönünü çevirecekleri bir yapı oluşturabilmek, Lenin'den bu yana yüz yılı aşkın bir zaman da geçmişken mümkün müdür, yeterli midir?

Bu soruyu daha da somut bir hale getirmek zorundayız, diye düşünüyorum. Şöyle: kitlelerin dönüp bakabilmesi ve aklı ve öncülüğünü kabul edebilmesi için o partinin adının Komünist ve iç işleyişinin demokratik merkeziyetçi olabilmesi yeterli gelir mi?

Benim bu konuda kaygılarım var, öteden beri bir yandan demokratik merkeziyetçilik derken öte yandan da biraz daha gevşetilmiş   ve sosyalist aydınlar konusunda da ''ufak tefek'' farklılıkları sorun etmeyen bir yapıdan söz etmeye çalışmam bundan...

Olur mu bilmem, ama önemli ve   bir şekilde olabilmeli...




Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 8.799
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

40 kere teşekkür edildi.
33 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 25.02.2021- 01:43


Alıntı Çizelgesi: hakkı yazmış

Alıntı Çizelgesi: melnur yazmış

Sn.bedrettin;

Türkiye güncelinde iki ana sorun var; birincisi adım adım otoriterleşen ve dinci faşizmi dayatan AKP iktidarıdır. Türkiye'de solda olmak özellikle ve öncelikle AKP karşısında kesin bir karşı tutum almak şeklinde olacaktır. AKP gerici kapitalist sistemin yürütücüsüdür. İdeolojik mücadelede düzene karşı mücadele edişimizin siyasetteki somut karşılığı AKP iktidarıdır. Türkiye'de solun düzen karşıtlığı bu temel gerçeklik üzerinden yürütülmelidir ve en az onun kadar önemli olan emperyalizmin bölge planlarına açıkça karşı çıkmak güncel siyasetin temel belirleyeni olmalıdır. Kürt sorununda bağımsız siyasetten yana olmak, emekçi kitleleri siyasete yöneltebilmek, yüzü sola dönük olan Haziran milyonlarına örgütlemeye çalışmak kabaca güncel siyasetin zeminini oluşturur. Türkiye siyasetinin genel başlıkları kabaca bunlar ve parti de bu başlıklar üzerinde ideolojisine uygun müdahalelerde bulunur. Siyaset dediğimiz şey de bu tür müdahalelerden başka bir şey değil ki. Önemli olan Türkiye nesnelliğinin solu daraltıcı etkisi ne kadar fazla olursa olsun, inan ve ısrarla sosyalizm demeye devam etmek, sosyalizm mücadelesine etkin olarak katılmak ve örgütlenmenin altını çizmektir.





Sn Melnur
Soyut mücadele biçimini anlatma somut şeyler söyle .KP ler toplumlara ulaşamıyor güncel siyaset kürt meselesi. İşçi sınıfı sus pus olmuş bir askari ücret konusunda bile aktif değil belki de kıdem tazminatı bile gidecek

Ne yapılacak anti emperyalist mücadelede gericiler milliyetçilerle var. Kürt meselesinin bir ucunda emperyalistler var. Haziran bitmiş artık sesi soluğu çıkmıyor.

Hükümet, Devlet giderek gericileşiyor faşist uygulamalar her gün büyüyor
Ne yapılacak Kürt siyaseti ile birlikte olarak emperyalizmi görmemezlikten mi gelinecek. Anti Emperyalizm yapılarak gericileri milliyetçilerle mi durulacak. Ne yapılacak.

Her gün gericileşen faşizm doğru hızla yol alan iktidara karşı anti faşist cephede mi yer alınacak.
Somut bir şey açık adres.
Hepsi birden çuvala sığmıyor.

1905-1907 de Lenin ne yapmış bir yanda çar bir yanda paylaşım savaşı bir yanda alman emperyalizm,i   kiminle hangi koşulda itifak etmiş hangi Mücadeleyi daha gerilere bırakmış hangini öne almış

Bak güneyimizde savaş var iki emperyalist güç paylaşım savaşında .Aynı güneyimizde yeni bir devlet kuruluyor emperyalistler onlara yardım ediyor. Dün biji obama diyenler bu gün biji putin diyor.

Ülkede ugulanmak isteyen faşizm e karşı bazı işverenler gezi de solcuların yanında idi.

Sn Melnur Hitler neden yenildi biliyormusun cepheyi çok geniş tuttuğu için .
Geniş cephe savaşı baştan kaybettirir insana .
En kritik anda somut hedef göstermeyen komünist öncüde savaşı başlamadan kaybetmiştir.
Biz bunu 1980 de yaşadık savaşı başlatamadığımız için kaybettik.




Araya sıkışmış bir yorum. ''ne yapmalıyız, somut söyle'' diye yakınılmış ama alıntı yaptığı yorumumda ne yapılması gerektiği konusunda düşüncelerimi aktarmışım, zaten. Demek ki, daha da somutlaştırmamı istemiş, Sn.baykuş.

Öne çıkartıyorum bu başlığı, zaman zaman işlenebilir.



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 8.799
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

40 kere teşekkür edildi.
33 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 27.02.2021- 05:52


Konu başlığı ''kapitalizm altında sosyalistler ne yapmalı?'' Yanıt da belli aslında, sosyalizm için mücadele etmeli. Sosyalizm için mücadele de en başta siyaset yoluyla halk sınıflarını etkilemekten, toplumsal alanda güçlenmekten geçiyor; bu konu öyle şapkadan tavşan çıkarmak veya nette bulunan bir takım cümleleri pek de anlamadan, ezberlemek ve   papağan gibi tekrarlamaktan da geçmiyor. Bir de...

Evet bir de, şu sanal ortamın verdiği cesaretle kerameti kendinden menkul bir solculuk taraftarı olmamayı önemsemek gerek. Neydi o günler, inanılmazdı, ''istişareye yatmak''tan bile söz edilir olmuştu. Kapital iki kez hatmedilmişti de herhalde yetmemiş olacak ki, bir üçüncüsüne yatılacağı konusu ballandıra ballandıra anlatılır olmuştu. Böyle günlerden geçtik. SSCB yıkıldığında saldırılarını arttıran neo-liberal ideolojinin etkisinde ''başka bir sosyalizm!'' arayışında olmaktan kurtulmaya çalışmak bile ''ne yapılmalı'' sorusunun bir yanıtıdır.  

Sosyalist mücadele bir örgütlü mücadeleyi kapsar. Yapılabiliyorsa siyasal açıdan partini bulacaksın ve gerçek yaşamının bir yerinde partili bir yaşam olacak; ne yapılmalı sorusunun yanıtı bir anlamda bu.

Samimi olmak, kendine oynamamak; yine sanallıktan cesaret alarak bir iki kişiyi kandırmak ve bu yolla ego tatmini yaşamak da solculuk ve dahi enternasyonallik olmadığının bilincinde bu tür patolojik sorunlar yaşayanları deşifre etmek ve olmuyorsa ciddiye almamak da ne yapılmalı sorusunun bir yanıtıdır.

Sanal ortamda bu tür işi AKP trollüğüne kadar vardıranlara dikkat etmek de yine ne yapılmalı sorusunun bir karşılığıdır...

Okumadan bilmek mümkün değildir; okumak, anlamaya, kavramaya çalışmak solcu olabilmenin önemli bir parçası; akıl yürütmek bir de. Aristo mantığının gerisinden -şaka gibi- diyalektikten söz etmeye çalışmak gerçekten komik. Çevremizde bulunan bir iki kişiyi kandırmak pahasına bu kadar komikliğe değer mi? Son günlerde çokça değinmeye çalıştığımız devlet, düzen partiler konusuna bakalım. Düzen partileri de olsa hepsi için ''bir ve aynı'' denilebilir mi? Sınıfsal kökenleri aynı diye böyle bir yaklaşım bir ezber haline dönüştürülebilir mi? Hitler Almanya'sı örneğin, Hitlerin devleti ele geçirip devletleşmesinin hiç mi önemi olmayacak? Faşizmle demokrasiyi aynılaştırmanın koskoca bir yanlışlık olduğunu anlamayacak bir akıldan hiç solcu falan olabilir mi? Ama bizde özellikle sanalda oluyor ve adı da ''enternasyonalist komünistlik'' oluyor!

Üslup önemli. ''Efendim''li ve gereğinden fazla nezaketli cümleler kurulmasından söz etmiyorum; yeterince bilgiye sahip olunmadan biliyormuş gibi, çok çok biliyormuş gibi tutturulan bir anlatım biçimini işaret ediyorum. Hiç bilmediğini bildiğin bir konuda biraz önce internette bulduğun bir cümleyi cımbızlamanın bilmek anlamına gelmediği anlaşılmak zorunda. Bilmek, bilgi böyle bir şey değil. Bilgi edinmenin ve sonuçta o bilginin bir düşünceye dönüşmesi bu şekilde bir yaklaşımla oluşmaz. Türkiye'de yaşıyoruz; gözümüzün önünde bir yaşam sürüp gidiyor ve bizim de içinde bulunduğumuz o yaşamla örtüşmeyen herhangi bir bilginin gerçekliğinden söz edilemez. Güncellik analiz edilmeden, güncel olanla ilişki kurulmadan   geçmiş ve gelecek arasında bir bağlantı kurulamaz. Bilgi havada kaldıktan ve bugünü anlamamızda etkili olamadıktan sonra bir faydası yoktur. Bu koşullarda Marksizmden söz edebilmenin ise hiç anlamı yoktur.

Ne yapılmalı sorusunun yanıtı sanıyorum özellikle sanalda yıllar boyu yaşananları da hatırlayıp ne yapılmaması gerektiğini kavramaktan geçiyor. Ne yapılmamasını kavrarsak, sanırım eninde sonunda ne yapılması gerektiği sorusunun yanıtını da kendimizce bulabilmek mümkün hale gelecektir.




Yeni Başlık  Cevap Yaz
 Toplam 2 Sayfa:   Sayfa:   «ilk   <   1   [2] 



Forum Ana Sayfası

 


 Bu konuyu 1 kişi görüntülüyor:  1 Misafir, 0 Üye
 Bu konuyu görüntüleyen üye yok.
Konuyu Sosyal Ortamda Paylas
Benzer konular
Başlık Yazan Cevap Gösterim Son ileti
Konu Klasör Ne yapmalı, nasıl yapmalı? melnur 1 1433 06.03.2019- 06:26
Konu Klasör Altında ne var, kazıyınca ne çıkar? melnur 0 279 20.07.2020- 06:14
Konu Klasör ''Hepimiz tehdit altındayız...'' melnur 3 501 28.07.2020- 02:17
Konu Klasör Ne yapmalı? melnur 3 1659 23.01.2021- 03:41
Konu Klasör Sol bu dönemde ne yapmalı? melnur 5 477 05.09.2020- 04:24
Etiketler   Kapitalizm,   altında,   sosyalistler,   yapmalı
SOL PAYLAŞIM
Yasal Uyarı
Sitemiz Bir Paylasim Forum sitesidir Bu nedenle yazı, resim ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenebilmektedir. Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir. Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazı ve materyalleri 48 Saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır.
Bildirimlerinizi info@solpaylasim.com adresine yollayabilirsiniz.
Forum Mobil RSS