SolPaylaşım  
Ana Sayfa  |  Yönetim Paneli  |  Üyeler  |  Giriş  |  Kayıt
 
OTURUYORSAN KALK; AYAKTAYSAN YÜRÜ; YÜRÜYORSAN KOŞ!
Yurt ve dünya sorunlarına soldan bakan dostlar HOŞGELDİNİZ .Foruma etkin katılım yapabilmeniz için KAYIT olmalısınız.
Yeni Başlık  Cevap Yaz
 Toplam 2 Sayfa:   Sayfa:   «ilk   <   1   [2] 
Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 10.121
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

49 kere teşekkür edildi.
35 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 17.01.2023- 01:41


Üç başlıkta yazdığın yazıları okuduktan sonra burada yaptığın yorumu sona bırakmak istedim. Çünkü en belirgin yanlışın burada yaptığın yorumda ortaya çıkıyor. Diğerlerinde de var aynı hata ama, buradaki çok daha belirgin.

Sevgili Proleter-Devrimci, Marks'ın sözüdür, bilirsin, çok da yinelenir: ''Olaylar göründüğü gibi olsaydı, bilime ihtiyaç kalmazdı.'' der. Yani görüneni, açıkta olanı, dış görünüşü gerçek olarak kabul edip düşünce ve yargılarımızı o görüntü üzerinden şekillendirmeye çalışırsak çok yanlış yorumlarda bulunur ve olan biteni kavramakta zorluk çekeriz, anlamında. Üstteki yazınız tipik bir örneği bu durumun. Sadece gereksiz bir ''samimiyet'' ve ''ego tatmini'' sözcüklerini de   ekleyerek bir şekil vermeye çalışmışsınız ya da bana bir göndermede bulunmuşsunuz:) ama o da yazıya pek oturmamış ve yazıyı kurtarmaya yetmemiş.

Doğrudur, bir dönem hatta uzunca bir dönem diğer üç sözde sol, sosyalist ve enternasyonal forumlar (handiyse) kuyrukçuluk yapar ve Kürt hareketinin liberallerle ve dahi AKP'yle birlikte ülkeye, bölgeye (hızını alamayanlar dünyaya da) demokrasi ve özgürlük getireceğini savunurlardı. Öcalan'ın Marks ve Lenin hakkında söylediklerini ve bir anlamda reddiyesini ( önceleri savunur muydu, o da ayrı konu) baştacı ederlerdi. Lenin'in UKKTH konusundaki kimi alıntıları da sürekli yineler dururlardı. Hatırlarsınız, sanırım. Ben de karşı çıkardım. Karşı çıktığım için ''ulusalcı, neo-faşist, sosyal şoven ve hatta ''Ergenekoncu'' olarak damgalanıyordum. Sadece ben değil. Başta TKP ve CHP olmak üzere yeri geldiğinde Solparti ( o zaman ÖDP) ve hatta Halk Cephesi de bu yakıştırmalardan payını alırdı.

Uzatmayayım, dediğiniz gibi ben karşıydım, birileri de destek verirdi.
Görünen şey buydu.( Aslında karşı oluşumun nedenlerini sürekli yazardım o dönem ama siz ya hatırlamıyorsunuz ya da nedense, şimdi, görüntüyle yetinmeye çalışıyorsunuz.

Oysa görüntünün altında birtakım gerekçeler var, o gerekçeler analiz ediliyordu ve karşıt pozisyon da o nedenle alınıyordu. Basitçe açıklayayım. Onlar, oralarda UKKTH'yi savunur görünür ve bunu kuyrukçuluklarına malzeme yaparlarken bense UKKTH'nin Kürt sorununa uygulanamayacağını söylüyordum. Sadece Lenin'in yazıp çizdiklerini baz alsak bile bir sosyalist, Türkiye gerçekliği içinde ayrılıkçı bir siyasetten yana olamazdı, olmamalıydı. Detaylarına girmiyorum, bu konuda Lenin'in hemen hemen neler söylediği konusunda epeyce bir araştırma yapıp bir yazı da kaleme almış üç foruma da asmıştım. Karşıtlığımın temel nedeni buydu. ( Yazı bu: UKKTH'den anlaşılması gereken... (solpaylasim.com) )


İkinci konu Kürt ulusalcılığının ulusal haklarının olduğunu ve bunun için demokrasi ve özgürlük konusunu öne çıkarması doğaldı ama yanlış olan bunu AKP'yle yapmaya çalışmasıydı. Bu durum, bu birliktelik AKP'nin önünü açıyor ve devlete egemen olma yönünde örgütlü gericiliğe prim tanıyordu. Bu yüzden şiddetli bir karşı duruş gösteriyordum.İkinci temel karşıtlığım da bu konudaydı. Hala aynı yerdeyim, yani hiç değişmedim. Hem UKKTH ve hem de AKP konusunda aynı şeyleri söyleyebiliyorum.HDP'nin ve özellikle Demirtaş'ın doğrudan ayrılıkçı bir siyaset izlemediklerini, bu konuda PKK ile ayrıştıklarını ve   AKP ve Saray Rejimi karşıtlığında bir pozisyon aldıktan sonra sürekli olarak dışlandığı ve şeytanlaştırıldığını bu yüzden baskıya ve zulme uğradığını söylüyor ve Türkiyelileşme siyasetine destek veriyor, sosyalistlerin bu başlıklarda bir dayanışma içinde olması gerektiğini savunuyorum. Yani?


Yanisi şu sevgili arkadaş, bir önceki koşullarda ortaya çıkan karşıt pozisyonu hala aynı başlıklarda savunmama karşın, bugün ortaya çıkan farklılık nedeniyle HDP ile karşılıklı bir ihtiyaç durumu oluştuğunu ve bu yüzden HDP'nin ötekileştirilme ve şeytanlaştırılmasına karşı çıkarak bu konularda ve elbette Türkiyelileşme konusunda bir samimi dayanışma ( ve hatta ittifak; ayrı bir konu bu) içinde olunması gerektiğini savunuyorum.(Bir kez daha) yani görünenin altındaki özü (gerçeği) görmeye çalışsaydın, konuyu kavrama olanağın olacaktı ve üstteki yorumda bulunmanın gereksizliğini ve yanlışlığını hemen anlayıverecektin. NEDEN sorusu önemli, ben burada defarca anlattığım şeyleri özetlemeye çalıştım, ama UKKTH konusunu savunur görünenler şimdilerde aynı coşkular içinde HDP'yi savunabilirler mi? O zamanlar sürekli olarak ceplerinden çıkardıkları Lenin alıntılarıyla Kürtlerin ayrı devlet kurması gerektiğini dile getirip bu konuda onların yanında olduklarını ve dahası Kürt siyasetinin yanında ve yönlendirmesi altında olduklarını söylüyorlar mı? Farklı bir yerdeyseler, özeleştiri nerede?

( Konu bu kadar da değil aslında, daha yakından bakılmalı, neden sorusuyla birlikte konu ayrı bir çözümleme içermeli. Burada gizli AKP'cilik dediğim konu var ki, burada bu konuya girmek yersiz; gerçi bu konuda da epey yorumlarda bulunmuştum, atlamışsın sanırım.)

Sonuçta, durum böyle, yani görüntünün altındaki gerçek bu .






Bu ileti en son melnur tarafından 17.01.2023- 09:27 tarihinde, toplamda 1 kez değiştirilmiştir.
Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 10.121
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

49 kere teşekkür edildi.
35 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 22.01.2023- 05:27


Şu açık; altılı masa ne yaparsa yapsın sadece sosyalistlerin desteğini alsalar bile HDP'nin desteği olmadan seçim kazanılamaz. Tartışmasız bir gerçek bu. Ama bu tartışmasız gerçek, altılı masanın açık seçim HDP'yle iişkiye geçmesi ve onun isteklerini dkkate almasını ve görüşlerini dinlemesii mi gerektiriyor? Keşke olabilse, keşke HDP ve başta TİPve Emep başta   olmak üzere diğer ittifak bileşenlerine masada bir yer olabilse. Sadece seçim kazanmak, referandumda saray rejimini yenilgiye uğratmak için de değil ve aynı zamanda HDP'nin Türkiyelileşme yolunda önünün açılması için çok önemli bir adım olurdu. Ama bu koşullarda, bu konjöktürde mümkün değil. HDP'nin böyle bir beklentiden bir an önce sıyrılması gerekiyor.

Demirtaş ve Ahmet Türk bu hareketin önemli isimleri. Sağduyulu açıklamalar yapıyorlar. Seçimin birinci turda kazanılması için her partinin ve özellikle HDP'nin üzerine düşeni yapması lazım. Anketler farklı sonuçlar gösteriyor bize. Etrafında birleşildiğinde Kılıçdaroğlu kazanabilecekse, böyle bir potansiyel varsa HDP beklentilerini referandum sonrasına bırakmalıdır. Toplumda var olan umudu örseleyecek açıklamalardan kaçınmalıdır. Şurası çok açık, bu saatten sonra ne bölücü siyasetlerin Kürt ve Türk halkı üzerinde bir etkisi ve karşılığı olabilir ve ne de seçim sonrasında açılabilecek olan bir demokratikleşme paketiyle Kürt halkının ulusal haklarının artık görmezden gelinebilmesi mümkün olabilir.

Türkiye şiddetten de, sürekli bir sorunlar yumağının içinde debelenmekten de bıkmıştır. Bu ülkede şiddeti geride bırakacağımız ekmek ve barış günlerine ihtiyaç vardır. Bu adımı atabilmenin yolu hiç kuşkusuz saray rejimini devirmekten geçiyor. Bugün için olmazsa olmazımız budur. Yoksulluğumuzu ve yoksunluğumuzu yenebilmemizin ve bu içinde debelendiğimiz cendereden çıkabilmemizin yolu saray rejimininden kurtulmakla başlıyor olsa da,   sorunlarımızın çözümünün ve gerçek bir ekmek ve barış günlerinin gelebilmesinin yolu hiç kuşkusuz sonrasındaki mücadeleyle de doğrudan ilişkili. Ama altı kalınca ve bir kez daha çizilmeli ki, bu özlem dolu günlerin gelebilmesine yönelik mücadelenin doğru bir zemine oturabilmesinin yolu da saray rejiminin yıkılması ve 20 yılı aşan bu gerici süreçten bir an önce çıkılmasını gerektiriyor. HDP bu konuda gereken duyarlığı gösterecektir ve ''akil adamları''nın yol göstericiliğinde cumhurbaşkanlığı referandumunda gerekeni yapacaklardır diye düşünüyorum.

HDP'nin özellikle Ahmet Türk ve Demirtaş'ın Kılıçdaroğlu vurgusu önemli. Altılı masadan Kılıçdaroğlu kararı çıktığında ve masadaki partiler bu kararın arkasında durduğu ve seçimin kazanılmasına yönelik bir çaba içine girdiklerinde HDP'nin de sosyalistlerin de katkısıyla referandumun birinci turda kazanılacağını düşünüyorum. Ocak ayı altılı masa için   belki son rötüşlerin yapılacağı bir zaman aralığıdır. Sonrasında, çok da zaman yitirilmeden aday açıklanacaktır ve bence bu aday Kılıçdaroğlu'nun da bu kez bir büyük hata yapmamasına da bağlı olarak Kılıçdaroğlu'nun kendisi olacaktır. Bir sosyal demokrat partinin genel başkanlığında olması gereken niteliklerden yoksun olan Kılıçdaroğlu'nun   bir devlet adamı olabilme kapasitesi yönelik bireysel niteliklere sahip olduğundan hiç kuşkum yok. Kılıçdaroğlu'nun cumhurbaşkanlığı HDP'nin ve hatta sosyalistlerin de ayaklarını yere bastığı bir diyalog zeminini ve o özlemini duyduğumuz ekmek ve barış günlerinin önünün açılabilmesinin bir gerekli koşulu da olabilir. Sonrası bence sonrasının, sonrasındaki şiddetsiz bir mücadelenin işi olacaktır.

Referandum, hep yineliyoruz, sosyalistler için de bir yol ayrımına yol açacaktır. Hangi sol, hangi sosyalistler bu konuda adım atıyor, kim, hangi sosyalist parti bu süreçte halkın heyecanıyla ortaklaşabiliyor, kim ve hangi sol-sosyalist parti yine bu süreçte ekmek ve barış günlerinin mücadelesi için gerekli olan emekçi kesimlerin kazanılması yönünde hem örgütsel anlayışını ve hem de kitlelerle arasındaki mesafeyi kısaltacak bir siyaseti kurabiliyorsa bu süreçte birkaç adım öne çıkacak, halkın güvenini de kazanabilecektir. Kuru soyut bit örgütlenme çağrılarının karşılık bulmadığı, ''komünstler yükseliyor'' ya da ''ordan burdan partiye katılımlar var'' ajitasyonlarıyla bir sonuç alınamadığı gerçeğini artık görebilmeli ve bu tür kronikleşmiş hatalarımızı bırakmalıyız. Zamanı geldi, geçiyor.

Türkiye büyük bir ülke, potansiyeli olan bir ülke, geçmişi yüz akı gençlik liderleri yetiştirmiş bir ülke.İşçi sınıfı mücadelemiz çok büyük başarılarla da dolu. Ama özellikle 12 eylül 1980 yenilgisi ve sonrasında gelen reel sosyalizm yenilgisiyle dumura uğramış, uğratılmıştır. 14 Mayıs tarihi bir milat olacaktır diye düşünüyorum. Örgütlü gericiliğin yenilgiye uğratıldığı ve solun ve sosyalizmin bu yıkıntılar üzerinde yeniden yükselişe geçeceğ bir tarih. Umudu çoğaltmalıyız; resmiyete dökülmese de açıklanan bu tarih umudun da yükselişe geçeceği bir tarih olur umarım. Ekmek ve barış günlerinin sağlamca atılacağı ve tepyeni bir mücadelenin yepyeni kadrolarla verilebileceği bir tarih....

Umarım hep birlikte başarırız.



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 10.121
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

49 kere teşekkür edildi.
35 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 26.01.2023- 00:46


Tele1'de Emek ve Özgürlük İttifakının iki bileşeni olan EMEP ve HDP'nin katıldığı ve ayrıca Sosyalist Güç Birliği'nden TKP, SOLparti ve TKH'den bir yöneticinin dahil olduğu programı izliyorum. Programın ilk bölümünde moderatör Zeynel Lüle ısrarla referandumda ne yapılacağı sorusunun yanıtını almaya çalışıyor. Emek ve Özgürlük İttifakı'ndan Emep'in, Sosyalist Güç Birliği'nden SOLpartinin açıklamaları çok net. Birinci turda   Saray Rejiminin sandıkta yenilgiye uğratılmasının gerekrtiğinin altını kalınca çiziyorlar. Ve bunun gereğini de yapmaya hazır olduklarını somut bir biçimde ortaya koyuyorlar. Söz TKP ve TKH yöneticilerine geldiğinde ise bu arkadaşlar   bir türlü somut ve net bir açıklama yapamıyorlar. Açıklama yapıyorlar elbette, bu konuda bir şeyler söylüyorlar da ama Saray rejiminin sandıkta yenilgiye uğratılması konusunda nasıl bir siyasi pozisyon alacakları konusunda tatmin edici bir yanıt üretemiyorlar.

Bugün bir TKP'li arkadaşla bu konuyu konuşmuştum. TKP'nin İBB   seçimlerindeki tutumunu yanlış bulduğumu ve bu yanlışlığın hale devam ettiğini ve muhtemeldir ki   14 Mayıs'taki Cumhurbaşkanlığı referandumuna da yansıyacağını, bu yüzden partiden istifa etmek durumunda kaldığımı söyledim. TKP'li arkadaş biraz durakladı ve ''eğer TKP altılı masayı desteklerse ben de o zaman istifa ederim'' diye karşılık verdi. Açıkçası can sıkıcı bir durumdu: Arkadaş saray rejimine karşı somut bir karşı duruş almanın altılı masanın dümen suyuna girmek anlamına geldiği şeklinde bir algıya sahipti. İBB seçimlerinde AKP-MHP ittifakını geriletmenn önemini ve 14 Mayıs referandumunda 21 yıllık bir gerici zihniyetin sandıkta mutlak bir yenilgiye uğratılmasının sosyalistler için de   bir zorunluluk haline geldiği gerçeğini kavrayamamak anlaşılabilir ve kabul edilebilir   olabilir mi? Ve bu konuda kimi arkadaşlarımızda var olan bu (yanlış) algının bir nedeninin de TKP ve TKH'deki siyasi kararsızlık olarak niteleyeceğimiz durum olmadığı iddia edilebilir mi?

( Şu anda TKP   PM üyesi üstüne basa basa en öncelikli görevin ''Erdoğan'ın gönderlmesi'' olduğunu söylüyor. Daha önce tıpkı TKH temsilcisi gibi ''işçi sınıfını seçeneksiz bırakmayacağız'' demişti. Benzer sözcükleri K.Okuyan da kullanmıştı. https://www.solpaylasim.com/k8463-kemal-okuyan-kilicdaroglu-icin-oy-isteriz-.html Bir problem oduğu çok açık. Bir de ''Sosyalist Güç birliği bileşenleriyle konuşup referandum konusunda ne yapılması gerektiğine karar vereceğiz'' diyorlar. (Parti disiplini böyle bir şey. Aynı cümle yine Kemal Okuyan'dan da söylenmişti) Tamamı sosyalist dört bileşen bir araya gelip karar veremiyorlar mı? Üstelik bileşenlerden SOLparti seçimin birinci turda kazanılması için ortak adayın desteklenmesi gerektiğini söylemişken, TKP ve TKH arasında da bu konuda - bu kararsızlıkta- hiçbir fark bulunmuyorken, neden hala somut bir siyasi pozisyon belirlenmez?)

Bence kararsızlıktan bir an önce çıkmak gerekiyor, kararsızlık, önüne geçilemeyen bir tutarsızlığa yol açmakta ve o da özellikle üye ve sempatizan kitlede doğru olmayan bir algıya yol açmaktadır.




Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 10.121
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

49 kere teşekkür edildi.
35 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: Dün, 01:35


Oda tv Yazı İşleri Müdürü Can Özçelik sordu, Sosyalist Güç Birliği Bileşenlerinden SolParti Başkanlar Kurulu Üyesi İsmail Hakkı Tombul yanıtladı.

Sosyalist Güç Birliği Cumhurbaşkanlığı referandumunda ne yapacak?






Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 10.121
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

49 kere teşekkür edildi.
35 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: Bugün, 02:12


6'lı Masa'nın adayını açıklayacağı tarih netleşti

Saadet Partisi’nde 13 Şubat’ta yapılacak toplantı sonrası 6'lı Masa'nın adayı ilan edilecek.

Resim Ekleme


6'lı Masa 30 Ocak'ta programını açıklayacak, 13 Şubat'ta ise adayını.

Cumhuriyet'e konuşan 6'lı Masa'dan kurmaylar, adayın Saadet Partisi’nde 13 Şubat’ta yapılacak toplantı sonrası ilan edileceğini söylerken, “Liderlerin buluşması sonrası yayımlanacak bildiride, yine bir tarih verilerek adayın nasıl tanıtılacağı duyurulur. Adayla beraber geçiş süreci çalışması da anlatılabilir. Böylece hem ‘Aday kim?’ hem de ‘Geçiş sürecinde 6 partinin genel başkanına ne olacak, yetkileri neler olacak?’ gibi sorular netleşmiş olur” dedi.

https://haber.sol.org.tr/haber/6li-masanin-adayini-aciklayacagi-tarih-netlesti-363798



Yeni Başlık  Cevap Yaz
 Toplam 2 Sayfa:   Sayfa:   «ilk   <   1   [2] 



Forum Ana Sayfası

 


 Bu konuyu 1 kişi görüntülüyor:  1 Misafir, 0 Üye
 Bu konuyu görüntüleyen üye yok.
Konuyu Sosyal Ortamda Paylas
Benzer konular
Başlık Yazan Cevap Gösterim Son ileti
Konu Klasör Türkiye bu referandumu kaldıramaz munzur 4 3065 20.05.2016- 13:37
Konu Klasör Sosyalist solun referandumu... melnur 10 448 15.12.2022- 09:07
Konu Klasör TKP Cumhurbaşkanlığı seçimindeki yol haritasını duyurdu... melnur 5 819 22.01.2022- 08:38
Konu Klasör Cumhurbaşkanlığı seçim anketi: İmamoğlu ve Yavaş, Erdoğan'ı geçti melnur 13 2590 17.12.2021- 01:12
Konu Klasör Mithat Sancar: Cumhurbaşkanlığı seçiminde üzerimize düşen sorumlulukların farkındayız melnur 2 298 28.09.2022- 06:05
Etiketler   Cumhurbaşkanlığı,   referandumu.
SOL PAYLAŞIM
Yasal Uyarı
Sitemiz Bir Paylasim Forum sitesidir Bu nedenle yazı, resim ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenebilmektedir. Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir. Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazı ve materyalleri 48 Saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır.
Bildirimlerinizi info@solpaylasim.com adresine yollayabilirsiniz.
Forum Mobil RSS